İyiliklerin Takipçisi Olun »
By Aisha Benghazi on Ara 9, 2012 in Verme hakkı, vicdan | İyiliklerin Takipçisi Olun için yorumlar kapalı
Önceki YazılarBy Aisha Benghazi on Ara 9, 2012 in Verme hakkı, vicdan | İyiliklerin Takipçisi Olun için yorumlar kapalı
By Fatma Gökhan on Ara 9, 2012 in Aile, Kadın, şiddet | 3 Comments
Son yıllarda kulağımıza ve gözümüze her gün medya vasıtasıyla sokulan kadına şiddet konusu hepimizin malumu. Yapılan araştırmalar Türkiye’de kadına yönelik şiddetin yüzde bin 400 arttığını gösteriyor. Bu durumun sebepleri araştırılıyor… Sonuç: TBMM’de bir kadın milletvekili boşandığı eşinden zarar görmemek için koruma istiyor. Nasıl bir akıl tutulmasıdır bu? Meclise gözündeki morluğu saklamaya çalışarak gelen, üç çocuk annesi, yorgun, incitilmiş bir kadından söz ediyorum… Toplumda statüsü ne olursa olsun erkek egemen şiddetten kendisini koruyamıyor bu hanım. Eminim bu kadın vekilimizin, kendisine zarar vereceğini düşündüğü eski eşi de toplumda statü sahibi ve eğitimli bir insan. Amacım ne birilerinin özel hayatını deşifre etmek ne de zaten yıkılmış olan bir evliliğin Read the rest
By Efraim K on Ara 8, 2012 in Hayat, İnsan | 2 Comments
Ömrüm ahmakça deja-vuler yaşamakla geçiyor ve fazla zamanım yok. Yolda gördüğüm zaman selam vermekten imtina ettiğim insanlar arabulucu rollerini yerine getirmek için gelip gidiyorlar. Haklı oldukları nokta şu; hayat gerçekten insana birbirinden değişik rolleri sunuyor oynamak için. Kişinin karakteri, istidadı oranında da hayatta aldığı roller azalıyor veya artıyor. Benim kısmetime düşen bu oyuncular arasında en yeteneksizlerin benim payıma Read the rest
By Berivan K. on Ara 8, 2012 in Suriye, Verme hakkı | 1 Comment
Suriye Üşümesin diye yardım kampanyası başlattık.Desteklerinizi bekliyoruz. @ikranuur @jamilabayraktar @sozumvar twitter.com/mehmetozbeyy/s…
By Şivan Taşkıran on Ara 8, 2012 in atatürkçülük, Kemalizmin Zararları, Kitap Alıntısı, Laiklik, Yobaz Laikler | 3 Comments
“Atatürk’ün arzusu; Kur’an’ın Türkçesinin de aslı gibi makam ve lahn (ezgi) ile okunması merkezinde idi. Fakat bu bir türlü olmuyordu. Çünkü tercüme nesirdi (düz yazı). Bununla beraber, iyi bir nesir de değildi. Kur’an’ın edaya gelmesi, lahn ile okunmaya uyması Arap dilinin medler, gunneler, idgamlar ve bunlara benzer hususiyetleri oluşundan başka, bir de Kur’an’ın kendisine has olan nefes alma için secaventleri (duraklama işaretleri), seci ve kafiye’ye benzeyen, fakat seci ve kafiye olmayan; şiire benzeyen, fakat şiir olmayan; nesre benzeyen, fakat nesir olmayan, sözün kısası herşeyiyle, her haliyle metni gibi okunmasının da bir mucize oluşundan ileri geliyordu. Türkçe tercümesinde bu vasıfların hiçbiri yoktu ve bir türlü olmuyordu, olamıyordu.” (Kaynak)
… Bu konuda e-kitap…
Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”
Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.
