RSS Feed for This Post

Tarih Nedir? / Edward Hallett Carr

Tarih Nedir? / Edward Hallett CarrTarih nedir? Bu sorunun anlamsız ya da gereksiz sayılmaması için, Cambridge Modern History’nin sırayla birinci ve ikinci basımlarına ilişkin iki parça üstünde durarak söze başlayacağım. Lord Acton, basımını üstlendiği çalışma hakkında Cambridge Üniversitesi Yayınevi’nin yöneticilerine, Ekim 1 896 tarihli raporunda şöyle diyordu:

“…Bu, 19. yüzyılın gelecek kuşaklara miras bırakmak üzere olduğu bilgileri, en çoğa en yararlının verilmesi yolunda kaydetmek için eşsiz bir fırsattır. Akıllıca bir işbölümüyle bunu yapabilmeli ve herkese en son bulunan belgeleri, uluslararası araştırmanın en olgun sonuçlarını sunabilmeliyiz. Nihai tarihe, biz bu kuşakta ulaşamayız; fakat geleneksel tarihi aşabiliriz, artık bütün bilgiler ulaşılabilir, her sorun çözülebilir duruma geldiğine göre de, geleneksel tarihten nihai tarihe giden yolda vardığımız noktayı gösterebiliriz…”

Ve hemen hemen tam 60 yıl sonra Profesör Sir George Clark Cambridge Modem History’nin ikinci basımına yazdığı genel girişte, Lord Acton ve arkadaşlarının bir gün nihai tarihin ortaya konulabileceği yolundaki inançlarını eleştirmektedir:

“… Bir sonraki kuşağın tarihçileri, böyle bir imkânı ummuyorlar. Çalışmalarının tekrar tekrar aşılmasını bekliyorlar. Geçmişin bilgilerinin bir ya da birkaç kişinin zihninden geçerek ve bu zihinler tarafından “işlenerek” kendilerine ulaştığını, bu nedenle hiçbir şeyin değiştirmeyeceği birimsel, kişilik izi taşımayan atomlardan oluşmadığını düşünüyorlar. Araştırma uçsuz bucaksız gözüküyor; bazı sabırsız bilginler, şüpheciliğe ya da en azından tarihe ilişkin yargılamalar kişileri ve bakış açılarını işin içine karıştırdığından hepsinin birbirinden farksız olduğu ve ortada “nesnel” bir tarihi gerçeğin bulunmadığı öğretisine sığınıyorlar…”

Üstadların birbirleriyle böylesine açıkça çeliştiği yerde, alan soruşturmaya açıktır. Ben, 1890’larda yazılanların saçmalığını teslim edecek kadar açık fikirli olduğumu umarım. Fakat 1950’lerde yazılmış her şeyin de mutlaka doğru olduğu görüşüne bağlanacak kadar ileri fikirli değilim, henüz. Gerçekten, bu incelemenin tarihin doğasından da daha geniş kapsamlı bir alana sapabileceği, belki şimdiden aklınıza gelmiştir. Acton ile Sir George Clark’ın arasındaki çatışma bu yazıların arasındaki zaman boyunca topluma bakış açımızdaki değişmenin bir yansımasıdır. Acton Victoria çağının sonlarındaki temiz yüzlü kendine güvenin, pozitif inancın görüşünü, Sir George Clark beat kuşağının şaşkın, aklı başından gitmiş şüpheciliğini yansıtır. “Tarih nedir?” sorusunu cevaplamayı denediğimizde, cevabımız bilerek ya da bilmeyerek, zaman içindeki kendi tutumumuzu yansıtır ve daha geniş bir soruya, içinde yaşadığımız toplum hakkında ne düşündüğümüz sorusuna vereceğimiz karşılığın bir parçasını oluşturur. Ele aldığım konunun, daha yakından bir incelemede önemsiz bulunmasından çekinmiyorum. Yalnızca, böylesine engin ve böylesine önemli bir soruya el attığım için fazlaca küstah gözükmekten korkuyorum. 19. yüzyıl olgular için en parlak çağdı. Charles Dickens’in, faydacılığı ve pozitivizmi eleştirdiği romanı Hard Times’daki aşırı faydacı öğretmen Mr. Grandgrind “İstediğim,” diyordu, “olgulardır. Hayatta yalnızca olgular aranır.” 19. yüzyıl tarihçileri genellikle onunla aynı düşüncedeydi. Tarihi olgulara dayalı bir pozitivizm haline getiren ve 20. yüzyılda oluşan tarihçiliğe öncülük eden Alman tarihçi Ranke, 1830’larda tarihten ahlâk dersleri çıkartan anlayışa karşı haklı itirazında, tarihçinin ödevinin yalnızca “Nasılsa öylece göstermek” (Wie es eigentlich gewesen) olduğunu söylediğinde, bu çok derin anlamlı olmayan özdeyiş, şaşırtıcı bir başarı sağlamıştı. Alman, İngiliz ve hatta Fransız tarihçilerinin üç kuşağı, bir büyü gibi “Wie es eigentlich gewesen” efsunlu sözlerini tekrarlayarak savaşa girdiler. (Bu büyü de çoğu büyüler gibi, insanları bezdirici bir iş olan kendi başlarına düşünme yükümlülüğünden kurtarmak için yapılmıştır.) Tarihin bir bilim olduğu tezlerini doğrulamayı pek isteyen pozitivistler de, olgular kültüne kendi etkilerinin ağırlığını kattılar. Pozitivistler, önce olguları ortaya koyun, onlardan sonuç çıkarın, derler. Bu tarih görüşü İngiltere’de Locke’dan Bertrand Russell’a değin İngiliz felsefesinin başat özelliği olan ampirik gelenek ile çok iyi uyuşmaktadır. Ampirik bilgi teorisi özne ile nesne arasında tam bir ayrılma öngörür. Olgular duyu izlenimleri gibi, dışarıdan gözlemciye kendilerini zorlarlar ve gözlemcinin bilincinden bağımsızdırlar. Alış süreci edilgendir: Gözlemci verileri aldıktan sonra, bunların üzerinde işler. Ampirik okulun yararlı, fakat taraf tutan bir çalışması, Oxford Shorter English Dictionary , olgu’yu “varılan sonuçlardan farklı olarak bir deneyim verisi” olarak tanımlamakla iki sürecin ayrılığını keskin bir biçimde göstermektedir. Sağduyucu tarih görüşü denebilecek olan görüş işte budur. Tarih doğrulanmış bir olgular kümesidir. Tıpkı bir balıkçının tablasındaki balıklar gibi, belgeler, yazıtlar vb. içinde olgular hazır dururlar. Tarihçi onları alır, evine götürür, pişirir, canı nasıl istiyorsa o şekilde sofraya koyar. Damak zevki pek sade olan Lord Acton, onların sofraya yalın olarak konulmasını isterdi. Birinci Cambridge Modern History’nin yazarlarına gönderdiği yönerge yazısında şu isteğini bildirmişti:

“… Bizim Waterloomuz Fransız ya da İngiliz, Alman ya da Hollandalılar için aynı derecede doyurucu olmalı, hiç kimse yazarlar listesine bakmadan, Oxford piskoposunun yazısının nerede bittiğini ve yazıya Fairbairn’in mi yoksa Gasquet’nin mi, Liebermann’ın mı yoksa Hanison’un mu devam ettiğini anlayamamalı …”

Lord Acton’un tutumunu eleştiren Sir George Clark bile -ama belki meyvenin etli kısmının çekirdekten daha yararlı olduğunu unutarak- tarihte “olguların oluşturduğu katı çekirdek” ile “onu saran geçerliği tartışmalı yorumların oluşturduğu etli kısmı” birbirine karşıt görüyordu. Önce olgularını ortaya koy, sonra kendi hesabına tehlikeyi göze alarak, yorumların kaygan kumlarına dal. İşte deneyci, sağduyucu tarih okulunun en temel bilgelik kuralı. Bu, büyük liberal gazeteci C.P. Scott’ın “Olgular kutsal, kanılar özgürdür” diyen ünlü sözünü akla getiriyor.

İmdi, besbelli ki böyle şey olmaz. Geçmiş hakkındaki bilgilerimizin doğası üstüne felsefi bir tartışmaya girişmeyeceğim. Şimdiki amacımız için, tutalım, Caesar’ın Rubicon’u geçmesi olgusu ile şu odanın ortasında bir masa bulunması olgusu aynı ya da oranlanabilir düzeyde olgulardır. Her iki olgu da bilincimize aynı ya da oranlanabilir biçimde girerler ve her iki olgu da onları bilen kişi açısından aynı nesnel karakterdedir. Fakat bu cüretli ve pek o kadar inandırıcı görünmeyen varsayımla bile, tezimiz hemen, geçmişe ilişkin bütün olguların tarihi olgular olmaması ya da tarihçi tarafından böyle kabul edilmemesi gibi bir zorlukla karşılaşır. Tarihin olgularını geçmişe ilişkin öteki olgulardan ayırdeden ölçüt nedir?

 

Seçilmiş Derin Lügat maddeleri:

  1. Büyüme / Growth / Croissance / نمو »
  2. Hoşgörü / Tolerance / толерантность / تسامح »
  3. Az gelişmiş ülke / Underdeveloped Country / بلد متخلف »
  4. Uluslararası adalet / International justice / العدالة الدولية »
  5. Demokrasi / Democracy / Демократия /デモクラシー/ ديمقراطية »
  6. Kuvvetler ayrılığı / Separation of Powers / Séparation des pouvoirs / فصل السلطات »
  7. İlerleme / Terakki / Progrès / ترقی / تقدم »
  8. Muhafazakârlık / Conservatisme / سياسة محافظة »
  9. İnovasyon /イノベーション / инновация / التجديد »
  10. Hudud / Sınır / граница / Frontière / الحدود »
  11. Çağdaş / Modern / Contemporary / معاصر »
  12. Bilgi toplumu / Information society / مجتمع المعلومات »
  13. İktisad / Economy / οικονομία / اقتصاد »
  14. Kapitalizm / Capitalism / капитализм / رأسمالية »
  15. Ulus-devlet / Etat-Nation / الدولة القومية »

 

Edebiyat, Sinema, Siyaset, Sanat tarihi, Mimarî, Ateizm, Kemalizm, İslâm, Kadın hakları, Feminizm, Tarih, Felsefe… Bugün 77 kitap var. Yakında yenileri eklenecek, bu sayfayı takip edin… 

Derin Savaş

Ücretsiz kitap indirin78 kitap indirin Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett CarrSavaş bir şiddet hareketidir ve bu bilkuvve (potansiyel) şiddetin sınırı yoktur. İnsanlık olarak sürekli savaşmıyorsak bunun sebebi yüksek ahlâkımız(!) değil menfaatlerimizdir. Ancak savaşı sonuçlarından tecrid ederek, sağlıklı bir şekide düşünmek kolay değil. Çünkü yol açtığı ölümler ve maddî zarar o kadar büyük ki her ne pahasına olursa olsun kaçınmak gereken bir anormallik veya uluslararası ilişkilerde bir aksama gibi görünüyor. Oysa her savaşsızlık hâli barış değil; geçici bir ateşkesten ibaret. (Bkz. Barış / Sulh / Peace / Paix / صلح / سلام ) Meselâ iki dünya savaşı arasındaki 1918-1939 dönemine kim “barış” diyebilir? Üstelik her ne pahasına olursa olsun savaştan kaçan bir lider, düşmanlarının ölçüsüz şantajına çanak tutmuş olmaz mı? Adolf Hitler’e akıl almaz ödünler veren Birleşik Krallık Başbakanı Neville Chamberlain gibi savaştan kaçmak için “her pahayı” ödemek, üstelik sonunda yine de savaşmak zorunda kalmak iyi bir strateji mi?

Ölmenin değil yaşamanın tesadüf olduğu  savaşta asker, sağdaki yahut soldaki sipere koşarken serbesttir. Belki de en güvenli siperi, bir robot veya bir hayvan, insandan daha iyi seçebilir. Ama insan, vatanı için ileri atılmakla nefsi için geri kaçmak husunda özgürdür. İşte savaşın neticesi üzerinde çok ağır basabilen insanlık faktörü tam buradadır. (Bkz. Hayvan Serbesttir, İnsan Özgürdür…) Savaş, bütün sosyal bilimcileri zorlamış bir saha. Elinizdeki bu kitap, savaşın mekanik ve insanî veçhelerini en dengeli şekilde işleyen müelliflerden biri olan Prusyalı General Carl von Clausewitz’in fikirlerinden istifade ederek yazılmış bir deneme. Teknolojik ilerlemenin eskitemediği ilkeleri bugünün savaş şartlarında değerlendirdik: Strateji, taktik, cesaret, savaşta aklın önemi ve sınırları… Buradan indirebilirsiniz.

Fikir Kırıntıları-3

fikir-kirintilari-3-kapak Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett CarrArtık gazeteler okurlarıyla, TV kanalları seyircileriyle rekabet halinde. Kimilerine göre Donald Trump bile seçimi sosyal medya sayesinde kazandı. Rakibi Hilary Clinton, Başkan Obama, hatta CNN, FOX gibi kanallar sürekli sosyal medyadan yayılan “yalan haberlerden” (fake news) yakınıyorlar. Belki de yalan haberden değil yalan tekelini kaybetmekten rahatsız oldular? Gerçek ne olursa olsun teknoloji eskiden bir oligarşiye ait olan medya gücünü -bir parça da olsa- sıradan insanların eline verdi. Sosyal medya elbette ırkçılık, iftira ve hakaretin yayılması için uygun bir zemin ama “haber” ve “bilgi” ve bunlara ait yorumları herkesin erişebileceği bir noktaya getirmesi açısından ilginç. Fikir Kırıntıları-3 Derin Düşünce’nin sosyal medyada paylaştığı mesajları kitaplaştıran bir çalışma. Yayına girdiği günden beri Fikir Kırıntıları-1 ve Fikir Kırıntıları-2’nin gördüğü ilgi bize yine cesaret ve güç verdi. Tabi her zamanki gibi konuları derinleştirmek isteyenler için makale ve kitap da tavsiye ettik. “Fikir Kırıntıları-3” adlı e-kitabı buradan indirebilirsiniz.

Rönesans’ın Kara Kitabı

ronesans-kara-kitap-kapak Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett CarrRönesans sanatın yeniden doğuşu değil ölümü oldu… ve daha bir çok şeyin! Rönesans’ın fikir dünyamızda açtığı yaralar bugün dahi kapanmış değil. Maddenin mânâyı tahakküm aldığı, adına “Aydınlanma” dediğimiz karanlık çağların miladı hiç şüphesiz bu dönem. Güzel ahlâk ile güzel sanatın irtibatının kopuşudur Rönesans. Bu kopuş yüzündendir ki insanlık sadece sanatta değil siyaset, bilim, felsefe, iktisatta lâdini dünya görüşünü Hakikat’in yerine koydu. Sonradan bütün dünyaya dayatılacak olan Avrupa sanatı Rönesans’tan itibaren bilimselleşti. Anatomi, optik, matematik kuralları ve özellikle de merkezî perspektif sanatta insanî ifade imkânını sınırladı. Sömürgeciliği, dünya savaşlarını ve insanları homo-economicus zanneden ideolojileri doğuran işte bu zihniyet oldu.

İnsanlık asırlardır hapsolduğu Rönesansçı perspektiften kurtulabilir; kurtulmalıdır da. Bu kurtuluşun neticeleri ise sadece sanatla sınırlı kalmayacak, ahlâkî, siyasî, felsefî tekâmüllere kapı açacaktır. Rönesans’ın Kara Kitabı bu kurtuluşa katkıda bulunmak amacıyla yazıldı. Başta Pavel Florenski ve Erwin Panofsky olmak üzere George Orwell, Juhani Pallasmaa, Michel Foucault, Ahmed Yüksel Özemre, Zygmunt Bauman, Stanley Kubrick, Cemil Meriç, Henri Lefebvre, Lucien Lévy-Bruhl, Rasim Özdenören, Mircea Eliade, René Guénon gibi sanatçı ve düşünürlerin eserlerinden ve iki değerli araştırmacımızın, Ozan Avcı ile Gönül Eda Özgül’ün makalelerinden istifade edildi. Buradan indirebilirsiniz.


Derin Medeniyet

derin-medeniyet Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett CarrNedir medeniyet? Opera? Demokrasi? Parklar ve bahçelerle süslü şehirler? Metro? Asansör? Modern çağın karanlık dehlizlerinde kaybolan bizler için medeniyet, teknoloji ve kültür mefhumlarını birbirinden ayırdetmek zor ama şurası kesin: Hiroşima, Gazze ve Halep’te şehirleri (medineleri) haritadan silen Batı’ya “medenî” diyenler büyük bir suç işliyorlar. Zira katil bir insanı bir kere öldürür ama katile “katil” demeyenler içlerindeki insanlığı, vicdanı öldürmüş olurlar. (Vicdan / Conscious / Conscience / ضمير)

Evet… Kimileri adaletle hükmedilmiş mülkler bıraktılar geriye; kimileriyse kan ve göz yaşıyla, kul hakkıyla çimentosu karılmış duvarlar, piramitler, kuleler. Elinizdeki bu kitap şu veya bu medeniyeti anlatma değil medeniyet mefhumunun derinlerine inme derdinde. İnsanlar arasındaki münasebetleri yani muhabbet, merhamet, adalet, ticaret ve şiddeti yönetebilme gücü açısından medeniyet mefhumuna yeni bir bakış açısı teklif ediyor. Miras olarak köprü bırakanlarla duvar bırakanları tefrik etmeye yarayacak bir bakış açısı. Buradan indirebilirsiniz.

fikir-kirintilari-2 Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett CarrBir kez daha sosyal medyada paylaştığımız mesajları kitaplaştırdık. Yayına girdiği günden beri Fikir Kırıntıları-1 o kadar çok ilgi gördü ki biz de yeni e-kitabı ilginize sunmak için elimizden geleni yaptık… Ve her zamanki gibi konuları derinleştirmek isteyenler için ise makaleler ve kitaplar da tavsiye ettik. Fikir Kırıntıları-2’nin konuları şöyle:

Taktik ve Strateji, Enerji, Vatikanizm, Gündem Zehirlenmesi, İslâm Sanatı, Kanlı Fotoğraf Yayma, 1 Mayıs, Amigo-Tarihçi, Futbol, mafya, uyuşturucu, fuhuş ve terör, Namaz illâ namaz, Müslümanlarda içe kapanma ve dışa açılma, Neden okuyalım? Ne okuyalım? Nasıl okuyalım?, Ekonomistler neden ekonomiden anlamaz?, Münâfıkûn ve Siyaset-i Nebevî, Sosyal Medya, Gurbet, Çirkin Şehir, Devrim, Yeni PKK ve “Private Security”, Şifalı ottan zehir yapma, Kadına Karşı Şiddet, Liberalizm, Gerçeği görme, Çalışan kadın, Suriye, Tasavvuf, Hollywood-Pentagon, Beyin yıkama ve psikolojik harp. Buradan indirebilirsiniz.

Fikir Kırıntıları – 1

fikir-kirintilari Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett Carr140 karakterle derdini anlatabilenlerden misiniz? Kısa mesajlar, FaceBook’taki özlü sözler, Twitter’da kısaltıldıkça sloganlaşan fikirler… Tabi insanlar sözü uzatmanın yeni yollarını buldular: Video, caps, … Ancak kısa söz her zaman derinlikten mahrum olmakla eş anlamlı değil. Az sözle çok ama çok derin mânâlar da aktarılabilir. Kısa sözün hikmeti dışarıdan aktarılan, alimden cahile verilen yeni bir şey değil. Meselê ârifin irfanıyla agâh olunması; dinleyende bilkuvve (potansiyel) olarak  bulunan güzelliklerin uyandırılması, bilfiil (aktif) hale geçirilmesi. Bunun için “dinleyen anlatandan “ârif olsa gerek” buyurmuş büyükler. Biz de Twitter’da paylaştığımız kısa mesajları konularına göre tasnif edip kitaplaştırdık, ilginize sunduk. Eğitimden Türk soluna, ekonomik krizlerden petrol savaşlarına, ölüm korkusundan küresel ısınmaya kadar çok farklı konularda aforizmalar… Konuları derinleştirmek isteyenler için ise makaleler ve kitaplar da tavsiye ettik. Buradan indirebilirsiniz.

Kitap tanıtan kitap 7

kitap-tanitan-kitap-7 - kucuk Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett CarrKitap tanıtan kitapların 7cisine damgasını vuran düşünür Susan Sontag oldu. 1977’de yayınladığı “Fotoğraf Üzerine” isimli cesur kitaptan bahseden 4 makale ile başlıyoruz. Mehmet Özbey’in kaleminden eskimeyen bir kitabı ziyaret edeceğiz sonra: Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel Garcia Marquez) Değerli yazarlarımızdan Mehmet Salih Demir ve Mustafacan Özdemir tek bir kitaba ve tek bir yazara odaklı kitap sohbetlerinden farklı makaleler hazırladılar. Bunlar kavram ve/veya olaylara odaklı, birden fazla kitaptan ve müelliften istifade eden çalışmalar: Terör, vicdan, modernleşme, bilim felsefesi (Kuhn, Heidegger, Derrida, Gadamer, Dilthey, Mach, Baudrillard, Toulmin) … Suzan Nur Başarslan’ın yazdığı Türk romanının tarihçesi ve Seksenli Yıllarda Türk Romanı Ve Post Modern Eğilimler de bu kategoriye dahil edilebilir. Bunların  yanısıra yazar kadar hatta bazen daha fazla ünlenmiş kitaplara adanmış makaleleri de yine bu sayıda bulacaksınız: Zeytindağı (Falih Rıfkı Atay), Hayy Bin Yakzan (İbn-i Tufeyl), Körleşme (Elias Canetti), Taşrada Düğün Hazırlıkları (Franz Kafka). Kitap tanıtan Kitap 7’nin daha önceki sayılardan bir diğer farkı da Georg Simmel’e adanmış iki makale içermesi. Karl Marx ve Max Weber arasındaki kayıp halka olarak nitelenen Simmel’in “Büyük şehir ve zihinsel yaşam” (Die Großstädte und das Geistesleben, 1903) isimli özgün çalışmasından bahsettiğimiz makaleler kitabın sonunda. Buradan indirebilirsiniz.

Önceki kitap sohbetleri:

Derin Lügat 6.0

Derin Lügat güncellendi. Sürüm 6.0 yayında. Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett CarrYeni sürümlere dair not: Eski sürümleri indirip okumuş olanların işini kolaylaştırmak için kelimelerin sırasını değiştirmiyoruz. Yani her yeni sürümde okumaya kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.

  • 6cı sürüme eklenen yeni terimler: Demokrasi, Muhafazakârlık, Kuvvetler ayrılığı, İnovasyon, İlerleme, Erken – Geç.
  • 5ci sürüme eklenen yeni terimler:Hissiyat – Maneviyat, Tanrı Parçacığı, Bâkî, Kelime, Cehalet, Mürşid, Evvel, Büyük Patlama.
  • 4cü sürüme eklenen yeni terimler:Paraklitos, Hudud, Ehliyet, Zâhir ve Batın, Barış, Unutmak.
  • 3cü sürüme eklenen yeni terimler: Eksen Kayması, Bilgi toplumu, Zamanda Yolculuk, Ateist , Yokluk , Çağdaş, Gurbet, Kader.

İnsanlık neredeyse 4 asırdır “ilerleme” adını verdiği müthiş bir gerileme içinde. Tarihteki en kanlı savaşlar, sömürüler, soykırımlar, toplama kampları, atom bombaları, kimyasal ve biyolojik silahlar hep Batı’nın “ilerlemesiyle” yayıldı dünyaya. En korkunç barbarlıkları yapanlar hep “uygar” ülkeler.  Her şeyin fiyatını bilen ama hiçbir şeyin değerini bilmeyen bu insanlar nereden çıktı? Yoksa kelimelerimizi mi kaybettik?

Aydınlanma ile büyük bir karanlığa gömüldü Avrupa. Vatikan’ın yobazlığından kaçarken pozitivist dogmaların bataklığında kayboldu. “Yeniden doğuş” (Rönesans) hareketi sanatın ölüm fermanı oldu: Zira optik, matematik, anatomi kuralları dayatıldı sanat dünyasına. Sanat bilimselleşti, objektif ve totaliter bir kisveye büründü.

Kimse parçalamadı dünyayı “Birleşmiş” Milletler kadar. Güvenliğimiz için en büyük tehdit her barış projesine veto koyan BM “Güvenlik” Konseyi değil mi? Daimi üyesi olan 5 ülke dünyadaki silahların neredeyse tamamını üretip satıyor. “Evrensel” insan hakları bildirisi değil güneş sisteminde, sadece ABD’deki zencilerin haklarını bile korumaktan aciz. Bu kavram karmaşası içinde Aşk kelimesi cinsel münasebetle eş anlamlı oldu: ing. To make love, fr. Faire l’amour… Önce Batı, sonra bütün insanlık akıl (reason) ile zekânın (intelligence) da aynı şey olduğunu sanmışlar. Oysa akıl iyi-kötü veya güzel-çirkin gibi ayrımı yaparken zekâ problem çözer; bir faydayı elde etmek ya da bir tehditten kurtulmak için kullanılır. Bir saniyede 100.000 insanı ve sayısız ağacı, böceği, kediyi, köpeği oldürecek olan atom bombasını yapmak zekâ ister ama onu Hiroşima üzerine atmamak için akıl gerekir.

İster Batı’yı suçlayalım, ister kendimizi, kelimelerle ilgili bir sorunumuz var: İşaret etmeleri gereken mânâların tam tersini gösterdikleri müddetçe sağlıklı düşünmeye engel oluyorlar. Çözüm ürettiğimizi sandığımız yerlerde yeni sorunlara sebep oluyoruz. Dünyayı düzeltmeye başlamak için en uygun yer lisanımız değil mi? Kayıp kelimelerin izini sürmek için yazdığımız Derin Lügat’ı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

 

Edward Hopper’ı okumak

hopper-kapak Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett CarrAmerikalı ressam Edward Hopper sadece Amerika’nın değil bütün Batı kültürünün en önemli ressamlarından biri. Hopper ile Batı resmi asırlardan beri ilk defa kısır ekol savaşlarını, soyut resim / figüratif resim gibi ölü doğmuş dikotomileri aşma fırsatı yakaladı.

Bu bağlamda, perspektif, ışık, gölge vb tercihleri aşan Hopper’ın yeni bir şey yaptığını savunuyoruz: Hopper Rönesans’tan beri can çekişen figüratif resme yeni bir soluk verdi. Tezimiz budur. Bu lisan-ı sûreti tahlil etmek için sadece Hopper’dan etkilenen diCorcia gibi fotoğrafçıları değil ondan beslenen Hitchcock, Jarmusch, Lynch gibi sinema yönetmenlerini, romancıları da kitabımıza dahil ettik. Diğer yandan Hopper’ın tutkuyla okuduğu filozoflardan yani Henry David Thoreau ve Ralph Waldo Emerson’dan da istifade ettik. Elinizdeki bu kitap Hopper tablolarına aceleyle örtülen melankoli ve yalnızlık örtüsünü kaldırmak için yazıldı. Hopper’a bakmak değil Hopper’ı okumak için. Buradan indirebilirsiniz.

Senin tanrın çok mu yüksekte?

senin-tanrin-cok-mu-yuksekte Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett Carr

Güzel olan ne varsa İnsan’ı maddî varoluşun, bilimsel determinizmin ötesine geçirecek bir vasıta. Sevgilinin bir anlık gülüşü, ay ışığının sudaki yansıması, bir bülbülün ötüşü ya da ağaçları kaplayan bahar çiçekleri… Dinî inancımız ne olursa olsun hiç birimiz güzelliklere kayıtsız kalamıyoruz. Etrafımızı saran güzelliklerde bizi bizden alan, yeme – içme – barınma gibi nefsanî dertlerden kurtarıp daha “üstlere, yukarılara” çıkaran bir şey var. Baş harfi büyük yazılmak üzere Güzel’lik sadece İnsan’a hitab ediyor ve bize aşkın/ müteâl/ transandan olan bir mesaj veriyor: “Sen insansın, homo-economicus değilsin”.

İşte bu yüzden “kutsal” dediğimiz sanat bu anlayışın ve hissedişin giriş kapısı olmuş binlerce yıldır. Tapınaklar, ikonalar, heykeller insanları inanmaya çağırmış. Ancak inancı ne olursa olsun bütün “kutsal sanatların” iki zıt yola ayrıldığını, hatta fikren çatıştığını da görüyoruz:

  • Tanrı’ya benzetme yoluyla yaklaşmak: Teşbihî/ natüralist/ taklitçi sanat,
  • Tanrı’yı eşyadan soyutlama yoluyla yaklaşmak: Tenzihî/ mücerred sanat.

Kim haklı? Hangi sanat daha güzel? Hangi sanatçının gerçekleri Hakikat’e daha yakın? Bu çetrefilli yolda kendimize muhteşem bir rehber bulduk: Titus Burckhardt hem sanat tarihi hem de Yahudilik, Hristiyanlık, İslâm, Budizm, Taoizm üzerine yıllar süren çalışmalar yapmış son derecede kıymetli bir zât. Asrımızın kaygılarıyla Burckhardt okyanusuna daldık ve keşfettiğimiz incileri sizinle paylaştık. Buradan indirebilirsiniz.

Öteki Sinemanın Çocukları

oteki-sinemanin-cocuklari Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett CarrYakında sinemanın bir endüstri değil sanat olduğuna kimseyi inandıramayacağız. Zira “Sinema Endüstrisi” silindir gibi her şeyi ezip geçiyor. Sinema ürünleşiyor. Reklâm bütçesi, türev ürünlerin satışı derken insanlar otomobil üretir gibi film ÜRETMEYE başladılar. Belki en acısı da “sinema tekniği” öne çıkarken sinema sanatının unutulması. Fakat hâlâ “iyi bir film” ile çok satan bir sabun veya gazozun farkını bilenler de var. Çok şükür hâlâ ustalar kârlı projeler yerine güzel filmler yapmaya çalışıyorlar. Derin Düşünce yazarları da “İnsan’sız Sinema Olur mu?” kitabından sonra yeni bir sinema kitabını daha okurlarımıza sunuyorlar. “Öteki Sinemanın Çocukları” adlı bu kitap 15 yönetmenle buluşmanın en kolay yolu: Marziyeh Meshkini, Ingmar Bergman, Jodaeiye Nader Az Simen, Frank Capra, Dong Hyeuk Hwang, Andrey Rublyov, Sanjay Leela Bhansali, Erden Kıral… Buradan indirebilirsiniz.

kitap-tanitan-kitap-6 Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett CarrKitap Tanıtan Kitap 6

Bir varmış, bir yokmuş. Mehtaplı bir eylül gecesinde Ay’a bir merdiven dayamışlar. Alimler, yazarlar, şairler ve filozoflar bir bir yukarı çıkıp oturmuşlar. Hem Doğu’dan hem de Batı’dan büyük isimler gelmiş: Lev Nikolayeviç Tolstoy, René Guénon, Turgut Cansever, El Muhasibi, Şeyh-i Ekber, Cemil Meriç, Arthur Schopenauer, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mahmud Sâmi Ramazanoğlu, Mahmut Erol Kılıç… Sadece bir kaç yer boş kalmış. Konuklar demişler ki “ başka yazar çağırmayalım, bu son sandalyeler bizim kitabımızı okuyacacak insanlara ayrılsın”. Evet… Kitap sohbetlerinden oluşan derlemelerimizin altıncısıyla karşınızdayız. Buradan indirebilirsiniz.

Önceki kitap sohbetleri:

sen-insansin Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett CarrSen insansın, homo-economicus değilsin!

Avusturyalı romancı Robert Musil’in başyapıtı Niteliksiz AdamJames Joyce‘un Ulysses ve Marcel Proust‘un Geçmiş Zaman Peşinde adlı eserleriyle birlikte 20ci asır Batı edebiyatının temel taşlarından biri. Bu devasa romanın bitmemiş olması ise son derecede manidar. Zira romanın konusunu teşkil eden meseleler bugün de güncelliğini koruyor.  Biz “modernler” teknolojiyle şekillenen modern dünyada giderek kayboluyoruz. İnsan’a has nitelikleri makinelere, bürokrasiye ve piyasaya aktardıkça geriye niteliksiz bir Ben’lik kalıyor. İstatistiksel bir yaratık derekesine düşen İnsan artık sadece kendine verilen rolleri oynayabildiği kadar saygı görüyor: Vatandaş, müşteri, işçi, asker…

Makinelerin dişli çarkları arasında kaybettiğimiz İnsan’ı Niteliksiz Adam’ın sayfalarında arıyoruz; dünya edebiyatının en önemli eserlerinden birinde. Çünkü bilimsel ya da ekonomik düşünce kalıplarına sığmayan, müteâl / aşkın bir İnsan tasavvuruna ihtiyacımız var. Homo-economicus ya da homo-scientificus değil. Aradığımız, sorumluluk şuuruyla yaşayan hür İnsan.Buradan indirebilirsiniz.


tezyin_kapak-150 Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett CarrGözle dinlenen müzik: Tezyin

Batı sanatı her hangi bir konuyu “güzel” anlatır. Bir kadın, batan güneş, tabakta duran meyvalar… İslâm sanatının ise konusu Güzellik’tir. Bunun için tezyin, hat, ebru… hatta İslâm mimarîsi dahi soyuttur, mücerred sanattır.

Derrida, Burckhardt, Florenski ve Panofski’nin isabetle söylediği gibi Batılı sanatçı doğayı taklid ettiği için, merkezi perspektif ve anatomi kurallarının hakim olduğu figüratif eserler ihdas eder. Bu taklitçi eserler ise seyircinin ruhunu değil benliğini, nefsini uyandırır. Zira kâmil sanat tabiatı taklid etmez. Sanat fırça tutan elin, tasavvur eden aklın, resme bakan gözün secdesidir. Tekâmül eden sanatçı (haşa) boyacı değil bir imamdır artık. Her fırça darbesi tekbir gibidir. Zahirde basit motiflerin tekrarıyla oluşan görsel musiki ile seyircilerin ruhu öylesine agâh olur ki kalpler kanatlanıverir. Müslüman sanatçı bu yüzden tezyin, hat, ebru gibi mücerred sanatı tercih eder. Güzel eşyaları değil Güzel’i anlatmak derdindedir. Çünkü ne sanatçının enaniyet iddiası ne de seyircinin BEN’liği makbul değildir. Görünene bakıp Görünmez’i okumaktır murad; O’nun güzelliği ile coşan kalp göğüs kafesinden kurtulup sonsuzluğa kanat açar.

Tezyinî nağmeleri gözlerimizle işitmek için yazıldı bu e-kitap. John locke gibi bir “tabula rasa” yapmak için değil Hz. İbrahim (as) gibi “la ilahe” diyebilmek için. Buradan indirebilirsiniz.

Kaybedenler Klübü: Anti-demokratik bir muhalefetin kısa tarihi

Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett CarrT.C. kurulurken Hitler, Mussolini ve Stalin başrolleri paylaşıyordu. İki dünya savaşının ortalığı kasıp kavurduğu o korkunç yıllarda “bizim” Cumhuriyet gazetesi’nin faşizme ve faşistlere övgüler yağdırması bir rastlantı mıdır? Kemalistlerin ilâhı olan Atatürk’ün emriyle 80.000 Alevî Kürd’ün Dersim’de katledilmesi, Kur’an’ın, ezanın yasaklanması, imamların, alimlerin idam edilmesi, Kürtleri, Hristiyanları ve Yahudileri hedef alan zulümler de yine Atatürk ve onu ilahlaştıranlar tarafından yapılmadı mı?

Bu ağır mirasa sahip bir CHP ve Türk solu şimdilerde “İslâmî” olduğu iddia edilen bir cemaat ile, Fethullah Gülen’in ekibiyle ittifak içinde. Yobaz laiklerin, yasakların kurbanı olduklarını, baskı gördüklerini iddia ediyor bu insanlar. Ama bir yandan da alenen İslâm düşmanlığı yapan her türlü harekete hatta İsrail’e bile destek vermekten çekinmiyorlar. Tuttukları yol İslâm’dan daha çok bir ideolojiye benziyor: Gülenizm. Millî istihbarattan dershanelere, dış politikadan bankalara kadar her konuda dertleri var. Ama Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Arakan’da zulüm gören Müslümanları dert etmiyorlar. Acayip…

Türk solu, CHP ve Fethullah Bey… Nereden geldiler? Nereye gidiyorlar? Elinizdeki bu kitap meseleyi tarihsel bir perspektifte ele almayı amaçlıyor.Buradan indirebilirsiniz.


freud-kapak Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett CarrGurbetçi Freud ve “Das Unheimliche”

Modern insanın kalabalıkta duyduğu yalnızlığı sorgulamak için iyi bir fırsat… Sigmund Freud gurbette olma duygusunu, yabancılık, terk edilmişlik hissini anlatan “Das Unheimliche” adlı denemesini 1919’da yayınlamış. İsminden itibaren tefekküre vesile olabilecek bir çalışma. Zira “Unheimliche” alışılmışın dışında, endişe verici bir yabancılık hissini anlatıyor.

Bu hal sadece İnsan’a mahsus: Kaynağında tehdit algısı olmayan, hayvanların bilmediği bir his. Belki huşu / haşyet ile akrabalığı olan bir varoluş endişesi? Gurbete benzer bir yabancılık hissi, sanki davet edilmediğim bir evdeyim, kaçak bir yolcuyum bu dünyada. Freud’un İd (Alt bilinç), Benlik (Ego), Üst Benlik (Süperego) kavramları iç dünyamızdaki çatışmalara ışık tutabilir mi? Dünyada yaşarken İnsan’ın kendisini asla “evinde” hissetmeyişi acaba modern bir hastalık mıdır? Teknolojinin gelişmesiyle baş gösteren bir gerginlik midir? Yoksa bu korku ve tatminsizlik hali insanın doğasına özgü vasıfların habercisi,  buz dağının görünen ucu mudur? Hem Sigmund Freud’u tanıyanların hem de yeni keşfedecek olanların keyifle okuyacağını ümid ediyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

fethullah-gulen-kapak Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett Carr

Fethullah Gülen’i iyi bilirdik

(Son güncelleme: 5inci sürüm, 11 Ağustos 2016)

Türkçe Olimpiyatlarını ve Türk okullarını sevmiştik. Gözü yaşlı vaizin Amerika’da yaşamasına alışmıştık. 1980 öncesinde komünizme karşı CIA ile işbirliği yapmasına “taktik” demiştik. Fethullah Gülen aleyhine açılan davalardan birinin iddianamesinde “pozitivist felsefeye karşı olmak” ile suçlanıyordu. Biz de karşıydık pozitivizme.

Sonra bir gün… Mavi Marmara! Doğu Akdeniz’de, uluslararası sularda oyuncak ve gıda taşıyan bir gemi saldırıya uğradı. Masum ve silahsız insanlar öldü. Psikopat bir devletti bunu yapan. İsraillileri hapsettiği korku duvarları Filistin’i hapseden beton duvarlardan daha yüksekti. Ama Fethullah Gülen İsrail’den izin alınması gerektiğini söyledi. Bu terörist devletten “otorite” diye bahsediyordu. Gülen’e göre İsrail Doğu Akdeniz’in efendisiydi, uluslararası sularda bile masum sivilleri öldürme hakkına sahipti. Gülen cemaati dünya ile uğraşmaktan ahirete vakit ayıramıyordu. Gülen cemaati bir cemaatten başka herşeye benziyordu.

15 Temmuz gecesi yaşadığımız darbe girişiminde yaşadıklarımızla birlikte değerlendirince can acıtan bir soru kendini dayatıyor bize: Fethullah Gülen ve kurmayları bizi baştan beri kandırdı mı? Yoksa “küçük eller” dediğimiz masum insanların teşkilâtı sonradan mı kokuştu?

 Kitabı buradan indirebilirsiniz.

Soyut Sanat Müslümanın Yitik Malıdır

yitik Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett CarrAfganistan’daki bir medreseyi, Bosna’daki bir camiyi, Hindistan’daki Taj Mahal’i görsel olarak islâmî yapan nedir hiç düşündünüz mü? Anadolu kilimlerini, İran halılarını, Fas’taki gümüş takıları, Endülüs’teki sarayları birleştiren ortak unsur nedir? Müslüman olmayan bir insan bile kolaylıkla“bunlar İslâm sanatıdır” diyebilir. Sanat tarihi konusunda hiç bir bilgisi olmayanlar için de şüpheye yer yoktur. Şüpheye yer yoktur da… bu ne acayip bir bilmecedir! Endonezya’dan Fas’a, Kazakistan’dan Nijerya’ya uzanan milyonlarca kilometrekarelik alanda yaşayan, belki 30 belki 40 farklı lisan konuşan Müslüman sanatkârlar nasıl olmuş da böylesi muazzam bir görsel bütünlüğe sadık kalabilmiştir?

Bakan gözleri pasifleştiren tasvirci sanatın aksine İslâm sanatı okunan bir sanattır. Yani görünmeyeni anlatmak için çizer görüneni. Doğayı taklid etmek değildir maksat. İnsanların aklını uyandırması, kalplerine hitab etmesi sebebiyle İslâm sanatının soyut bir sanat olduğu da aşikârdır. Ama Avrupa kökenli soyut sanattan ayrıdır İslâm sanatı. Meselâ Picasso, Kandinsky, Klee, Rothko gibi ressamlar gibi sembolizme itibar edilmemiştir. 284 sayfalık kitabımıza çok sayıda İslâm sanatı örneği ekledik. Bakmak için değil elbette, görünen sayesinde görünmeyeni akledebilmek, yani İslâm sanatını “okumak” içinBuradan indirebilirsiniz.


İslâm’da Mimar ve Şehir

Cumhuriyet’in ilânından beri yaşadığımız şehirler hızla tektipleşiyor. Betondan yapılmış kareler ve dikdörtgenler kapladı ufkumuzu. Trabzon, Aydın, Malatya… Anadolu’nun her yeri birbirine benzedi. Fakat Türkiye’ye has bir sorun değil bu. Batının “alternatifsiz” Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Hatırat / Joseph Goebbels Büyüme / Growth / Croissance / نمو Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck Agapi / Sarah Jio Ulysses / James Joyce Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة Mrs. Dalloway / Virginia Woolf Siyasetname / Nizamü'l-Mülk Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi Jeopolitik mekân ve jeo-ekonomik imkân: Luttwak Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç Tarih Nedir? / Edward Hallett Carrdemokrasisi ve serbest piyasası mimarları da tektipleştirdi. Farklı düşünemeyen, yerel özellikleri eserlerine yansıtmayan mimarlar kutu gibi binalar dikiyor. Moskova, Tokyo, Paris, Hong Kong da tektipleşiyor ve çirkinleşiyor.

Çare? Binalara değil de mimara, yani insana odaklanmak olabilir; yani eşyayı ve sureti değil İnsan’ı ve sîreti merkeze almak. Zira bu bir norm ya da ekol meselesi değil: İslâmiyet’in ilk asırlarında bir şehir övüleceği vakit binalar değil yetiştirdiği kıymetli insanlar anılırmış. Biz de güzel binalarda ve güzel şehirlerde hayat sürmek için önce güzel mimarlar yetiştirerek başlayabiliriz işe. İnsan gibi yaşamak için mimarî çirkinliklerden ve bunaltıcı tektipleşmeden kurtulabiliriz. Bu ancak Güzel Ahlâk ile Güzel Mimarî arasındaki bağı yeniden tesis etmekle olabilir. Çare Mimar Sinan gibi cami yapmak değil Mimar Sinan gibi insan yetiştirmek. Kitabımızın maksadı ise teşhis ve tedaviye hizmet etmekten ibaret. Buradan indirebilirsiniz.

Trackback URL

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin