Anıtkabir’i İzmir’e taşıyalım!
By Konuk Yazar on Eyl 20, 2010 in CHP, Kemalizm, Yobaz Laikler, atatürkçülük
”Referandum ne getirecek ne götürecek” gibi soruları sormak için de, cevap aramak için de artık çok geç. Halkının temayüllerini üç aşağı beş yukarı bilen aklı başında her insan evladı gibi sonucu tahmin edebiliyordum. Ben daha çok mağlup cenahın sıcağı sıcağına ilk tepkilerini merak ediyordum.
Yakın çevremden başladım ve İzmir beni yanıltmadı. Canan Arıtman, mağlubiyeti “bidon kafa”, “göbeğini kaşıyan adam” bağlamında çözmüş. En azından çözmüş ona sevindim. Sorunları çözmedeki bu ilk başarısı da değildi zaten kendilerinin. Hatırlarsanız, Muazzez İlmiye Çığ’dan aşırdığı Sümeroloji bilgisiyle türban ve Sümer fahişeleri arasında ilişki kurmuş ve türbanını çıkaran kızların özgürleşeceğini muştulamıştı biz düzdeki çobanlara.
Canan arıtman deyip geçmeyin sakın! Çünkü röfleli saçların altındaki bir İzmir Milletvekili değildir sadece Canan Arıtman. Kendi kutsalından başkasına yaşam hakkı tanımadığı gibi, saygı göstermeyi dahi kendine yediremeyen “İzmir Skolâstiği” kavramını literatüre sokan insandır benim gözümde.
Rasim Ozan Kütahyalı “faşist” olmakla itham ettiği zaman karnından konuşabilmişti koca İzmir hatırlayın. Karnından konuşmuştu çünkü İzmir’in bir medyası yoktur. Tıpkı sanayisi, ekonomisi, kültürü, sineması, sanatçısı olmadığı gibi. Siyasi arenada kendini temsil edebilecek Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan falan ne dün, ne bugün hak getire. Daha da kötüsü istikbal de vaat etmiyor. Son elli senede çıkardığı tek ünlü Sezen Aksu’dur, Onun da adını salaş bir sokağa vermişlerdi şimdi geri almaya çalışıyorlar.
Tek numarası Laik refleksidir. Çünkü en aciz kötürüm bile bir refleks gösterir. İzmir de gösterdi zaten, meraklısı internette araştırsın. Bir öneri getirmişler; “Anıtkabir’i İzmir’e taşıyarak Atatürk’ün ruhunu rahatlatacaklarmış”.
Akli melekelerini kullanma bakımından kıt kanaat geçinen İzmir’in ilk vukuatı da değil bu. Türkiye’nin en önemli meselelerinden biri olan ve ancak siyasi risk alarak yol kat edebileceğiniz bir mesele olan “Kürt Sorunu” hakkında mecliste oturum yapıldı, İzmir Milletvekillerini ellerinde “Atam İzindeyiz” yazılı pankartlarla gördük televizyonlarda.
Yirmi beş yıllık bir gayri nizami harp var bu ülkenin topraklarında, yirmi beş koca yıl. Yanlış bilmiyorsam bu alanda bir rekordur bu geçen zaman ve İzmir’in milletvekillerinin bu konuda söyleyecek tek bir cümlesi yok. Üstüne üstlük süreci de sabote etmekle meşguller.
İnternetin gücünün farkında olmayan bir şehrin elinde kalan tek medarı iftiharı konumundaki fuar açılıyor, açılışa gelen Bakanı yuhalarken yine slogan atıyor İzmir. Hakkını yemeyelim, İzmir’in CHP’li belediye Başkanı çıkıyor kürsüye ve bu ahlaksız güruhu terbiyeye davet ediyor.
Günlük hayatta karşılaştığı hemen her soruna laik refleksle cevap veren yavan bir tarhana oldu İzmir. Kürt sorunu, ekonomik gelişmeler, Avrupa Birliği uyum süreci, Anayasa değişikliği referandumu falan sorunun içeriğinin hiç ama hiç önemi yok İzmir için. İki yüz kelimeyle konuşan bir insana cahil gözüyle bakılan bir toplumda belleğinde tek bir kelimeyi barındırıyor İzmir.
