RSS Feed for This Post

Kemalist İslâm : Atatürk’ün vecizeleri Yeni Kuran’a eklenecek!

Kemalist İslâm : Atatürk'ün vecizeleri Yeni Kuran'a eklenecek!Kemalist İslâm : Atatürk'ün vecizeleri Yeni Kuran'a eklenecek!

“…Hac yasak, kaçak olarak gidenlerden 10000 tl alınacak, Hacca alternatif olarak Anıtkabir işaret ediliyor. Cami ve mescitlerde Hz. Ömer, Hz. Ali gibi din ulularının isimlerinin yanına Türk Kurtuluş savaşı önderlerinin de adı yazılacak. Hafızlık ve Arapça metin ezberlemek yasaktır… Cemaatle namaz, sabah ve akşam olmak üzere iki vakte iniyor. Teravih de dahil olmak üzere namaz rekatları sekizi geçmeyecek … Namaz dili öz Türkçedir … Kemalist Bilginler tarafından Bir Kuran özeti vücuda getirilecek. Bu Kur’an özetinde çiçek ve hayvanseverlik, vergiyi zamanında ödeme, keşif ve icat, ziraat, turizm, istiklal ülküsü, tabiatta arama ve inceleme gibi konular olacak. Peki ne olmayacak: Ahiret inancı, Akıl ve mantığa aykırı ayetler, insan haklarıyla bağdaşmayan ayetler, sorgu, hesap, hemen hemen ahkam ayetlerinin tamamı yeni Kuran’da olmayacak. Peki bu boşluk nasıl dolacak: TBMM tarafından kabul edilen kanun maddeleri, Atatürk’ün demeçlerinden pasajlar, vecizeler bu Kuran’a ilave edilecek…”

Türkiye’de Laiklik macerasının izlediği yolun, söyleminin, hayata bakış açısının herhangi bir “izm” den çok daha farklı, çok daha radikal, çok daha kapsayıcı ve ötekine “yaşam alanı hakkı tanıma” açısından çok daha dar bir çerçeve çizdiğinin farkındasınızdır.

Benim bir tespitim var; baştan söyleyeyim yanlış da olabilir.

Durumum, biraz da hani o meşhur anekdotta nakledilen durum gibi yani:

 “Habibi Dede, çok eskiden yaşamış eski bir Mevleviymiş. Dede, söz ve sözde ahenge hayran olduğu için şiir de yazarmış. Fakat yazdığı şiirler yalnız ahenkten ibaretmiş. Birgün kendisine sormuşlar: Efendim, bu sözler güzel, vezni yerinde, kafiye yerinde, ahenk pek mükemmel, fakat manası nedir? Dede şöyle cevap vermiş: ‘Erenler, bize alem-i Lahuttan yalnız elfaz (sözcükler) verildi, manaya karışmayız” .

Biz de bu yazının sonunda manaya erişemeyebiliriz amma, kubbede hoş bir seda bırakabilirsek ne mutlu bize.

Naçizane tespitim şu: Türkiye’de Laikliğin tesisi amacıyla gidilen yol şaşırtıcı bir biçimde dinin tesisi esnasında izlenen yolla örtüşmekte.

Bir paradoks gibi göründüğünün farkındayım ama nicedir bu konu hakkında çok ciddi şüphelere sahibim. Şöyle ki; Her “izm” haklı olarak kendi yaşam tarzını, dünya görüşünü, herhangi bir konudaki düşüncesini topluma empoze ettirmekle mükelleftir. Hiçbir “izm” yoktur ki hakimi olduğunu iddia ettiği toplumun eğitim öğretimine, kurumlarına, kılık kıyafetlerine sınırlı da olsa müdahale etmek istemesin.

Dinin de talepleri bundan farklı değildir. Türkiye’de dinin sadece Allah ve kul arasında yaşanabileceği gibi sakat bir inanış var. Baştan söyleyelim, bu inanışın sahipleri bu görüşe iman edebilirler ama bu imanın “geçerli olan tek makamdan” onay alması imkansızdır. Nasıl ki bir sosyalist “benim inancım Lenin’le benim aramda” demiyorsa, Kimlik olarak kendini bir şekilde İslam ile ilişkilendiren bir kimse de benzer cümleyi kuramaz. Yanılmıyorsam Mevdudi’nin bu tezi kuvvetlendirici bir cümlesi vardı: “Bir Yaradan’ın emirleri evde, okulda, sinemada, sokakta, yani sosyal hayatta kullanılmayacaksa o zaman bir dine ne gerek vardı, ya da şöyle soralım; böyle bir İlah’a kim neden inansın ki?”

Türkiye’de kült Laik kesim kabul etsin veya etmesin bu alanda çok ciddi bir çatışma var. Bu kesimin, “kamusal alan” teziyle hayatın dışına itmeye çalıştıkları din ve o dinin dindarları bu yok edilişi on yıllardır kabul etmiyorlar. Burada Hitler’in “Kavgam” kitabının arka kapağında yazan o etkili cümle geliyor aklıma: “Hiçbir doktrin, kendinden önceki sistemin kalıntılarına tahammül edemez”.

Hitler’in bu sözünü aklınızda tutun. Sevan Nişanyan’ın “Yanlış Cumhuriyet” kitabında bir kıyaslama var. Yazar, devrin otoriter rejimlerini anlattıktan sonra hemen hepsinin muarız bildiklerine karşı sert olduğunun altını çiziyor. Bir noktanın daha altını çiziyor Yazar: “… Ne kadar otoriter olurlarsa olsunlar hemen hiçbiri Ülkelerinde geçerli olan dini karşılarına almak istememişlerdir. Bunun ayrıntılarına girmek gerekirse; Sovyetler’de açıkça düşmanlık ön plandayken, Nazi Almanya’sında kiliseye karşı üstü örtülü bir baskı sözkonusudur. İtalya, Avusturya ve Macaristan’da ise ‘sağ rejim’, ortak ‘sol’ düşmana karşı kilisenin desteğini sağlama çalışmasına girmiştir.”

Genç Türkiye’de sürecin Sovyetler pratiğiyle örtüştüğünü hatırlatmak gerekir mi bilemiyorum. Özellikle ilk devirlerdeki dindar kesim üzerinde kurulan baskı bir çok kitap ve o kitapların müellifi tarafından defaatle anlatıldı. Devrimin çakıl taşları, şeriat yolunda yürüyenler ve sürünenler, Son devir Osmanlı ulemaları ve benzeri kitaplarda yapılanlar anlatılmakta, tekrarına gerek yok. Ama benim aradığım yine de bunlar değildi.

Ben kendisinin bir doktrin olduğu iddiasıyla yola çıkan Kemalizm’in, kendisine rakip olarak gördüğü İslam’la yolu kesiştiğinde ona ne yaptığını veya aklından ne yapmayı geçirdiğini merak ediyordum. Yani dinin kendisine ve sahibine karşı takındığı durum neydi?

Daha açıkça sormak gerekirse, Laik Cumhuriyet ” Allah’a şirk koşmuş muydu?”

