Main Content RSS Feed Manşet

Parti içi demokrasinin kestiği parmak acımaz »

20080511-parmak.jpgKim demiş CHP’de parti içi demokrasi işlemiyor diye. CHP’de halka hizmet yarışında sınır yoktur. Ispatı mı?

İZMİR’de CHP Gaziemir ilçe örgütü, yerel seçime 10 ay kala belediye başkan adaylığı nedeniyle karıştı. İl Başkanı Kemal Karataş’ın önünde hakaret ve küfürleşmeyle başlayan tartışma yumruklaşmayla sürdü. Kavgada, parti üyesi Hüseyin Şahin’in sağ elinin baş parmağı kesildi, kopma noktasına geldi. Şahin’in parmağı İzmir El ve Mikro Cerrahi Hastanesi’ne üç saat süren ameliyatla dikildi.

CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş, yeni üye kayıtlarını

Yazının devamı

1 [?]

Main Content RSS FeedYazılar

Doğru Laiklik Algısı ve Kapanma Davası »

Arif Egeli

Bir iktidar partisi hakkında kapatılma davası açılmasının, basit bir hukuksal süreç olmadığı gerçeği herkesçe kabul edilen bir husustur. Almanya kapatma davalarının bulunduğu demokratik örnek olarak sıkça verilse de, burada, parti kapatma davası açılabilmesi için,
parlementonun salt çoğunluk ile kararı gerekmekte ki; bu da iktidar ve çoğunluk partisi için böyle bir davanın açılamayacağı manasına gelmektedir.

Bu Batılı ve demokratik örneğin verilmesinden murad, bizdeki laik ve Batılı hassasiyeti gerekçe edip, AKP’yi, tam da bu değerler için tehdit göstermek isteyenlerin başvurduğu argümanlardan birisi olmasıdır. Üstelik Almanya örneğinde, kapatma tehdidi genellikle faşist partiler için uygulandığından, AKP için de islamofaşist, Hitler gibi iktidara demokratik yöntemlerle ilerlediği çağrışımı açısından da paralellik kurulması amaçlanmaktadır. Yazının devamı

1 [?]

Ateist Türk Olur »

[7 Mayıs 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Şair ve yazar İsmet Özel’in Akşam gazetesinden Nagehan Alçı’ya verdiği söyleşi, geçen haftalarda yankı buldu. Özel, özetle, “Ateist Türk olmaz” diyor ve her Türk’ün Müslüman olması gerektiğini, Müslüman olmayanın Türk’ten sayılmayacağını ileri sürüyordu.

Yazının devamı »

1 [?]

2008 Pekin Olimpiyatları »

20080507-pekin.jpgTPE diyor ki: “Bu sene Barış ve Kardeşliğin meşalesi olarak sunulan olimpiyatlar, bu iki kavramdan da nasibini almamış bir siyasi yönetimin bulunduğu bir ülke de yapılıyor. Çin Halk Cumhuriyeti’nde…

Çin en başta Tibetliler ve Doğu Türkistanlılar (Uygur Türkleri) olmak üzere yönetimi altında yüzmilyonlarca insanın sistematik olarak haklarını ve özgürlüklerini ihlal ediyor…”

Duyurunun tamamı için

1 [?]

KAPATILMA KORKUSU »

20080505_derindusunce_org_uyku.jpgAkıllı ve çok katlı bir binanın, zevkle döşenmiş bir toplantı odasında 7-8 kişi toplantı yapıyorduk. Toplantı sonuna doğru, konu toparlanmış ve herkes önündeki içeceğini içerken, bir hanım dün gece gördüğü rüyasını anlatmak istedi. Rüyayı şöyle özetleyebiliriz: Ülkemizde her evde dört tane kara çarşaf bulundurmayı zorunlu hale getiren bir yasa yürürlüğe girmiş. Herkes önce güldü ama endişeli bakışlar da gözlerden kaçacak gibi değildi. 4 rakamı üzerinde de duruldu, malum espriler yapıldı. Rüyanın devamı şöyle: Yazının devamı

2 [?]

Kürtçe yasaklama kolu başkanlığı »

20080504_kurtce_yasaklama_kolu.jpg “Okulun en başarılı öğrencisi olduğum için öğretmen bu önemli görevi bana vermişti. Kürtçe konuşanları tespit ediyor ve tek tek öğretmene bildiriyordum. Yaptığım işin ne anlama geldiğini bilmiyordum, ama öğretmenimin gözüne girmek için en iyi şekilde yapıyordum. Öğrenciler bu şekilde birbirini denetliyordu.”