Zihniyet bu, daha ötesini beklemeyin hayal kırıklığınız çok büyük olur. Yüz küsur sene önce ilk demiryolunun yapıldığı Güzel İzmir’in içine düştüğü durum bu. Elinden gelse demiryolunun raylarını elleriyle söker bugün. Dışa kapalı, bırakın dünyayı Türkiye’yi anlamaktan aciz, “yaşanılır kentler” sıralamasında dokuzuncu sıraya kadar inmiş, elle tutulur bir markası yok, sporda başarısız, politikada hiç yok, bağnaz bir şehir oldu İzmir.
Birileri alenen gaz veriyor İzmir’e. “Laikliğin kalesi”, “Laikliğin teminatı” söylemleriyle kendini tatmin eden İzmirliler Godot’yu bekler gibi birilerinin gelip yaşam tarzlarına müdahale etmesini bekliyorlar. Birileri gelmeli Alsancak’ta barlara müdahale etmeli, Kordon’da kendini melteme bırakmış mini etekli kızı taciz etmeli, Ramazan’da oruç tutmayan İzmirli Üniversite öğrencisi Bornova’da dayak falan yemeli ki İzmir’in korkusu ete kemiğe bürünsün.
En azından elinde bir kanıt olsun istiyor İzmir.
Ne çare ki bunların hiçbiri olmuyor İzmir’de. Sadece İzmir’de değil Türkiye’nin hiçbir yerinde olmuyor böyle şeyler. Olmadığı için de İzmir’in ruh hali, kendi gölgesinden ürken bir paranoyağın deliliğe adım adım yaklaşması olarak Ülkenin geri kalanı tarafından ibretle izleniyor.
Yazık ki çok yazık!
Sadece Batılı yaşam tarzını benimsediği için kendine önem atfeden bu Şehir, kendi gibi olmayanı ötelediği müddetçe hak ettiği saygıyı göremeyecek. Çünkü yaşam tarzını aldığı değerler manzumesini bünyesinde barındıran Batı, güzel İzmir’e başka seçenekler de sunuyor; özgürlüklerin genişletilmesi, demokrasi, eşitlik bunlar da o değerler arasında.
Bu değerler sayesindedir ki, bu ülkede Kayserili bir tornacının oğlu Cumhurbaşkanı, Rizeli bir kaptanın oğlu Başbakan, Batman’ın bir köyünde doğan köylü çocuğu da Maliye bakanı olabiliyor.
Çünkü bu makamlara erişebilmek için aranan özellik “Laik” olmaları değil, “layık” olmalarıdır.
Kimse kimseye bayrağa kalpaklı Atatürk resmi koyduğu için, hançereden “onuncu yıl marşı” söylediği için, hele hele sırf Laik olduğu için bu makamları vermez. Bu özellikler yeter şart olsaydı iyi olurdu da devir o devir değil.
Liyakat esas alınmakta cancağızım…
2 [?]




20 Yorum
Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Eyl 20, 2010 | Reply
Din ve ibadet özgürlüğü olacaksa bu ülkede, bence taşıyabilmeliler.
Ya da bence en doğrusu her yerleşim yerinde dileyen vatandaşlar anıtkabir yaptırabilmeli.
Ve laiklik uygulamaya başlanıncaya kadar, anıtkabirler/türbeler diyanet işleri başkanlığına bağlanmalı, imam-hatip ve ilahiyat mezunları buralarda görev yapmalı.
Yazan:tatar Tarih: Eyl 20, 2010 | Reply
laik ulkemizin her yanina yaptirabilmeli her isteyen kemalci
add,veya cydd derneginden gorevliler bulunsun yeni anitkabirlere
kiyafetleride panama sapkasi simokin olabilir
nutuktan hatim indirebilmeli laikciler
Yazan:ibrahim kap Tarih: Eyl 21, 2010 | Reply
Kimin kimi ötelediği belli!!!
İstanbul %40 hayır dedi yarısını istanbul’a yarısını izmir’e taşısak olmaz mı:)
Türkiye genelide %42 hayır en iyisi biz bu yüzde 42 yi tehcir edelim anıtkabiride gömeriz olmaz mı?
