Hayek’in Kölelik Yolu’nda otostop… »
By Arif Selim Aydın on Eki 13, 2011 in Demokrasi, Kapitalizm, Kitap Sohbeti, Liberalizm | 8 Comments
“…Demokrasi ve liberalizm ikiz olmayıp, büyük ölçüde zıt oldukları unutulmamalıdır. Liberalizm demokrasiye karşı icat edilmiştir. Liberalizmi doğuran sorun, önce merkezde, daha sonra bütün olarak dünya sisteminde tehlikeli sınıfların nasıl zapturapt altında tutulacağıydı. Liberal çözüm, kesintisiz sermaye birikimi sürecini ve onu destekleyen devlet sistemini tehdit etmeyecek düzeylerde kalmak şartıyla, siyasi iktidara sınırlı bir erişimin ekonomik artı değerin sınırlı paylaşımının bu sınıflara bahşedilmesiydi…” (I. Wallerstein)
Friedrich von Hayek‘in eserlerinden “Kölelik Yolu”nu biraz daha detaylıca anlamaya ve anlatmaya teşebbüs ettiğimde, her biri ciltler dolusu tartışmanın konusu olabilecek kavramların altında kalemimin ezileceğini hissettim. Çünkü kitap, liberalizm hakkında sadece bir meseleye hasredilmiş küçük bir risale değil. Liberal doktrine panoramik bir bakışla hemen hemen her şeye değinmiş, bazı konuları da fazlaca detaylandırmış, Hayek. Liberal düşünce evrenine ait ferdiyetçi anlayışa dayanan kavramlar ile kolektivist düşünceden türeyen kavram çiftlerini kıyaslayarak, hep özgürlük ve bireyi yücelttiğine inandığı fikirler lehine duruş alıyor yazar. Kitapta, demokrasiden hürriyete, planlı iktisattan serbest teşebbüse, güvenlik özgürlük ikileminden totalitarizme, faşizmden sosyalizme kadar pek çok kavramın liberalce yorumlanmasını bulmak mümkün.
Hayek’in fikriyatının özünde birbirine zıt iki temel yaklaşımın karşılaştırılmasının etkileri görülür daima. Hatta tüm tezlerini iki kavramın karşıtlığı üzerine inşa etmiştir denilebilir. Bu karşıtlığın bir ucunda, “kurucu akılcılık” (constructivist rationalizm) diğerinde ise “kendiliğinden oluşan düzen” (spontaneus order) yaklaşımları bulunmakta. Kurucu akılcılık, toplumdaki herhangi bir arızanın giderilmesi için, toplumun akıl temelinde sil baştan yeniden tasarlanması Read the rest














