Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Temmuz ayında en çok okunan kitaplar »

surreal-underwater-photography-alice-reading-alice-wonderland-bookGeride bıraktığımız temmuz ayında sitemizdeki e-kütüphaneye gelen okuyucularımız 12.479 kitap okudular. Toplam okumanın %72’sini teşkil eden ilk 16 kitap şöyle:

  1. Kürtlerin Tarihi Üzerine
  2. Derin insan
  3. Derin Lügat 1.0
  4. Kitap Tanıtan Kitap 1
  5. Jean-Paul Sartre ile Kaliteli bir Ateizme Doğru
  6. Türk Solu iktidar olur mu?
  7. Derin Zaman / Zaman Nedir?
  8. Türkiye bölünür mü?
  9. Derin MAЯҖ
  10. Fethullah Gülen’i iyi bilirdik
  11. Tarih şaşırmaktır
  12. Senin tanrın çok mu yüksekte?
  13. Kaybedenler Klübü: Muhalefetimiz
  14. Kitap Tanıtan Kitap 2
  15. Ötekilere Bakarken (Tercümeler)
  16. Gurbetçi Freud ve “Das Unheimliche”

 

… E-kitap okumak için…

kitap-tanitan-kitap-6 Haziran ayında en çok okunan kitaplarHaziran ayında en çok okunan kitaplarKitap Tanıtan Kitap 6

Bir varmış, bir yokmuş. Mehtaplı bir eylül gecesinde Ay’a bir merdiven dayamışlar. Alimler, yazarlar, şairler ve filozoflar bir bir yukarı çıkıp oturmuşlar. Hem Doğu’dan hem de Batı’dan büyük isimler gelmiş: Lev Nikolayeviç Tolstoy, René Guénon, Turgut Cansever, El Muhasibi, Şeyh-i Ekber, Cemil Meriç, Arthur Schopenauer, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mahmud Sâmi Ramazanoğlu, Mahmut Erol Kılıç… Sadece bir kaç yer boş kalmış. Konuklar demişler ki “ başka yazar çağırmayalım, bu son sandalyeler bizim kitabımızı okuyacacak insanlara ayrılsın”. Evet… Kitap sohbetlerinden oluşan derlemelerimizin altıncısıyla karşınızdayız. Buradan indirebilirsiniz.

Önceki kitap sohbetleri:

Millî eğitim / Éducation nationale / التعليم الوطني »

Ne değildir?

  • Çocuklara sevgiyi, saygıyı, insanca yaşamayı öğreten bir kurum değil.
  • Gençlere hayatta lâzım olacak şeyleri, ticareti, üretimi, para kazanmayı, meslek sahibi olmayı öğreten bir kurum da değil.

Nedir?

1930 model ulus-devletlerin ihtiyaç duyduğu kullanışlı aptalları üreten bir fabrika. Geçmişte faşist devletlerce maden işçisi ve asker üretmek için kullanılırdı. Milli eğitim sayesinde insanlara robotça tepki vermek öğretilirdi: Zil çalınca belli bir yere toplanmak, üniforma giymek, okulda müdüre, fabrikada usta başına, orduda komutana itaat etmek.

Bugün millî eğitim kapitalizmin ihtiyaç duyduğu vasat zekâlı demokrat hayvan çiftliği olarak kullanılıyor. (Bkz. Demokrasinin en büyük düşmanı halktır!) Eskiden kraliçe için ölmenin şeref, beyaz ırkın üstün, bayrağın kutsal, savaşın kahramanlık olduğuna inandırmak gerekiyordu halkı. Bugünkü yalanlar farklı:

  • Bankacılar dürüsttür ve müşterilerin çıkarlarını korurlar;
  • Sürekli baklava börek yiyen bir kadın zayıflama kremiyle kilo verebilir;
  • Herkes parfümle yakışıklı, sakız çiğneyerek mutlu, cep telefonuyla akıllı olabilir.
  • Coca Cola hayattır, hayat eğlencedir, eğlence bencilliktir, borç ve kredi kartı özgürlüktür.

Bu sayede milyonlarca insan ihtiyaçları olmayan şeyleri almak için borçlanıyorlar ve borçlarını ödemek için sevmedikleri işlerde ömür boyu çalışıyorlar. Eski zaman kölelerine benziyor ama yeni kölelerin Read the rest

Deen Intensive’in düzenlediği Rihla 2015 Konya ve Istanbul dersler »

Deen Intensive’in düzenlediği Rihla 2015 Konya ve Istanbul dersleri Watch Rihla Now | DeenStream adresinde canlı olarak izlenebiliyor. Vakti olan İngilizce bilenlere ilan edebiliriz.

rihla

 

…E-kitap okumak için…

hamza_yusuf 70 kitap indirin70 kitap indirin Hamza Yusuf ile İslâm’ı anlamak

Elinizdeki bu kitap Ekrem Senai tarafından yapılan iki tercümeyi içeriyor:

  • Zaytuna Institute’den Hamza Yusuf Hanson’ın 2010 yılı Mayıs’ında Oxford üniversitesinde yaptığı İslâm’da reform konulu konferans,
  • Yine  Hamza Yusuf Hanson’ın Dr.Murata ve Prof.Chittick’in İslam’ın vizyonu isimli eseri üzerine yaptığı konuşma (Bahsedilen kitap, Türkçe’ye de çevrilmiştir.)

Hamza Yusuf Hanson 1960 yılında Amerika’nın Washington Eyaletinde dünyaya geldi; Kuzey California’da büyüdü. 1977 yılında müslüman olduktan sonra on yıl boyunca İslâm coğrafyasında Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Kuzey ve Batı Afrika gibi bölgeleri gezdi. Farklı ülkelerde iyi büyük alimlerden icazet aldı. Hamza Yusuf bu seyahatten sonra ülkesine dönerek Dinler Tarihi ve Sağlık Hizmetleri alanlarında diploma aldı. Dünyanın dört bir tarafında İslâm hakkında konferanslar veren Zaytuna Enstitüsü’nü kurdu. Batıya İslâm’ı sunan, İslâmî ilimlerin ve geleneksel metodlarla eğitimin yeniden canlanmasını amaçlayan Enstitü, dünya çapında üne sahiptir. Shaykh Hamza Yusuf, Fas’ın en prestijli ve en eski Üniversitelerinden birisi olan Karaouine’de ders veren ilk Amerikalı öğretim görevlisi olmuştur. Bunların yanısıra, klasik haline gelmiş geleneksel bazı Arapça metinleri ve şiirleri modern ingilizceye tercüme etmiştir. Halen eşi ve beş çocuğuyla birlikte Kuzey California’da yaşamakta. Buradan indirebilirsiniz.

Organik dinimi geri istiyorum 

organik_dinimi_geri_istiyorum - kc 70 kitap indirin70 kitap indirinBilim ve teknoloji alanında buluşumuz pek yok ama gün geçmiyor ki din konusunda yeni bir icat çıkmasın. Televizyon karşısında merakla “acaba bugün neler caiz ilan edilecek, neler haram edilecek?” diye merakla bekliyoruz. Bektaşi’ye sormuşlar: “İslam’ın şartı kaçtır?” diye, “Birdir!” demiş. “Hac ve zekatı siz kaldırdınız, oruçla namazı biz kaldırdık, geriye kelime-i şahadet kaldı”. Ben kelime-i şahadetten de emin değilim, her an bir profesör çıkıp “böyle bir şey yoktur, imanın şehadeti mi olur?” diye ortaya çıkabilir. […] İlahiyat profesörlerinin bir büyük zararı da bu oldu. Din’in siyaset gibi, futbol gibi, tartışılacak, insanın bilgisinin olmasa da fikrinin olabileceği bir alan olduğu tevehhümü oluşturdular. Her şeyin kutsallığını bozdular. Artık bacak bacak üstüne atıp çiğ ağzımızla Allah, peygamber ne demek istemiş “muhakeme” yapıyoruz hiç ar duymadan, hepimiz birer küçük şeyhülislam, birer fetva emini… hangi hadis uydurma, hangisi sahih şıp diye gözünden anlayıp ayetleri engin din bilgimizle şerh ediyoruz. Şu muhakemelerin bolluğundan da dini yaşamaya bir türlü sıra gelmiyor. Halbuki bir güzel insanın dediği gibi: “Din öğrenmekle yaşanmaz, yaşandıkça öğrenilir”.

Elinizdeki bu kitap Ekrem Senai’nin kaleme aldığı yazılardan ve tercüme ettiği makalelerden oluşuyor: Hamza Yusuf, Noah Feldman, Charles Townes, Marc Levine ve Karen Armstrong ile İslâm, Hayat ve Bilim üzerine… Buradan indirebilirsiniz.

Amerikan Saldırganlığı »

Amerikan Saldırganlığı

Bu  konudaki Derin Lügat maddeleri:

 

Bu konuda e-kitap:

Amerika Tedavi Edilebilir mi?

Amerika medenîdir, sen gitmesen o geliverir!Amerika medenîdir, sen gitmesen o geliverir! amerika neden bu kadar korkak?Amerika neden bu kadar korkak?

Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz. ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor. Ancak ne askerî ne de ekonomik olarak bu iki ülkeye üstünlük sağlayamayan insanlar Afganistan’da, Filistin’de, Irak’ta ABD bombaları altında can vermeye devam ediyorlar. Barışçı yollarla bir şeyler yapmaya niyetli,  “yangına gagasıyla su taşıyanlar” ise Amerikan kamuoyunu uyarma çabasında. Fakat ne yanmış yıkılmış okullar, ne de kolları bacakları kopmuş bebek fotoğrafları Amerikalıların vicdanını uyandıramadı.

Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?

Amerikan’ın bu saldırganlığı sıradan Amerikalılara da büyük zarar veriyor aslında. Sadece Irak’ın işgali için harcanan yüz milyarlarca dolar ile ülkelerini baştan yapabilir, zengin-fakir demeden herkese yüksek kaliteli sağlık ve eğitim hizmeti götürebilirlerdi. Oysa milyonlarca Amerikalı sefalet içinde yaşıyor. Kimi ekonomik kriz yüzünden kimi Katrina kasırgası gibi bir doğal felaketlerden dolayı evini, işini kaybetti. Devlet ise bu insanları yüz üstü bıraktı. Neden? Bu 37 sayfalık kitap klişelerin ötesinde bir bakış açısı öneriyor. Buradan indirebilirsiniz.

Vicdan / Conscious / Conscience / ضمير »

Ne değildir?

Şuur değil.

Nedir?

Ateist bile olsa her insanda bulunan ve iyilik yapmaktan haz, kötülükten ise azab duymasını sağlayan his. Ateist düşünür Jean-Paul Sartre tarafından da ifade edildiği gibi:

“…İnsan özgürdür ve bunun farkındadır; bu farkındalık ile, özgürlük ve sorumluluk şuuruyla yaşamaya mahkûmdur […]  Mahkûm çünkü kendi kendini yaratmadı. Fakat diğer yandan özgür çünkü dünyaya atıldığı andan itibaren yaptığı her şeyden sorumlu …” (Varoluşçuluk bir hümanizmdir, 1946)

Vicdan başına gelen olaylar karşısında İnsan’ın insan kalmayı tercih etmesi için gerekli olan pusula. Zira insan yaratılış gayesinin tersine hareket etme hürriyetine sahip yegâne yaratık. Bir başka deyişle insanlar İnsanlık’tan istifa edebilirler.

Batı “vicdan” kelimesini nasıl kaybetti?