Yada şöyle yapalım birbirimizi karalamak yerine fikirlerimizi tartışalım?
Nedir asıl derdiniz laiklik yada sekülerizm mi?
Teşke yazınız bu kadar yüzeysel olmasaydıda biraz açsaydınız konuyu her şeyi söylemişsiniz bir derdiniz yok birde nedeni aslında yazınızı okurken keyif aldım bazı yerlere çok güldüm hele şu rayları alma olayı muhteşemdi:)
Eline sağlık genede,emeğe saygı…
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Eyl 21, 2010 | Reply
“Anıtkabir İzmir’e taşınsın” önerisini bir şaka zannetmiştim. Meğer şaka gibi İzmir’lilerin bir önerisiymiş. Beklenir ama.
Bu Batılı yaşam tarzı sözünü de anlamıyorum. Benim bildiğim Batılılar rakı içmez, omuzlarına Churchill, De Gaulle dövmesi yaptırmaz, “çağdaşlık” diye bir takıntıları yoktur, memleket muhabbetine de girmezler.
Bunlar bildiğin faşist…
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Eyl 21, 2010 | Reply
Tehlikenin farkında mısınız? (diye biraz da biz korkutalım :))
http://www.ensonhaber.com/antalyadaki-feyziefe-sitesi-kemalist-bir-getto.html
Yazan:aziz yılmaz Tarih: Eyl 22, 2010 | Reply
İzmir hakkındaki bu olumsuz yargılara katılmıyorum.Tamam,bazı tatsızlıklar yaşanmış olabilir.Bu tatsız olaylara savunmaya gerekçe değildir tabii ama İzmir’in faşizmle anılmasına sebep olayların sadece İzmir’le sınırlı olmadığı da bir gerçektir.Dolayısıyla marjinal gupların neden olduğu sansasyonel bir takım olaylardan ya da tanınmış bir sanatçının/siyasetçinin talihsiz bir beyanından ötürü İzmir’e faşist tanımlaması yakıştırılmasını doğru bulmuyorum.
Nedir mesela bu kenti faşizan eğilimlerle özdeşdeşleşmesine sebep?Sanırım bu tarışmaları tetikleyen olaylardan bir tanesi BDP konvoyuna yapılan taşlı saldırıdır.Elbette tasvip edilecek bir yanı yok bu olayın.Peki bu olay evvelinde Bursa’da Kürtlerin sahip olduğu iş yerlerine yapılan saldırılara ne demeli?Karedeniz’in bir kentiydi sanırım, bildiri dağıtan gençler linçe edilmek istendiler.Ahmet Kaya’yı dinlediği,yine Ahmet Kaya posterli tişört giydiği için linç edilmek istenen gençler de sanırım başka kentlerimizde yaşanmıştı.Ahmet Türk,Samsun’da yumruklu saldırıya uğradı…İnegöl ve Dörtyol’da meydana gelen provovakasyonlar ise tazeliğini koruyor.Peki bu tür vakaların sıradan ve rutin birer olay haline geldiği yurdumda neden oklar sadece İzmir’e çevrilir?
Canan Arıtman olayına gelelim.Yazıda bahsi geçen “başörtüsü ilşkilendirmesi”son derece yakışıksız ve çirkindir elbet.Nitekim bu hanım vekilimizin ilk devirdiği çam da değildir.Malum, Abdullah Gül’e hem Ernenileri hem de sn.Gül’ü rencide edici ırkçı ithimlarda bulunmuştu.Fakat Vecidi Gönül’e,Cemil Çiçek’e,Onur Öymen’e,Fazıl Say’a,Bekir Coşkun’a,Ergun Poyraz’a ve daha nicelerine… döktükleri inciler için ne demeli?Ne demişlerdi,tek tek aktarmak istemiyorum.Medeni bir insana yakışmayacak sözlerin sahibidirler bu andıklarım.Ve kuşkusuz tasvip edilemeyecek sözlerle gündeme damgasını vurmuşlardı.Peki hangi biri, şık olmayan sözlerinden ötürü memleketleri/yaşadığıkları kentle anılıp suçlandı?