Haberin tamamı için

2 [?]

Türban demokratısın! Hayır değilim! »

20080504_turban-demokrati.jpg AKP’ye dönük “Türban demokratı” suçlamaları yükseliyor. AKP yanlıları ve karşıtları adeta aynı kalıptan çıkmış değer yargılarıyla,  aynı şekilde akıl yürütüyorlar. Tayip Erdoğan’ı bir kurtarıcı, reformcu, demokrasi kahramanı gibi görenlerin yanında karşıtları da onun söylemindeki ve eylemlerindeki tutarsızlıkları işaret edip yükleniyorlar.

“…Hani özgürlüklerden yanaydın? İşçilere reva gördüğün bu zulüm ne? Başörtüsü için gösterdiğin çabayı neden 301 konusunda göstermiyorsun? Demek ki sen Türban demokratısın. Kendine kadar demokratsın. Değişmedin…” Yazının devamı

2 [?]

İnsan Onurunu Kimler Çiğner? »

[30 Nisan 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

20080503_anayasa.jpgAnayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Haşim Kılıç’ın, kurumunun 46. yıldönümü nedeniyle düzenlenen törende yaptığı konuşma, ayakta alkışlanmaya değer bir metindi. En vurucu noktası da karımca şu cümleydi: “İnsan onuruna saygı, insanın ne olacağına ve nasıl olacağına kendisinin karar vermesini gerektirir.”

Bu, yani “bireyin kendi kaderini tayin hakkı”, özgürlüğün temelidir. Bütün dikta rejimlerinin ortak özelliği de bu hakkı yok etmektir.

Yazının devamı »

2 [?]

Kanlı 1 Mayıs 1977 »

20080503_kanli_1_mayis_77.jpgKanlı 1 Mayıs 77 ‘de 3 yaşındaymışım. O yüzden ilk elden hatıralarım yok.

Aşağıda 77′deki o günün videosunun linki var. O zamanın şartlarına, bu şartları besleyen/yönlendiren dünya düzenine, bunların meyvası olan ideolojik kamplaşmaların eksenine dikkat. O zamanın şartlarının bugünle zerre kadar alakası var mı, üzerine düşünmek gerek.

http://www.youtube.com/watch?v=y8uZq9MamlY

2 [?]

Molotof kokteyli, işçi hakları ve polis devleti »

20080502_derindusunce_org_isci_haklari.jpgBir şişenin içine yanıcı bir sıvı doldurma ve ağzından içeri bir parça bez sokup tutuşturma fikri sanırım ilk kez ispanya iç savaşında kullanılmıştı asimetrik savaş taktiği olarak. Ama Finlandiya’nın Rusya tarafından işgali sırasında direnişçiler Rus dış işleri bakanı Molotof’un adını bu “silaha” verince doğmuş Molotof kokteyli efsanesi.

İspanya iç savaşının yol açtığı ölüm sayısı Yazının devamı

2 [?]

Doğru Din Algısı Açısından Kapatma Davası »

Yazan: Arif Egeli

20080502_derindusunce_org_kd.jpgGünümüzde insanların ençok ilgisini çeken konu olarak din olgusunu göstermek sanırım yanlış olmaz. Çok ünlü bir haber yorumcusu, sunduğu
haberler geçidinde, din ile ilgili konuların izlenme oranını sıçrattığını, bu yüzdende din ile ilgili haberler yapmaya gayret gösterdiklerini anlatıyordu.
 Din, insanoğlunun hayatı kavramak yolunda, kendisine yapılmış en sistemli ilahi yardımdır diye özetlenebilir. Yazının devamı

2 [?]

1 Mayıs Çatışma Bayramı Kutlu olsun »

20080501_1_mayis.jpg Adet olduğu üzere 1 Mayıs çatışma ve boğuşma şenlikleri coşkuyla açıldı. Polis halka çeşitli renklerde su sıkarken göstericiler de neşe içinde kaldırımdan söktükleri taşları polise attılar.

Rahmetli Uğur Mumcu’nun üniversitedeki sınıf arkadaşlarından biri aile dostumuzdu. Mumcu’nun bir gösteri sırasında « ah şurada bir ölen olsa, ah bir olsa, devrim yaparız devrim ! » dediğini anlatır. Tabi aradan geçen yıllar Mumcu’ya da Türkiye’ye de ölümlerin bir fayda getirmediğini öğretti.

Bugünkü olaylarda “taraf” olan aklı başında göstericilerin, polisin, işçilerin ve sağa sola taş atan kışkırtıcıların hemen hepsi Yazının devamı

3 [?]

Ufukta görünen tek şey savaş! »

20080430_derindusunce_org_sbk.jpg Sunuş: 1966 doğumlu şair Yusef Bazzi Lübnan’da kendi kuşağının en başarılı edebiyatçılarından. 2005 yılında Yasser Arafat looked at me and smiled (Yaser Arafat bana baktı ve gülümsedi) adlı bir romanı yayınlandı.

Ufukta görünen tek şey savaş!

Yazan: Yusef Bazzi Çeviren : Aisha Benghazi 

Savaş bizim kaderimiz. Buna hiç şüphe yok. İster yarın başlasın isterse bu yaz, iki yıl sonra. Erken gelsin veya geç kalsın. Sivil savaş, yarı-sivil savaş, bölgesel… Güney Lübnan’da başlasın veya Beyrut sokaklarında. Bekaa vadisinden başlayıp Şam’a kadar yayılabilir veya Şeba’dan Tahran’a. Bunun hiç bir önemi yok. Önemli olan savaşın başlayacak olması. Siyaset arızalı olunca savaş « gerekli » oluyor. Yazının devamı

2 [?]

Komik Müslüman olur mu? »

20080429_derindusunce_org_kmo4.jpgIlımlı İslam lafı oldum olası rahatsız etti beni. Sanki ılıklaştırılması gereken, fazla sıcak bir şeyden bahsediliyormuş gibi geliyor insana. Militarizmin, bedava şiddetin, intiharın dinimizde yeri olmadığını bilmeyenler kullansınlar. Ama bazen Türkiye’de doğup büyümüş yarı aydınlar da kullanıyor bu tuhaf sözü…

Eğer geçirdiği cinneti İslam zannedenler ile bizi ayırd etmek istiyorlarsa normal İslam diyebilirler ya da sadece İslam. Ilıklaştırılmış, su katılmış halinin daha iyi/farklı olduğunu düşünenler ise önce İslam’ın ne olduğunu bir anlatsınlar da bakalım ne biliyorlarmış.

Geçelim. Benim gibi, çoğunluğu Müslüman olmayan yerlerde yaşayanların çevresi ister istemez yaşadıkları ülkenin gelenekleri, kanunları ve tabi Yazının devamı

3 [?]

Marşlarımız gerçekten ‘milli’ mi? »

20080426_derindusunceorg_mmnkm.jpgKesin olarak bilmek mümkün değil elbette, ancak İstiklal Marşı’mızın bestesinin Latife hanım’ın torpiliyle seçildiği öteden beri söylenir. Prozodisinin bozukluğu, onun için de ‘larda yüzen al sancak’, ‘nim milletimin’, ‘layacak o be’ gibi garip cümlelerin ortaya çıktığı ise bir iddia değil, gerçek..

Ancak milli tarihimize dair bilmediğimiz başka şeyler de olabilir!

Geçtiğimiz pazar günü Taraf’tan Ayşe Hür, çeşitli kaynakları tarayarak, üç milli marşımız, Gençlik Marşı, İstiklal Marşı, 10. Yıl Marşı’nın bestelerinin, ‘gayr-i milli’ olduğu yönündeki iddiaları gündeme getirmiş. Çok bilinen bazı şarkı ve türkülerimizin müziklerinin çalıntı olduğuna yaptığı atıflar da yazısının bonusu olmuş.

Mevcut İstiklal Marşımızın bestesinin aslında ilk beste olmadığını yakın tarihe ilgisi olanlar bilir.

Akif tarafından yazılan İstiklal Marşı’nın sözleri kabul görünce bir beste arayışına gidilir ve onun için de yarışma düzenlenir. Yarışmaya 24 beste katılır. Ancak o sıralarda Kurtuluş savaşı devam etmektedir, Ankara tehlikede olduğu için de hükümetin ve TBMM’nin Kayseri’ye taşınması gündemdedir. Bu hengamede yarışma unutulur gider. Ancak bir süre sonra yarışmaya katılan bestekârlar kendi bestelerini etrafta “İstiklâl Marşı” diye yaymaya başlarlar. 1924 yılında bu kargaşaya son vermek için Mili Eğitim bakanlığı bir kurul oluşturur ve bu kurul Ali Rıfat Bey’in “acemşiran” motifli bestesi kabul görür. Yazının devamı

3 [?]

Milliyetçiler, Kemalistler ve ulusalcılar neden başarısız? »

20080426_derindusunceorg_knb.jpgGalatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde araştırma görevlisi olan Tolga Çevikel doktora tezi kapsamında Pakvizyon sitesi ile yaptığı röportajda çok temel bir soru sormuş:

Ulusalcı/Kemalist ya da milliyetçi blog yazarları neden yok (ya da çok az) sizce?

Bu soruya net bir yanıt verebilmek için önce politik bloglar âlemine genel olarak bakmak gerekiyor. İnternet gerçekten çok kaliteli yazıların bulunabildiği bir ortam haline geldi.

Gazeteler ve televizyon kanalları ister istemez büyük şirketlerle, şirketler de politikacılarla iyi geçinmek zorunda olduklarından 4cü kuvvet denen basın Yazının devamı

4 [?]

Müslümanların Ermenilerden öğrenmesi gereken »

20080424_derindusunceorg_ely.JPG Bugün 24 Nisan. Başta Fransa olmak üzere dünyanın bir çok yerinde diaspora Ermenileri gösteriler düzenliyor, Türkiye’yi protesto ediyor. Lobicilikte geldikleri yere bakılırsa sıkı çalışmalarının meyvalarını topluyorlar.

Peki genel olarak Ermenilere ya da Ermenistan’a ne getirecek bütün bunlar? Koskoca bir hiç. Ermenistan nüfusu azalan bir ülke. Oysa doğum oranları yüksek. Yani ülkenin gençlerine vaad edebileceği hiç bir şey yok. Orada dünyaya gelenlerin tek hayali ABD, Fransa veya Avustralya’daki akrabalarının yanına kapağı atmak.

Bütün bu hazin manzaranın Müslümanlara öğreteceği şey ne peki? Yazının devamı

3 [?]

Turgut Özal’ı anarken… »

Rafet Günay 

20080424_derindusunceorg_ozal.jpgMerhum Turgut Özal’ın ölümünden bu yana on beş yıl geçmesine rağmen hala aranıyor olması, özlemle ve büyük bir samimiyetle hatırlanması üzerinde durulması ve bazı dersler çıkarılması gereken bir husustur. Türkiye’de, hadi Osmanlı dönemini bir yana bırakalım Cumhuriyet döneminde, biraz daha daraltırsak çok partili demokrasi döneminde, onlarca bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı gelip geçmiştir. Bunlardan öte dünyaya göçenlerden kaç kişi Merhum Özal gibi hatırlanıp aranmaktadır?

Herhalde bir elin parmakları kadar bile değildir.

Ölümünden on üç yıl sonra Yazının devamı

3 [?]

Parti kapatma bayramınız kutlu olsun! »

TBMM’nin ve toplumumuzun %35′ini temsil eden partilerin ulusal egemenlik bayramlarını kutluyoruz.

Devamini oku…

3 [?]

Filistinli annelerin selamı var »

 Çeviren : Aisha Benghazi

20080422_fasv_derindusunceorg.jpgSunuş: “Varsın bir yudum su veren olmasın, biri bana başucumda ‘su yok’ desin de” diyordu şair Kemalettin Kamu. Filistinli annelerin para yardımı, ekmek, su kadar bir selama da ihtiyaçları var. Contemplating from Gaza adlı blogun yazarı Heba bu annelerden biri.

Kendimizi suya atarak kurtulmak

Sürekli kendime soruyorum insanlar bu anlamsız dünyada normal ya da güzel ne bulabiliyorlar diye. Bu felaketlerle dolu evrende bana teselli veren tek şey küçük kızlarımın dudaklarındaki gülümsemeler. Bugün Gazze yağmurlu. Bir arınma törenine katılmış gibiyim. Geçmiş zordu. Gelecek de daha iyi gözükmüyor. Bu yağmura ihtiyacımız vardı. Çünkü geçen kıştan beri yöremiz kaynıyordu adeta. Yağmurdan sonra hava açar derler. Acaba ülkem için iyi bir şeyler umut edebilir miyim? Bir şeyler olma şansı bu kadar zayıfken bile?

Yağmurun ilk damlaları bana üniversite yıllarımı hatırlattı. Amman şehrinin o soğuğunda Yazının devamı

3 [?]