RSS Feed for This Post

Devrimler Yanlıştır. Kemalist Devrim de Yanlıştı

[23 Kasım 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Tek Parti döneminin Dersim gibi karanlık sayfalarını ne zaman açsak karşımıza klasik bir cevap çıkıyor: “Ne yapalım, kansız devrim olmaz!”

Bunu söyleyenler, “adamlar haklı yahu, kansız devrim mi olurmuş, bizde amma safız” dememizi bekliyorlar. Kemalist devrimin Sovyet ve Çin devrimleri gibi başka örneklere kıyasla çok daha kansız olduğunu da hatırlatıp, “bizimkisi yine en ılımlısıymış, öpüp başımıza koyalım” dememizi istiyorlar.

İyi de, ülkelerin ille de “devrim”lere ihtiyaç duyduğunu nereden biliyoruz ki?

Daha doğrusu, bu “devrimci felsefeyi” niçin kabul etmek zorundayız ki?

Ben kendi felsefemi size söyleyeyim: Her devrim yanlıştır. Bazıları çok korkunçtur, bazıları bizdeki gibi “ehven-i şer”dir, ama sonuçta hepsi kötüdür. Çünkü hepsinde, kendini toplumun geri kalanından daha akıllı gören bir kadro, silah ve kanun gücünü kullanarak, despot bir rejim kurar. Kendine muhalif gördüğü bazı insanları öldürür. Bazı toplumsal kesimleri ezer. Binlerce, bazen milyonlarca “ana”yı ağlatır da ağlatır.

Bütün bu bedellerin karşılığı da, ya çok sınırlı bir “kazanım” ya da “sıfıra sıfır elde var sıfır”dır. Vaadedilen ütopya hiç bir zaman gerçekleşmez. Tabii devrimciler işin sorumluluğunu dış düşmanlara, emperyalistlere, kapitalistlere, gericilere, “devrimsel bilinci özümsemekte direnen cahil kitlelere” yıkarlar. “Biz nerde hata yaptık” diye sormak akıllarına hiç gelmez. Çünkü devrimciliğin ilk kuralı, devrimin doğruluğundan kuşku duymamaktır.

Burada kast ettiğim “devrim”in ne olduğunu da biraz açayım. İşgal edilmiş bir ülkenin bağımsızlık savaşından söz etmiyorum kuşkusuz. Bu tür mücadeleler, bizim Kurtuluş Savaşı’mız gibi, doğrudur, meşrudur, onurludur. Bir diktatörün zulmü altında inleyen bir halkın adalet ve özgürlük için ayaklanmasından da söz etmiyorum. Kast ettiğim devrim, ideolojik bir kadronun silah zoruyla iktidarı ele geçirmesi ve sonra da kendi siyasi programını topluma dayatmasıdır.

Tarihsel olarak bu farklı türdeki “devrim”ler bazen içiçe geçer. Mesela İran’da Şah’ın devrilmesi meşruydu, fakat sonra İslamcı kanat demokratik değil otoriter rejimi kurdu. Jakobenler Fransız Devrimi’nde aynı şeyi yapmaya çalıştılar, bunun için de korkunç bir “terör” uyguladılar.

Bizde de Kurtuluş Savaşı’nın bir numaralı kahramanı olan (ve bu sebeple minnet duygularımızı hak eden) Mustafa Kemal Paşa, savaş sonrasında “devrim” yapmaya karar vermiş, siyasi rakiplerini tasviye etmiş ve sonradan “Kemalizm” olarak anılacak bir ideolojiyi topluma dayatmaya girişmiştir. Ve bu, çok yanlış bir iş olmuştur. Açtığı yaraları hala saramadık.

“Peki bu iş nasıl olabilirdi” diyenlere, Amerika’nın kuruluşunu örnek vereyim. Derdim “Amerikancılık” değil, ama örnek iyi. Onlar da bizim gibi İngiltere’ye karşı Kurtuluş Savaşı verdiler. Mustafa Kemal Paşa’nın ordaki muadili General George Washington’dı. Ama savaş bitince adam “Tek Parti rejimi” kurmadı. En “dinci” olanları dahil, hiç bir fikri yasaklamadı. “Sınırlı devlet, özgür toplum” ilkesine göre bir demokrasi kurdular. Geldikleri nokta ortada.

Bizim geldiğimiz nokta da ortada: Darbeler, andıçlar, işkenceler, askeri harekatlar, psikolojik harpler ve ağladıkça ağlayan analar…

… Bu makale ilginizi çektiyse…

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor.

Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

Share on Facebook

3 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 34 Yorum

  2. Yazan:ilker Demir Tarih: Kas 23, 2009 | Reply

    Mustafa Bey’in yazdığı bu yazıyı görünce bilgisayar ekranı başında ağlamayasım geldi. Demek ki değişiyoruz, demek ki artık söylenemez; söylenmesi teklif edilemez şeyleri söyleyebiliyoruz. Yıllardır aile büyüklerinin “Aman haa başkasının yanında böyle konuşmaaa” dedikleri sözleri artık köşe yazılarında halka sunabiliyoruz. değişiyoruz, gelişiyoruz, özgürlerşiyoruz…

  3. Yazan:İzzet Kütükoğlu Tarih: Kas 24, 2009 | Reply

    Devrim anlayışı kişilere ve toplumlara göre farklılık arzediyor…
    Kimi toplumların aklına “devrim” denildiği zaman, büyük bir teknolojik yenilik geliyor.
    Bizim gibi toplumlarda da “Devrim” denildiğinde acı ve göz yaşı, halkın ensesinde boza kaynatmak geliyor.