Dolayısıyla sorun illerde,bölgelerde falan değil.Havasından suyundan dokunuyor diyecek halimiz yok herhalde:)İnsan kendini bilmedikten sonra her yerden densizi çıkabiliyor.Hem sonra memleketin kamplaşma iklimi de unutulmamalı!Siyasaet,fikir ve düşünce…eğer futbol standyumlarının seviyesine düşürülürse olacağı budur.Kısacası bu tür olaylar genelleme yapmadan bir bütün içerisinde değerlendirilmelidir.Zira onaylamadığımız bir takım olayların tekrarlanmaması,toplumun olumlu yönde bir zihniyet dönüşümü geçirmesini istiyorsak,bu tür hadiselere zemin oluşturan arkplan daha derinlemesine sorgulanmalıdır.Aksi “ötekileştirme”ye karşıyken farkında olmayarak başkalarını ötekileştirmek olur diye düşünüyorum.
Yazar dostumuzun böyle bir amaç gütmediğinden kuşku duymuyorum.En azından daha önceki yazıları bu anlamda bir teminattır benim için.Lakin etki tepki dediğimiz bir şey var.Kutuplaşmaların an meselesi olduğu günümüz toplumunda sözcükleri daha özenli seçmekte yarar var diye düşünüyorum.
Yazan:özlem Tarih: Eyl 22, 2010 | Reply
Merhaba Aziz Bey,
Ötekileştirmek açısından değil ama bu tür olaylar heryerde rastlanıyor İzmir in diğerlerinden farkı ne yorumuna da katılmıyorum ben.
Bazı yerler milliyetçilik olayını ve öteki ile bir arada yaşama tecrübesini bariz bir şekilde daha sancılı daha kötü yaşıyor. Mersin, Trabzon, Balıkkesir, İzmir gibi. Bu sosyolojik açıdan araştırmaya muhtaç. Kimi göç alan iller olması hasebi ile bu meseleyi ırkçılık bazında yaşarken Mersin ve İzmir gibi şenhirlerde çatışma alanı hem ırkçılık hem de laiklik oluyor. Bir milyon kişinin yürüdüğü Cumhuriyet mitingleri, halen çok katı uygulanan başörtüsü yasakları, otobüs pasolarına kadar yansıyan baskı ve ayırımcılıklar şu haber deki gibi garabet durumlar(benzeri mersin de de oldu)
http://www.internethaber.com/kadinlar-carsaf-giydi-foto-galerisi-495-p2.htm
benim için izmir e faşist izmir denmiş denmemiş hiçbir önemi yok. Ama bu çatışma alanlarını fark edip sebeplerine inebilmek ki belki en başına kurtuluş savaşı yıllarına kadar uzanabilecek bir tahlil gerekli önemli. Linkteki eylem mesela atıyorum malatya’da yapılsa insanlar kahkahalarla gülerdi. İzmir de ise bir anlamı karşılığı var. Neden?
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Eyl 22, 2010 | Reply
Valla İzmirliler faşist olarak anılmaktan gocunmuyorlar, ben neden bunun muhasebesini yapayım?
Son zamanlarda Özkök olsun, Özdil olsun günlerce İzmir güzellemeleri yazdılar köşelerinde. Belli ki bir İzmir milliyetçiliği oluşturmak istiyorlar. Mübarek olsun.
Ne yazık ki her sakallı dede, her İzmirli de efe olmuyor işte. “Faşist İzmir” diye anılmaktan kurtulmak için kendilerinin gayret etmesi gerekmez mi? Bunu kendine dert edinen sizden başka İzmir’li var mı?
Yazan:beyoğlu Tarih: Eyl 22, 2010 | Reply
beyoğlundaki sanat galerini de. demokratlar rahatsız olmuşlar.
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Eyl 22, 2010 | Reply
Ah evet demokrasi gazimiz Kubilay, ah pardon Bedri’nin söylediğine göre “Madımak provası”ymış aynı zamanda. Beyoğlu’nda sokakta içki görülmemiş bir şey çünkü. Mahalleli alışık olmadığından ve Beyoğlu muhiti de çok yobaz olduğundan mahalle baskısı uygulamışlar. Veya sanata karşılardır kesin. Nü tablolar halkın ahlakını bozuyor diye molotof kokteyliyle halkın görmesine engel olmak istemişlerdir.
