İnsan Ruhuna Yöneliş / Carl Gustav Jung »
By Şivan Taşkıran on Ara 25, 2014 in Kitap Alıntısı, Psikanaliz | 0 Comments
Hasta, tuhaf davranışlar gösteren elli altı yaşında bir kadın; birdenbire başlayan zihinsel karışıklık ve buna bağlı olarak sürekli yakınma. Tıbbi araştırma sonucu ortaya çıkan hiçbir şey yok, yalnızca sırtta görülen tomurcuk biçiminde kabarıklar akla kötü bir urun varlığını getirebilir nitelikte. Bu olguya nasıl katıldığımı anmısamıyorum; hastanın içinde bulunabileceği ruhsal durum gözönüne alınmamıştı. Hastayı kontrol ettiğimde deri kabarcıklarının sırtın her iki yanında da simetrik olarak bulunduğunu gördüm. Sonra hastalığın geçmişini araştırdım; nerede, nasıl ve ne zaman başladığın öğrenmeye çalıştım. “Ne oldu böyle birdenbire, niye böyle ani başladı?” diye sordum hastaya. Bu konuda hiçbir şey bilmiyordu. Daha önce çok iyi bir durumdayken, sözkonusu hastalık bir anda ortaya çıkıvermişti. Kendisiyle ilgilenen hekimleri sorguya çektim; her şeyi araştırdıkların, hastanın oğlu ve akrabalarıyla görüşmelerine karşın hiçbir bulgu edinemediklerin söylediler. Fakat inatçı olduğum için (hâlâ da öyleyimdir) yeniden hastayı sorguya çektim: “İyi düşünün, geçen hafta Noel sırasında, herkesin evinde olduğu bayram günü ne oldu?” Hiçbir şey anımsamadığını yineledi.
– Kuşkusuz, Noel için bir takım hazırlıklar yaptınız değil mi?
– Hayır, yapmadım.
– Niçin yapmadınız?
– Çünkü oğlum gidiyordu.
– Niçin?
– Evlenecekti.
– Gitmesi gerekiyor muydu?
– Evet, hem de istemediği halde.
– Hangi tarihte?
– Şu gün.
Hastalığının ilk belirtisi, sözünü ettiği, o ‘şu gün’ de boy göstermişti. Hekimlere bu bir “histeri” dedim. Yaşama nedenlerinden birinin yok olması, hastada bilirli bir yerdeki enerji bölünmesine yol açmıştı. Bu da, nedeni anlaşılmayan sıkıntıları ortaya çıkarmıştı. Hasta, yaşlı dul kadın, bir başka kadın için giden oğlunun hastalığına neden olduğunu bilemezdi; oysa içinde bir şeyler başkaldırıyordu: Sevgili oğlum beni bırakıp gidiyor, ikinci kez dul kalıyorum; sıkıntıları, çığlıkları hep bundandı; hasta durumunu kendine açıklayamıyordu.
… Bu konuda okumak için…
Gurbetçi Freud ve “Das Unheimliche”
Modern insanın kalabalıkta duyduğu yalnızlığı sorgulamak için iyi bir fırsat… Sigmund Freud gurbette olma duygusunu, yabancılık, terk edilmişlik hissini anlatan “Das Unheimliche” adlı denemesini 1919’da yayınlamış. İsminden itibaren tefekküre vesile olabilecek bir çalışma. Zira “Unheimliche” alışılmışın dışında, endişe verici bir yabancılık hissini anlatıyor.
Bu hal sadece İnsan’a mahsus: Kaynağında tehdit algısı olmayan, hayvanların bilmediği bir his. Belki huşu / haşyet ile akrabalığı olan bir varoluş endişesi? Gurbete benzer bir yabancılık hissi, sanki davet edilmediğim bir evdeyim, kaçak bir yolcuyum bu dünyada. Freud’un İd (Alt bilinç), Benlik (Ego), Üst Benlik (Süperego) kavramları iç dünyamızdaki çatışmalara ışık tutabilir mi? Dünyada yaşarken İnsan’ın kendisini asla “evinde” hissetmeyişi acaba modern bir hastalık mıdır? Teknolojinin gelişmesiyle baş gösteren bir gerginlik midir? Yoksa bu korku ve tatminsizlik hali insanın doğasına özgü vasıfların habercisi, buz dağının görünen ucu mudur? Hem Sigmund Freud’u tanıyanların hem de yeni keşfedecek olanların keyifle okuyacağını ümid ediyoruz. Buradan indirebilirsiniz.
“Düşümde bir kelebektim. Artık bilmiyorum ne olduğumu. Kelebek düşü görmüş olan bir insan mıyım yoksa insan olduğunu düşleyen bir kelebek mi?” (Zhuangzi, M.Ö. 4.yy)
“Ben” kimdir? İnsan nedir? Hakikat’in ne tarafındayız? Hiç bir şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde nasıl bilebiliriz bunu? Zekâ, mantık ve bilim… Bunlar Hakikat ile aramıza bir duvar örmüş olabilir mi? Freud, Camus, Heidegger, Kierkegaard, Pascal, Bergson, Kant, Nietzsche, Sartre ve Russel’ın yanında Mesnevî’den, Mişkat-ül Envar’dan, Makasıt-ül Felasife’den, Füsus’tan ilham alındı. Hiç bir öğretiye sırt çevrilmedi. Aşık Veysel, Alfred Hitchcock, Maupassant, Hesse, Shyamalan, Arendth, Hume, Dastour, Cyrulnik, Sibony, Zarifian ve daha niceleri parmak izlerini bıraktılar kitabımıza. Buradan indirebilirsiniz.











Roman nedir? Tarif dahi edilmesi zor bir kavram. Sanatçının İnsan’a bakışını, toplumla kurduğu ilişkiyi yansıtır sanat eserleri. Bu sebeple sanat her çağda yeniden icad edilir. Ünlü yazar Heinrich Mann’ın dediği gibi: “Bütün romanların ve hikâyelerin amacı kim olduğumuzu bilmektir, Edebiyatın önemli bir konuma sahip olmasının nedeni, sadece doğanın ve insanlar âleminin ayrıntılarını tek tek açıklaması değil, insanları hep yeni baştan keşfetmesidir.” Okuyacağınız bu eserle
Kitap Tanıtan Kitap 6
İşten çıkarmalar çok hızlı ve hesapsızca gerçekleştiği için 1.5 milyon işsizin sadece %10’u tazminat alabiliyor. Bankaların yapay olarak şişirdiği borçlar altında ezilen Yunanistan bir yandan artan polis şiddetiyle, diğer yandan yükselen ırkçılıkla mücadele etmek zorunda. Asgarî ücret düşüyor ve sosyal güvenlikten istifade edenlerin sayısı azalmakta. Liberal totalitarizm yüzünden basın hürriyeti de geriliyor Yunanistan’da. Bankaları ve Troyka’yı eleştiren gazetecilere her türlü baskı yapılıyor.



















