Adın Şaire Çıkar »
By Bilal Habes Evran on Eki 19, 2011 in Hikmet, İnsan, Sanat | 12 Comments
Deliliğin serencamı içre koştururken adınız şaire çıkar. Kalabalıklar ikiye bölünür. Bir köşede senin şiirlerin okunur, kızların gönlünü çalmaya namzet delikanlıların dilinde. Sohbetlerin, kavgaların, konferansların onur konuğudur dizelerin. Sanki sen de ordaymışsın gibi, sanki sen de onlar gibiymişsin gibi söyleniverir artık senden çıkmış olan dizelerin. Kalabalığın diğer kısmı ise sana acır. Gerçeğe çekmeye çalışır tedirgin yüreğini. Hayat böyle gitmez, deyişlerini sıkça işitir kulakların. Adınız şaire çıkar dedik ya, şair bile değilsindir aslında. Ne olduğuna, kim olduğuna dair rüyalarını karabasanlar böler bir leyl vakti. Seni teheccüde kaldıran karabasana teşekkür edecek kadar müşfik bulursun kendini. Soğuk su beraberinde soğuk terler döktürecek düşünceleri de getirir. Seccadeyle arandaki muhabbete bir süreliğine ara verdiğinde, bir emir gelir hatırına, hatırlamak her zaman unutmayı çağrıştırmaz, hatırlamak bazen çağırmaktır ve “Oku!”, der kitap. Okursun: Kendini, çevreni, yıldızları, geceyi, gündüzü, şemsin etrafında ve kendi etraflarında raks eden küreleri, serkeş esen rüzgârı, Mikail’in tebessümüyle bereketlenen ekinleri, bağlar bozulunca ilk yenen üzümü, ve’l asr ile başlayan sohbetleri, Leyla’yı, Mecnun’u, aşkı, boşluğu, varlığı, kâinatı, kainatın yüzü-suyu hürmetine yaratıldığı Sevgili’yi, Rabbi’ni…
Yeis haramdır. Tahta kapı kapanınca altın kapı açılır, buyuran atalardaki tevekkülü, hikmeti ve umudu yitirmemeli. Okudukça bir denize girersin, kıyısı yoktur denizin. Demez mi ki kitap, suyun kaynağı olduğunu her şeyin. Sen okudukça mâhi olursun; lâkin deryayı bilmek hikmet değildir. Hikmet okuduğunu yaşamak, yaşadığını Read the rest














