Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

O Come, Emmanuel – (Piano/Cello) »

Bize Demokrasi değil Adalet lâzım »

 

 Demokrasi erdem rejimi değil ateşkes rejimidir, bu ateşkes her an bozulabilir

Tam da bu yüzden yani demokrasi insanî bir değer olmadığı için Batı’da demokrasi devri kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Çünkü 2ci dünya savaşından bu yana fayda odaklı demokratik düzen bencil bireyler üretti. Ve bu bencil bireylerin aç gözlülüğü “banka” denen havuzlarda o kadar çok birikti ki artık bankaların gücü halkı ezecek bir noktada.

Yeni bir komplo teorisi mi? Hayır, 1800’lerden itibaren sosyologlar, siyasetçiler, filozoflar bunu anlatıyorlar. İnsanî değerlerin değil SADECE maddî değerlerin hakim olduğu bir toplum kendi arsızlığı altında ezilmeye mahkûm. Thomas Jefferson, George Washington, Max Weber, Hannah Arendt, Karl Marx ve Alexis de Tocqueville’in haber verdikleri “karanlık çağ” sonunda başladı zannediyorum:

“… inanıyorum ki bankalar sınırlarımızı tehdid eden ordulardan daha tehlikelidir […] Fonlama adı altında gelecek kuşakların ödeyeceği harcamaları yapmak büyük çapta istikbal dolandırıcılığından başka bir şey değildir […] Kâğıt paranın bir değeri yoktur, o paranın hayaletidir,kendisi değildir …” 

 (Thomas Jefferson, ABD’nin 3cü başkanı)

ABD ve Avrupa Birliği’nde demokrasi zemin kaybediyor, bankaların iradesi halkların iradesini yenmek üzere. Batılı demokratlar gelecek yıllarda başarısız olurlarsa bu coğrafya bireysel haklar bakımından Read the rest

ABD her zaman İsrail’in arkasında durmuştur »

 

… Bu konuda e-kitap okumak için…

Amerika Tedavi Edilebilir mi?

Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?
Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.
 
 

Yahudi oldukları için mi zalimler?

Bu kitapta başlıca 4 konu bulacaksınız:

  • Yükselen Yahudi nefretinin Müslümanlar için bir afyon olması
  • Yahudi şeriatının İsrail zulmündeki rolü
  • Filistin’de zulüm gören insanların hayatı
  • Filistin sorunu ile ilgili güncel diplomatik hesaplar

Neden?

İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. “Yoktan var edilmiş bir millet” dört tarafı “düşmanla çevrili” kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor!

Yahudilik devletin elinde siyasî bir araç mı yoksa Yahudiler hâlâ Hz. Musa’nın yolundan mı gidiyorlar? Bu zulümün sorumlusu Tevrat ya da diğer Kutsal(?) kitaplar mı? Yoksa tersine, İsrailliler dinden uzaklaştıkları için mi bu kadar zalim oldular?

İsrailliler soydaşlarını yok eden Nazi zulmünü adeta kopyasını ürettiler kendi ülkelerinde. Filistinlileri toplama kamplarına hapsedip duvarla çevirdiler. Ama tam da bu yüzden kendi ülkeleri dünyanın en büyük açık hava hapishanesi oldu. Milyonlarca Filistinli esir ve milyonlarca Yahudi gardiyan-cellat rolünde. Ülkenin gençlerine vaad edebileceği tek meslek bu, gardiyan-cellat. Ya da İsrail’i terk edip ABD veya bir Avrupa ülkesine kapağı atmak. Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan İsrailli zannederim Filistinliden bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. Buradan indirebilirsiniz.

Solcu kadın olur mu? (Mülakatlar / Simon de Bouvoir) »

“… Ben solcu bir kadınım, solcu bir partiyle kadın hakları meselesinin daha iyi çözüleceğini hiç zannetmiyorum. Zaten solcu partiler de, öteki partiler gibi erkekler tarafından yönetilmektedir. Kadın konusuna gelince solcu erkekler gibi değil de tıpkı öteki erkekler gibi davranmaktadırlar. Zamanla anladım ki kadınların mücadalesiyle pekiştirilmezse sınıflar kavgası aldatıcıdır. Çoğu sosyalistler cinsel karşıtlığı sınıfsal karşıtlığa göre önemsiz saymaya yatkındırlar. Oysa kendilerine “sosyalist” denilen ülkelerde şu bizim gibi feminist bir hareketi örgütlemek yasaktır. Bence mücadeleyi iki düzeyde birden yürütmekte yarar var, karıştırmakta değil. Erkekler, partileri ne olursa olsun, kadınların yaşantısını gerçekten hesaba katmıyorlar …”