Molièreciler  “Consience” diyor (oku. Konsiyans); Shakespeareciler ise “Conciouss” (oku. Kanşıs). İşin hüzün verici yanı şu: Batı lisanlarında bu kelime hem vicdan hem de aklın başında olması yani ayık olmak, sarhoş, baygın vs olmamak anlamına geliyor. Ahlâken “doğru / Yanlış” olanı ayırmak ile ticarette “kârlı / zararlı” olanı ayırmak için kullanılan iki farklı akıl kuvveti nasıl oldu da birbirine karıştı? Aslında Batı’nın temel metinlerinde iyi-kötü arasındaki farkı “görmeye” yarayan bir ışık, bir nûr var, Latince ismi Conscientia. Bazen de Conscientia karşımıza içten gelen bir ses olarak çıkıyor. Meselâ Marcus Tullius Cicero (m.ö. 1ci yy) ve Marcus Fabius Quintilianus (m.s. 1ci yy).

Oysa 17ci yüzyıldan itibaren yoğun bir kavram karmaşası yaşanıyor Avrupa’da. John Locke 1690’da yayınlanan “Essay Concerning Human Understanding” adlı kitabında insanın kendi aklından geçenleri algılaması Read the rest

Amerika neden bu kadar korkak? »

amerika-neden-bu-kadar-korkak

 

Bu  konudaki Derin Lügat maddeleri:

 

Bu konuda e-kitap:

Amerika Tedavi Edilebilir mi?

Amerika medenîdir, sen gitmesen o geliverir!Amerika medenîdir, sen gitmesen o geliverir!

Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz. ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor. Ancak ne askerî ne de ekonomik olarak bu iki ülkeye üstünlük sağlayamayan insanlar Afganistan’da, Filistin’de, Irak’ta ABD bombaları altında can vermeye devam ediyorlar. Barışçı yollarla bir şeyler yapmaya niyetli,  “yangına gagasıyla su taşıyanlar” ise Amerikan kamuoyunu uyarma çabasında. Fakat ne yanmış yıkılmış okullar, ne de kolları bacakları kopmuş bebek fotoğrafları Amerikalıların vicdanını uyandıramadı.

Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?

Amerikan’ın bu saldırganlığı sıradan Amerikalılara da büyük zarar veriyor aslında. Sadece Irak’ın işgali için harcanan yüz milyarlarca dolar ile ülkelerini baştan yapabilir, zengin-fakir demeden herkese yüksek kaliteli sağlık ve eğitim hizmeti götürebilirlerdi. Oysa milyonlarca Amerikalı sefalet içinde yaşıyor. Kimi ekonomik kriz yüzünden kimi Katrina kasırgası gibi bir doğal felaketlerden dolayı evini, işini kaybetti. Devlet ise bu insanları yüz üstü bıraktı. Neden? Bu 37 sayfalık kitap klişelerin ötesinde bir bakış açısı öneriyor. Buradan indirebilirsiniz.

İslâmistan / Land of Islam / ديار الإسلام »

islamistanNe değildir?

  • Ortadoğu değil.
  • ABD’nin benzin istasyonu değil.
  • Kendisini dünyanın merkezi zannedenlerin kenar mahallesi değil.
  • (Londra’ya) orta (mesafedeki) doğu / (Londra’ya) yakın doğu / (Londra’ya) uzak doğu değil.

Nedir?

Aynı manevî değerleri paylaşan, o değerler uğruna maddi değerleri feda etmeye hazır olanların ülkesi. (Bkz. Derin Lügat maddesi:Değer / Kıymet / Value / Valeur)

 

… Bu konuda okumak için…

  1. Biz ahlâklıyız, onlar ahlâksız da ondan…
  2. Mali: Fransa para etmeyen “değerler” için savaşır mı?
  3. Tombuktu’da çocuk öldürmenin Paris’teki faydaları
  4. Libya: Kâfirin silahıyla mücahid olunur mu?
  5. Libya: ABD ve AB, NATO Müdahalesini Haklı Çıkarmak İçin İç Savaşı Teşvik mi Ediyor?
  6. Her başarılı diktatörün arkasında bir Batı ülkesi vardır!
  7. Libya’da süren kavgaların perde arkası

… Bu konuda e-kitap okumak için…

 Kâfirin silahıyla mücahid değil ancak fedai olursunKâfirin silahıyla mücahid değil ancak fedai olursun Kral Faysal ve Kudüs konuşmasıKral Faysal ve Kudüs konuşması İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında

Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. İyi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. 21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

 

Müslüman’ın Zaman’la imtihanı

Kâfirin silahıyla mücahid değil ancak fedai olursunKâfirin silahıyla mücahid değil ancak fedai olursun Kral Faysal ve Kudüs konuşmasıKral Faysal ve Kudüs konuşması

Sunuş: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? Müslüman’ın Zaman’la imtihanı adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.

Ortaçağ / Moyen Âge / Middle Ages / عصور وسطى »

ortacagNe değildir?

İleri ve geri çağların ortasında kalmış, orta şekerli, orta boylu, orta kalite yahut vasat bir çağ değil. “Ortaçağ karanlığı” ezberiyle yutturulan karanlık bir çağ da değil. Ortaçağ’dan sonraki çağlar çok daha karanlık oldu. Bu konuda iki Derin Lügat maddesi:

Nedir?

19cu yüzyılda yaşayan Avrupalılar kavimlerini çok özel zanneden yani etnosentrik olan kibirli cahiller idiler. Benzeri şekilde kendi yaşadıkları asrı da çok özel zannediyorlardı yani kronosantrik tiplerdi. (Bkz. Hegel ve “Tarihin sonu”, Marx ve “Tarihsel determinizm”, vb) Tarihi düz bir çizgi gibi tasavvur ediyorlardı ve bu fikre göre eskiye gittikçe medeniyetlerin daha ilkel, kaba saba, savaşçı, vs olması icab ediyordu. Zira 19cu asrın Avrupalısı için tarihi olaylar sebep-sonuç ağları içinde değil de önlenemez “bilimsel” bir kesinlik süreci üzerinde, bir kolyenin boncukları gibi diziliydi. Bu hastalıklı tasavvur bütün dünyaya sirayet etti çünkü  Avrupalıların sömürdükleri halklar hayatta kalma mücadelesi içinde kendi dünya görüşlerini oluşturamadılar. Kısacası Avrupalıların “zaman çizgisinde” bilinebilen en eski çağlar ile en yeni çağların ortasında kalan zaman dilimi “orta çağ” oldu.

Ortaçağ neden “karanlık” yaftası yedi?

Mânâ ehli kendinden öncekileri yâd ederek yükselir. Meselâ mü’minler iltifat gördüklerinde önce hamdedip sonra büyüklerini, onlara emek veren alimleri anarlar. Tersine madde ehli, meselâ siyasetçiler kendilerinden evvelkileri kötüleyerek yükselmeye çalışırlar. Avrupalı da madde ehli olduğundan kendini yüceltmek gayesiyle evvelki çağları “mağara devri” veya “orta çağ karanlığı” diyerek hor hakir görmüş; hâlâ da görmekte. Ayrıca o devirde hızla sekülerleşen Avrupa’da birçok fikir adamı antik çağları, Hristiyanlık öncesi dönemi idealize etme temayülü içindeydi. Vatikan’ın etkisi altında gelişen her şeyi kötülemek, karalamak ideolojik bir tercih haline gelmişti.

Türkler ve Müslümanlar için Ortaçağ karanlık mıdır?

Değil. Tam tersi. Prof.Dr. Ahmed Yüksel Özemre’nin “Ortaçağı sever misiniz?” başlıklı makalesinde söylediği gibi:

  1. Kur’ân beşeriyete hidâyet olarak bu çağda inzâl olunmuştur;
  2. Hazret-i Muhammed (s.a.v.) son peygamber olarak bu çağda zu­hûr etmiştir;
  3. Büyük İslâm medeniyeti bu çağda kök salmıştır;
  4. İslâm medeniyetinin eserlerinin ve ilminin uyandırdığı idrâk ile Avrupa medenîleşmeye bu çağda başlamıştır;
  5. Türkler bu çağda Müslüman olmuşlar,

Read the rest

Kral Faysal ve Kudüs konuşması »

faysal

… Bu konuda okumak için…

  1. Biz ahlâklıyız, onlar ahlâksız da ondan…
  2. Mali: Fransa para etmeyen “değerler” için savaşır mı?
  3. Tombuktu’da çocuk öldürmenin Paris’teki faydaları
  4. Libya: Kâfirin silahıyla mücahid olunur mu?
  5. Libya: ABD ve AB, NATO Müdahalesini Haklı Çıkarmak İçin İç Savaşı Teşvik mi Ediyor?
  6. Her başarılı diktatörün arkasında bir Batı ülkesi vardır!
  7. Onlar Ahmet Davutoğlu’dan özür dileyecekler

… Bu konuda e-kitap okumak için…

 Kâfirin silahıyla mücahid değil ancak fedai olursunKâfirin silahıyla mücahid değil ancak fedai olursun İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında

Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. İyi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. 21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

 

Müslüman’ın Zaman’la imtihanı

Kâfirin silahıyla mücahid değil ancak fedai olursunKâfirin silahıyla mücahid değil ancak fedai olursun

Sunuş: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? Müslüman’ın Zaman’la imtihanı adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.

 

Yahudi oldukları için mi zalimler?

Kâfirin silahıyla mücahid değil ancak fedai olursunKâfirin silahıyla mücahid değil ancak fedai olursunİsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. “Yoktan var edilmiş bir millet” dört tarafı “düşmanla çevrili” kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor!

Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan İsrailli zannederimFilistinliden bile daha zavallı bir durumda bu yüzden.Buradan indirebilirsiniz.

 

Amerika Tedavi Edilebilir mi?

Kâfirin silahıyla mücahid değil ancak fedai olursunKâfirin silahıyla mücahid değil ancak fedai olursunAmerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?
Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.

Kaos ile terbiye »

kaos ile terbiye“… Türkiye’nin de şiddet ve kaos ile terbiye edilmeye muhatap olmaktan muaf olduğunu kimse iddia edemez. Bu terbiye mühendisliğinin kapsama alanı ve derecesi bölgedeki uygulamalardan farklı olabilir. Nitekim geçmiş dönemde bu tür terbiye mühendisliğinin açık ve örtük sıcak çatışma ve kaos olarak sahada ne türden unsurlar kullanılarak sürdürüldüğünü, nasıl gerekçelendirildiğini gördük. Unutmamak gerekir ki hiç bir provokatif müdahale kendiliğinden ortaya çıkmaz; var olan sorunların niyetlenen amaç ve hedefler doğrultusunda yönlendirilmesi, istismar edilmesine dayanır. Mevcut sorunlarınızı siz kendi tarihsel, sosyal, kültürel imkânlarınızı kullanarak çöz/e/mezseniz birileri onu başka bir amaç için kullanır. Sanılanın aksine, var olmayan bir sorun dışarıdan icat edilerek buraya taşınmaz. Ne yazık ki, yüz yılı aşkın bir süredir, bölgemizin kendi imkânları, kendi dinamikleriyle ayağa kalkmasını, kendini bulmasını engelleyecek çok miktarda sorun var veya başka bir ifadeyle, sorunlar çözümsüzlüğe mahkûm edilerek boynumuzda tarihin prangasına dönüşüyor.
Suruç’ta patlayan bombanın siyasal mesajı ile muhtevasını birbirinden ayırmak gerekiyor. IŞİD militanının intihar saldırısı açısından örgütün kendi gündemi, hedefleri ve niyetinin ne olduğu bir yana, bunun nasıl algılandığı ve Türkiye’deki siyasi mücadelede ne tür mesajlar içerdiği üzerinde düşünülmeli. Türkiye’de siyasal belirsizliğin sürdüğü şu ortamda otuzdan fazla genci katledenlerin amaçları ile bunun muhtemel siyasal sonuçları çok farklı olabilir. Öncelikle merkez medya denilen, seçimlerden sonra eski buyurgan dili hemen kullanmaya başlayan Read the rest