By Ali P. on Ara 7, 2012 in Bugün cuma | 1 Comment
Hidayet yolunun sahibi, âlemlerin Rabbi Allah Teâlâ’ya hamd ü senâ… Hidayet yolunun rehberi, sirâcı, münîri, Peygamber Efendimiz’e salât ve selâm olsun. Hidayet yolunun sâliklerine dahî, bu hamd ü senânın ve salâvat-ı şerîfelerin feyzinden ikram buyrulsun.*
Bugün Cuma. Haftanın sonu. Okuldasın ya da iş yerinde. Koşturma halindesin. Sınavlar, borçlar, alacaklar,… İstersen dünya hayatına bir ara ver. Read the rest
By admin on Ara 6, 2012 in Demokrasi, Dikkat Kitap, Ekonomi, İnsan ve Para, Kapitalizm, Kriz Çıkarma Özgürlüğü, Liberal Totalitarizm | 9 Comments
Atina’da, Roma’da, Madrid’de ve Washington’da artık halkın değil bankaların dediği oluyor. Batı’da demokrasi geriliyor, yeni bir düzen kuruluyor. Alıp satma özgürlüğü nasıl oldu da halkı bankaların kölesi yaptı?
İnsanî değerlerin değil maddî değerlerin hakim olduğu her toplum kendi arsızlığı altında ezilmeye mahkûm aslında. Thomas Jefferson, George Washington, Max Weber, Hannah Arendt, Karl Marx ve Alexis de Tocqueville’in eserlerinde ısrarla üzerinde durulan bir mesele bu. Zenginleşmeye ve para ile daha çok haz almaya odaklanan insanlar bencilleşiyorlar. Siyasetten, cemiyetin dertlerinden uzak, oy kullanmaya bile üşenen bir güruh çıkıyor meydana.
Tam da bu yüzden Batı’da demokrasinin en büyük düşmanı batılı insan modeli oldu. Kendini özel hayatına hapseden, lüks tüketime, tatile, konfora odaklanan batılı insanlar politikadan uzaklaştılar. Bu refah toplumunun bireyleri diğer insanların dertlerine duyarsızlaştı. Para bu süreçte kutsallaştı. Yine bu yüzden bankalar ve bankacılar ilahlaşarak hukukun üstüne çıkabildiler.
İşte bu fikrî zemindir sermayeyi aşırı büyüten, savcıları, hakimleri bile etkisiz hale getiren. Bankacılarına söz geçiremeyen batı toplumları tıpkı 1980′lerde ordusuna söz geçiremeyen Türkiye’nin durumuna düştüler… Peki 2008 ekonomik kriz süreci nasıl gelişti? Krizi tetikleyen ve büyüten ne oldu?
Bize yansıtılanın aksine, 2008’de Amerikan emlâk sektöründen başlayan kriz öngörülemez bir felaket değildi. Yapılan düpedüz bir piyasa darbesi idi aslında. Tasarlanmış, planlanmış, yürürlüğe konmuş bir operasyon. Bu operasyonu yöneten insanlar daha 1980’lerde Batı adaletinin üzerine çıkmışlardı. Krizi frenleyecek yasal engelleri bir bir kaldırdılar, krizin küreselleşmesini sağlayacak mekanizmaları yine onlar kurdular. Yaklaşık 40-50 kişilik bir ekip. Kriz sürecinden zenginleşerek ve güçlenerek çıktılar. Banka kurtarma operasyonlarıyla halen zenginleşmekteler.
Elinizdeki 60 sayfalık bu e-kitap Batı’da demokrasinin gerileme sürecini sorguluyor:
By Jonathan Kucukarabaci on Ara 5, 2012 in Avrupa Birliği, Ekonomi, Kriz Çıkarma Özgürlüğü, Liberal Totalitarizm | 2 Comments
“… Avro Bölgesi, hükümetlerin derinleşen borç krizi ortamında daha sıkı bütçe kısıntılarına gitmesinin ardından, bu yıl son dört yıldaki ikinci resesyonuna girdi. Avrupa’da krizle boğuşan ülkelerin milli gelirlerine oranla kamu borçları da hızla artmaya devam ediyor; listenin başını ise Yunanistan, İtalya, Portekiz, İrlanda ve Belçika çekiyor.