Bu soruya verilecek cevap, biraz mahcup da olsa teşebbüs edildiği yönünde. Benim aradığım uygulamalar, Ezanın Türkçe okunması, Atatürk adına mevlit yazılması gibi olaylar değil. Bunlar, O zamanki kraldan çok kralcı bir kitlenin, kaş yapayım derken çıkardıkları gözler olarak tarihte yerini almış bulunmakta.

Benim anlayabildiğim kadarıyla, Devlet eliyle olmasa bile kafayı bu işe yoran “sivil insiyatif” en bereketli yıllarını o günlerin Ankarasında yaşamıştır. 7 Mart 1928 tarihli Vakit gazetesinde bir yazı dikkatimi çekti. Yazar, dini şekilcilikten kurtarmak ve çağdaşlaştırmak için işe namazdan başlanılmasını ısrar ediyor ve ilk iş olarak, namazdaki rüku, secde ve kıyamı kaldırmayı teklif ediyor.

Kitaplar arasında gezerken Osman Nuri Çerman ve onun “Dinde Reform” başlığı altında 41 maddelik bir önlem paketi çarptı gözüme. Neler dememiş ki Osman Nuri Hazretleri: Hac yasak, kaçak olarak gidenlerden 10000 tl alınacak, Hacca alternatif olarak Anıtkabir işaret ediliyor. Cami ve mescitlerde Hz. Ömer, Hz. Ali gibi din ulularının isimlerinin yanına Türk Kurtuluş savaşı önderlerinin de adı yazılacak. Hafızlık ve Arapça metin ezberlemek yasaktır.

O’da çağdaşları gibi namazla haşır neşir olmuş anlaşılan. Cemaatle namaz, sabah ve akşam olmak üzere iki vakte iniyor. Teravih de dahil olmak üzere namaz rekatleri sekizi geçmeyecek (Teravih, yatsı hariç yirmi rekattır; matematiğe dikkat), Namaz dili öz Türkçedir diye gidiyor namaz bahsi.

         Bu reform paketinde doğal olarak en geniş paragraf Kuran’a ayrılıyor. Kemalist Bilginler tarafından Bir Kuran özeti vücuda getirilecek. Bu Kur’an özetinde çiçek ve hayvanseverlik, vergiyi zamanında ödeme, keşif ve icat, ziraat, turizm, istiklal ülküsü, tabiatta arama ve inceleme gibi konular olacak.

         Peki ne olmayacak: Ahiret inancı, Akıl ve mantığa aykırı ayetler, insan haklarıyla bağdaşmayan ayetler, sorgu, hesap, hemen hemen ahkam ayetlerinin tamamı yeni Kuran’da olmayacak. Peki bu boşluk nasıl dolacak: TBMM tarafından kabul edilen kanun maddeleri, Atatürk’ün demeçlerinden pasajlar, vecizeler bu Kuran’a ilave edilecek.

         Bu konu belli ki çok daha fazla araştırılmaya muhtaç. Bu Fakir’de, sonunu getiremeyeceğinin işaretini yazının ta başında Habibi Dede’nin “Bize elfaz verildi, manaya karışmayız!” cümlesiyle vermişti zaten. Yine de yazının sonunu bağlamak üzerimize farz, o kadarını biliyorum.

         Namaz üzerine bu kadar kafa yoran Reformistlerin yazdıklarını okuduktan sonra bir şey dikkatimi celbetti. Herşeye karışan Reformistler şeytana ilişmemişlerdi. Oysa ki Kuran’la az çok haşır neşir olan bir inanan bilir ki, “İblis ve kibri” bile tek başına bir ibret vesikasıdır.

   Yine de çok ilgimi çekmedi ve bayram namazını kılmak için Cami’ye hareket edecektim ki, gözüm televizyona ilişti. Başbakan, restorasyonu henüz tamamlanan Süleymaniye Camisine giriş yapıyordu. Namazı kılıp, eve dönünce bu seferde Yahya Kemal ve onun ölümsüz eseri “Süleymaniye’de Bayram Sabahı” okunuyordu.

         Herşeye rağmen gelinen noktaya baktım, Bayram namazına giden bir Başbakan’ı izledim, şeytandan hiç bahsetmeyen Reformistleri düşündüm ve hepsini alt alta koydum…

         Ya şeytana pabucu ters giydiriliyordu ya da Söz verildiği gibi: “Allah nurunu tamamlıyordu…”

Trackback URL

  1. 50 Yorum

  2. Yazan:Levent Yağmur Tarih: Nov 27, 2010 | Reply

    Namaz dili öz Türkçedir

    Namaz dilinin Türkçe olmasından daha doğal ne olabilir? Hristiyanlar, kendi dillerinde İncil basıyor, kendi dillerinde ayin yapıyor. Peki sorarım size onlar dinden mi çıkıyor?

    Kuran’daki temel esas, insanların Kuran’ı anlayarak okuması, ondan istifade etmesi değil mi? Biz mi dini yanlış biliyoruz acaba? Anadilimiz olan Türkçe ile namaz kılsak, ezan okunsa herhalde dinden çıkmayız. Yanılıyor muyum?

    İşin farklı bir boyutuna gelelim. Halkımızın eğitim durumu ortada. Kuran’ı kulaktan dolma bilgilerle öğrense, taassup içine girmeyecek mi? Böyle bireylerden oluşacak bir toplum ne kadar ilerleyebilir?

  3. Yazan:ali yardım Tarih: Nov 28, 2010 | Reply

    biz Müslümanlar tembellik etmeyip en azından fatiha’nın manasını öğrensek ne olur? en azından kısa surelerin anlamlarını bilsek ne olur? kendi tembelliğimiz yüzünden, ilahi kelamın lafızlarını kaldırıp, onu tahrif etmek ne oluyor?
    şunu da söyleyelim: Türkçe ibadeti teklif edenlerin bir çoğunun hayatları boyunca ibadetle ilgisi olmamıştır. yani mesele İslamın anlaşılmasına dair bir kaygı değil, tahrif edilmiş steril İslam oluşturmaktır.
    bu toprağın çocukları için “Allahu ekber” ifadesi “Tanrı uludur” ifadesinden daha Türk’çedir.

  4. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Nov 28, 2010 | Reply

    Namaz dilinin Türkçe olmasından daha doğal ne olabilir?

    Namaz mı? O nasıl bişey?

  5. Yazan:Ahmet Somut Tarih: Nov 28, 2010 | Reply

    Hep geçmişle hesaplaşma, geçmişi düzeltme peşindeyiz. Ama adamlar istediği gibi değiştirmiş işte resmi tarihi. Sen gerçeği çıkarıp getirsen ne. Adamın zırvalarını doğrulayacak bir takım laikçi kaynaklar da mevcut, hep de olacak.

    Geçmiş pek çözülebilecek, üzerinde uzlaşılacak gibi değil. Geleceğe bakma zamanı! Bu ülkenin vatandaşları olarak ne yapacağız? Ülke olarak ortak bir amacımız var mı? Bir yol planımız var mı? Önceliklerimiz var mı? Ara hedeflerimiz var mı? Türkiye’ye baktığımda bir güruh görüyorum ben. Bir millet olamamış insan yığını görüyorum. Buradaki milleti ülkenin vatandaşlarının tamamı anlamında kullandım. Baştaki politikacıların da elde değnek sürü idare etmeye çalışan çobanlardan farkı yok. Hepsi günü kurtarma peşinde. Güç kimdeyse ona yalakalanıyor! Gücü tutan haklı mı? Güçlü nasıl güçlü olmuş? Nasıl süpergüç olmuş? Sen olabilir misin? Bunlar kimsenin ilgi alanı da değil haddi de değil!