Kadınlar… Günümüzün Don Kişotları

Suzan Başarslan’ın dediği gibi “kadına dair söylenmesi gereken ne kadar söz varsa erkeğin söylediği” bir dünya bu. Sadece söz mü? Yaşama hakkı bile. Bugün Çin’de ve Hindistan’da yüzbinlerce kız bebek daha doğmadan ultrason ile ana karnında görülüp yok ediliyor. Erkeklerin güç mücadelesinde kadınlar eziliyor. Cumartesi anası oluyor, cezaevlerinin önünde sıra bekleyen, şehit tabutlarının üzerinde ağlayan oluyor. Şampuan veya otomobil satarken bedenini kullandıran, arka planda, silik, soyunan, tüketen, “figüran”… Kadınlara özne olma hakkını vermeyen erkekler mi yoksa bu hakkı alamayan kadınlar mı? Kadınlıklarını kaybetmeden, erkekleşmeden var olabilecek mi birgün kadınlar? 96 sayfalık bu kitapta Kadın’a ait kavgaları ve Kadın’ın kimlik arayışını sorguluyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

Kadın hakları ve Kemalizm

“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi” gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. “İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?” diye sormaktan alamıyoruz kendimizi. Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi “çağdaş Türk kadını’nın sesi” Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ? “Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış: “Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış

Türk solu iktidar olur mu?

Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün. Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm Eleştirisi gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı buradan indirebilir ve paylaşabilirsiniz. Ele alınan başlıca konular: Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi.

Azam Ali – Nami Nami »

İsyan Ahlakı / Nurettin Topçu »

“… Biz, hem uysallığa, hem de anarşizme karşıyız. Her türlü sosyojizme, yani toplum gerçeğinin her şey olduğu anlayışına karşı olduğumuz kadar, bencil ve katı ferdiyetçiliğin de karşısındayız. Ferdin sadece bütün iradeleri aynı şekilde belirleyen bir İrade karşısındaki uysallığını kabul ediyoruz.

Bize göre selamet, tarih ve insanlıkla birlikte, tarihin ve insanlığın var oluş sebeplerini içinde bulacakları bir mutlak’a bağlanmaktan ibarettir. Aklı başında bir insanlık, kendini asla gayesi ve gerçekleştireceği mukadderatı olmayan bir varlık olarak düşünmeyecektir. Kendi gayesini bilecek noktaya erişmese bile o, sanki bu gayeye arka arkaya gelen nesillerin sonsuzluğunda ulaşacakmış gibi hareket edecektir.

Ferdin boyun eğmek zorunda kaldığı bir baskı unsuru olarak toplum, zorbalık ve zulme kanat germekte, bu şekilde esirliği ve esaret derecesinde uysallığı yaratmaktadır. O, böylelikle ferdin iradi güçlerini öldürmektedir. Oysa toplum tam aksine, ferdi hareketin özlem duyduğu, atıldığı bir ideal, yani merhametin ve isyanın esiri olan ideal olmalıdır. İnsanlıkta inançların tesirli bir şekilde yayılması, gerçekten, toplumun ve medeniyetin yaratıcısıdır. İşte bu yayılmadır ki, her birimizi gücümüz nisbetinde birer asi, yani birer ahlaki varlık haline getirir. Biz, bütün insanlığın selametini bu inançların yayılması olgusunda aradık …”

… Biraz okumak için…

İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında

Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. İyi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. 21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

 

Müslüman’ın Zaman’la imtihanı

Sunuş: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? Müslüman’ın Zaman’la imtihanı adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.

Kendini devrimci yetiştirmek / Ali Şeriati »

HÜR

“Hüsran veya kurtuluşu seçmekte olan insan” Hür, bütün durumlarda hürdür. Başına bir zorluk, sıkıntı ve bela geldiğinde, yani zamanın balyozu ona bir darbe indirdiğinde, başını sabırlı bir örs yapar. Başına musibetler isabet etse, boynuna esaret zinciri vursalar ve kolaylıkların yerini zorluklar alsa; o, yine kırılamaz, yenilemez ve yolundan döndürülemez. Bütün bu durumlar içerisinde de o hürdür.”  

 İmam Sadık 

 “… Elmaslar arasında ‘Kuhnever’, kılıçlar arasında ‘Zülfikâr’, duvarlar arasında ‘Çin Seddi’, setler arasında ‘Zülkarneyn’, evler arasında ‘Kabe’, güneşimizin etrafında dönen gezegenler arasında ‘yeryüzü’… ve kendilerini hakikat yolunda âşıkane bir şekilde feda eden insanlık tarihi ve İslam kültüründeki bütün şehitler arasında da ‘Hür’ gibi!”

