Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Son 30 günde en çok okunanlar »

  1. Mustafa’yı mı daha çok seviyorsun yoksa Tayyip’i mi?
  2. Tekel İşçileri ve ‘Devlete kapağı atmak’
  3. “Şeytan’ın” Avukatı
  4. Taraf’ın “Arapça bez parçası”
  5. ‘Tek Parti Rejimine Gidiyoruz’ Zırvası
  6. Anket: Zorunlu askerlik gerekli mi?
  7. Ölüm Hayatı Sonsuz Bir Karede Dondurmaktır!
  8. Sinema Müslümanın yitik malıdır
  9. Aşk Şeriatı
  10. Korku matkabı zekâ duvarını deler mi?

Ya AKP’den A’yı çıkartın ya da bu çocukları hapisten! »

Sunuş : İzmir’de  DTP konvoyunu taşlayanları göz altına bile almazken 15 yaşındaki Kürt çocukları “taş atma suçundan” 15 yıllığına hapse atarsanız buna ırkçılık denir. Irkçılık Türkiye gibi bir guguk devletinin bile anayasasına aykırıdır, suçtur bu! Çünkü insan taş atmaktan vazgeçebilir ama Kürt olmaktan vazgeçemez. Bir eylemin cezası olur. Ama kimliğin cezası olmaz. Bir şey olmak suç haline gelirse bunun adı zulümdür. Adaletin tersidir.

Güneydoğu’da Devlet eliyle PKK’ya adam yazılıyor. Kendi çocuklarına bu kadar eziyet eden, onları terörün kucağına iten bir ülke Terörle Mücadele’den bahsedebilir mi ?

Ya AKP’den A’yı çıkartın ya da bu çocukları hapisten!

MY

Çocuklar için adalet istiyoruz, hemen, şimdi!

Ufuk Coşkun, SİVİL DÜŞÜNCE PLATFORMU

Uluslar arası düzeyde kabul görmüş olan insan hakları belgelerinin dayandığı  bazı temel ilkeler vardır. Buna göre; İnsan hakları evrenseldir. Tüm insanlar bu haklara sahiptir. Tüm bireyler insan varlığı olarak eşittir ve herkes onur ve haklar bakımından herhangi bir ayrımcılığa uğramaksızın eşit haklardan eşit şekilde yararlanır. Türkiye böylesi ilkelerle oluşturulmuş olan Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni 14 Eylül 1990’da imzalamış 4 Nisan 1995’te de onaylayarak sözleşmeye taraf olmuştur… Çocuk Hakları Sözleşmesini imzalayan taraf devletler bireyi 18 yaşına kadar çocuk kabul etmişlerdir. Aynı zamanda ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin çocukları tanır ve taahhüt ederler.”(md.2)

Ancak Türkiye yaklaşık 3 bin Kürt çocuğunu 2006 yılında TMK’da(Terörle Mücadele Kanunu) yapılan bir dizi değişiklik sonucunda yetişkinlerle aynı koşullarda sorguluyor ve onları tutuklu olarak ağır ceza mahkemelerinde yargılıyor. Bu çocukları gösterilerde taş attıkları gerekçesiyle hapishanelerde kötü muameleye tabi tutuyor.

Çocuk bayramına sahip tek ülkeyiz ama Read the rest

Bu pazartesi kimliğimizde İslâm ibaresi yok! »

Platform Haber

Sürgündeki Ece Nur’un babası Murat Özel, Diyarbakır Valiliği’nin önünde din hanesi boş olan yeni kimliği ile açıklama yaptı. Başörtüsü taktığı için öğrencisi olduğu Diyarbakır Hamravat İlköğretim Okulu’ndan bir başka okula sürgün edilen Ece Nur Özel’in babası Murat Özel, kimlik kartının dini hanesinde yazan İslâm kelimesini, Türkiye’de inanç özgürlüğüne engel olunduğu gerekçesiyle sildirdi.

Minik Ece Nur evinin hemen yanında bulunan Diyarbakır Hamravat İlköğretim Okulu’ndan alınarak evinden kilometrelerce uzakta bulunan bir başka okula Read the rest

Tekel işçileri, Solculuk, Liberallik, Vicdansızlık, Fırsatçılık »

  4/C’ye, 2/D formülü
 
  Çok değil birkaç hafta öncesine kadar Tekel İşçilerinin durumu söz konusu olduğunda üzerine çok fazla düşünmeden konu ile ilgili olarak kendilerine destek veriyor,Tekel İşçileri dramlarına kulak tıkayanları vicdansızlıkla,liberal olmakla itham ediyordum,hükümetin vurdum duymaz hallerine yönelttiğim eleştiriler oldukça ağırdı.Günler geçip konuya daha fazla muhatap oldukça görünenin,yaşananın ve durumun birbirinden farklı olduğu Read the rest

EYLEM: Tekel işçisi can, ötekiler patlıcan! »

Mezunuz – İşsiziz – 4/C’ye Razıyız

7 Şubat Pazar, Saat 11.00,

Eylem Günü Değişti!! Pazartesi Aynı Yerde Aynı Saatte

Eski Tekel Fabrikası Önü – Mecidiyeköy/İstanbul

Son günlerde özelleştirme mağduru olarak topluma lanse edilen Tekel işçilerinin devletten talepleri ve yaptıkları eylemler gündemde sıklıkla yer bulmaktadır. Biz 3H Hareketi olarak topluma  oldukça yüzeysel bir biçimde özelleştirme mağduru sıfatıyla sunulan işçilerin, aslında ezilen değil ezen ve sömüren konumunda olduğu görüşündeyiz. Read the rest

Dikkat Kitap: Sanat karanlıkta çakılmış bir kibrittir… »

“…Sanatçı bilim adamlarında ve filozoflarda bulunmayan bir aydınlatma kapasitesine sahip insan olabilir. Sanatçının eserleri zamanın akışını durduran tılsımlı bir cisim olmalı, deney ve gözlem yoluyla öğrenme imkânımız olmayan bilgiyi ve bilgeliği bize aktarmalı. Beşerlik’ten İnsanlık’a giden bir köprü olmalı her sanat eseri.

 Neden bir natürmorta açlıkla bakmıyoruz? Tersine ressam “yiyecek-gıda” elmayı silmiş, elmanın elmalığı ortaya çıkmış. Gerçek bir elmaya bakarken göremeyeceğimiz bir şeyi gösteriyor bize sanatçı. İlk harfi büyük yazılmak üzere Elma’yı keşfediyoruz bütün orjinalliği, tekilliği ile. 

 “Boyacı” sanat teknisyeni bize günlük hayatın dışında bir şey anlatabilir mi? Düşünceye rakip ya da koltuk değneği olabilir mi?

 Sanat kelimenin bittiği yerde düşüncenin yardımına koşma kapasitesine sahip kanaatimzce. Henüz adını bile koyamadığımız hislerin, hallerin, düşüncelerin ifade yolu….Sanat karanlıkta çakılmış bir kibrittir… Zekâ gözümüzü kapatıp akıl gözümüzü açmak için gönderilmiş bir davetiye!…”

Bu kitapta Derin Düşünce yazarları sanatı sorguluyor. Toplumdaki yeri, siyasî, etik ve felsefî yönüyle… Denemelerin yanı sıra son dönemde öne çıkan, ekranları, kitap raflarını dolduran eserlere (veya ürünlere?) dair eleştiriler de bulacaksınız. Buradan indirin.

Sinemaya Müslümanca Bakmak »

Dücane Cündioğlu’nun başlattığı sinema, görsellik ve İslam sanatı tartışması, özellikle Yusuf Kaplan’ın Cündioğlu’na yazdığı cevap yazıları ile birlikte üzerinde önemle durulması gereken bir tartışma. Cündioğlu’nun çıkardığı sonuçlar, İslam sanatını mimari, tezhip, şiir, musiki ve bunlar gibi sanatlardan ibaret gören kimi Müslüman entelektüellerinin, sinemayı neden görmezden geldiği üzerine yeniden düşünmemiz açısından bir imkân yaratıyor.

Cündioğlu’nun ana tezi, İslam sanatının görsellik – ve dolayısıyla – dolayımsızlıktan değil, işitsellik ya da dolayımdan yana olduğu teziydi. Doğrusu çok iddialı bir tez olmasının yanında bu tezi tümüyle yanlış bulduğumu söylemeliyim. Bu tez üzerine tartışmaya başlamanın çıkış noktası, sanat ile dilin ilişkisini ve bu ilişkide dolayım ya da dolayımsızlığın mahiyetini anlamaya çalışmak olmalıdır.

Sanat: Dil Hapishanesinden Kaçış!
İnsanoğlu, diğer insanlarla iletişimini dil üzerinden kurar. Felsefenin, bilimin, günlük iletişimin, velâkin her türlü insan eyleminin değişik türlerdeki diller üzerinden olduğunu söyleyebiliriz. Bu anlamda dil, Heidegger’in söylediği gibi insanın evidir. Ancak dil, insanın, kaybettiği “asıl ev” ile arasına perde Read the rest

Mevcut Anayasa ve Yargı Reformu »

Fatih Kaş

Ankara Üni. Hukuk Fakültesi 1. Sınıf Öğrencisi

3H Hareketi Üyesi

Hukuk sistemi bireylerin haklarını  esas almalıdır. Bireylerin haklarını esas alması yanında o hukuk sisteminin etkin çalışması da önemlidir. Aksi takdirde faydasız olacaktır. Hukukun etkin olması ve bu etkinliğin artırılması  ihtiyacı, olumsuz koşulların daim olduğu anlamına gelmez. İnsan haklarını koruyan, bireysel hak ve özgürlükleri genişleten Read the rest

Peki Genelkurmay ‘Karabekir açılımı’na hazır mı? »

Mustafa Armağan

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un yumruğunu masaya vurarak yaptığı son konuşma, Kâzım Karabekir’i anma programının kapanış konuşmasıydı.
Satır aralarında bana ilginç olan kimi noktalar oldu ki, bunlar muhtemelen meselelere siyaset gözlüğüyle bakanlara ‘kel alaka’ gelecektir.

Koskoca Genelkurmay Başkanlığı İstiklal Savaşı’nın bu muzaffer Şark Çephesi komutanını ancak 62. ölüm yıldönümünde hatırlamıştır. Zira haberlere bakılırsa bu toplantı bir ‘ilk’ imiş! Eh, birincisi yapıldığına göre önümüzdeki senelerde devamı da gelecektir herhalde. Read the rest

Son 30 günde en çok okunanlar »

  1. Avatar’ın Gizledikleri
  2. Mustafa’yı mı daha çok seviyorsun yoksa Tayyip’i mi?
  3. DUYURU: Yeni gelen yorumcu ve yazar adaylarına…
  4. “Şeytan’ın” Avukatı
  5. Taraf’ın “Arapça bez parçası”
  6. Anket: Zorunlu askerlik gerekli mi?
  7. ‘Tek Parti Rejimine Gidiyoruz’ Zırvası
  8. Tekel İşçileri ve ‘Devlete kapağı atmak’
  9. Aşk Şeriatı
  10. Sinema Müslümanın yitik malıdır