Bu, her olaya atlamak mal bulmuş mağribilikten mi yoksa mallıktan mı çözemedim bir türlü.
Yazan:mallık Tarih: Eyl 22, 2010 | Reply
gece oradaydım. ki önemli değil. herkes bilir orada son haftalarda yaşanan sıkıntıları, tacizleri. sokakta içtin, gürültü yaptın, vs vs.. gidip bir galericiye sorarsın “ne oluyor burada bi süredir” diye.. meyhane değil, 2 ayda bir açılış yapan resim galerileri bunlar. sokakta elinde şarap kadehi sigara içen 3-5 kişi meselesi..herkesin bildiği, tahmin ettiği olaylar. ama boşuna konuşuyoruz değil mi?bir amcada demiş “içeride ne yaparsanız yapın dedik onlara” diye :))
mallık bizde, haklısın ..
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Eyl 22, 2010 | Reply
Benim anlamadığım şu:
Neden şimdiye kadar bir olay çıkmadı da, son haftalarda sıkıntılar, tacizler yaşanmaya başladı? Mahalleye Fatih Çarşamba’dan veya Sivas’tan transfer mi yapıldı? Yoksa dinci yobazlar referandumda evet çıkmasını mı bekliyorlardı? Bu Beyoğlu bizim bildiğimiz Beyoğlu mudur? Hani şu her sokağında bir meyhanenin, bollukla kerhanenin bulunduğu Beyoğlu? Burada mı mahalle baskısı varmış?
o zaman Erzurumlunun dediği gibi ört ki ölem, memlekete şeriat gelmiş haberimiz yok.
Galeride saldırıya uğrayan biri de çıkıp bunun sanata bir tepki olduğunu söylemiş. Yuh !
Her olayı dönüp dolaştırıp aynı noktaya bağlamak canhıraş çabası anlaşılmaz bir şey. Artık fikr-i sabit olmuş.
“Mahalle baskısı var, Türkiye muhafazakarlaşıyor.” Eh iyi, ispat ettin aferin. Ne yapalım şimdi orduyu göreve mi çağıralım? Mahalleliyle meselen varsa otur konuş ikna et, bir orta nokta bul. Mahalleli “içeride ne yapıyorsan yap” dediğinde de “sana ne istediğim yaparım” dersen o orta nokta olmaz. Azıcık kafaları çalışsa mahalleliyi de davet ederler galeriye, iki kanepe, içene bira, içmeyene vişne suyu verirsin, mahalle okuluna da iki kuruş yakacak yardımı yaparsın bak bakalım ne oluyor?
Böyle burnundan kıl aldırmayan- kendini elit zanneden sanatçı kesiminden mahalleli hoşlanmaz. Eminim o camı çerçeveyi indirenler içinde birçoğunun kafası kıyaktı. Bu devirde- hele Beyoğlunda- kimse içki içti diye cam çerçeve indirmez ! İndiriyorsa vardır bir haklı sebebi, kusura bakmayın.
Yazan:mallık Tarih: Eyl 22, 2010 | Reply
İndiriyorsa vardır bir haklı sebebi, kusura bakmayın.
kusura bakılacak bir şey yok. sizin böyle düşüneceğinizi tahmin ediyordum.
ağustos tarihli şu yazı ve altına yazılan yorumlarda dün geceki olayın ayak sesleri zaten görülüyor.
