Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Dikkat Kitap: Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu »

Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini hukuk yerine ırkımıza ya da inançlarımıza göre düzenleyebilir mi?

GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor(du), kimi devlet memurları “ne mutlu Türk’üm” demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor(du)… Bizim paramızla, bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen…

Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Sıradan insanları sadece “insan” olarak göremeyen Cumhuriyet’in halkıyla bir sorunu vardı. Türkiye’nin bitmeyen “sorunlarının” kaynağı sakın 1930 model ulus-devlet yapısı olmasın?

1870’lerde İtalya’da yaşayan etnik gruplar birleşerek Fransız işgaline son verdiler. Bir İtalyan ulusu yoktu ortada, Fransız zulmünden bıkmış insanların meşru müdafasıydı. Ama o dönemin Avrupası’nda yükselen değer halk değil ulus-devlet idi. “Problemin” farkında olan Milli Kurtuluş Hareketi liderleri şöyle diyorlardı : “İtalya’yı yarattık, sıra İtalyanları yaratmaya geldi!”

Samsun’a bir “güneş gibi” doğanlar, Türk milletini yoktan var edenler(!) de acaba demişler midir “Türkiye’yi yarattık, sıra Türk Milletini yaratmaya geldi” diye?

80 sayfalık bu kitap Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş bir deli gömleğine işaret ediyor. Kral çıplak. Kral hep çıplaktı.

Ne mutlu “insanım” diyene!

Kitabı buradan indirebilirsiniz

Irkçıya kızılmaz, acınır! »

Sunuş : Geçen yıl eylül ayında girmiştik bu yazıyı. Şu günlerde CHP’nin kurmayları “Dersim’de Alevî Kürtlerin anasını ağlattık, ne iyi ettik” diyerek ırkçı amigoluk yapıyor, muhtemel bir felakete çanak tutuyor. Diğer yandan taş atan “sarışın” kadınlar ve araba yakan “esmer”  gençler saldırganlığın  milleti olmadığını tekrar tekrar ispat ediyorlar sokaklarda. Türk milliyetçiliği ile Kürt milliyetçiliği iki başlı bir yılan gibi…

Boyalı basının « Vur ! Vur ! » çığlıkları arasında devam eden etnik şiddete ışık tutması  umuduyla bu yazıyı yeniden yayınlıyoruz.

 (MY)

Irkçıya kızılmaz, acınır!

Irkçılık bir düşünce değildir, saygı değil acıma ve şefkat gerektirir. Yaralı bir hayvanın saldırganlığı gibi bir refleks halidir. Yanan bir binanın 10cu katından kendini aşağıya atan insan “bu benim kararımdı, düşmeseydim inecektim” diyemez.

Kürtlere devlet eliyle yapılan haksızlıkları dile getirdiğimiz yazıların altına yorum bırakan bazı okuyucular Read the rest

Ufuk Uras sır ölümleri Meclis gündemine getiriyor »

Bağımsız İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, sır ölümlerin altındaki gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulması teklifinde bulunacağını söyledi.

Uras, Genelkurmay Başkanlığı’nın subay ölümleri konusundaki sessizliğini eleştirirken, Meclis’in bu konuda inisiyatif almasını Read the rest

Filistin Günleri »

Dikkat Kitap: Amerika tedavi edilebilir mi? »

Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.

ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.

Ancak ne askerî ne de ekonomik olarak bu iki ülkeye üstünlük sağlayamayan insanlar Afganistan’da, Filistin’de, Irak’ta ABD bombaları altında can vermeye devam ediyorlar.

 Barışçı yollarla bir şeyler yapmaya niyetli,  “yangına gagasıyla su taşıyanlar” ise Amerikan kamuoyunu uyarma çabasında. Fakat ne yanmış yıkılmış okullar, ne de kolları bacakları kopmuş bebek fotoğrafları Amerikalıların vicdanını uyandıramadı.

 Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?

Amerikan’ın bu saldırganlığı sıradan Amerikalılara da büyük zarar veriyor aslında. Sadece Irak’ın işgali için harcanan yüz milyarlarca dolar ile ülkelerini baştan yapabilir, zengin-fakir demeden herkese yüksek kaliteli sağlık ve eğitim hizmeti götürebilirlerdi. Oysa milyonlarca Amerikalı sefalet içinde yaşıyor. Kimi ekonomik kriz yüzünden kimi Katrina kasırgası gibi bir doğal felaketlerden dolayı evini, işini kaybetti. Devlet ise bu insanları yüz üstü bıraktı. Neden?

 Bu 37 sayfalık kitap klişelerin ötesinde bir bakış açısı öneriyor.

Buradan indirebilirsiniz.

Son 90 günde en çok okunan ve tartışılan yazılar »

  1. CHP kafası, MHP kafası, DTP kafası
  2. Zina da böyle bir şey işte…
  3. Zorunlu Askerlik? Ülkemizin yavaş intiharı!
  4. Devlet adamı değilsin, devlet memurusun İlker Başbuğ (2)
  5. Devrimler Yanlıştır. Kemalist Devrim de Yanlıştı
  6. Dikkat Kitap: Müslüman’ın Zaman’la imtihanı
  7. Dinlerarası diyalog : Diyanetizm ve İslâm
  8. Ey Türk Gençliği! “Bu Adamdan” Tehditlerini Çek!
  9. Fethullah Gülen ve Milliyetçilik Videosu
  10. Güçlü orduya lüzum yok, kaliteli olsun yeter
  11. Humeyni’yi ve Humeynizm’i sevmek farz mıdır?
  12. İtiraf et! Müslümanmısın ideolojist mi?
  13. Kemalistler için Türkiye’den kaçış rehberi
  14. Laikçiler ‘İslamî Kapitalizm’den Niçin Nefret Eder?
  15. PKK’yı Doğru Anlayalım Artık
  16. Suçu? Başörtüsü!
  17. Taş atan sarışınsa problem yok mu yani?
  18. Ümmeti-i Muhammed,Minare mi istemiştiniz ?
  19. Yasak Demirden Gömlek Gibidir Bir Gün Paslanır, Dökülür

Ben Senin Kaybettiğin Duanım! »

Genellikle T.V dizileri hakkında yazmayı tercih etmem. Aynı şekilde genellikle STV’de yayımlanan dizileri, bir iki istisnası dışında beğendiğimi söyleyemem. Ancak STV’de, değişik bir zihin ve anlayıştan geldiği belli olan “Beşinci Boyut” dizisinin yönetmeni olan Hasan Kıraç’ın yaptığı ve birkaç bölümünü izlediğim “Kırık Kalpler” dizisini izleyince bu dizi hakkında yazmanın gerekli olduğunu düşündüm.

Polonyalı  büyük yönetmen Kieslowski’nin ‘Dekalog’ adlı 10 bölümlük dizisinin öncelikle TV için yapıldığını  hatırlayalım. Yine Fassbinder’in ‘Berlin Alexanderplatz’ adlı filmi bir televizyon dizisiydi aslında. Ya da Edgar Reitz’in ‘Heimat’ adlı dizisi… Kırık Kalpler dizisini bu büyük yönetmenlerin yaptıkları diziler ayarında gördüğüm için vermiyorum bu örnekleri. Ancak Hasan Kıraç’ın bu son dizisinde önemli ışık gördüğümü söylemeliyim. Read the rest

Taşlar ve Başlar »

Sunuş : Değerli yorumcumuz Şeriff Bey’in önerisi üzere yayınlıyoruz. (MY)

Kaynak : Sufizm ve insan

“Hoşgörmek, boş görmek midir?” diye sormuştum evvelce bir yazıda… Bir tarafta, “zulme rıza zulümdür” buyuran Rasulullah (sav), diğer tarafta “koyundan yavaş gerek” diyen Evliyaullah! Bazıları bu durumu “karşıtlık” olarak algılıyor ve evliyullah’ın Rasul’den (sav) daha hoşgörülü, daha sevgi dolu vs. gösterildiğinden yakınıyor! Peki, nasıl çıkacağız bu işin içinden? Böyle bir şey mümkün mü? Read the rest

Yeni sol parti mağdurlar hareketi olacak »

Neşe Düzel

NEDEN: UFUK URAS
Türkiye’nin neredeyse bütün sorunları temel sorun niteliğinde. Çünkü bu sorunlar hiçbir zaman demokrasiyle çözülmek istenmediler, baskıyla sürekli ertelene ertelene büyüdüler ve sonunda Türkiye’yi kilitlediler. Bu ülkenin bir temel sorunu da ‘muhalefet sorunu’. Kendisini sol veya sağ olarak nasıl tarif ederse etsin, Türkiye sonuçta her zaman sağ iktidarlar tarafından yönetildi ve bırakın iktidarı, kısa İşçi Partisi dönemi dışında, Türkiye’de Meclis’te hiç bir zaman gerçek bir sol muhalefet olmadı. Eğer Türkiye’de bugün gerçek bir sol muhalefet ya da iktidar olsaydı, Türkiye bugün bambaşka bir ülke olurdu. Türkiye’nin değişimi ve dönüşümü ise sağ partilerin özgürlük, demokrasi ve hukuk ve laiklik anlayışıyla sınırlı kaldı. Toplum, egemenlerin siyasi çıkarlarının insafsızlığından, vahşiliğinden bunaldı. Şimdi Ergenekon süreci Türkiye’de her kesimi demokrasi sınavından geçirerek ayrıştırıyor. Ve Türkiye’de sahici bir sol partinin, gerçek bir sol muhalefetin adımları atılmaya çalışılıyor. Sol ve sosyal demokrat kökenli aydınların öncülüğünde gelişen ve giderek her kesimde yayılan bu yeni sol parti oluşumunu, dinden ekonomiye, Kürt sorunundan sivil anayasaya her alandaki politikasını, insanlara neler vaat ettiğini, 2007’de bağımsız solun adayı olarak İstanbul’dan Meclis’e giren Ufuk Uras’la konuştuk.

* * *

NEŞE DÜZEL: Yeni bir sol parti kuruluyor. Siz de bu partide yer alacak mısınız? 

UFUK URAS: Evet, yeni sol partide ben de varım. Türkiye’de bir değişim-dönüşüm mecburiyeti var ama bunun adresi yok. Bu yüzden Türkiye’de bir “sol kitle partisi”nin kurulmasına ihtiyaç var.

Sol parti derken aslında ne demek isteniyor? CHP’nin bile kendine sol dediği bir ülkede sanırım sol parti kavramını net bir şekilde tarif etmek gerekiyor. 

Özgürlüklerden, demokrasiden ve değişimden yana olmak, bu ülkede her yurttaşın eşit haklara sahip olması için mücadele etmek Read the rest

Bir Pazartesi testi: Kemalizminizi ölçün »

Domuz gribi, kollestrol, tansiyon derken bir türlü Kemalizme sıra gelmiyor. Oysa bu dertten muzdarip bir sürü insan var memleketimizde. İşte Derin Düşünce’nin dev hizmeti. Kemalizm testi. Bu test sayesinde Kemalizminizi düzenli aralıklarla ölçün,  taş atan sarışınlar gibi olmaktan kurtulun.

 

Yol gösterme: Aşağıdaki önermelerin size uygun olmasına göre 0-5 arası puan verin. (5: çok doğru, 0:Kesinlikle yanlış)

 

  1. Dersim’de 80 bin Alevinin katledilmesi gerekliydi. Yine olsa yine yapılmalı.
  2. Devletin Sünnî İslâm’ı desteklemesi laikliğe aykırı değildir.
  3. Çılgın Türkler ve Metal Fırtına okunarak Türkiye tarihi ve diplomasi öğrenilebilir.
  4. Brezilyalılar her sabah okulda “ah keşke Türk olsaydım” diye and içerler.
  5. Dünyanın bütün ülkeleri bizi kıskanır. Türkiye’nin dağları Read the rest