  6. Yazan:Rıdvan Işık Tarih: Nov 29, 2010 | Reply

    sayın yazara şunu sormak istiyorum belgeleriniz nerde,söylentiyle konuşmayın,…Doğrudur cumhuriyetin dinne karşı yanlışları başlangıçta çok olmuştur,ama Osmanlının daha çoktur,Almanyanın uşağı olarak girdiği 1.dünya savaşına nedemeli,çanekealedeki almanbaşkomutaun yahudi-siyonist L.Von Sandersen paşa’dır.Bu ülkeye siyonistleri sokan,onlara işini güçünü teslim eden kim yine osmanlı,Bunlar ap açaık Kur’ana aykırı şeylerdir,taa baştan yanlışlar çok,Osmanlının bilinmeyenlerini araştırısanız çok utanılacak şey bulursunuz, söz daha çok,cumhuriyeti eleştirmek kolay…

  7. Yazan:logic Tarih: Nov 29, 2010 | Reply

    Doğrudur cumhuriyetin dinne karşı yanlışları başlangıçta çok olmuştur,ama Osmanlının daha çoktur,Almanyanın uşağı olarak girdiği 1.dünya savaşına nedemeli,çanekealedeki almanbaşkomutaun yahudi-siyonist L.Von Sandersen paşa’dır.Bu ülkeye siyonistleri sokan,onlara işini güçünü teslim eden kim yine osmanlı,Bunlar ap açaık Kur’ana aykırı şeylerdir,taa baştan yanlışlar çok,Osmanlının bilinmeyenlerini araştırısanız çok utanılacak şey bulursunuz

    haklısınızç zaten Osmanlı 1922’de değil 1908’de bitti. İttihatçılar iktidarı ele geçirdiğinde bitti. Türkiye Cumhuriyeti de o eleştirdiğiniz İttihatçılar’ın devamıdır. Bunu bilmeden eleştirince aslında Osmanlı’yı değil Cumhuriyet’i eleştirdiniz. Farkında mısınız bilmem ama Mustafa Kemal de bir İttihatçı idi!
    Doğru, Osmanlı’nın da utanılacak çok şeyi var ama Almanya’ya uşaklık bunlar arasında değil! O sizin gibilerin utanacağı bir iş.

  8. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Nov 29, 2010 | Reply

    sayın yazara şunu sormak istiyorum belgeleriniz nerde,söylentiyle konuşmayın,…

    Bu da klasik oldu. Bu tip şeyler biraz okuyan herkesin malumudur. Şu ifadeleri yazmadan önce insan bir kimmiş şu Osman Nuri Çerman diye bir google yapar. Bu minimum seviyede araştırmadan yoksun adamlarla tartışmak gerçekten çok sıkıcı bir iş. Siz, size doğru olarak belletilenlerle yaşamaya devam edin en iyisi. Evet Osmanlı çok kakaymış, ülkeyi zorba padişahlar yönetiyormuş, hepsi de hainmiş, Atatürk gelmiş, düşmanı yenmiş. Fazla araştırıp da imanımızı tehlikeleye sokmaya ne gerek var değil mi?

  9. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Nov 29, 2010 | Reply

    Bu ülkeye siyonistleri sokan,onlara işini güçünü teslim eden kim yine osmanlı

    Osmanlı kim?
    Bu tip ifadeleri anlamakta güçlük çekiyorum. Osmanlı derken sanki bir adamdan bahsediliyor. Bu çok acayip bir zihniyet. Çok kompleks bir şeyi tek bir isimde toplayıp basitleştirmek, ve toptan çöpe göndermek acayip bir şey.
    Osmanlı denilince bunun içine 600 yıllık bir tarih, onlarca padişah, devlet sistemi, son dönem yenilenme çabaları, askeri reformlar, kaçışı olmayan dünya savaşında hangi devletlerle ittifak etmeli sancıları, Enver Paşa’nın genişlemeci politikaları, İttihadçıların manevraları, Jön Türkler, milliyetçilik akımının ortaya çıkması, çok-uluslu bir imparatorluğun milliyetçilik akımları karşısındaki çaresizliği, Balkan Savaşlarının getirdiği korkular, benim bu cahil başımla işin içinden çıkamadığım, tarihçilerin yüzlerce cilt eser yazdıkları kompleks olayları çıkıp adam “Osmanlı da siyonistleri getirmiş zaten, zart zurt” diye bir cümlede dümdüz ediyor.
    Her bir boku da biliyoruz zaten. Tarihten tut, kuantum mekaniğine kadar herkes her bir haltı yalayıp yutmuş maşallah. Bizim kadar her konudan ahkam kesen millet var mıdır çok merak ediyorum.

  10. Yazan:Rıdvan Işık Tarih: Nov 30, 2010 | Reply

    Ekrem Senai denilen zat bu çirkin ifadeleriniz size iade ediyor,ve editörü böyle saygısız ifadelere yer verdiği için kınıyorum,Siyonların-yahudilerin Osmanlıda nederece etkili olduğunu bir zahmet harun yahyadan okuyun,(bak Mason.net)ve sonra konuşun,Adnan hoca ülkemizde antisiyonist bilinci olan nadir müslüman aydılardan dır,sizler gibi değidir,Ha şunu bir vijdan borcu olarak söylemek istiyorum,Osmanlı bunu bilinçli yapmadı,gafletinden yaptı.Bu zihniyet Kutsal toprakları da ,küdüsü de İngilizlere teslim etti,Siyonların en memnun olduğu müslüman tipi belllidir ve ülkemizde yerleştirilmeye çalışılan müslümanlık tipi Yahudi tipi bir müslümanlıktır,Bir zahmet Osmanlının en popüler ilmihal kitabı mızraklı ilmihalinin yahudi şeriatından ne kadar çok alıntıyla dolu olduğunu bir zahmet araştırın…selamlar..

  11. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Nov 30, 2010 | Reply

    Rıdvan bey,

    Harun Yahya okumakla tarihçi olunmuyor. Harun Yahya da tarihçi değildir.
    Her Allah’ın kulunu siyonist, mason yapan adamlar da-Harun Yahya, Soner Yalçın, Yalçın Küçük- insanları paranoik şizofren, güvensiz kişilikler haline dönüştürmekten başka bir işe yaramıyorlar.
    Limon Von Sanders’in siyonizmle ne ilgisi var? Adam Çanakkale’de bizim tarafımızda çalışıyor. Başarısız mı? Eyvallah ! Beceriksiz bir adam. Ama tutup siyonist deyince ne oluyor, bu nasıl hasta bir zihniyettir anlamıyorum.
    Yukarıdaki yazının altına “belgesiz konuşmayın” diye yorum yazıyorsunuz, sonra Allah ne verdiyse giydiriyorsunuz. Buna çifte standart deniyor.
    Cumhuriyet kaka ama, Osmanlı daha kaka… anlayışını da nereye, nasıl yerleştireceğimi bilemiyorum. Rejimi eleştirince neden hep gündeme Osmanlı getiriliyor? Cumhuriyet dönemi Osmanlı’nın antitezi midir?
    Atatürk gökten zembille mi inmiştir? Siyasi konjonktür, dönemin temayülleri incelenmeden böyle keskin yargılarda bulunulabilir mi?
    Sonra ben Adnan Hoca’nın bu Atatürk sevgisini de anlayabilmiş değilim. Nedir arkadaşım bu sevimli görünme çabaları? Şu ülkede bir adam da Atatürk’ü kullanmasın Allah aşkına.
    Herkes kimin ne olduğunun farkında, bırakın bu dalkavuklukları…

  12. Yazan:Seyfettin Deliormanlı Tarih: Nov 30, 2010 | Reply

    Sayın Rıdvan Bey,haklı gibi,Ülkemizde ve yurt dışında yayınlanan yahudi tarihi kitaplarında benzer görüşler var,bktım harun Yahya’nın kitapları da bunlardan alıntı yapmış,her taşın altında yahudi ramak yanlıştır,paranoyaklık gibidir ammmmmama Mustafa kemalin ben ce en önemli başarısı siyon-mason topluluğunun yeni Türkiyeden elimine etmesi olmuştur.Bireysel müslümanlık ayrıdır,Kur’an ışığında dışsiyaset ayrıdır,inanın bir dış siyasetçinin bu konudaki çabası ibadet gibidir,ben buna inanıyorum,belki yanılıyorum.ve İsraili ilk tanıyan müslüman ülkenin ülkemiz olmasını bir türlü haz demiyorum,da.Ekrem bey ve rıdvan beyin yorumları ufukaçıcı ikisini de kutluyoyorm ve son olarak,K.Poperin ”bilim doğruluk anlayışıdır,kesinlik anlayışı değildir”sözünü anımsatır,saygılar sunarım…

  13. Yazan:Burhan Demiralp Tarih: Nov 30, 2010 | Reply

    Cumhuriyetin dine karşı acı ve karanlık bir 20-30 yılı olmuştur,ama sanırım bu dozu kçmış bir hurafecilk-bozuk din anlayışıyla savaştı.Öyle olir insan vardır vemasa bizzat meclis Ve M.Kemal’in direktifiyle Hamdi yazıra tefsir,Ahmet Naima Buhari tercümeleri yaptırılmıydı,hem de bu konuların en iyi ailimlerine…bu yıllar içinde bozuk-ilkel anlayışlı insanların dine müdahale çabaları olmuştur ama bunlar hasta ruhlu bir kaç kişden öteye gitmmeiştir,ve halkın sagduysuyla geritepilmiştir,bunu şimdilerde tasvip eden çok az bir insan grubu vardır.dolayısıyla insanaları birbirine kızdırıp küstürmenin anlamı yoktur,selamen cemilen

  14. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Dec 1, 2010 | Reply

    Seyfettin bey,

    Bahsettiğiniz gibi Harun Yahya’nın yararlandığı kaynaklar Avrupa menşe’lidir. Avrupa’da oldukça yüklü bir anti-semitik edebiyat var. Bunun belkemiğinde de uyduruk bir Siyon Protokolleri bulunur. Bu belgenin gerçek olmadığı 1921’de ispatlanmıştır ama bu elbette Siyonizm diye bir şey yok demek değildir.
    Tarih boyunca müslümanlar anti-semitik olmamıştır. Zaten olmaları da mümkün değildir, çünkü Araplar da aynı halktandır. Fakat bu Filistin problemleri ortaya çıktığı zaman yavaş yavaş Avrupa’daki bu anti-semitik edebiyat müslüman dünyasına geçmiştir.
    Atatürk’e gelince, kendisinin bir ara mason olduğu, sonra çıktığı biliniyor. Mason localarını kapatmasının da sebebi masonlardan hazetmemesi değil, cemiyetlerden hazetmemesidir. Çünkü toplumda farklı cemiyetlerin bulunması otoriter bir ortam için uygun değildir. Tarikatları, dernekleri kaldırması, vakıfları devlete bağlaması, dini devlet kontrolüne alması ve muhalefet partisini kapattırması, mason localarını kapattırması hep bu sebeptendir. Ayrıca siyonizmle mason locaları arasında da doğrudan bir ilişki yok.

  15. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Dec 1, 2010 | Reply

    Burhan bey,

    Cumhuriyetin bu 20-30 yıllık savaşı “hurafeye karşı savaş” diye yutturulmuştur. Hamdi Yazır tefsiri Atatürk’ün ibadeti Türkçeleştirme aşkının bir ürünüdür. Kazım Karabekir, Atatürk’ün “Türkçeleştirilsin ki ne mal olduğu anlaşılsın” dediğini kaydeder. Kur’an Kemal’e göre “Arap oğlunun yaveleri”dir. “Gökten indiği sanılan kitap”tır.
    Bunlar hiç yokmuş gibi davranıp “…mış gibi” yapmaya daha ne kadar devam edeceğiz bilmiyorum.
    Neden illa zorla adamı müslüman yapmaya çalışıyorsunuz ki?
    “Kafirdir, o halde değersizdir” diyemeyiz, ülkeye çok büyük hizmetleri olmuş. Bir o kadar da yanlışları olmuş. Nedir bu her yaptığını aklama çabası anlamıyorum ki?
    Görmemişin lideri olmuş, tutmuş tanrı yapmış.

  16. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Dec 1, 2010 | Reply

    bu yıllar içinde bozuk-ilkel anlayışlı insanların dine müdahale çabaları olmuştur ama bunlar hasta ruhlu bir kaç kişden öteye gitmmeiştir

    Son dönemde bahsettiğinizin tersine çok değerli ilim adamları yetişmiştir. Bunlar, hurafeci, laik düzeni yıkmak istiyor bahanesiyle ezilmiştir.
    İskilipli Atıf Hoca, şapka devriminden önce yazdığı bir risale yüzünden idam edildi.
    Said Nursi, bizzat Atatürk tarafından meclise davet edilip tebrik edildiği halde sonra sürgüne gönderildi, hayatı hapishanede geçti.
    Süleyman Hilmi Tunahan, tek aşkı Kur’an öğretmek olduğu halde hapishaneden hapishaneye gezdirildi.
    Esad Erbili, öldürüldü.
    Bunlar bir kenara Arapça Kur’an’lar toplattırıldı, yaktırıldı.
    Bütün bu değerli ilim adamları pasifize edildiği içindir ki, iddia ettiğinizin aksine din hurafelerin içine gömüldükçe gömüldü. Annelerimiz, babalarımız din’e ait hiçbir şey öğrenemeden büyüdüler. Son 20 yılda özgürlükler mesafe katetti ki insanlar dinlerini öğrenme imkanına kavuştular.
    Rejim, hurafelerle mi savaştı, İslam’ın kendisiyle mi savaştı bunu anlayabilmek için kendinizle anne-babanızı karşılaştırmanız kafi.

  17. Yazan:Ömer Tarih: Jan 2, 2011 | Reply

    Bu makalenin kendi içinde ciddi sıkıntıları var. Türkiye’deki tepeden inme sert devrimciliğin din üzerindeki etkileri Osman N. Çerman’dan yapılan ilgi çekici bir alıntıyla analiz edilmeye çalışıyor fakat fikirler bölük pörçük. Yazar söylemek istediklerini malum sebeplerden ötürü cesurca söylemekten çekinmiş mi, yoksa fikirlerini ifade etmeyi becerememiş mi bunu tam anlayamıyoruz. Bunları bana “Allah yazdırıyor” göndemesi de makaleyi dağınık olmaktan kurtaramamış.

    Yazının son cümlesi ise akıllara ziyan. Allah, namaza giden bir başbakan vesilesiyle nurunu nasıl tamamlıyormuş şunu ayrıntılı bir şekilde anlatsanız da biz de anlasak..

  18. Yazan:Furkan Tarih: Jan 2, 2011 | Reply

    İsrâ Sûresinin 81 . Ayeti
    De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkumdur.”

    Batıl her zaman yok olmaya mahkumdur, kim tarafından yok edilirse edilsin, önemli olan kimin tarafından ya da nasıl yok edildiği değildir. Önemli olan yok olmaya mahkum olmasıdır. Çünkü adı üstünde batıldır.

  19. Yazan:ELİF Tarih: Feb 23, 2011 | Reply

    Namaz kılan insanların kullanılan dille bir sorunu yok daha namaz mı deyip namazın ne olduğunu bilmeyen kimselerin diliyle ilgili yorum yapması ilginc… yıllardır aynı seyleri sıtıp ısıtıp önümüze getiriyorsunuz. ille türkçe kılcaksanız kılın sizi engelleyen mi var evde tek başınıza yaptığınız işlerede devlet karışmıyo herhalde ama devlet bnm namazımın dilini türkçe yapsa da bn gidip türkçe kılmam o namazı devlet için kılmıyorum ALLAH için kılıyorum.Bu kadar dil konusunda ırkçıysanız önce hayatınızdan başka dilleri çıkarın yok o diller insanlarla anşlaşmak için bilim için ortak bir dil diyorsanız kuran dili de müslümanlar için ortak bir dil.İster kabul edin ister kabul etmeyin…

  20. Yazan:Muzaffer Kazım Tarih: Feb 23, 2011 | Reply

    Önce harf inkılabıyla Arapça Farsça ve Türkçenin hepsini içine alan Osmanlıcayı öldür sonra “Kuranı anlamıyoruz. Öyleyse Türkçe olsun” de. Sözkonusu inkilap yanlış şekilde yapılmasaydı normal üni mezunu herkes anlayacaktı Kuranı.

  21. Yazan:ali yardım Tarih: Feb 23, 2011 | Reply

    Türkiye’de artık kemalist İslam diye bir şey yok. İslamı sulandıran ise liberalizm ve bazı İslamcılar. bence artık bunları konuşmanın vakti geldi, eğer aradığımız hakikatsa.

  22. Yazan:Orhan Kınık Tarih: Feb 23, 2011 | Reply

    Cumhuriyet diktatoryası bırakın şirk koşmayı, dini, toplumsal hayattan söküp atmak için tüm okullardan kademeli olarak din derslerini kaldırmıştı. Öyleki 12 yaş altı çocukların cami hocalarından dua öğrenmesini dahi yasaklamışlardı.

    Elmalı Hamdi Yazır’a tefsir yazdırılmak istenmesi Mustafa Kemal’in değil meclisin fikriydi. tefsirler Mustafa Kemal arasında hiç alaka yoktur. Mustafa Kemal’i inanmadığı İslama yamamak için uydurulmuş bir efsanedir bu. Tefsirinin basım işini üstlenen de diyanet teşkilatıdır.

  23. Yazan:ZemheriBuzağısı Tarih: Feb 23, 2011 | Reply

    7 Mart 1928 tarihli Vakit gazetesinden alıntı :
    ”Hac yasak .Hacca alternatif olarak Anıt-Kabir işaret ediliyor.”
    O tarihte daha Anıt-Kabir inşa edilmedi… Hatta Mustafa Kemal bile hayatta.
    Nedir bu çelişkinin izahı ?

  24. Yazan:Hamza Pamuk Tarih: Feb 24, 2011 | Reply

    Namaz, farsça bir kelime olup Kürtçe’ye niméj şeklinde geçmiştir.Namaz dinimizin en önemli ibadeti olduğuna göre, en fazla önemi ona vermek gerekir.Kur’an’da namaz ile ilgili geçen ayetlere baktığımız zaman müminlere namazı dosdoğru kılmaları emredilir.Yani öyle bir iki hareket ve bir iki dua mırıldanmak değildir namaz.Namazın bilincinde olmak lazım.Namaza baktığımızda bir çok duayı dilimizde okuyabildiğimizi görürüz.Örneğin niyeti dilimizle getirebiliriz, secdede veya rukuda veya rukudan sonra dilimizde dua edebiliriz.Ancak farz olan Fatiha sûresinin arapça okunması şarttır.Maksat, Kur’an’ın orjinal şekline aşina olmaktır.Bir müslüman birkaç ayetlik bir sûreyi ezberleyemiyorsa, müslüman olmasının ne anlamı kalır?

  25. Yazan:Burhan Tarih: Feb 24, 2011 | Reply

    Bir yazı yazarken dikkatli olmak.
    Bu reform önerileri 1957 tarihli kemalizm dergisinde yazmaktadır.

  26. Yazan:murat Tarih: Apr 13, 2011 | Reply

    kuran ı keri kıyamete kadar allah cc tarafından korunacak bir kitaptır yani kuranı inciille tevrat veya zeburla kıyaslamayalım an cak belirli bir bölgede ülekede değistrilirsi ki onada ihtimal vermiyorum helak oluruz

  27. Yazan:Ezber Bozan Tarih: Apr 13, 2011 | Reply

    Bana açıkcası durumu dışarıdan izleyen biri olarak liberallerin müslümanları bu kadar şımartması hal-i vaziyeti, sosyalistlerin kemalizm ile flörtünü hatırlatıyor. Örneğin din, aslen bir özgürlük konusu değildir, bir tercihtir. Ve her tercih özgürleşme yönünde kullanılmaya bilir. Tercihlere baskı ile müdahale kesinlikle kabul edilemez fakat esaretin gönüllüsü de esareti esaret olmaktan çıkartmaz. Liberaller belki de konjektürel olarak böyle davranıyolar orasını tam bilemiyorum ama neticede buralara hiç ilişmiyolar, bu eleştirilere girmiyorlar. Görmüyoruz.

    Uzun lafın kısısı; Kemalizm ile flörtten sosyalizmin ağzı çok yandı. Bir türlü özgürlükçü bir sosyalizm çizgisi Türkiye’de oturtulamadı. Bana aynı şekilde müslümanlar ile flörtten de liberallerin ağzı yanacakmış gibi geliyor.

  28. Yazan:onur Tarih: Apr 24, 2011 | Reply

    eğer namazı türkçe kılsaydık ne anlamı kalırdı dinimizin ne anlamı kalırdı müslümanlığımızın,

  29. Yazan:fatih Tarih: Apr 25, 2011 | Reply

    Elmalılı M.Hamdi Yazır’a tefsir değil meal yazılması istenmiş;fatiha suresinin tefsirinde istenilen mealin olamayacağı muhataba izah edilmiştir.

  30. Yazan:Tuncer BIÇAK Tarih: May 15, 2011 | Reply

    Tarihle ilgili bir çok şey yazılmış ama “yakın tarih” . Gönül isterdi ki daha eski tarihlere de değinilseydi.
    Biraz bahsetmek gerekirse ,Türkler İslamı kabul etmeden önce kendi öz dilleriyle -Türkçe- yazdıkları eserlerle Türkçe’nin gelişmesine büyük ölçüde yardımcı olmuşlardır. Ama İslamın kabulüyle -bildiğiniz üzere İslam arabistanda ortaya çıktı ve Arapça indi- Türkler guruplar halinde Müslüman oldular ve Arapça’yı benimsediler.Tabi bu durum karşısında Türkçe unutulmaya başlandı önemsenmez oldu ve gelişemedi (bir toplumun dilinin ne kadar önemli olduğunu anlatmama gerek yoktur herhalde). bin yıl boyunca Divan Edebiyatı, Tasavvuf Edebiyatı … Aruz vezniyle -Arapça- yazıldı ve türkçe nerelerdeee siz tahmin edin.
    Atatürk Türkçenin kendi toplumu için ne kadar önemli olduğunu bildiği için Türkçe konuşan ve Türkçe yazan bir toplum olmamız istedi. amacı -ki benim yorumum- Türkçeyi geliştirmek kendi benliğimizi unutmamakdı.
    Çok geçmişe gittik şimdi günümüze bakalım; gelecegimizin teminatı olan gençlerimiz şimdi yabancı (ingilizce) dilleri kullanmaya başladılar . yabancı dil bilmelerinde bi sakınca yok ki bilmiyolar bir kaç kelime ile bildiklerini sanıyolar bu kelimeleri laf arasında söyleyerek bi özentilik başlatıyolar. Ataya bu kadar laf edenler acaba neden bu konulara değinmiyolar bilemiyorum ….

  31. Yazan:Cengiz KÖKSALAN Tarih: Jun 29, 2011 | Reply

    Yazınızı oldukça aydınlatıcı buldum, tebrikler.Çünki yakın tarihle ilgili koruma kanunu ve istiklal mahkeme tutanaklarının açılmaması yorumların çatışmaya dönüştüğünü görüyoruz, dolayısıyla resmi tarih bizi pawlovun köpeği gibi şartlandırmış…Zor da olsa gün işığına çıkan bazı belgeler ve videolardan dosya hazırladım, araştırmacı tarihçilerden de epey yararlandım ve sizinkiyle birebir eşleştiğini görüyorum. Başta 1932’de tayınlanan tarih kitabı(atatürkün elyazmalarıyla destekli) birçok sorularımıza cevap verir nitelikte, perinçekin ordudan sızdırdığı(kendi Allah’sızlığına delil olsun diye) video başlı başına delil teşkil eder…N.F.Kısakürek,Kadir Mısıroğlu, Dr. Rıza Nur’un ve Kazım Karabekirin hatıratları gibi yazarları da, devlet adamlarıda o dönemin tanıklarıdırlar zaten. Hiç birşey bilmiyorsan çevremizdeki ihtiyarlardan Kuran-ı Kerimi hangi şartlarda, nasıl, nerelerde saklayıp öğrendiklerini deflarca değişik kişilerden dinlemişizdir!

  32. Yazan:ahmet uysal Tarih: Sep 11, 2011 | Reply

    burada her yorumcu kendi sepetindekini satmaya çalışıyor.yani kendi öğrendiklerinin doğrulunu ispatlamaya çalışıyor.Allah’a iman etmiş bir mümin müslümanolmadığını beyan etmemiş bir insana kafir diyemez.Rabbim ona o yetkiyi vermemiş olur haliyle ŞİRKe’ bulaşmış olur.tereceliere tere satmayalım lütfen.RABBİM SELAMET VERSİN

  33. Yazan:ikarus Tarih: Sep 11, 2011 | Reply

    yorumları okuyunca insan hayret ediyor;alimler gelmiş cahillere söz anlatmaya çalışıyor. kusura bakma ancak alim bile olsan bunu yapamazsın. Bu adamı hiç sevmem ancak helal olsun adam nasıl yapmışsa(gerçi tahmin etmek zor değil) ona tapanlar bile var(ha bu arada atalarına adam dememden gocunan varsa affola) tek başına bir dini yok edecek biraz daha yaşasaydı…. son sözüm;görmemişin atası olmuş kalkmış tapmış. yazık

  34. Yazan:demir Tarih: Sep 21, 2011 | Reply

    niye bu soruları sormuyoruz,yoksa korkuyor muyuz?? Ulu Manitu çapar mı bizi acaba??

    “kuran arap oğullarının yavesi” , “kuran-gökten indiği sanılan kitap..” Mustafa Kemal
    eğer gerçekten bunları telaffuz etti ise acaba zatı şahaneleri

    1-feylesof mu?
    2-din alimi mi -teolog mu??
    3-sosyolog mu??
    4-tarihçi mi??
    5-Herşeyi BEN BİLİRİM ULAN ‘cı mı??

    Bu yorumları hangi yeterlilikle , hangi liyakatla , hangi hakla yapmış..bildiğim kadarı ile piyade sınıfından bir osmanlı subayı olarak yetiştirilmiş..

    1932 de ,devlet-DİNE MÜDAHELE EDEREK-ezanı MODİFİYE ettiği zaman Mustafa Kemal Türkiyede değilmiydi-tatil için Bahamalara mı
    gitmişti? Niye bu konuda bir yorumunu duymuyoruz?? Modifiye ezan sesi Çankaya’dan işitilmiyor muydu?? Bugün yaşasa idi ,kürtçe ezana ne derdi??

    Bu soruları sormak yassah mı? Hala varsa-Kemalci birisi ,Allah rızası için bilgilendirsin lütfen..

  35. Yazan:ömer demirci Tarih: Nov 17, 2011 | Reply

    öncelikle tebrikler.. güzel bir sayfaya benziyorsunuz. 😉 şimdi çıktısını alıyorum (bütün yorumlarla birlikte) geniş bi zamanımda okuyup yorumumu yapacağım.

  36. Yazan:Hızır Tarih: Nov 28, 2011 | Reply

    Gazete makalesinde namazın değiştirilmesi var sadece. Anıtkabir’in hac mekanı haline dönüştürülmesi Osman Nuri nin daha sonraki dönemdeki bir kitabından.konuyu yorum yazarken unutuyosunuz.aklınız çelişiyor aslinda

  37. Yazan:mehmet soylu Tarih: Feb 23, 2012 | Reply

    Ben bu şekilde dşünmüyorum, inen kelam şeklinde okunması daha doğrudur, çünkü Arapça’daki bir kelimenin manası Türkçe’de belki bir sayfa olabilmektedir. Muhteva ve anlam yoğunluğu bakımından Kuran diline hiçbir dil ulaşamaz. Ha namazlar kabul olmaz onu bilemem ama eksik kalacağı kesindir. Bir Allahü Ekber kelimesi Tanrı Uludur diyeokunursa mana bkımından çok ama çok eksik kalır.

  38. Yazan:Gokhan Tarih: Feb 25, 2012 | Reply

    Daha açıkça sormak gerekirse, Laik Cumhuriyet ” Allah’a şirk koşmuş muydu?”

    Cumhuriyetle içler acısı bir hesaplaşma çabası. Sol olduğunu iddia eden bir sitede Kemalist Cumhuriyetle hesaplaşmak için dinden nemalanacak kadar küçülmek, ağdalı cafcaflı sözcüklerle gerçekliğine dair hiç bir temel bulunmayan iddiaları içi boş düşmanlıklar yaratmak için -kelimenin tam anlamıyla- kusmak. İşin asıl çirkin yanı da tüm bu saldırının korkuyla “geçmişle hesaplaşmak” adına yapılıyor gibi lanse edilmesi. Oysa Kemalist Cumhuriyet “geçmiş” değildir. Rejim değişmemiş, sistem tarih olmamıştır. Bugün yaşayan Cumhuriyetim kurucu fikri Kemalizm’dir, ve hala Kemalizm etkisi tüm kurumlarda ve anayasada olanca ağırlıyla hissedilir. Öyleyse Dersim meselesinden, İstiklal Mahkemelerine, Türkçe ibadetten vatandaşlık yasalarına kadar tüm unsurlara “geçmişle hesaplaşalım” diye başlatılan saldırı geçmişe değil bugünkü Türkiye Cumhuriyetine, yani ülkeme yapılmış olur ki kalemin kılıçtan keskin olduğu günümüzde bu saldırı toplu tüfekli saldırılardan çok daha tehlikelidir, sizi düşmanım yapar.

  39. Yazan:Zekeriyya Bidooğlu Tarih: Mar 22, 2012 | Reply

    1937 Meclis konuşma kayıtları bay kemal paşa hazretleri şöyle diyor.
    Türk milletinin resmi programı cumhuriyet halk partisi programıdır. Bu programlari gokten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır.
    Ey sevgili bay kemal sen o programı uyguladın mı? uyguladıysan eğer NİYE 1930 dan sonra ta 1924 te komünist desteğini ve parasını alıp güya türkiyeyi ne kadar kısa sürede toparladım fasa fisosundan sonra her nedense bir programını ve 1. yada 2.nci 5 yıllık kalkınmayı gerçekleştiremediğini görmekteyiz. Senin en güvendiğin dostun ısmet paşa hazretleri sana “devlet rakı sofralarından idare edilmiyor sayın paşam bana karışma diyebilmiş mı? diyememiş mı? Sarı zeybek oynamak, orada burada kendi elit kesiminin her gece balosuna gitmek dışında bu adam 1930 sonrası ne yapmış? TDK mı? bu kurumun altyapısı osmanlı zamanında vardı. TTK mı? osmanlının zaten çok sayıda tarih araştırma medresesi vardı. Hatay sorunu mu? Hâlâ çözümlenemedi kendi başına bir özerk bölge gibi hâlâ. Boğazlar hâlâ çözümlenemedi bay kemalin GİZLİ antlasmalari yüzünden! Sahi bu paşa hazretleri türkiyeyi kendinden sonra çözümsüz bir mecraya iteleyecek GİZLİ antlasmalar dışında ne yapmıştır? 24 ayarda hergün eğlenmek dışında ne yapmıştır o 1930dan komünist destek kesildikten sonra? Adı kahraman olmuştur çünkü sözde onu cephede düşmanı olan milletler vurmuş ama o saat sayesinde sağ cikmayi başarıp kahramanlığını teyit ettirmistir. Acaba 1937 de onu ısmet ınönü vurduğunda rezil olmuş mudur? çünkü dostunun vurduğu rezil olur neticede:-) Diktatörlüğü ve faşist iktidarı döneminde özgür düşünceyi engelleyecek bütün kanunların alt yapısını hazırlamış ve zamanı geldiğinde uygulamaya koymuştur. Şimdi hâl böyle iken bu paşanın milletin mahrem dinine girmesini çok görmemek lazım. Çünkü nede olsa genlerinde var.
    Yorum SİZİN!

  40. Yazan:Castellazi Tarih: Mar 28, 2012 | Reply

    İster Adnan Oktar isterse bir başkası haddinden fazla övgü dizip,abartarak bize sevdimeye çalışssın;
    Evet,birçok düzgün işi olmakla beraber M.K.A bir masondur,locaları kapatma nedeni buradada bahsedildiği üzere o dönem ”çocuk yaşta” olan otoriter devlet mekanizmasını sarsma ihtimali olan her türlü cemaat,STK,hizip vb unsurlardan hoşnut olmaması + M.K.A‘nın nabza göre şerbet vermeye,ortama göre şekil almaya elverişli OPORTUNİST zihniyetidir.

    Cumhuriyet ilanına yani kırbacı eline alıncaya değin ne kadar MÜSLÜMAN olduğunu sonrasında ise neler yaşandığını KEMALİST BEYİN YIKAMA TİMLERİ’nin neşriyatlarından bünyenizi uzak tutarsanız rahatlıkla anlayabilirsiniz.

    Bu keskin dönüş ve ikiyüzlülüğün bir başka ayağıda; ilk önce mason localarının kovulur gibi yapılıp sonra bu cemaatin adamlarından sürüsüne bereket şahsı hükümete,kişisel işleri için taa oturma odasına kadar nasıl soktuğunda,onlarla nasıl kolkola girip sistemi şekillendirdiğinde mevcuttur….

  41. Yazan:Furkan Tarih: Apr 3, 2012 | Reply

    Aleister Crowley adında bir İngiliz’in Atatürk’ün büyük bir hayranı olduğunu öğrendim. Herhalde kendi fikirleriyle Atatürk’ün fikirleri örtüşüyordu. Bu adam Atatürk’ü o kadar çok seviyormuş ki oğluna Atatürk ismini vermiş. Bu zat satanismin kurucusu olarak tarif ediliyor bazı kaynaklarda. Garip bir adam. Katolik kilisesi de kendisini tarihteki en kötü insan olarak tanımlamış. Büyücülük, grup seks, uyuşturucu kullanımı adamın hobileri arasında. Atatürk’ü bu kadar sevmesinin sebebi ikisinin de dinlere karşı duyduğu alerji olabilir gibime geliyor. Sonuçta yabancılar Atatürk’ü kendi basın organlarındaki haberlerden tanıyorlardı. Ve Atatürk yabancı gazetecilere verdiği röportajlarda yurtiçinde göründüğünden çok farklı bir portre çiziyordu. Hatta bir Amerikalı gazeteciye mümkün olsa yeryüzündeki bütün dinleri kaldırırdım demiş.
    Şimdi bu anlattıklarıma inanmayanlar olacaktır muhakkak. Normaldir çünkü bu gerçekler bizlerden itinayla saklandı yıllar boyunca. Ama internette biraz araştırma yapmak, bir kaç kitap okumak bu bilgilere ulaşmak için yeterli.
    İnsanın öteki dünyada sevdiğiyle birlikte olacağı söylenir İslam dininde. Aleister ve Atatürk birlikte olacak mıdır bilmem ama herkesin kimi sevdiğine ve takip ettiğine dikkat etmesi gerektiğine inaniyorum.

  42. Yazan:serhat Tarih: Apr 11, 2012 | Reply

    xxxx xxxx xxxx xxxx xxxx Büyük Önder Atatürk,İslam Dininin kutsal kitabı Kur’an-ı kerim’i Türkçe mealine çevirterek Türk Milletinin İslam dinini daha iyi anlamasını sağlamıştır.Kur-an-ı kerim değiştirilemez bunu kimse de yapamaz.Büyük Önder Atatürk bu yazıyı yazan kişiden daha çok İslam dinine saygılıdır.Büyük Önder Atatürk ülkesinin emperyalist devletlerin sömürgesi olmasına izin vermemiş ve milletinden güç alarak bağımsızlık savaşını kazanmıştır.Büyük Önder Atatürk’e “din düşmanı” gibi göstermek kimsenin haddi değildir çünkü gerçekleri Yüce ALLAH (CC) bilmektedir.

  43. Yazan:Ahmet Tarih: May 7, 2012 | Reply

    Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
    Ne diyelim hekes herşeyi biliyor olmuş, herkes müslüman olmuş, herkes herşey olmuş! olmuşta ne olmuş??? Atatürk masonmuydu değilmiydi kimse bilemez ve sadece kendi kinlerini ve islamı sarık ve cübbe , sakal ile eş sayıp ,Türk milletinin islama verdiği hizmetleri çekememezliklerini belli ederler! bu olur !!! Bediuzzaman talebeliği yapıp islamın nasıl hurafelerle doldurulduğunu anlatmazlar, sözde Atatürkü seviyorum diyen dinsizlerin laflarını belge sayar ve sağa sola ” Bak Atatürkçüler hep böyle” derler ama gerçekleri kendileri de bilir .Atatürk’ün dini ne olursa olsun Türkiye müslümanlarını içinde bulundukları cahiliyyeden biraz da olsa kurtarmıştır ve Osmanlı imparatorluğunun duraklama devrinden yıkılışına kadar ki süreçte edinilen hurafeleri birazda olsa yıkabilmiştir ve Türkleri tekrar Osmanlı İmparatorluğunun altın yıllarındaki gibi gören bir çok millette islamın aslında cahillik olmadığının farkına tekrar varmıştır! ( Bakınız bir çok islam ülkesi özelliklede arap coğrafyası halen cahillik içindedir ver cahillik anti-islamdır !!!! ) Son sözüm Atatürk ne bir peygamber-tanrı vs vs fakat Atatürk devletini milletini tarihini kültürünü seven ,şimdi arkasından kafir-mason vs diyenler gibi 1-2 kitap okuyunca kendini alim sayan bir insan değildi. Atatürk diğer tüm büyük Türk imparatorları gibi ADAM GİBİ ADAMDI !!! Atatürk’ü ne Atatürkçüler ne kemalistler nede herneyseler, kimse savunmasın ! Atatürk bizimdir ver biz bize dost herkesi seven barışın mimarı Türkleriz !!! ( Bir kişinin kavmini sevmesi güzel şeydir fakat varsa kavminin yalnışlarına karşı gelmeli baş kaldırmalıdır ) Saygılar………..

  44. Yazan:Gülser Tarih: May 23, 2012 | Reply

    Namaz dilinin Türkçe olmasından daha doğal ne olabilir? Hristiyanlar, kendi dillerinde İncil basıyor, kendi dillerinde ayin yapıyor. Peki sorarım size onlar dinden mi çıkıyor?

    Siz beş vakit namazınızı öz Türkçe ile eda ediniz, korkuya mahal yok, Arapça okuyanlar aforoz etmezler sizi. Üzerlerine gölge etmeyin başka ihsan/aydınlatma/uygarlaştırma hayrı istemez.

  45. Yazan:sedat Tarih: Aug 7, 2012 | Reply

    farkındamısınız 1500 yıllık dinimizi değiştirmek düşüncesini savunanlar.dinimizden uzak, din bilgisi olmayan hatta dini umursamayan kişiler. yani başkalarının dini ile uğraşıyorlar.dini güncelleme cüretinde bulunacak kadar dinden uzak bu kişiler neden bukadar gündemde olur ki?

  46. Yazan:ferda Tarih: Oct 12, 2012 | Reply

    Bu arkadaşa verdiğiniz cevap cidden şahane olmuş. Evet bize ilkokuldan beri öğretmeye çalıştıkları şeylere inanmaya devam etseydik işte bunlar gibi olurduk. At gözlüğü takmışlar sanki. Kemalist ilkokul öğretmenim bize medreselerde ca-ceyli cala-culada cap-cup öğretiyorlar derdi sınıfça gülerdik. şimdi hatırladıkça o kadar sinirleniyorumki. Hatta Osmanlı döneminde saraylarda, padişah kadınlarla kızlarla içki içip alem yapıyordu derdi.

  47. Yazan:moruk Tarih: Oct 12, 2012 | Reply

    Dindar insanlar, siz Allah’a inanıyorsunuz da,
    Allah size inanıyor mu acaba ?

  48. Yazan:moruk Tarih: Oct 12, 2012 | Reply

    atatürk devleti çankayadaki rakı sofrasından idare ediyordu!
    şimdi washingtondan, pentagondaki bilgisayarlardan, brükselden idare ediliyor.

  49. Yazan:admin Tarih: Oct 12, 2012 | Reply

    “Dindar insanlar, siz Allah’a inanıyorsunuz da, Allah size inanıyor mu acaba ?”

    Sayın Moruk,

    siz kendinize inanıyor musunuz? Esas mesele bu. Her sabah uyandığınızda aynı bedende, aynı benlikte mi uyanıyorsunuz? Her an binlerce hücreniz ölüyor, binlercesi doğuyor. Ameliyat oluyorsunuz, berbere gidiyorsunuz, kilo alıp veriyorsunuz. Doğarken 4.5 koydunuz, bugün belki 70 belki 80 kilosunuz. Yine de “BEN” diyorsunuz kendinize. “BEN filan yerde doğdum, BEN filan okula gittim…”

    BEN kimdir Moruk Bey? inanan ya da inanmayan kimdir?

    insan kendini bilmeden Allah’ı nasıl bilsin değil mi?

  50. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Oct 12, 2012 | Reply

    @moruk

    “Dindar insan” ile kast ettiğiniz nedir açıklarsanız sorunuza cevap bulunma ihtimali var.

    Ben de size bir soru sorayım: ‘Atatürk’ nereden idare ediliyordu?

  51. Yazan:bilim adami Tarih: Oct 14, 2012 | Reply

    Anlasilamayan seyler uzerinden tanri yaratma ugrasi insanlikla yasit. Ben de merak ediyorum kendi dediklerinize inaniyor musunuz?

    Tanri sonsuz bu evren yaratmis, 5 milyar yil beklemis uzerine insani koymus, sonra da kitap yazdirmis ne yapacaklarini soylemis.

    Ben bir fizikciyim, soylebilirim dogayi yaratan seyin kuran din peygamber gibi seylerle alakasi olamaz.

  1. 2 Trackback(s)

  2. Dec 11, 2010: Son 30 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce
  3. Apr 12, 2011: Atatürk’ün vecizeleri Yeni Kuran’a eklenecek « altınmailler

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin