Main Content RSS FeedYazılar

CHP Gençlik Kolları Toplandı »

.
…Kemalcilik ve Atatürkizm üzerine e-kitap…

Tarih şaşırmaktır

Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir…Buradan indirebilirsiniz.  

Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasaktı. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyordu. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyordu. Rumların ruhban okulları özgür değildi. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyordu. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyordu. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, daha yeni geri verildi. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.  

Kadın hakları ve Kemalizm

“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi” gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. “İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?” diye sormaktan alamıyoruz kendimizi. Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi “çağdaş Türk kadını’nın sesi” Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ? “Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış: “Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış

Kâinat’a bakmak ya da Kâinat’ı okumak? »

 

… E-Kitap okumak için…

Derin Göz

(Son güncelleme: İkinci sürüm, 6 Nisan 2014)

İnsan gözü daha verimli kullanılabilir mi? Aş, eş ve düşmanı gören Et-Göz’ün yanı sıra Hakikat’i görebilecek bir Derin-Göz açılabilir mi? Sanatçı olmayan insanlar için kestirme bir yol belki de Sanat. Çukurların dibinden dağların zirvesine, Yeryüzü’nden Gökyüzü’ne…Sanat’a bakmak için çeşitli yapıtlardan, ressamlardan istifade ettik: Cézanne, Degas, Morisot, Monet, Pissarro, Sisley, Renoir, Guillaumin, Manet, Caillebotte, Edward Hopper, William Turner,Francisco Goya, Paul Delaroche, Rogier van der Weyden, Andrea Mantegna , Cornelis Escher , William Degouve de Nuncques.

Peki ya baktığımızı görmek, gördüğümüzü anlamak? Güzel’i sorgulamak için çağ ve coğrafya ayırmadık, aklımızı uyaracak hikmetli sözlere açtık kapımızı: Mevlânâ Hazretleri, Gazalî Hazretleri, Lao-Tzû, Albert Camus, Guy de Maupassant, Seneca, Kant, Hegel, Eflatun, Plotinus, Bergson, Maslow, … Buradan indirebilirsiniz.

 

Sanat Yoluyla Hakikat Bulunur mu?

İnanmak belki zor ama … eğer sınırsız görme kabiliyetine sahip olsaydık hiç bir şey göremezdik!güneşe dürbünle bakan biri gibi kör olurduk.Gözlerimizin sınırlı oluşu sayesinde görüyoruz dünyayı. Immanuel Kant’ın meşhur bir güvercini vardır, havayı iterek uçar ama havanın direncinden yakınır durur. “Hava olmasaydı daha hızlı uçabilirdim” der. Hakikat’i görmekte zorluk çekmemizin sebebi O’nun gizli olması değil tersine aşikar olmasıdır. Aksi takdirde Hakikat’i içeren, kapsayan ve perdeleyen daha hakikî bir Hakikat olması gerekirdi. İşte bu sebeple Hakikat’i görmek için Bilim’e değil Sanat’a ihtiyacımız var, bilmek için değil bulmak söz konusu olduğu için. Derin Düşünce yazarları Sanat-Hakikat ilişkisi üzerine yazdılar. Buradan indirebilirsiniz.

Zaman maddeyi ifsada uğratır, kelâm bâkidir »

zaman-nedir-aaa1 

 “… Tıkır tıkır işleyen bir saat değil çarkları çoktan kırılmış, paslanmaya başlamış bir saat ölüsüdür Zaman’ın geçişini gösteren …” (Derin Zaman Kitabı’ndan)

Hüsn-ü Hat: Güzel’i güzel yazmak

Gerçek şu ki bütün dinî sanatlar İslâm sanatı ile aynı yolu izlemediler. Meselâ başlangıçta bir “tek tanrı dini” olan Hristiyanlık hem Grek mirası hem de Teslis gibi Vatikanist tahrifat sebebiyle natüralizme yaklaştı. (Bu konuda sanat tarihçilerinin yazdığı çok sayıda kıymetli eser var. Kanaatimizce iyi bir başlangıç noktası olarak şu iki esere bakılabilir ki Türkçe çevirileri de yayınlanmış: Pavel Florenski’nin yazdığı Tersten Perspektif; Erwin Panosky’nin özgün denemesi Perspektif: Simgesel bir biçim)

Önceki bölümde de Hristiyan sanatındaki tahrifattan bahsedip bu tahrifatın Hristiyan itikadı üzerinde menfi tesiri olduğunu söylemiştik. (Ek olarak bkz. İslâm sanatının tahrifi İslâm inancının da tahrifidir) Oysa Müslüman sanatçılar Tevhid’e bağlı kaldılar. Mücerred sanatı Müslümanların icad ettiği söylenemez ama onu çok ileriye taşıdılar. Özellikle soyut ifadenin doruk noktası sayılabilecek hat sanatındaki muhteşem örnekler bunun en güzel ispatı. Fakat hüsn-ü hattın ehemmiyetini anlamak için daha da derinlere inmek icab ediyor. Ama biz kolay yolu seçelim ve bir kez daha Titus Burckhardt’ın dehasından Yazının devamı

Sanatın Menzili Eşyanın Hakikâtidir (حقيقة الأشياء) »

gercek-hakikat

Gerçekler Hakikat’in gölgeleridir

“… ALLAH, göklerin ve yerin nûrudur. O’nun nûrunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur. Yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir. Nûr üstüne nurdur. ALLAH dilediği kimseyi nuruyla hidayete iletir. ALLAH insanlara  misal verir; ALLAH her şeyi bilir …” (Nûr Sûresi, 35)

Vacip varoluş: Varlığı kendinden, bir başkasının yaratmasıyla var olmaktan münezzeh, ezelî ve ebedî Allah’ın varlığıdır. Mümkin varoluş: O’nun var etmesiyle tahakkuk eden, O’nun emriyle yok olmaya mahkûm, bu bakımdan varlığı ve yokluğu O’nun kudretine nispetle aynı olan mahlûkatın varoluşudur.

Cahil ve günahkâr bir kişi “Lâ mevcude illâ hu” yâni “O’ndan başka varlık yoktur” derse yalandır, hatta riyakârlık yapmış olur. Zira kesret üzeredir. Maddenin, eşyanın, dünyanın cazibesinden kurtulmadan, belki kendini halka beğendirmek böyle konuşuyordur. Bir yandan “ben yokum” diyor diğer yandan hâlâ bütün benliğiyle “yokluk” isnad ettiği varlıklara meylediyor. Fakat istiğrak halindeki bir alim sadece vacip varlığa hasreder, mümkinin varlığını inkâr eder. Onun bu hali bizim gibilerin lisanında “mânevî sarhoşluk” olur. Ama o “sarhoşun” zaviyesinden kendimize bir lahza olsun bakabilseydik belki de utancımızdan ölürdük. Çünkü o nûr ile bir anda maddenin sarhoşu ve müptelâsı olduğumuzu  idrak ederdik de kalbimiz bu utancın nârıyla Yazının devamı

Gençlik Üzerine / Lenin – Ленин »

playnin_funny_red_shirt“… Tek başına çok ciddi, zor, büyük bir çalışmayı ortaya koymadan, eleştirel bakmakla yükümlü olduğu gerçekler içinde yolunu bulmadan, kendisine ulaştırılan sonuçlar temelinde komünizmle övünme düşüncesine kapılan her komünist, böyle bir komünist son derece acınacak bir kişi olurdu. Az şey bildiğimi biliyorsam, o zaman daha çok şeyi bilmeye ulaşacağım ama eğer ki bir insan komünist olduğunu ve temel şeyleri bilmesine gereksinimi olmadığını açıklarsa, o zaman ondan herşey olur, ama bir komünist olamaz …” 

 

… Bu konuda okumak için…

Derin MAЯҖ

Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden?

Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok. Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… Buradan indirebilirsiniz.

Türk solu iktidar olur mu?

Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün. Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm Eleştirisi gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı buradan indirebilir ve paylaşabilirsiniz. Ele alınan başlıca konular: Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi.

Sosyalizm İslam’a uyar mı? (Tartışma)

Bir yanda zekât üzerinden eşitlikçi bir İslâm yorumu yapan anti-kapitalist Müslümanlar. Diğer tarafta bir türlü iktidar olamayan, sosyalizmi bilmeyen, kemalizmi demokrasi zanneden devletçi, hatta darbe yanlısı bir Türk solu.

Türk solu geçmişiyle yüzleşemekten korkuyor. Solcunun solcuyu katlettiği 1 Mayıs 1977 bir tabu. Deniz Gezmiş’in ulusalcı duruşunu da eleştiremiyorlar. Evet… Türk solcuları iktidara yürümek için bir koltuk değneğine muhtaçlar. Peki ya İslâm? Sosyalizm İslâm’a ne kazandırabilir? Sosyalist devletlerin Müslümanlara yaptığı onca eziyetten sonra Müslümanlar sosyalizm ile ittifak yapabilir mi? Derin Düşünce okurları tartıştılar, biz de kitaplaştırdık. Buradan indirebilirsiniz.

Osmanlı Türkçesini Seçiyorum »

hatb_16Okulların açıldığı ilk hafta seçmeli derslerle alakalı son değişikliklerin yapılması gerekiyor. Kur’an-ı Kerim ve Osmanlı Türkçesi Öğretmeni Tarihçi Musab Gürsel Demir; Seçmeli derslerle alakalı açıklamalarda bulundu:

“… Milli Hafızamız Osmanlı Türkçesi Diyen Demir Osmanlı Türkçesi deyince genelde mezar taşlarımız, tarihi bir mimari eserin cephesine yerleştirilmiş kitabeler akla geliyor. Bunlar elbette doğrudur ama çok eksik bilgilerdir. Zira bin yıl boyunca yazdığımız şiirlerimiz, romanlarımız, dini, kültürel kitaplarımız hulasa bütün geçmişimizin yazılı kaynakları arşivlerimiz diğer belgelerimiz 1000 yıllık kültürel birikimimiz Osmanlı Türkçesi ile oluşturulduğu göz önüne alındığında bilhassa liselerde seçmeli olarak okutulan Osmanlı Türkçesi dersinin seçilmesi ne kadar önem arz ettiğini hepimiz görmekteyiz. Bundan dolayıdır ki veli, öğrenci, ve öğretmenlerimiz okulların açıldığı ilk hafta mutlaka Osmanlı Türkçesi dersini seçmeli ve seçtirmeliler. Cumhuriyet nesli Değil Fuzuli’yi milli şairimizin İstiklal marşını Safahat’ını aslından okuyamaz haldedir. Vasıflı bir genç olmak isteyen her kardeşimiz mutlaka Osmanlı Türkçesi Dersini seçmelidir. Elbette sadece Osmanlı Türkçesi değil başta Kur’an-ı Kerim ve peygamberimizin hayatı da mutlaka seçilmelidir.

Anadolu’muzda yirmiye yakın yazma eserler kütüphanemiz var. Onlardan sadece Süleymaniye kütüphanesinde 70.000 kadar yazma ve 110.000 cilt basma eser bulmaktadır. Toplamda 180.000 cilt eser var. Bunlardan 120.000 cilt kitap Türkçe (Yani Osmanlı Türkçesi) 50.000 cilt Arapça, 3.680 cilt ise Farsçadır. Hafızamıza milli şuur ve bilince ancak kendi öz kaynaklarımızı anlayarak okuyarak ve neşrederek ulaşabiliriz …” 

Seçmeli Ders

Kafasızların baş kaldırması: Çarşı ve Çapulcular »

carsi_Yalama olmuş anarşistin dramı

Devlete baş kaldırmak zordur. Eylemden önce bazı sorulara cevap vermek gerekir: Kaldırılacak yeterince baş var mı? O başları taşıyanlar adam mı? Anarşist kafa tuttuğu kurumun ayaklarına kapanmaz. Davasında samimiyse mahkemede sağlam durur. “Bu mahkemeyi ve kararlarını tanımıyorum; devletinizi tanımıyorum; bu mahkeme bir müsameredir” diye konuşur.

Askerliğini tıpış tıpış gidip yapan adamdan anarşist olmaz. Çocuğunu devlet okuluna gönderen, devletin hastahanesinde tedavi olan, arabası çalınınca devletin polisini çağıran adamdan anarşist olmaz. Hem bunları yapıyor hem de ara sıra devletin polisine taş atıyorsa ona “anarşist” denmez, “çapulcu” denir.

Çarşı grubu adına şiddet çağrısı yapan, dükkânları arabaları yakan, başbakanı öldürmekten bahseden tipler vardı Gezi olayları sırasında. “devrim olacak, hükümet devrilecek” vs diye mesajlar gönderdiler. Ölenler oldu, ömür boyu sakat kalanlar. Bu olaylara dahil olduğu iddia edilen şüpheliler yakalanmış. Halleri içler acısı. “Yıkalım” dedikleri, taşla, çelik bilye ile, molotof ile saldırdıkları devletten merhamet dileniyorlar şimdi. “Alkollüydüm, kızlara hava atmak için yaptım” diye ağlıyorlar hakimin önünde. Kafasız insanların başkaldırması böyle oluyor demek ki:

“… Gezi Parkı eylemlerinde “Hükümeti devirmeye teşebbüs ile suçlanan Çarşı üyesi 35 şüpheli için ömür boyu hapis cezası isteniyor. İddianamede şüphelilerin telefon görüşmelerine ve savunmalarına yer verildi. Suçlamaları reddeden şüpheliler, “Park mark benim umurumda değil, bana ne yemişim AVM’sini de Gezi Parkı’nı da ağacını da, ihtilal başladı, bu hükümeti düşüreceğiz” ve “Başbakanlık Konutu’na saldırı olacak bugün, bu bir iç savaşa dönüşebilir, polise güçlü saldıralım, ses getirecek bir şeyler yapmamız lazım” şeklindeki ifadeleri “alkolün etkisiyle ve kızlara hava atmak için” sarf ettiklerini öne sürdü.

-Şüpheli Koray Yalnız, dinlemedeki “Başbakanlık Konutu önünde eylem yaptık. Beşiktaş Stadı önündeki inşaatta kullanılacak dozeri ele geçirdik. Polis TOMA’larından bir tanesini ele geçirdik ve polisleri kovaladık. Olaylar esnasında bir polisin kolu kırıldı” sözleri için “Kız arkadaşıma hava atmaya yönelikti” dedi.

-Şüpheli Engin Sarar, telefon görüşmesinde sarf ettiği “Bugün sokakta plan yapacağız. Çatılara çıkacağız; sapan ve misket lazım” sözlerinin şaka amaçlı olduğunu söyledi.

-Şüpheli Kaan Kabaş, telefon görüşmelerindeki “Gezi Parkı’nda her gün savaş, bu hükümeti düşüreceğiz, sapan ve misket lazım” sözlerinin espri niteliğinde olduğunu belirtti. “Facebook ve Twitter’daki paylaşımları ben yazmadım” dedi.

-Şüpheli Aykan Uyanıktürk, Güray Sönmez ile yaptığı telefon görüşmesinde”Beşiktaş’ta falan, böyle kameralara yakalanan bir adam ölürse o zaman gittiler işte. Hükümet de düşünce hop hop asker el koyacak mecburen …”sözleriyle ilgili olaylar esnasında alkollü olan arkadaşının anlattıklarına yorum yaptığını söyledi …”

 

 

… Bu konuda makale …

… Bu konuda e-kitap …

kapak_kitap_capulcularÇapulcular” ne istiyor?

Genel seçimler yaklaşırken başladı Taksim Gezi Parkı olayları. İnsanlar öldü, yaralananlar, tutuklananlar oldu. Taksim’deki sanat galerileri bile yağmalandı. Maddî zarar büyük: Yakılan otobüsler, özel araçlar, iş yerleri. Ancak hâlâ isyancıların ne istediğini bilmiyoruz. Taksim Dayanışma Grubu’ndan çelişkili açıklamalar geliyor. Polisi ya da göstericileri suçlamadan önce şunu bilmek gerekiyor: “Çapulcular” ne istiyor? Daha fazla demokrasi? Sosyalizm? Devrim? Darbe? Elinizdeki e-kitap bu sorulara cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.

 

Hükümeti devirmek isteyen birileri mi var?

Hükümeti_devirmek_kapak4 Türk bankası çalışanlarını sömürmek, tüketiciyi kandırmak ve haksız rekabetten dolayı çok ağır cezalar yediler. Hemen ardından Türkiye tarihin en büyük anti-kapitalist ayaklanmasını yaşadık. Göstericiler “Sosyalist Türkiye” ve “yaşasın devrim” sloganları atarak orak-çekiçli pankartlar, Deniz Gezmiş posterleri taşıdılar. Tuhaf olan ise bazı bankaların ve holdinglerin bu ayaklanmaya destek olmasıydı. Anti-kapitalist göstericiler 20 gün boyunca İstanbul’un en lüks otellerinden birinde bedava kaldılar. Tuhaflıklar bununla da bitmedi. CNN, BBC, Reuters ve daha bir çok medya kuruluşu bir kaç sene önce, üstelik yabancı ülkelerde çekilmiş yaralı ve ölülerin  fotoğraflarını “Türkiye” diyerek servis etti. Tayyip Erdoğan’a destek için toplanan AKP’lilerin fotoğrafı CNN tarafından kazayla(?) “Ayaklanmış Protestocular” olarak yayınlandı.

Dünyada da tuhaf şeyler oldu:

  • Türkiye ile neredeyse aynı anda Brezilya’da bir halk(?) ayaklanması başladı.
  • Georges Soros’a ait ekonomi gazeteleri Çin ekonomisi hakkında aşırı kötümser haberler yaydılar.

“Kazalar” bu kadar çoğalınca insanlar ister istemez bazı şeyleri sorguluyor:

  • Türk bankaları neden sermaye düşmanı, anti-kapitalist bir ayaklanmaya destek oldu?
  • Acaba 2008 krizinden sonra kan kaybeden ABD ve Avrupa kaçan sermayeyi geri  çekmeye mi çalışıyor?
  • Brezilya, Çin ve Türkiye Avrupa ve ABD’deki yatırımları çekmenin cezasını mı ödüyor?

Elinizdeki kitap bu sorulara ve darbe iddialarına cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.

Erebos / Ursula Poznanski »

“… Her seferinde gece başlıyor. Planlarımı geceleri karanlıkta besliyorum. Elimde sınırsız sayıda olan bir şey varsa, oda karanlık. Büyütmek istediklerimin yetişeceği topraklardır karanlık. Her zaman geceyi gündüze, bodrumu bahçeye tercih etmişimdir. Hastalıklı düş varlıklarım ciğerlerine buz gibi havayı çekebilmek için ancak günbatımından sonra sığınaklarındançıkmaya cesaret edebiliyorlar. Benden, biçimsiz yaratılmış bedenlerine kendilerince grotesk bir güzellik vermemi bekliyorlar. Yemin güzel görünmesi gerekir ki av. kancayı ancak etine saplandıktan sonra fark etsin. Benim avım. Sizi daha tanımadığım halde sarılmak istiyorum. Bunu bir şekilde yağacağım zaten. Ruhumun içinde bir ve tek olacağız. Karanlığı aramam gerekmiyor. O her zaman etrafımda. Dışarıya soluduğum nefesim gibi. Vücudumun kokusu gibi. Bu aralar benden uzak durmaya çalışıyorlar. Bu iyi bir şey. Etrafım da ürkek bir halde fısıldaşıp korkarak dolanıyorlar. Onları benden uzak tutanın kokum olduğunu düşünüyorlar ancak yanılıyorlar. Gerçek sebebi karanlık …” 

 

… E-kitap okumak için…

Roman nedir? Nasıl Yazılır?

Roman nedir? Tarif dahi edilmesi zor bir kavram. Sanatçının İnsan’a bakışını, toplumla kurduğu ilişkiyi yansıtır sanat eserleri. Bu sebeple sanat her çağda yeniden icad edilir. Ünlü yazar Heinrich Mann’ın dediği gibi: “Bütün romanların ve hikâyelerin amacı kim olduğumuzu bilmektir, Edebiyatın önemli bir konuma sahip olmasının nedeni, sadece doğanın ve insanlar âleminin ayrıntılarını tek tek açıklaması değil, insanları hep yeni baştan keşfetmesidir.” Okuyacağınız bu eserle romanlarından da tanıdığınız değerli yazarımızSuzannur Başarslan Roman’ın derinliklerine giden bir seyahate davet ediyor sizi. Zaman’ın kullanımı, olay örgüsü, mekân, dil, üslup ve daha bir çok temel kavram edebiyatın dev isimlerinden örneklerle irdeleniyor. Buradan indirebilirsiniz.

Modern Dünyanın Krizi / René Guénon (3) »

goldVSsilverNOSYNCH060808

Fark ettiniz mi? Ekonomiden, finansal analizden anlayan borsacı kalmadı. Borsa “uzmanları” panik halindeki müşterilerin sırtından kazandıkları komisyonlarla zengin oluyor. Doğru yatırım kararı verip zengin olan “uzman” yok! İnanması zor mu? Bilgisayarlarda gezen sanal paranın miktarı ile gerçek ekonomiyi karşılaştırın. Yani fabrikada, tarlada üretilen değer nedir? Meselâ Chicago emtia borsasında bir günde el değiştiren buğday nasıl oluyor da dünyadaki gerçek buğdayın 60 katı olabiliyor? Petrol, nikel, bakır… Hep aynı şey. Bu bir yalan ticareti. Yani borsacı müşterisine söylediği yalanın belki bir gün doğru olma ihtimalini satıyor. İnsanlar ise gerçek para verip alıyorlar. Neyi? Zengin olma umutlarını. Borsacı zaten müşterisine ait olan bir duyguyu para karşılığı yine ona satıyor.

Yalan ertesi gün gerçekleşmiyor. Ama buna “yalan” değil “risk” deniyor. Böylece müşteri yeni “yatırımlara” yönlendiriliyor. Tabi borsacı her alım-satımdan komisyon alıyor. Yani borsacının kazanması için ekonominin iyi gitmesine veya müşterisinin kâr etmesine gerek yok. (Bkz. Goldman Sachs) Hisse aldıkları şirketin kâr etmesine de gerek yok. Yeter ki müşteri bir şeyler alıp satsın, ister kâr isterse zarar etsin; yeter ki durmasın; sürekli umut ve korku arasında gidip gelsin. Bu çarkın dönmesi için müşterinin sürekli ütüldüğü gerçeğini ondan saklamak gerek. Nasıl? Borsa “uzmanlarının” yaptığı bayat ve tutarsız yorumlar sayesinde:

“… Borsa güne kötü başladı… Altın yükseldi çünkü dolar sürpriz yaptı… ABD’deki işsizlik rakamları beklenenin üstünde. Onun için dolar düşecek… FED bugün bir açıklama yapacak, heyecanla onu bekliyoruz …” 

sehir

Değişenler Değişmeyen’e muhtaçtır

Hareket, sürekli değişim, olayların sürekli artan bir hızla meydana gelmesi… Sürekli kendi gerçeğini üreten “uzmanlar” sadece borsalı değil. Hizbullah uzmanları, PKK uzmanları … Bir gün savundukları neden-sonuç ilişkisinin tam tersini ertesi gün yeni bir “bilgi” olarak Yazının devamı

Sosyalizm ve Savaş / Lenin – Ленин »

lenin“… Emperyalizm, kapitalizmin, gelişiminde ancak 20. yüzyılda ulaştığı en yüksek aşamadır. Feodilzmi yıkmak için kurmak zorunda olduğ ulusal devletler, şimdi kapitalizme çok dar geliyor. Kapitalizm yoğunlaşmayı öyle bir düzeye vardırdı ki sanayinin tüm dalları, işveren birlikleri, tröstler ve kapitalist milyarderlerin oluşumları tarafından ele geçirilmiş ve yeryüzünün neredeyse tamamı bu “sermaye devleri” arasında paylaşılması bulunuyor. Serbest ticaret ve rekabetin yerini tekelcilik, sermaye yatırımı için toprak ilhakı, buralardan hammadde ihracı gibi girişimler aldı. Feodalizme karşı mücadelede ulusların kurtarıcısı durumunda olan kapitalizm, emperyalist evresinde, uluslara en büyük zulmü yapan güç haline dönüştü. Önceleri ilerici olan kapitalizm gerici oldu bu arada üretici güçleri öylesine geliştirdi ki, insanlık ya sosyalizme geçmek ya da sömürgeler, tekeller, ayrıcalıklar ve her tür ulusal baskı aracıyla kapitalizmi yapay olarak korumaya çalışan “büyük” güçler arasındaki silahlı mücadelelerde yıllar hatta onyıllar boyunca acı çekmek seçenekleriyle yüz yüze kaldı …”

… Bu konuda okumak için…

Derin MAЯҖ

Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden?

Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok. Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… Buradan indirebilirsiniz.

Türk solu iktidar olur mu?

Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün. Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm Eleştirisi gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı buradan indirebilir ve paylaşabilirsiniz. Ele alınan başlıca konular: Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi.

Sosyalizm İslam’a uyar mı? (Tartışma)

Bir yanda zekât üzerinden eşitlikçi bir İslâm yorumu yapan anti-kapitalist Müslümanlar. Diğer tarafta bir türlü iktidar olamayan, sosyalizmi bilmeyen, kemalizmi demokrasi zanneden devletçi, hatta darbe yanlısı bir Türk solu.

Türk solu geçmişiyle yüzleşemekten korkuyor. Solcunun solcuyu katlettiği 1 Mayıs 1977 bir tabu. Deniz Gezmiş’in ulusalcı duruşunu da eleştiremiyorlar. Evet… Türk solcuları iktidara yürümek için bir koltuk değneğine muhtaçlar. Peki ya İslâm? Sosyalizm İslâm’a ne kazandırabilir? Sosyalist devletlerin Müslümanlara yaptığı onca eziyetten sonra Müslümanlar sosyalizm ile ittifak yapabilir mi? Derin Düşünce okurları tartıştılar, biz de kitaplaştırdık. Buradan indirebilirsiniz.