  4. Yazan:hidayet demir Tarih: Kas 24, 2009 | Reply

    şapka giymeye zorlamak nasıl bir “devrim” olmalı ki ??? KAFAYI MI YEDİNİZ KARDEŞİMM..
    70-80 sene önceki fotoğraflara bakın: milletin kıçı yamalı pantalon,ayağı yalınayak..
    ankarada mustafa kemal panama şapkası ve zatisungur kıyafeti ile devrim yapıyor..sanki milletle alay ediyor..güldürmeyin insanı-kafa mı buluyorsunuz..
    mustafa kemal “ilk düğmeyi yanlış iliklediği için ” bugün düğmelerin sırasını tartışıp duruyor millet beyhude yere..
    ezanı türkçe okutmak nasıl bir “devrim” dir ??..bugün de KÜRTÇE ezan talebine muhatap olursak bu kimin marifeti???

  5. Yazan:erhan kanışlı Tarih: Kas 24, 2009 | Reply

    devrimin genel kabul gören(ve kabaca) anlamı, halkın desteğiyle yapılan silahlı veya siyasal müdahaledir. yani fransız jakoben müdahalesine devrim diyebiliriz. zira her ne kadar robespierre elit olsa da danton halktantır, bastille’i de halk yakmıştır falan filan…

    gelelim M.Kemal’e; onun yaptığına devrim diyebiliyorsak, yine halkın görece desteğini alan Cromwell’in yahut Thomas Jefferson’un yahut Robespierre “kardeşlerinin” yaptıklarına ne demek gerekir? kısacası aynı şey değillerdir. tamam jakobenizm, tepeden iner ama meşruiyetini yahut haklılık nedenini, alt’ın o yöndeki beklentisinden alır. fakat ittihat ve terakki diktatörlüğü ve ardından cumhuriyet’in kurulması,(aynı zamanda demorasinin yadsınması gerektiği anlayışı) devrim olarak nitelendirilmemeli kanımca… ama tartışılır tabii… o dönemde öyle yapması lazımdı, o dönemin şartları bunu olumluyordu yahut halk da istedi canıım gibi serzenişlere gark olunabilir.

    yalnız dikkat etmek gerekir. zira katı-kemalistler, bu tip netameli konulara girildiğinde ellerinde olan 6 oku da kalbinize saplamaktan imtina etmeyebilirler…

    not: “devrim”in genel kabul gören anlamını, rektumdan sallamadım; toktamış ateş, server tanilli’ye danışmak sanırım tatmin edecektir.

  6. Yazan:Amir Töre Tarih: Kas 24, 2009 | Reply

    Amerika’ nın geldiği nokta ““Sınırlı devlet, özgür toplum” gibi üst yapı unsurlarına değil, bakir bir kıtanın doğal kaynaklarının alabildiğine sömürülmesi ve sanayi devriminin yeni kıtaya aktarılması gibi alt yapı temellerine dayanır. Özgür toplum, demokrasi vb sebep değil sonuçtur. Örneğin meşhur Amerikan demokrasisinin erken dönemlerinde oy hakkı çok sınırlı tutulmuştur. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda Amerika’ daki alt yapı unsurları yoktu, tam tersine çökmüş bir ülke ve bir tarım toplumu vardı. Eğer “Sınırlı devlet, özgür toplum” diye özetlenen yaklaşım uygulansa idi gelinecek nokta -çok muhtemelen- Amerikan demokrasisi değil de, fakir bir şeriat ülkesi olacaktı. Cumhuriyetin kurucuları bir seçim yapmak zorunda kalmışlar ve o günün koşullarında -kanımca- en doğru seçimi yapmışlardır. Şapka kanunu gibi günümüzde bize komik gelen uygulamalar yapılan seçimin doğruluğunu gölgeleyemez.

  7. Yazan:Olcayto Tan Haskol Tarih: Kas 24, 2009 | Reply

    Peki Japonya Amir bey?Doğal kaynakları son derece fakir bu ülke nasıl bu noktada.

    Yada ikinci dünya savaşından çıkmış Avrupa,bölünmüş Güney Kore nasıl bu durumda?

  8. Yazan:nilgün öven Tarih: Kas 24, 2009 | Reply

    “İyi de, ülkelerin ille de “devrim”lere ihtiyaç duyduğunu nereden biliyoruz ki?”

    Diğer ülkeleri bilmem ama biz devrime muhtaçtık çünkü tüm diğer olanaklar Osmanlı döneminde 200 yıl boyunca denenmiş ve tüketilmişti. Modernleşme bir türlü gerçekleştirilemedi. Şeriatı dışlamayan anayasa çalışmaları yapılmadı mı? Yapıldı ama yeni hukuk anlayışlarıyla bağdaştırılamadı. Milliyetçilikten önce Osmanlıcılık, islamcılık denenmedi mi? Denendi ama başarıya ulaşamadı. Üstüne üstlük bir işgal dönemi….Ata ne yapsaydı? Avrupa başını almış gidiyorken biz bir 200 yıl daha mı oyalansaydık? Sanki Osmanlı’da her şey mükemmeldi de Ata bozmuş gibi bir tavır takınmanızı cidden garipsiyorum. Osmanlı modernleşmesi kendi içinde bu işi başarabilseydi bugün bir Ata’yı tartışıyor olmazdık zaten.

  9. Yazan:sq Tarih: Kas 24, 2009 | Reply

    Tarihe objektif olarak bakmakla, tarihi günümüzden geçmişe okumak arasında fark vardır.

    Amerika ile Türkiye’yi kıyaslamak çok absürd. Bir 18.yüzyıl figürü ile 20.yüzyıl figürünü de karşılaştıramazsınız. (Kaldı ki o meşhur Amerikan meclisinde kaç tane Kızılderilii ya da zenci var dı acaba?)
    Tarihe eleştirel gözle bakmanın, herşeyi siyah ve beyaz olarak algılamak olduğunu kim söyledi?