Avrupa İstatistik Kurumu (Eurostats) verilerinden derlenen bilgilere göre, Avrupa’da birçok ülkenin borçluluk oranındaki yükseliş, ekonomik büyüme oranı ve işsizlik verileri kaygı verici boyutta. Avro Bölgesi Maliye Bakanları ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) anlaşmaya vararak 40 milyar avroluk borç silme ve 44 milyar avro mali yardım desteği kararı aldığı Yunanistan, krizin en zayıf halkası durumunda. Yunanistan’ın GSYH oranla kamu borcu geçen yıl yüzde 165’in üzerindeydi. Bu yılın ikinci çeyreğinde bu oran yüzde 144.5 seviyesinde seyretti. Avrupa Komisyonu, geçen yıl yüzde 7.1 oranında küçülen ülke ekonomisinin bu yıl yüzde 6, 2013’te yüzde 4.2 oranında daralacağını tahmin ediyor. Ülkede işsizlik Ağustos ayı itibariyle yüzde 25.4 oranında …”(Ekonomi Basını)
… Bu konudaki makaleler…
Liberalizm Demokrasiyi Susturunca
Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar. Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? Okuyacağınız kitap demokrasi ile liberalizmin savaşı üzerinedir. Buradan indirebilirsiniz.
Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.
By admin on Ara 5, 2012 in Duyuru, Suriye, Verme hakkı, vicdan | 8 Comments
Biliyorsunuz Suriye’deki vahşetten kaçan insanların bir kısmı Türkiye’ye sığındı. Çadırkentler, prefabrik konutlar derken Türkiyeli oldular. Yardım kuruluşları, hükümet ve biz sıradan vatandaşlar acil olarak gerekeni yaptık ve severek yapmaktayız.
Ama « gereken » yeterli değil, gerekenden biraz daha fazlasını, ötesini düşünmek gerekiyor. Libya veya Mısır gibi değil Suriye. Zaten hiç bir Arap ülkesi birbirine benzemiyor. Kiminde etnik gerilimler, kiminde mezhep kavgaları. Suriye meselesi çabuk bitmeyebilir.
Türkiye’ye gelmiş olan sığınmacılara göçmen işçi hatta vatandaş statüsü vermek için çalışmak gerekiyor. Bu insanlık açısından doğru olduğu kadar Türkiye’nin çıkarları açısından da gerekli. Read the rest
By Efraim K on Ara 4, 2012 in Hayat, İnsan | 1 Comment
Bir konuda hakkını yediğimi düşünüyorum; sana olan sevgimi, aşkımı, ya da dilimin dönmediği, bunun adı her neyse işte onu sana çok mu sıradan zamanlarda ve mekânlarda söylüyorum. Sen havadaki nem oranından bile bahsederken seni sevdiğimi söylüyorum; gülüyorsun ve çocukluğuna rağmen çocukluğuma veriyorsun. Aşk, gerçekten de insanı nasıl da aptallaştırıyor, alışkanlıklarını, düzenini çift taraflı değiştiriyor.
Tiryandafilya, bana yıllar önce ezberlediğim şiirleri tekrar öğreten kadın.
Dün sabaha karşı oturduğum izbeden bulutların alışılandan daha hızlı hareket edişini izlerken aklıma düştü bu fikir. Sana olan sevgimi ilk defa nerede söylediğimi hatırlamıyordum. Bu duruma belki de bir kutsallık atfetmem gerekiyordu, bilmiyorum. Neden düşünemedim, nasıl atladım bu güzel ana daha da bir güzellik katmayı bilmiyorum. Her zamanki gibi cehaletime ver canım benim. ‘Nerede söylemeliydim’ sorusunun tek bir cevabı Read the rest