http://www.tophanehaber.com/goster.asp?nereye=yazioku&ID=123
bence önce belediye başkanına sonrada hostel ve içkili mekan sahiplerine tophaneyi ve tophanelileri öğretmemiz gerek OSMANLI NE GÜZEL DEMİŞ: NUH İLE USLANMIYANI ETMELİ TEKTİR TEKTİR İLE USLANMIYANIN HAKKI KÖTEKTIR
EVET BENDE HAYKIRIYORUM MODEREN AHLAKSIZLIĞA BENDE MODEREN YOZLAŞMAYA GEÇMİŞTE UYUŞTURUCU BELASIYLA SORUN YAŞAYAN MAHALLELİ MÜCADELE ETTİ VE KENDİNDEN OLAMAYANI ATTI BUGUNDE BUNUN MODEREN OLANINA DUR DEMEK İÇİN MÜCADELE ETMELİ VE TARİHİ BU GÜZÜDE MAHALLEMİZİ ÜÇ KURUŞA SATMAYACAĞIZ DÜN ATALARIMIZ SATMADIĞI GİBİ FATİHİN GEMİLERİ YÜRÜTÜP MÜCADELESİNİ BOŞA ÇIKARMAYALIM HEP BİRLİKTE TEPKİLERİMİZİ GÖSTERELİM YOKSA TARİH BİZİ UTANÇLA ANACAK .KOLAY GELSİN
Yazan:aziz yılmaz Tarih: Eyl 22, 2010 | Reply
Özlem hanım ve Ekrem bey,
Sanırım İzmir’in faşizmle anılmasını sorun yaptığım şeklinde anlaşıldı yazdıklarım.Tabi ki bu da var biraz.Sonuçta iyi kötü 40 yıllık bir mazim var bu kentte.”Girdisini çıktısını daha çok ben birilirim” anlamında değil ama şehir-insan ilişkisinde karşılıklı “hukuklar” oluşuyor.Benimkisi kısmen bu ilşkiden kaynaklı bir vefa borcundan kaynaklı olabilir.Lakin itirazımı oluşturan temel nokta salt duygusal bir savunmadan da ibaret değil.İstedim ki olumsuz yargıları oluşturan nedenler daha derinlemesine sorgulansın.Ve evet dediğiniz gibi İzmir’in Faşistlikle anılmasından kurtulması adına bunu dert edinen insanların çoğalmasını ben de isterdim.Ne yazık ki bu anlamda dişe dokunur bir gelişme yok,bu noktada sizlere hak veriyorum.Yani İzmir’linin kötü imaj yaratan olaylara karşı sesi daha gür çıkmalı,duruşu daha net olmalıydı.Gerçi kent bazında kimi bloglarda konuya duyarlı düşünceler paylaşılıyor ama yeterli değil tabi.
Neyse anlatım eksiliğimden kaynaklı bazı tamamlamalar ekleyeyim izninizle.Başka yerlerde de benzeri olaylar yaşanıyor derken aslında savunma amacından ziyade ne tür olayların bu yargıları oluşturduğuna dikkat çekmek istemiştim.Başka bölgelerde benzeri olayların yaşanıyor olması elbette tasvip edilmeyeni tamir etmez ve aklamaz.Ancak Faşist tanımlamasına yol açan saikleri tekrar gözden geçirmekte de yarar var.
Öncelikle “laikliğin(veya demokrasinin kalesi)şeklindeki klişenin yeni olmadığını belirtmek isterim.Her nasıl olduysa İzmir bir şekilde “sol’un kalesi”olarak lanse edildi.Yani henüz tartışmakta olduğumuz güncel olaylar yaşanmadan da İzmir’e böyle bir paye verilmişti.Sanırım,zamanla toplumsal bir algıya dönüşen bu belirlemenin temelinde sol tandaslı partilere buradan daha çok oy çıkmasının bunda önemli bir payı var.Aynı durum Tunceli için de geçerlidir.Şimdilik konuyu dağıtmamak adına sadece İzmir üzerinde duracağım.
Ancak günümüzde yaşanan bazı olaylar da eklenerek varolan olumsuz imajın seçim sonuçlarıyla ilişkilendirilmesi oldukça yanıltıcıdır.Zira 1960 Anayasası halk oylamasına sunulduğunda bugünkü algının tersine Türkiye çapında en büyük “hayır”İzmir’den çıkmıştı.Belki ironik bir durum ama gerçek bu.Ayrıca ailemin İzmir’e göç ettiği yıldan(60′ların ortası)günümüze kadar geçen 40 yılı aşkın zaman içinde sağ/muhafazakar partilerden de belediye başkanı seçildi.Bir o kadar da milletvekili çıkarmıştır.Vekil bazında elimde kesin istatistik yok.Ancak belediye başkanları hafızamdadır.Osman Kibar (1963-1973 DP,AP)10 yıl, Burhan Özfatura (1984-1989-ANAP)5 Yıl,bir dönem Yüksel Çakmur’a geçtikten sonra tekrar Burhan Özfatura (1994-1999-DYP)5 yıl.Yani toplamda 20 yıl.Haa,hangi parti veya temsilen seçilen kişi daha iyi tercih sebebiydi anlamında söylemiyorum ama oylar sanıldığı gibi aynı ideolojik çizgide seyretmemiştir.Ayrıca Burhan Özfatura-ki bir dönem saçimi kaybettikten sonra ikinci kez çoğunluğun tercihiyle bir beş yıl daha göreve seçilmiştir-Laik kesimlerce “tarikatçı”propagandasına maruz kalmasına karşın İzmir’linin fikri değişmemişti.
Şimdi parçaları birleştirerek tekrar gözden geçirelim.Şayet İzmir’e uygun görülen sıfatların geçmiş seçim trendleriyle doğrudan ilşkilendirme yoksa-ki bu sizlere bir eleştiri değildir-neden yurdun diğer bölgeleriyle benzerlik taşıyan olaylar üzerinden İzmir’e giydirme yapılıyor?Örneklerini yukarıda verdim.Bu tatsız olayların laiklik temeleinde mi,yoksa milliyetçi temelde mi gerçekleştiğinin çok da önemi yoktur.Sonuçta işin içinde ötekileştirme,dışlama ve aşırı tutuculuk dediğimiz bir şey var ki,bunun da Türkiyede’ki toplumsal konjönktür ve bunu belirleyen dinamikler üzerinden tartışmak gerekir.Misal adı tarikatçıya çıkan bir isim belirli aralıklarla göreve seçiliyor.Ardından ise dengeler kısmen değişiyor.O halde bu dengeleri yerinden oynatan tek şey herhalde İzmirle özdeşleştirilen laiklik klişesinden öte bir şey olmalı.Tabii Ekrem bey kardeşimin dediği gibi Özkök,Özdil,Çölaşan gibi kalemşörlerin “laikliğin bekçileri”gazıyla İzmir’in son 20 yılında 1930′lara dönüş yapan görüntüsüne gerekçe aramıyorum.Fakat İzmir’in kesintisiz aynı toplumsal ruhu sürdürmede ısrarlı olduğu da söylenemez.
Kısacası toplumu kamplara bölmeyi amaçlayan resmi söylemin yarattığı kutuplaşma,İzmir’in (kentin nüfusuyla orantılandığında)en fazla göç almış illerden biri olma özelliği ve elbette iktisadi anlanda bir gerilemenin yol açtığı işsizlik…Bütün bunlar birer tepki nedenidir.Dolayısıyla,bu gelişmeler bir şekilde laiklik söylemiyle pekişen birer tepkiye dönüşüyor.Son 30 yılda yaşanan iç çatışmanın beslediği milliyetçi refleksler de hesaba katılırsa ortaya birbirini tamamlayan bir sonuç çıkacaktır kaçınılmaz olarak.Tabi bu sonuçların Bursa’da,Kayseri’de,Mersin’de yansımaları birbirinden farklı görünebilir ama biri diğerinden çok da bağımsız gelişmiyr.
Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Eyl 22, 2010 | Reply
İzmir diye bir şey mi var arkadaşlar?
Hiçbir somut karşılığı olmayan sözcükler bunlar.
Mekan, zaman vb., insanda/bireyde anlam kazanan şeyler.
Kendilerine İzmir’li, Ankara’lı, Hakkari’li diyen bireyler dışında gerçek olan ne var?
Ben kendimi herhangi bir yerli olarak nitelemiyorum örneğin.
Gerek duymuyorum bu anlam taşımayan nitelemeye.
Ve buna gerek duymayan insanların gün geçtikçe arttığını görüyorum.
Batıl inançlarla mücadelenin tek yolu öne sürülen ‘şeyler’in yanlış değil, ne denli anlamsız olduklarını göstermektir.
Ta ki çıkmak isteyip de “şaşkınlık” yaşayanlar, çıkma cesretini gösterebilsinler.
Yazan:canberk toy Tarih: Eyl 24, 2010 | Reply
izmiri ve izmirlileri anlayamayacak kadar kapasitesiz, entellektüel birikimden, muhakeme ve idrak yeteneğinden yoksunsun. o sanatçı çıkaramaz dediğin izmirden çıkan bir sanatçı hüsnü arıkanın sözlerini hatırladım bu yazıda XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXx XXXXXXXXXXXXXXXX XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX XXXXXXXXXX XXXXXXXXXXXXXXXX
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Eyl 24, 2010 | Reply
Kapasitesiz…
Entelektüel birikimden…
Muhakeme ve idrak yeteneğinden yoksun…
İzmirlileri anlamak için Ph.D yapmak gerekiyor anlaşılan…
Bir de… Hüsnü Arıkan kim?
Yazan:Olcayto Tan Haskol Tarih: Eyl 26, 2010 | Reply
Canberk bey,
Ben izmirliyim siz ve sizin gibilerin kibrini gayet iyi muhakeme ettiğimi düşünüyorum. İzmir şovenizminden bıkkınlık geldi artık. Yılmaz Özdil’den başka şeyler okursanız dünyanın İzmir’den ibaret olmadığını göreceksiniz.
Sağlıklı bir muhakeme ile bu homojen kültürden tiksinerek İzmir’den kaçtım. Tanıdığım ne kadar entellektüel birikimi yüksek İzmir’li varsa (benim gibi düşünen düşünmeyen) hepsi güzide şehrimizi terkettiler. Çünkü bu kibir bu şovenizm bizi uyuşturmaktan başka bir şeye yaramıyor. İki tane adam düşünün bir tanesi habire çalışıyor, diğeri sürekli ne kadar akıllı olduğundan bahsedip çalışan adamı kendini anlayamamakla suçluyor küçümsüyor hakaret ediyor.Eğer illa bir gerizekalı olacaksa ortada zannediyorum kafası çalışmayan bu ikincisi?
hani o çok kızdığımız “kekolar” var ya memleketi ile övünen. Biz Diyarbakırlıyız diye posta koyan şehir adıyla delikanlılığa referans veren ondan zerre farkınız yok şu anda. Biz İzmirliyiz rakı içeriz, ahkam keseriz, simite gevrek deriz. Bu mu kardeşim sizin bütün numaranız?
Birde unutmadan Atatürk şeysi tabiki.
Yazan:ali duman Tarih: Eyl 26, 2010 | Reply
sırf kendi partilerine oy vermediği için Anadolu halkını “bidon kafalı”, “göbeğini kaşıyan adam” diye aşağılayan bu tuzlu su kemalistlerine sormak gerekir, Atatürk milli mücadele için niye Anadolu yollarına düştü, niye bugün AKP’nin kalesi olan Erzurum’a gitti, niye bu bidon kafalı, göbeğini kaşıyanlara gitti?
o bidon kafalıların babaları, dedeleri hiç tereddüt etmeden “ya istikla, ya ölüm” şiarıyla Atatürk’ün ardına düşmediler mi?
o bidon kafalılar “ya istiklal, ya ölüm”ü bayrak gibi dalgalandırırken, “hangi ülkenin mandası olsak” tartışmaları nerelerde yapılıyordu?
tereddütsüz “ya istiklal ya ölüm” diyen kimlerdi?
“kime yamansak, kimin mandası olsa” diyen kimlerdi? halk ile aralarına duvar örüp, türkçe konuşmayı kültürsüzlük sayan ve kendi vatanında anadili yerine fransızca konuşanlar kimlerdi? ve hangi tuzlu su bölgelerinde yaşıyorlardı?
ve Atatürk milli mücadeleyi örgütlemek için kimlere gitmişti?,
tuzlu su aydınları bu sorular için ne düşünüyorlar, cevap rica etsek mümkün müdür?
bu memleket zor zamanlarda “bidon kafalı”ların, güzel günlerde ise tuzlu su aydınlarının oluyor demek ki, tüm işaretler o yönde, ne yazık ki.
Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Eyl 26, 2010 | Reply
Hayır, bu okumakla olmaz.
Manevi (ee.. tinsel miydi neydi?) yönünüzün gelişmiş olması gerekir.
Ancak bu şekilde ‘ruhunuz’ aydınlanır ve gerçeklerle buluşabilir.
Hani “Ph.D. olursunuz da adam olamazsınız” anlamında.
Siz ben gibi ‘zındık’lar idrak edemez İzmir’in o muhteşem tinsel iklimini.
Bizim önce bir “tornadan” geçmemiz gerek.