    Bulunduğunuz noktanın, Batılı demokrasi ve devlet geçmişi deneyimi perspektifinde ŞARK’ta olduğunu unutuyorsunuz. Osmanlı, her ne kadar, kendi egemen gücüyle şark içinde başka bir şark yaratsa da, nihayetinde 18.yüzyılda topraklarına Napolyon giriyordu. Diğer Orta Doğu devletleri bağımsızlıklarını bile 40′larda, 50′lerde elde etti. Bugün aynı coğrafyada Türkiye örneği benzeri demokrasi deneyimi yaşayan başka örnek doğru düzgün gösteremezsiniz bile.
    Elbette bu Kemalizmin günahlarını meşru göstermez. Ama önce bir nerede durduğunu bilmeli insan.

    Kendinizi “Güneşi Batmayan Kralllık” ya da “Yeni Dünya”da mı sandınız, “Hasta Adam”ın enkazları bunlar.

    Not,
    ilk şapka devrimini 19.yüzyılda II.Mahmud yapmıştır ve bu sarıktan fese geçiştir, o dönemdeki kıyafet reformlarına Batılıların nasıl burun kıvırdığını merak eden 19.yüzyıl seyahatnamelerini okuyabilir. sarıklar, kaftanlar beklerken, “Doğulu bulamadıkları” fesle, dar pantalonlu giysilerle karşılaşınca memnuniyetsizliklerini hiç mi hiç gizlememişlerdir. Zira fes, 19.yüzyıl koşullarında oldukça “Batı özentisi” bir kıyafettir:))

  10. Yazan:sq Tarih: Kas 24, 2009 | Reply

    Peki Japonya Amir bey?Doğal kaynakları son derece fakir bu ülke nasıl bu noktada.

    Yada ikinci dünya savaşından çıkmış Avrupa,bölünmüş Güney Kore nasıl bu durumda?

    Nasıl Olcayto bey?
    Bu çok saçma bir tartışma.

  11. Yazan:Olcayto Tan Haskol Tarih: Kas 24, 2009 | Reply

    @sq
    Amerika’ nın geldiği nokta ““Sınırlı devlet, özgür toplum” gibi üst yapı unsurlarına değil, bakir bir kıtanın doğal kaynaklarının alabildiğine sömürülmesi ve sanayi devriminin yeni kıtaya aktarılması gibi alt yapı temellerine dayanır.

    Önermesine yönelik,
    Bu günkü Japonya’yı Japonya yapan kısır yer altı kaynaklarına karşın 54 yıldır kesintisiz yöneten Liberal Demokratlar.

    Sınırlı devlet özgür toplum gibi üst yapı unsurlarının iddia edilenin aksine coğrafyanın ekonomik kalkınma için elverişsiz bir durumda olduğu hallerde bile uygun sonuç verdiğinin kanıtı.

    Özgür toplum, demokrasi vb sebep değil sonuçtur.

    Buradaki örnekte tam tersi.

  12. Yazan:sq Tarih: Kas 25, 2009 | Reply

    Peki 2.Dünya Savaşı’ndan çıkmış Avrupa’nın Nazi Almanyası örneğinde olduğu gibi savaş teknolojilerine yapılan yatırım sonucu teknolojik ilerleme sağladığı sonucu ortaya çıkarsa ne yapacağız, hayır bu açıklama benim ideolojime uymuyor mu diyeceğiz yoksa tarihi ideolojiler üstü bir bakışla değerlendirmek mi asıl objektif olan?

  13. Yazan:Tarik Tarih: Kas 25, 2009 | Reply

    Örneğin meşhur Amerikan demokrasisinin erken dönemlerinde oy hakkı çok sınırlı tutulmuştur.

    Yine de avrupadan iyidir. Sadece köleler ve kızılderililerin vatandaşlık hakları yoktu. Beyaz yetişkin erkek sınıf ayrımı olmaksızın oy kullanabiliyordu.

    Oysa, Avrupa’nın ekseriyetinde, ingiltere dahil 1920′lere kadar işçi ve köylülerin de oy hakları yoktur. Sadece nüfusun yüzde 5-10luk zengin ve eğitimli kesimi sandığa gidebilirler. Hindistan’dan İstanbul’a kadar doğunun yarısını işgal eden ordulara kumanda eden demokrasinin beşiği, işte bu kadar demokrattı.

    Aysun Kayacı’nın dilediği gibi o yılların İngiltere’sinde yaşasak herhalde AKP barajı bile aşamazdı :)

    Peki Japonya Amir bey?Doğal kaynakları son derece fakir bu ülke nasıl bu noktada.

    Japonya faşist idare altında da büyük ve müreffeh bir ülkeydi. Liberal demokratlarla kalkınmadı. Çok kötü bir örnek bence tartışmak için.

  14. Yazan:sq Tarih: Kas 25, 2009 | Reply

    Sanırım esas açmaz, bir kesimin kurucu ideolojinin zamana ayak uyduramamasını sorgulamayı “tehdit” olarak algılarken, bir kesim de devrime ihtiyacımız olup olmadığını afaki, marazi sorguluyor.
    Kusura bakmayın da oldukça saçma buluyorum bunları, böyle tarihe bakılmaz ve bu dilden de hiç bir şey çıkmaz.

  15. Yazan:Ugur EFE Tarih: Kas 25, 2009 | Reply

    Görüyorumki Cumhuriyet ve Laik’lik karşıtları, burada toplanmış.. :) Afferin bir çoğunuza..

