Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Alevilik açılımını düşünmek ya da sırrı faş eylemek »

Ramazan Akkır

Netameli bir siyasal sürecin içerisindeyiz. Sürekli ıskaladığımız ve kangren olmaya yüz tutmuş birçok sorunun baskısı altındayız. Bir taraftan toplumsal kutuplaşma derinleşirken diğer taraftan siyasi riskler çoğalıyor; dönüşü olmayan bir noktaya doğru hızla sürükleniyoruz. Zaman geçtikçe çözüm biraz daha zora giriyor. Acil çözüm bekleyen sorunlarımızın başında Kürt sorunu, Alevilik sorunu, sivil anayasa, askeri vesayet vb. geliyor. 

Alevilik, “Kaldır gitsin senlik benlik hatalar / benliğe yok dedi güzel atalar / kesilen kurbanlar, yenilen lokmalar / Hasan ile Hüseyin aşkına” diyen; ancak siyasal sistem tarafından görmezden gelinen, ötekileştirilen Read the rest

Derin Düşünce Kapatılırsa… »

Sevgili Arkadaşlar,

Hakan Yiğit adlı İzmirli bir okurumuz bizi 17 Eylül 2009 tarihinde şikayet etmiş. Daha doğrusu “Güçlü orduya lüzum yok, kaliteli olsun yeter ” isimli yazıyı. Aslında yazı 26 Eylül’de girdi yayına ama demek ki İzmir’de hakikaten ilerici insanlar var. 9 gün önceden hissetmiş adam. Yoksa birileri dalgın kafayla sahte delil mi üretiyor?

Neyse. Bilişim suçlarıyla mücadele kısım amirliği üşenmemiş, sitemizi ziyaret etmiş ve Hakan Bey’in dediği gibi bir yazı olduğuna Read the rest

Bu da size dert olsun! »

YAKINDA: Bakmak, görmek, anlamak: Sanat’ta ayrıntı »

Ayrıntılar, bütünü oluşturan bu küçük parçalar gerçekten “göründüğü kadar” önemsiz mi? İnsan gözü sadece “ölçülebilir ve objektif” dünyayı görmeye mi yarar? Gözlerimizi daha “iyi” kullanmanın bir yolu olabilir mi? Baktığımız şeyleri Hakikat’en görebiliyor muyuz?

Ayrı çağların ve coğrafyaların insanları aynı elmasın değişik yüzeylerini kestiler, parlattılar, cilaladılar. Yakında yaşadığımız dünyaya bakabilmenin farklı yollarını arayacağız. Gözlerimizi kullanmanın yeni (ya da unutulmuş?) yollarını…

Muhyiddin İbn Arabi Hazretleri (Fusûsu’l-Hikem), Gottfried Leibniz (Monadologie-1714), Gilles Deleuze (İmge-Devinim-1983 ; İmge-Zaman-1985), Henri Bergson (Bilincin dolaysız verileri üzerine deneme-1889; Madde ve bellek-1896), Albert Camus (Düşüş-1956), Guy de Maupassant (Le Horla-1887) eserleriyle bize rehberlik edecek.

Yazının tamamlanmasını beklerken aşağıdaki resimleri kullanmayı öneriyorum okurlara. Belli bir sıraya kondu bu resimler. Kelimelerle anlatılması zor olanı “anlatmak” için. Zihinlerimizi bu yazıya karşı daha misafirperver kılabilmek umuduyla kullanalım bu fotoğrafları. Küçük bir hazırlık çalışması olarak… Read the rest

Devlet insanları zorla savaştırabilir mi? »

Ulus-Devlet konusunda yazdık, devlet bir makinedir. (Bkz.  Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu) Kendine has zekâsı, vicdanı olmaz. Türk buz dolabı, Müslüman kalorifer olmaz. Biziz devletin aklı ve vicdanı. Devlet bir makine.  Tek tek bireylerin yapaMAyacağı işleri halleden kolektif bir imkân, dev bir imece. yol yapar, köprü yapar, okul, hastahane yapar. Ama bazen devletler raydan çıkıyor. Nasıl bir buzdolabı elektrik kaçağı yaparak sahibini öldürürse bazı devletler de vatandaşlarını ezebiliyor,  “insan öldürmekten soğumak” gibi akla zarar suçlar icad edebiliyorlar. Bir dönemin Fransa’sında Protestanlar tımarhaneye tıkılıyordu. Komünist Rusya’da ise Komünizme karşı olanlar. Öyle ya, Komünizme karşı olmak için insanın deli olması gerekir(!) 1900’lerin İngiltere’sinde eşcinsel olmak suçtu.  2010 Türkiye’sinde savaşa karşı olmak bir suç.  Devletin tarif ettiği suçlar ile hakikaten suç olan şeyleri Read the rest

Akademik Seçkincilik ve Demokratik Ahlak »

Titrleriyle etrafı  titreten; uzmanlık alanlarındaki bilgilerinin oluşturduğu erişilmez haleden yanlarına yaklaşamadığımız insanlardır bilim adamları. Hele onlara bu “oyunun” en üst rütbesi olan profesörlük unvanı verildiyse, yanlarına yaklaşmak, onları eleştiriye tabi tutmak ancak akılsız işi gibi görünür. Bu yazı, bir akılsızın akıllıların işine burnunu sokmak olarak okunabilir.

Modern bilim ve o bilimin kilisesi olan akademi kendi rahiplerini yaratmıştır ve bunlar engizisyonun rahiplerinden de tehlikelidir. Çünkü modern bilimin oluşturduğu akademik yapı, demokratik eleştirinin önünü tümden kapatma gücü ile demokrasiden çok diktatörlüklere hizmet etmiştir! Tam bu noktada akademik bilginin sahiplerinin, modern öncesi bilgi sahiplerinden mahiyet olarak nasıl bir farkı olduğunu kısaca ele almak gerekiyor. Read the rest

Dikkat Kitap: Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı? »

Milliyetçilik birleştirici bir faktör, bir tutkal gibi sunuldukça insan soruyor kendi kendine: “Bu kadar kötü bir ülke mi Türkiye? Bir arada yaşamak için tutkallara ihtiyaç duyacak duruma mı düştük? Bu kadar mı nefret ediyoruz birbirimizden?”

Aramızdaki ilişkileri kanunlara saygı, iyi niyet, güzel ahlak gibi prensipler üzerine oturtarak huzurlu bir ülke kurmak mümkün değil mi? İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? Adalet ve ihsanın hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar?
Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “ötekine” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “zayıf” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…
150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. Buradan indirin.

Derin Düşünce’yi kimler oku(mu)yor? »

Erotik yayın yapan 5posta sitesinin sahibi, Derin Düşünce sitesindeki yazıları ilginç bulup okuyormuş. Tabii “Ne var bunda, okur okur, kime ne?” diye sorulabilir. Ama bu gibi şeyler her çevrede aynı doğallıkla karşılanmıyor olmalı ki, 5posta yazarı bunu belirttikten sonra, “‘[Bu] herif bunları mı okuyor’ diye düşünebilirsiniz” diyerek kısa bir açıklama yapma ihtiyacı hissetmiş. Açıklama şöyle:

“Din konusu biliyorsunuz önemli benim için. Toplum için bir tümör olarak görüyorum dini, aralarında ayrım yapmadan. Yalnız şunun farkına varmaya başladım bir süredir: Belli bir kısım inançlı kişi ile bazı konularda ortak düşüncelerde toplanıyoruz. Oysa aramızda debisi çok yüksek, çılgınca akan bir nehir var. Hiçbir şekilde biraraya gelemezmişiz gibi görünse de benim böyle insanlarla aynı toplumda yaşamaya bir itirazım yok.

YAZININ TAMAMI: http://derinsular.com/makaleler/resmi-ideoloji/turkiyenin-cumhuriyet-kurgusu

Vicdani redçi Enver Aydemir’in ikinci duruşması »

İnancı nedeniyle vicdani reddini açıklayan ve halen Eskişehir Askeri Hapishanesinde tutuklu Enver Aydemir’in ikinci duruşması 9 Şubat 2010 (bugün) 14:00′de gerçekleştirilecek. 
 
Detaylı bilgi ve haberin tamamı http://platformhaber.net/?p=4780

MAZLUMDER: BASIN AÇIKLAMASINA DAVET »

Yükseköğretim Kurulu’nun “Katsayı Kararı”nın yürütmesini durduran Danıştay’a karşı yarın saat:13.00 te DANIŞTAY binası önünde YOĞUN stk ve öğrenci katılımı ile basın açıklaması yapılacaktır.
 
Yer      : Danıştay Binası Önü
             Zafer Çarşısı karşısı / Sıhhiye
 
Saat    : 13.00
Tarih   : 09.02.2010