“Bu seçim, aşamalı bir bilinç, düşünme ve bir ömür deneyimiyle değil, bir yarım gün içinde, bir günün sabahında, Âşûrâ günü gerçekleşmiştir. Olayın patlama öncesi acı ve ıstırap dolu dakikalarda zirve noktasına Read the rest

Batıda demokrasi ve hukuk kim vurduya gitti! »

“… Yaşayarak görüyoruz ki, küresel krize verilen günübirlik tepkiler işe yaramıyor. Böyle olunca ödenecek bedelin büyüklüğü her geçen gün artıyor. Bedel, artan işsizlik, derinleşen fakirlik, toplumsal patlamalar, ırkçılık, ayrımcılık, çifte standartlar, ticari korumacılık, iç savaşlar ve hatta bölgesel savaşlar şeklinde kendini gösteriyor.

Kalıcı ve gerçekçi tepki verilmeyişinin arkasında ise mevcut küresel düzenin şişman kedilerinin direnişi var. Ellerinde korkunç bir para, medya, mafya var. Lobicilik kabiliyetleri ve ürkütücü güçleri ile ‘kırılgan’ siyaseti, hükümetleri etki altına alıyorlar, rüşvetleriyle yargıçları, popüler aydınları yanlarına çekiyorlar. Kısaca ellerinde ‘herkesin anlayacağı dilden’ bir silahları var. Bu yüzdendir ki, krizin bedelini sayıca küçük bu zengin sorumlular ödemek istemiyorlar. Daha doğrusu kârdan kayıp etmeyi bile içlerine sindiremiyorlar. […]  Suç var, ancak suçlu yok.  Şimdi kayıpların tabana yayılarak kamusallaştırılmasını ve esas mimariye dokunulmamasını talep ediyorlar. Anlayacağınız ‘kim-vurduya’ giden sokaktaki umutsuzlar. […]  Mevcut krizi para ve maliye politikalarına dayalı birtakım yanıltıcı kozmetik araçlar ile aşmak mümkün değil. Sürece felsefi ve ahlaki düzeyde müdahale etmek ve gerekli kurumsal yapılanmalara gitmek şarttır …” (Ekonomi haberleri)

 

… Bu konudaki makaleler…

  1. Çocukları sokağa atma özgürlüğü
  2. Kriz çıkarma özgürlüğü
  3. Avrupa batmayacak, çoktan battı çünkü…
  4. Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa
  5. IMF neden Krizi körüklemek istiyor?
  6. Avrupa Muz Cumhuriyeti’nde darbe mevsimi…
  7. Piyasa Demokrasiyle Savaşırken
  8. Yunanistan kumar masasında ütülüyor…

 

 

Liberalizm Demokrasiyi Susturunca

Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar. Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? Okuyacağınız kitap demokrasi ile liberalizmin savaşı üzerinedir. Buradan indirebilirsiniz.

Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.

Osmanlı dedikodusu ve Osmanlı gerçeği »

“… bir insanı bir hizmete kullanmak istersen sakın önceki hâline güvenmeyesiniz. Nice kimseler vardır, eline fırsat geçmediği için zühd ve takvâ yoluna girmiş görünür ama fırsatı ele geçirdiğinde Nemrud ve Firavun kesilir. O kimseleri tekrar tekrar işle tecrübe etmeden hizmetine almayasın. Eğer ilk hali sonraki haline uygun gelirse istihdam edesin. Ve bazı kişiler vardır ki, gündüzü oruçlu, gecesi namazlıdır fakat onlar o kimselerdir ki, dünyaya meyil ve muhabbet edenlerdir. O tip insanlardan çok kaçınasınız …” (Kanunî Sultan Süleyman’ın mektubu’ndan)

 

Tarih şaşırmaktır

Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir…Buradan indirebilirsiniz.

 

Kasım ayında en çok okunan kitaplar »

Geride bıraktığımız kasım ayında e-kütüphanemizden toplam olarak  16.694 kitap indirildi. Bunun %50’si ilk 15 kitap ile gerçekleşti. En çok okunan kitapların listesi şöyle:

  1. İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında
  2. Türkiye bölünür mü?
  3. Roman nedir? Nasıl Yazılır?
  4. Zaman Nedir?
  5. Derin MAЯҖ
  6. Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler
  7. Kadın hakları ve Kemalizm
  8. Müslüman’ın Zaman’la imtihanı
  9. Liberalizm Demokrasiyi Susturunca
  10. Jean-Paul Sartre ile Kaliteli bir Ateizme Doğru
  11. Sosyalizm İslam’a uyar mı? (Tartışma)
  12. İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında
  13. Liberalizmin Kara Kitabı
  14. Tarih şaşırmaktır
  15. Ölümden Bahseden Kitap