  16. Yazan:Furkan Tarih: Kas 25, 2009 | Reply

    Osmanlı’ya bir devrim gerekiyordu. Ama bir kültür devrimi değil. Sadece yönetim şekli ve eğitimin düzenlenmesi yeterli olacaktı. Zaten teknik olarak ilerlememize engel olacak hiç bir kurum ya da zihniyet yoktu. Ama kurucu elit tam olarak batılıya benzemek şeklinde bir takıntıya sahipti. Halbuki türk kültüründen pek övgüyle bahsedip duruyorlardı. Bugün de öyledir. Yüksek türk kültürü diyip duruyorlar. Halbuki kültürün en önemli öğelerinden biri dindir. Dini unutup, dili suni olarak değiştirip, gelenekleri değiştirip nasıl türk kültürüne sahip çıkacaklarını düşündüler ki. Onun için bugün elitlerimiz giderek amerikalıya benzememize hiç ses çıkarmıyorlar. Çünkü normalin o şekilde olması gerektiğine inanıyorlar. Dilimiz elden gitmiş herkes yarı ingilizce yarı türkçe bir dil konuşup duruyor. Geçmişimizle bağlarımız koparıp atılmış. Kimliğimizi ve karakterimizi kaybetmiş bir millet olmuşuz. Ne doğuluyuz ne batılı. Medyanın da durmak bilmeyen saldırıları karşısında iyice yoz bir toplum olup çıktık. Eskilerin ahlakına, irfanına, insanlığına fersah fersah uzağız. Dini o kadar toplumdan uzaklaştırmışız ki, inananların çoğu dinlerini tam olarak bilmiyor. Ateistlerin zaten dini öğrenmek gibi bir derdi yok da, kendisine müslüman diyenlerin dinlerini bilmemesi çok acı. İslamı ferdi olarak yaşanabilecek bir din zannediyorlar. İslamın ruhundan bihaberler. İslam toplum olarak hep beraber yaşanacak bir dindir. “Kamusal alandan” İslamı çıkaramazsınız, çıkarırsanız o toplum İslam toplumu olmaz. Beni en çok üzen bu gerçeğin müslümanlar tarafından bilinmemesi. Bunların sebebi de devrimlerin kurucuları. Bu sitede onların eleştirilmesinin sebebi de budur. Bu konularda yanlışlar yapılmıştır. Bu yanlışları söylemek de vicdan sahibi her müslümanın boynunun borcudur.

  17. Yazan:taner renda Tarih: Kas 25, 2009 | Reply

    devrimlerin en temel özelliği; tek tek kişilerin iradelerinden bağımsızdır. yani siz ve bir kaç yüz veya bin inanmış kadro ( hatta elinizde son derece gelişmiş silahlarınız olsa bile), sırf sabah en erken kalktığınız için toplumsal bir devrim yapamazsınız. devrim: toplumsal bir sınıfın, iktidarda olan başka bir sınıfı alaşağı etmesi demektir.yani sizler bir sınıfı devirmek istiyorsanız; önce sizlerin de bir toplumsal sınıf olmanız ve onunla birlikte hareket ediyor olmanız ve iktidardaki toplumsal sınıfın da tüm gelişim olanaklarını tüketmiş ve artık ülkeyi eski biçimde yönetemiyor olması gerekir. tüm bu koşullar, devrim için “devrimci bir ortam” sunar. yani ille de bunun sonucunda devrim olması gerekmez.iktidarı devralmaya yeltenen sınıfın da en azından ülkedeki iktidarda olmayan diğer sınıf ve katmanları da yanına çekmesi veya en azından bu kalkışmada iktidardan yana bir tutum almamalarını sağlaması gerekir. peki tüm bunlar sağlanmışsa devrim gerçekleşir mi? bir de uluslararası konumun uygunluğu da en temel etkendir.
    peki niye bir ülkede devrim olur ki? bunun için biraz toplumsal yasaların işleyişine bakmakta yarar var. üretim araçlarının gelişmişliği ve bunlardan elde edilen değerin toplumsal tabanda ne derece güç dengelerine göre dağıtıldığı belirler. avrupa’da en önemli belirleyici ülkeler kapitalizme geçeli yaklaşık bir 200 sene olmuş ama buna karşın tam orta yerde koskoca bir feodal yapı hala ortayerde dikilmekte.değişim sırasını defalarca erteleyen imparatorluk,1.yeniden paylaşım savaşının sonunda barındırdığı ulusların da bağımsızlıklarını kazanmalarıyla artık eski biçimde ayakta kalamamış ve yeniden yapılanmak zorunda bırakılmıştır.
    eğer siz çeşitli gerekçelerle “ben devrimlere karşıyım” diyorsanız, bu sizin öznel tercihinizdir. feodal yapılar olan krallıkların ayakta kalması için iktidardaki aristokrasi sınıfının tüm çabalarına karşın yıkılmış ve yerine yeni bir üretim ilişkisi olan kapitalizm büyük bir çoğunluk tarafından getirilmiştir. toplumsal gelişimin karşısına geçip, gelişmeyi frenlemeye çalışan aristokrasi sınıfı şu an iktidarlardan tamemen silinmiştir.yani onların devrimleri istememeleri yaşamda karşılık bulmamıştır.
    ve evet devrimler ideolojiktir. siz isteseniz de, istemeseniz de. bunun bir sakıncası da yoktur . çünkü, siz de bir sınıfa aitsiniz ve sunduğunuz görüşleriniz de sınıfınızın ideolojik görüşleridir. bunda bir anormallik yok. asıl anormallik; görüşlerinizi ideolojisizlik maskesi altına gizlemeye çalışmakta.korkmayın görüşlerinizden. doğru olduğuna inanıyorsanız ; sonuna kadar savunun. ama lütfen herkesi aptal yerine koymayın. ben, düşüncelerimin sonuna kadar arkasındayım. ve bu tutumumla da dürüst davranış sergilediğimi düşünüyorum.

  18. Yazan:Olcayto Tan Haskol Tarih: Kas 25, 2009 | Reply

    @sq

    Peki 2.Dünya Savaşı’ndan çıkmış Avrupa’nın Nazi Almanyası örneğinde olduğu gibi savaş teknolojilerine yapılan yatırım sonucu teknolojik ilerleme sağladığı sonucu ortaya çıkarsa ne yapacağız, hayır bu açıklama benim ideolojime uymuyor mu diyeceğiz yoksa tarihi ideolojiler üstü bir bakışla değerlendirmek mi asıl objektif olan?

    O zamanda biri savaş teknolojilerine yapılan yatırım sebep değil sonuçtur dediğinde hayır diyeceğim BENİM İDEOLOJİME uysada uymasada bunun tam tersidir Almanya savaş teknolojilerine yatırım yaptığı için ekonomik anlamda büyümüştür.Vahim bir sistemdir ancak verimlidir diyeceğiz.

    Ancak benim ideolojimle uyumlu olduğu için tarihte onlarca örneği olan, ekonomik alanda ilerlemeyi sağlayan bir sisteme salt daha entellektüel ya da daha objektif görünmek için kötüdür demeyeceğim.

    Forumda kapitalizm altındaki tartışmalara bakarsanız şöyle bir şey demiştim hatta “savaş ekonomisi bir doktrindir, sürdürülebilir verimli bir sistemdir”

    Tarih bununda örnekleri ile dolu fikrime uysada uymasada tarihi bir gerçeğe karşı çıkmayacak ya da onu ideolojiyle yeniden okumayacağım.

  19. Yazan:sq Tarih: Kas 26, 2009 | Reply

    Bu “savaş teknolojisi”örneğini 2.Dünya Savaşı sonrası Avrupa neden kalkındı sorusunun hoşa gitmeyecek cevabı bazında vermiştim.
    Sürdürebilir verimli sistem olamayacağını sanırım hepimiz biliyoruz.

  20. Yazan:Mustafa Akbaş Tarih: Kas 27, 2009 | Reply

    Cok yerinde ve dogru tesbitlerin yapildigi bir Mustafa Akyol Makalesi. Eline saglik Adasim ama dikkat et yoksa gümbürtüye gidersin cünkü eli süngülü devrim bekcileri ortada dolasiyorlar.
    Kemalist devrim bir ölü dogumdur. Türk insanina hic bir avantac getirmemistir. Cagdaslik yerine TSK denilen kurumun esiri durumundayiz. Selanikli Mustafanin devrimini bitirmenin ve yobaz kemalistlerden kurtulmanin zamanin coktan gelmistir.

  21. Yazan:imparatoroglu Tarih: Kas 28, 2009 | Reply

    yalan ve hirsizliga hizmet var olani inkar edip kendi bildiklerini ve dogrularini daha dogru saymak siz gibi tarafli insanlarin urunleri var olan TURKIYE CUMHURIYETI’ni ve onun kurucusu MUSTAFA KEMAL ATATURK’un kucultemiyecek o nu yok edemiyeceksiniz

  22. Yazan:imparatoroglu Tarih: Kas 28, 2009 | Reply

    ne zaman iyi bir hukumete sahip oluruz biliyormusunuz

    ideolojiye ve yandaslarina degil tum ulke vatandaslarina hizmeti hedef aldiginizda…

  23. Yazan:Mustafa Akbaş Tarih: Kas 28, 2009 | Reply

    Sayin imparatoroglu,
    Kemalistler neden bütün vatandasa hizmet etmedi, neden önyargili davrandilar, neden müslüman türklere disladilar, neden alevileri kestiler!!!! Iste onun icin Kemalist rejim basarili olamadi ve cok yakinda gömülecek. Kemalist rejim son cirpinislarin yapiyor.Ben Müslümanim, Türküm ve bana tepeden bakan kemalist bekciler istemiyorum.Kemalizm sayesinde Türk insani kitlik yasamistir.Kemalizm bolluk icinde yoklugum simgesidir.

  24. Yazan:imparatoroglu Tarih: Ara 1, 2009 | Reply

    sayin Ahbas , Mustafa Kemal ATATURK doneminde sizin dedikleriniz oldugu sirada tum avrupa acliktan kiriliyordu sanayi sifrdan kuruluyor egitim oncelikli olarak kalkindiriliyor, ummetten bir millet yaratiliyor, bunun yaninda buyume hizi % 9 gibi bir seviyeye cikmis ayrica atalarimiz Osmanlinin borclarini oduyor ucak fabrikasi kuruyor hollandaya ucak satan bir donemden bahsediyorsun o donemin icinde gerceklestirilen devrimler tum dunyada ornek olarak gosteriliyor bu arada ingiliz ve muttefiklerinin cikarmis olduklari ayaklanmalarda bir cok insan hayatini kaybetmis olabilir , devlete isyan o gunun kosullarinda ve bugunun kosullarinda ayni cezayi gerektirir.senin su sozune katilmak cok zor musluman turkleri dislamak dislananlar olmus olabilir ama musluman turkler degildir onlar muslumanliga hizmet etmis en buyuk liderlerden biridir ATATURK cebinden vermistir parasini tercume ettirmistir yuce kitabiniz KURANI KERIM’i dini halka indirmistir bu arada hic KURANI KERIM’i okudun mu,senin su andaki bu tavrinin nedeni belkide tek tarafli okumaktan gelmekte bilemiyorum sen uretten toplumun ne oldugunu dusunebilirmisin, baskalarina borclu olmadan basin dik yasadin mi, yoneticiler de bir insandir onu basa getirenlerde hata yapabilirler senden ricam bolluk olan ulkemizi bana anlatirmisin bugun nasil bu kadar borclu hale geldik , bugun vatandas olarak sen 8500 $ borclusun once dusun ben bu borcu ne zaman yaptim diye buldugunda sor kendine ne oldu para daha sonra calis eger calisabilecek bir is bulabilirsen ode devletine borcunu, sonrada hem guclu hemde hakli olarak sor devletinden hesabini onemli olan satilmamak satin alinmamak sayin Akbas sizi satinalinmakla suclamiyorum yanlis anlamayin lutfen ben bizi satanlari sucluyorum , sorun rejim sorunuysa burda ATATURK’u sucluyorum sagligina biraz daha dikkatetmedigi icin yoksa senin dedigin gibi ne yokluk olurdu ne ismet inonu olurdu ne darbe ne sahte seyh ve agalar ATATURK sucludur 15 sene Akli selim olarak yasasaydi bu sorunlar olmazdi tam bagimsiz TURKIYE olurdu , ana-babalarimiz sen ben refah bir ulkenin vatandaslari olarak hayattan tad alirdik yasardik, yasatirdik simdide bu yaziyi seen okumak zorunda kalmazdin saygilar

  25. Yazan:ezber bozan Tarih: Ara 1, 2009 | Reply

    Bu arada izleyenleriniz oldu mu bilmiyorum ama ben TVde Mine Kirikkanat diye bir vakaa ile karsilastim. Soyle buyurdu kendileri; `Devlet Dersim`de sadece biraz oratntisiz guc kullanmistir`…

    Feci sekilde ilham geldi ve bu lafin ustune hemen sunu hazilayiverdim, ahanda buyrun;

    http://img689.imageshack.us/img689/7641/hitler2z.jpg

    http://i47.tinypic.com/o10jso.jpg

    Hatta hizimi alamayip bunu da Onur Oymen zat-i alleri icin hazirladim…

    http://img410.imageshack.us/img410/3198/hitler1s.jpg

    http://i48.tinypic.com/t6xxxy.jpg

  26. Yazan:ali duman Tarih: Ara 1, 2009 | Reply

    Sn. İmparatoroğlu,

    uçak fabrikası derken hani şu anda deniz müzesinin olduğu yerde, soyadı DEMİRAĞ olan özel girişimci tarafından yapılan, hatta kendisine THK tarafından sipariş verilen 35 adet uçağı da üreten, ancak bu siparişi zamanın başbakanı ismet inönü tarafından iptal ettirilen, elde kalan uçakları yurtdışına satmak üzere iken, yine aynı başbakan tarafından “askeri malzelerin yurt dışına satışına dair” yasaklayıcı kanun çıkartılarak, yurt dışına satışına da engel olunmak suretiyle BATIRILAN İLK TÜRK UÇAK FABRİKASINDAN söz ediyor olmalısınız, ancak herşeyi yanlış bildiğiniz gibi bunu da yanlış biliyorsunuz, çünkü inandığınız siyaset A’dan Z’ye yanlış üzerine kuruludur.

    düzelteyim, demiryolu işleri yaparak, sermaye ve bilgi birikimi sağlayan ve demiryolları müteahhitliği nedeniyle soyadı DEMİRAĞ olan bu girişimcinin yaptığı İLK ÖZEL ÖZEL UÇAK FABRİKASI, kemalist hükümetin başbakanı İSMET İNÖNÜ tarafından bilinçli olarak batırılmıştır, zira muhtemeldir ki “ne yapacaksınız uçak fabrikasını biz size en alasını veriririz” ya da “siz yenilmiş bir ülkesiniz, uçak fabrikası yapamazsınız/yaptırmayız” denildiği/tehdit edinildiği, bilmediğmiz Lozanın gizli hükümleri mi engel teşkil etti buna henüz öğrenebilmiş değiliz, daha birçok gerçeği öğremediğimiz gibi. kemalizm bir gün yazarsa kemalizmin diliyle öğrenebileceğiz, önce kemalizmin diliyle öğreneceğiz, sonra kendi dilimize/doğru dile çevireceğiz, zira kemalizmin dilinin nasıl bir dil olduğunu öğrendik artık.
    o dil nasıl mı? o dil söyle bir dil; savaşa girilen tüm cephelerde yenilmişken, sarıkamışta tarihte eşi benzeri görülmemiş bir hezimet yaşanmışken, tüm müttefiklerden, almanyadan dahi en önce teslim bayrağı çekilmişken, kitaplarına “almanya yenildiği için bizde yenik sayıldık” şeklinde dünyanın en ayan beyan yalanını yazabilen bir dildir, öğrendik ve biliyoruz bu dili, bilmem sizde biliyor musunuz?

    yok yok biz sizin yanlış bildiklerinizi saymakla bitiremeyiz, en doğrusu -şayet varsa- siz doğru bildiklerinizi yazın da, belki daha verimli bir tartışma ortamı yaratırız, nafile de olsa, denemekte fayda var.

  27. Yazan:imparatoroglu Tarih: Ara 2, 2009 | Reply

    sn duman nafile islerle ugrasma insana senin gibi dusunen insanlarla karsilasma firsati verir.karsi devrimin baslangic tarihi yani kemalizmin yikilmaya baslandigi tarih, 10 kasim 1938 oncusu de ismet inonu’dur, sizin bilmediginiz bu sartlar altinda Mustafa Kemal ATATURK ‘u tanimak zorunda oldugundur daha cok arastirma yapman cok okuman gerekmekte genclerimize sana bana dikte edilen tarihten bahsetmiyorum.daha buyuk olan basarilarin nasil
    gizlendigini bilmem arastirman gerekiyor , sn .Duman sen veya ben yasamadigimiz donemleri arastirarak ogrenmeye calisiyoruz bu arada bahsi gecen zamanda diger ulkeleride incelemek gerekiyor ulkemizin ilk saticisi ismet inonu ve diger hukumetler bizi bu gune getirmistir sen bir bakkali bile kurma cesaretine sahipmisin ondan haber ver yapilanlari simdi kucumsemek cahilliktir en azindan o zamanlar hakkinda bilgi cahilligidir , ATATURK eger militar bir ozlemde olsaydi askeri kislada birakmaz meclisede sokardi,asker ulkemizde darbeler yapmistir bu askerleri abd destekledigi bilinen gerceklerdir gunumuz askeriyesinde asil ATATURKCU vicdanlar darbenin zararini bilip bu islerden uzak durmuslardir simdide darbeci HUKUMETLERE isi ustlenmis amerikan oyunu devam etmektedir, TURKIYE CUMHURIYETI gercek sahipleri olan HALKIN elinde daha buyuyecektir, karsi devrim liderleri abd yanlisi olanlar bu islerden vazgecmiyecegine gore devrim halk arasindan cikacaktir bildikleriniz anliyabildikleriniz kadardir olabilecek en acik dille bir cocugua anlatabilecek sekilde yazmak ve anlatmak istiyorum her ne kadar nafile olsa bile

  28. Yazan:ali duman Tarih: Ara 2, 2009 | Reply

    Sn.İmparatoroğlu,

    şu yukarıda bana hitaben yazmış olduğunuz cevabi yazının neresinden tutalım, elle tutulur, subjektif suçlamalardan başka bir şey, ya da bir fikir var mı? yazınızda.

    Atatürk’ü tanımaya gelince ilkokul+ortaokul+lise+üniversite toplam 15 yıl öğretildi demek ki EZBERLERDEN NASİBİME DÜŞENİ alamamışım, ben bundan pek memnunum darısı sizin başınıza, yazdıklarınıza başka nasıl cevap verilebilinirdi ki? sizin yolunuz size, bizim ki bize, artık bir bin yıl papağan gibi tekar eder durursunuz, RESMİ İDEOLOJİNİN EZBERLETTİKLERİNİ, ne size nede başkasına bir faydası olmayacağı halde. faşizm çökmüş (1945), sosyalizm çökmüş (1990), soğuk savaş sona ermiş, sibiryanın karları erimiş, umrunuzda mı dünya, varsa yoksa 1930′un köhnemiş fikirleri, bu fikirlerle Ağrı dağının karlarını eritmemeye çalışıyor, dersim gibi katliamları, gizlemeye debeleniyorsunuz, debelendikçe de batıyorsunuz. haaa birde kimse GÜNAH KEÇİSİ/KÖTÜ POLİS inönü numaralarını yemiyor artık, bunu da anti parantez söylemiş olayım. Mesala Dersim katliamının emri bizzat Atatürk tarafından verilmiştir. Kem küm etmeye gerek yok, tarih açık ve sarih.

  29. Yazan:kaankk Tarih: Ara 3, 2009 | Reply

    ”Amerika’ nın geldiği nokta ““Sınırlı devlet, özgür toplum” gibi üst yapı unsurlarına değil, bakir bir kıtanın doğal kaynaklarının alabildiğine sömürülmesi ve sanayi devriminin yeni kıtaya aktarılması gibi alt yapı temellerine dayanır. Özgür toplum, demokrasi vb sebep değil sonuçtur.”

    özgürlük,demokrasi olmadan ekonomik kalkınma olamaz.olsa bile bu ülkeye veya halka değil sadece ve sadece yönetici-elit belli bir kesime yarar.bu kavranamadığı için bugün bu haldeyiz.batının gelişmişliğinin sadece sömürü sayesinde olduğu düşünüldüğü için bir kesim sittin senedir ”kahrolsun bilmem ne”den öte siyaset üretemiyor,eziklik psikolojisini bir türlü üzerinden atamıyor dolayısıyla hiçbirşeye(bunlardan en önemlileri özgürlük ve demokrasi) bir katkısı olamıyor.üstelik bu slogancılık sömürüyü,zulmü en aza indirmeye yönelik gerçekçi-uygulanabilir siyaset üretmeyi engelliyor,böylece de o ”pis emperyalistlerin” çarkına en çok su taşıyan konuma düşürüyor sahiplerini…

    ”Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda Amerika’ daki alt yapı unsurları yoktu, tam tersine çökmüş bir ülke ve bir tarım toplumu vardı. Eğer “Sınırlı devlet, özgür toplum” diye özetlenen yaklaşım uygulansa idi gelinecek nokta -çok muhtemelen- Amerikan demokrasisi değil de, fakir bir şeriat ülkesi olacaktı.”

    o kötü şeriat ülkesi osmanlı’nın 2.meşrutiyet zamanındaki özgürlük ortamına belki bugün bile ulaşılamadı.o kötü ülkede 1908′de ingiliz demokrasisinin temeli atılmıştı…böyle yerlerden 27 yıllık tek parti diktası çıkarmak ilericilikse,kalsın ben gericiyim.
    şu anki duruma nasıl geldik diye sorarsanız,tamamen dünya konjonktürü sayesinde.2.dünya savaşını müttefikler kazanmasa bugünleri zor görürdük.bugün bile ab gibi bir oluşum olmasa demokratikleşme kelimesi ütopya literatüründe olurdu bizim için.cumhuriyetmizin ”çağdaş”,”aydın”,ilerici kadrolarının,bürokratlarının,yarıgıçlarının ülkenin demokratikleşmesinden ne kadar rahatsız olduğunu,nasıl direndiğini an itibariyle canlı canlı izleme olanağına sahibiz..
    21.yüzyılda olmamıza rağmen bu ”atatürkçü”,ilerici arkadaşların müdahale edememesini sağlayan yegane unsurların uluslararası konjonktür ve küreselleşme olduğu kanısındayım.ilerici,atatürkçü cumhuriyet kadrolarımızın kafa yapısını,iktidar ellerinde olsa ne tarz çözüm önerileri getireceklerini,mecliste nasıl ”çözüm”lerin tartışılacağını 40 yıllık bürokrat ve şu anki milletvekili bay öymen daha yeni ve çok güzel faş etti.

    ekonomik olarak bakarsanız da diğer ülkelerle karşılaştırıldığında öyle patlama filan olmadığını görürsünüz.30′lardaki rakamları bulamazsanız da mesela cumhuriyet kurulduktan 22 sene sonra tamamen çöken almanya’nın bundan 20 sene sonra bizden işçi almaya başlaması ortadayken nasıl bir ”muhteşem” ekonomik gelişmeden bahsediyorsunuz anlayamıyorum açıkaçası…aslında çok da önemli değil bu kısım çünkü özgür olmadıktan sonra parayı ne yapayım?kaldı ki muhteşem bir zenginlik gelseydi bile onun çok büyük yüzdesini devlet içindeki ve oların etrafındaki birileri ”götürürdü”,halk avucunu yalardı anca.totaliter sistemlerin şaşmaz kuralıdır bu.

