Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

DUYURU: Yeni bir Alevî site kapılarını açıyor »

Alevi kardeşlerimizle konuşup tartışmak için güzel bir platform. Kendilerine “yolunuz açık olsun” diyoruz. İşte kendi kalemlerinden tanıtım metinleri:

http://www.liberalevi.com/

Bizler özelde Alevilik inancının yaşanmasının ve aktarılmasının önündeki engellerin kaldırılması için çalışan, özde din ve vicdan özgürlüğünü savunan bir platform kurmak amacıyla yola çıktık. Aleviliğin sorunlarına parmak basarken, ülkemizdeki din ve vicdan özgürlüğü sorunlarına karşı özgürlükçü insanları bir araya getirebilmek ve hoşgörü Read the rest

Kimdir bu Kemalistler? »

Üniversitede okuduğum ilk yıllarda hemen her hafta sonu okulumun olduğu Ankara’dan, memleketim olan Bursa’ya giderdim. Çünkü Ankara’yı sevmezdim. Çünkü Ankara, bana askeri ve sivil bürokrasinin cisimleşmiş hâli gibi gelirdi. Ben de Yahya Kemal gibi Ankara’nın en çok Bursa’ya dönüşünü severdim.

Bursa’ya gittiğim hafta sonlarından birisinde – herhalde görüntümü çok ‘çağdaş’ bulduğu için – bir genç arkadaş bana Atatürkçü Düşünce Derneği’nin yerini sormuştu. Ben de gayrı-ihtiyari bir refleksle Read the rest

Bu pazartesi eski günleri andık… (1987-1989) »

Büyütmek için gazete kupürlerinin üzerine tıklayın

 

 

 

 

 

Read the rest

Türk solu Kemalist muhafazakarlıktan kurtulabilir mi? »

“… Sanırım sorunun kaynağı Türk modernleşmesinin Jön Türkler nedeni ile Comte’a adeta tapması. Düşünün ki o dönemde Nietzsche ve Marks fırtınası esiyor, ama bizim Jön Türklerin ilgisini bile çekmiyor bu ikisinin de. Sorun devlet, nasıl yaparız da devleti kurtarırız mantığı. Hal böyle olunca da iktidardan başka bir şey gözünüze çarpmaz. Pozitivizmde sonuçta bir egemenlik anlayışı. Aşkın otorite yerine seküler otorite ön planda. Yine o dönemin aydınları batının “ilim ve fenninden” büyülenmiş haldeler. Renan’ın “İslam terakkiye manidir” fikrine adeta iman etmişler. Hal böyle olunca pozitivizm aydınların dini oldu. Sonuç olarak sol bir aydın hareketi oldu. Ne ıştrakıyundan, ne de Osmanlı Amele Cemiyetinden geldiler. Tabi Mustafa Suphi’lerin ölümü de önemli bir kayıp. Çünkü onlar doğulu bir sol anlayış taşıdıklarından din karşısında sonradan ortaya çıkan kültürel ajan komünistler gibi olmadılar. Hâsılı bütün kayıplar ve ana aydın damar, geleneğin sürekliliğinin kesintiye uğraması gibi unsurlar ile türkiyede gerçek bir burjuvazinin ortaya çıkamayışı solu Alev Alatlı’nın sevdiğim deyimi ile haymatlos ya da kültürel olarak vatansız kaldı. Bu işin bir boyutu. Lakin sorunun bir de şu boyutu var. Varsayalım ki sol din karşısında şu an olduğu konumda olmasın. Peki, hangi dinle ya da dinsel anlayışla buluşabilirdi. Belki Mevlevilik, belki Bektaşilik. Çünkü fıkıh eksenli resmi din anlayışı solun haklı olarak sırt çevireceği bir şey. …”

Dilaver Demirağ ile bir söyleşi

… Bu makale ilginizi çektiyse…

Türk Solu 

Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm Eleştirisi gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı buradan indirebilir ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi.

Hukuk devleti ve adalet »

Pınar Selek’in 17 Mayıs 2006 tarihli 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne verdiği Savunması’ndan

“… Araştırma yaparken militanlara yardım ettiğim, bombalarını sakladığımı iddia ettiler. Yani anti militarist bir araştırmayı bombaya dönüştürdüler. İşyerim sandıkları atölyede ve benim üzerimde patlayıcı bulunduğunu söyleyerek işkenceyi yoğunlaştılar. İnsanın kendisine yapılan işkenceyi anlatması zordur. Ama sanırım, burada söylemek zorundayım: Eliniz kesilince ya da ayağınız burkulunca bile neler hissettiğinizi düşünürseniz işkence altındaki bir insanın neler yaşadığını tahmin edersiniz. Ben, çok yoğun ve dayanılmaz bir işkence gördüm. Filistin askısından kolum çıktı, çok kötü biçimde yeniden taktılar. Hemen hemen hiç uyutulmadım. “Sünger gibi olacak” çığlıkları arasında beynime yapılan işkence, akıl hastanelerinde delilere yapılan “şok tedaviden” farksızdı. …”

TAMAMI: Selek’in sitesinde

Dinler arası diyalog : İslâm ve Atatürkçülük »

Unutma, unutturma… »

Kemalist gençlik neden bu kadar ihtiyarladı? »

Son 12 ayda en çok okunan ve yorumlananlar »

  1.  Zorunlu Askerlik Kalkarsa
  2. Fahişelik, şehitlik ve özgürlük
  3. Türk Ordusu özelleştirilebilir mi?
  4. Kemalist CHP
  5. Liberaller neden başarısız?
  6. Dücane Cündioğlu’nun Elif Şafak Eleştirileri Üzerine
  7. 1 Mayıs Nasıl Geçecek?
  8. Zorunlu Askerlik? Ülkemizin yavaş intiharı!
  9. Gazeteci içeri, insanlık dışarı
  10. Aşk, Elif Şafak

Unutulmayanlar: Jet imam »