  30. Yazan:İlhami Tarih: Ara 4, 2009 | Reply

    Şu soru aklıma geliyor..

    Bugün Türkiye’de devrime ihtiyaç var mı?

    Kapitalizmin süreğine medya,uyutma taktikleriyle kendisini kaptırmış olan halkın geldiği nokta ortada..

    mutlu azınlık ve çoğunluk mutsuz azınlık..

    Kan dökmeyi haksız yere öldürerek zulm haline getiren her kim olursa olsun zalimdir.Lakin gerçek devrimin kıvılcımları ancak Allahtan korkanların çığlıklarıyla başlar.

  31. Yazan:sinarit Tarih: Ara 16, 2009 | Reply

    benim değer verdiğim önemli şeylerden biridir samimiyet.çünkü onunla insan faydacılığın altında kalmaktan hatta ezilmekten kurtulur.yüksek şahsiyetin biri ‘’samimiyet şerde dahi olsa neticesiz kalmaz”der.
    şimdi gelelim samimiyetsizlik suçlamanıza. samimiyetsizlik korkaklıktan neşet eder.ve ben de tam bundan dolayı bozuluyorum atatürke ve devrimlerine.devrimlerden önceki söylevleri bir din alimi gibi.başarı sğlandıktan sonra hop hop değiş ton ton.birden bire batı ve sosyete düşkünü bir adam.ve arkasından devrimler.yani onca yoksul insanı din-u devlet söylemiyle peşine tak canlarını iste ve senin bile anlamanı beklemediğm bu bizi mahveden sistemin temellerini at.ve zorla dayat.ve bence en zor kurulmuş ve en başarısız türk devleti.
    şimdi asıl korkak ve samimiyetsiz olan sizlersiniz.devrimin ve atatürkün yanlışlarını savunmakta zorlanıyosunuz.derdiniz devrimler falanda değil zaten asıl korkunuz hayat tarzı endişeniz.ama korkacağınıza biraz islamı araştırın onda sizin tahmin şeylerden çok farklı şeyler olduğunu göreceksiniz.o altında herkesin eşit ve huzurlu yaşadığı ulu bir şemsiyedir.kalın sağlıcakla..

  32. Yazan:serkan Tarih: Ara 17, 2009 | Reply

    şu anda konuşabiliyor ve bunları HALK olarak tartışabiliyorsak (konuşma özgürlüğü varsa)ATATÜRK sayesindedir.Osmanlının son zamanlarındaki durum neydi 200 yıllık çöküşten sonra Osmanlıdan kalan elitler cumhuriyetçi(Atatürk dışında hepsi sahte cumhuriyetçiydi)gibi davranıp yeni bir ülke kurdular.Devrimler kanunlar size komik gelebilir.Ama o gün normaldi bugün değil diyerek işimize bakma zamanı değil mi?laikler islamcılalar ikinci cumhuriyetçiler değil mi?

  33. Yazan:kaankk Tarih: Ara 18, 2009 | Reply

    şu anda ”konuşma özgürlüğü” varsa bu 2.dünya savaşı sonrası oluşan dünya konjonktürü sayesinde kurulabilmiş çok partili düzenin sayesindedir.atatürk bu düzeni yıkmasa,yerine tek parti diktası kurmasa,kendisinden farklı düşünen herkesi ama herkesi hain ya da aptal diye görüp susturmasaydı bu dediğiniz belki inandırıcı olurdu,ama durum buyken sadece gülünç olabiliyor…anti-demokratik uygulamaların demokrasinin temelini atmak için yapıldığını ,demokrasi doğuracağını söylemek; binanın temelinin kompresörle,balyozla atılacağını söylemekle eş değer.gülünç değil mi?

    sorun bununla hesaplaşamadan,bunu göremeden işimize bakamamamız da zaten…işimize bakmaya kalktığımızda birileri karşımıza atatürk zamanındaki katliamları bile örnek göstererek ”çözüm önerileri” getirebiliyor hala.bu zihniyet yapısından kurtulamadan işimize bakamıyoruz maalesef,baktırtmıyorlar çünkü

  34. Yazan:harun Tarih: Şub 5, 2010 | Reply

    ben ATATÜRK’ÜN devrimlerini savunan biriyim ATATÜRK’ÜN devrimleri olmasaydı suanda hiç kimse burda konuşamazdı.
    saten bu sitenin açılışıda yanlış
    orda ”NE MUTLU TÜRKÜM” yazması gerekti.

  35. Yazan:ibrahim Tarih: Şub 5, 2010 | Reply

    #

    Yazan:harun Tarih: Şub 5, 2010 | Reply

    ben ATATÜRK’ÜN devrimlerini savunan biriyim ATATÜRK’ÜN devrimleri olmasaydı suanda hiç kimse burda konuşamazdı.
    saten bu sitenin açılışıda yanlış
    orda ”NE MUTLU TÜRKÜM” yazması gerekti.

    KArdesim Sen O devrimleri savunarak böyle rahat yazıyorsun Bende Gelisen demekrosi ile
    bazı Devrimleri Elestirerek Rahat yazıyorum senin rahat yazmanın sebebi yakın durman İlkere

    ben napcam 80 de 70 de 60 da olsaydı bu yazında cewap werebilseydim.. Sıkardı biraz
    Bence Hersey Elestirilmeli.. Elestirlemeyen tek sey eleestiri olmalı. Anayasaya bi madde Koyupda Degistirlemez demek ne demek Sen sorgulayamıyorsun bile . Ondan bizde olusmuyor tartısma ortamı Yanlıs söyleyende dogru soyleyende elestirince aynı kefeye konulup devlet haini deniyor

  1. 3 Trackback(s)

  2. Ara 14, 2009: Son 30 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce
  3. Oca 28, 2010: Son 90 günde en çok okunan ve tartışılanlar : Derin Düşünce
  4. Mar 28, 2012: İran İslâm Devrimi ne kadar İslâmî? : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin