• …..

    .....

Main Content RSS FeedYazılar

Mrs. Dalloway / Virginia Woolf »

Mrs. Dalloway / Virginia Woolf

  • İnsanın hayatının yarısı uydurmakla geçer, kendini uydurur, kızı uydurur, zararsız bir eğlencenin ötesine geçen bir şeyler yaratır. İşin tuhafı, bunu kimseyle paylaşamaz.
  • Biz batmakta olan bir gemiye zincirlenmiş lanetli bir ırkız. Madem ki bütün bunlar kötü bir şaka; hiç olmazsa bize düşeni yapalım; hapishane arkadaşlarımızın acılarını azaltalım; zindanı çiçeklerle ve yastıklarla donatalım; olabildiğince iyi davranalım.
  • Ama bu tür şeyler herkesin başına gelir. Herkesin savaşta ölen arkadaşı var. Herkes evlendiğinde bir şeylerden vazgeçer.
  • Sürüler halinde ava çıkarlar. Çölü tarar, haykırarak dalarlar bozkıra. Düşenlere dönüp bakmazlar bile. Yüzlerinde alçıdan maskeler vardır.
  • Onun gövdesine değil ruhuna söz geçirmek istiyordu. Egemenliğini öyle kurabilirdi ancak.

Yazının devamı

Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة »

Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقةNe değildir?

  • Objektif/nesnel gerçeklerin kamuoyunu şekillendirmede duygular ve inançlara göre daha az etkili olması durumu değil.
  • Gerçeklerin, doğruların ve olguların önemini yitirmesi değil.

Nedir?

Yalan tekelini kaybeden siyasetçilerin ve gazetecilerin, kaleyi geri alma gayreti.

Neden şimdi?

Yalanın siyasî amaçla kullanılması, insanlık kadar eski. Çarpıcı bir örnek? 2ci dünya savaşı öncesinde Almanya’nın Polonya’yı işgal etmekte “haklı” bir nedeni olduğunu göstermek için Polonyalı üniforması giymiş Alman askerlerince Gleiwitz Radyo İstasyonu’na yapılan düzmece saldırı! Tabi Nixon’un istifasıyla sonuçlanan Watergate skandalı (1972) veya Photoshop ile üretilen sahte delillerle çıkarılan ilk savaş, ABD’nin “özgürleştirme” dediği Irak işgalinde ölen milyonlarca insan! Türkiye’ye gelince… 6-7 eylül olaylarını tetikleyen yalan haberleri, CHP’nin yalan makinesi Cumhuriyet gazetesinin Dersim, İstiklâl mahkemeleri, “irtica” haberlerini ve manşetle hükümet düşürmeye alışık gazete patronlarını unutmayalım. Ama büyük medya kuruluşları, siyasî yalanlar sanki sosyal medya ile başlamış gibi bir algı oluşturuyor. Neden?

Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقةEskiden gazeteciler herkesi eleştirir, nadiren birbirlerine sataşırdı. Oysa şimdi halk, sosyal medyada siyasetçiler kadar gazetecileri de eleştiriyor. Gençler yalan haberleri yakalıyor; telefonla fotoğraf çekip kötü niyetli veya aptalca yapılmış yorumları, yazanların suratlarına çarpıyor. Eskiden gazeteciler, en azından “eskiler” saygı duyulan, bilge zannedilen kişilerdi. Oysa şimdi halkın içinde çok daha zeki, bilgili, daha fazla okuyan, daha iyi düşünen insanlar olduğunu gördük. Eskiden medya, fildişi kulesinden siyaseti ve halkı etkilerdi. Şimdi siyasetçi anında tepki veriyor, medyayı by-pass edip halkla konuşuyor. Bu yetmiyormuş gibi, halkın içinden sivrilen insanlar medyayı ve siyaseti etkiliyor. Kısacası, gazeteciler eğer adam yerine konmak istiyorlarsa eskisinden çok daha iyi çalışmak zorundalar.

Ana akım medya, yalana karşı değildir; sadece rekabeti sevmez!

Bir devlet, borçlarını ödemek için para basarsa halkı soymuş olur. Çünkü para, sadece bollaşmakla kalmaz; değeri azalır. İnsanlar, aynı parayla eskisi kadar ekmek/ altın/ tarla alamaz. Eğer insanlar para basarsa yine enflasyon olur ama bu defa halk, devleti fakirleştirir. Yani para basma, evet, ahlâksızlıktır. Ama devlet, tekeli elinde tuttuğu sürece bunu konuşmaz. Yani enflasyonist devlet, hırsızlığa karşı değildir, sadece rekabeti sevmez! Bu bağlamda, medyanın yalan tekeli, devletin para basma tekeline çok benziyor. Ana akım medyanın, sosyal medyaya yönelik eleştirilere baktığımızda yalandan rahatsız olduklarını görmüyoruz. “Siz yalan söylemeyin, biz söyleyelim” diyorlar: Yazının devamı

Erdoğan’ı öldürmek isteyenler ABD’de 4 başkan öldürdü »


 

Hükümeti devirmek isteyen birileri mi var?

Hükümeti_devirmek_kapak Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Erdoğan’ı öldürmek isteyenler ABD’de 4 başkan öldürdü4 Türk bankası çalışanlarını sömürmek, tüketiciyi kandırmak ve haksız rekabetten dolayı çok ağır cezalar yediler. Hemen ardından Türkiye tarihin en büyük anti-kapitalist ayaklanmasını yaşadık. Göstericiler “Sosyalist Türkiye” ve “yaşasın devrim” sloganları atarak orak-çekiçli pankartlar, Deniz Gezmiş posterleri taşıdılar. Tuhaf olan ise bazı bankaların ve holdinglerin bu ayaklanmaya destek olmasıydı. Anti-kapitalist göstericiler 20 gün boyunca İstanbul’un en lüks otellerinden birinde bedava kaldılar. Tuhaflıklar bununla da bitmedi. CNN, BBC, Reuters ve daha bir çok medya kuruluşu bir kaç sene önce, üstelik yabancı ülkelerde çekilmiş yaralı ve ölülerin  fotoğraflarını “Türkiye” diyerek servis etti. Tayyip Erdoğan’a destek için toplanan AKP’lilerin fotoğrafı CNN tarafından kazayla(?) “Ayaklanmış Protestocular” olarak yayınlandı.

Dünyada da tuhaf şeyler oldu:

  • Türkiye ile neredeyse aynı anda Brezilya’da bir halk(?) ayaklanması başladı.
  • Georges Soros’a ait ekonomi gazeteleri Çin ekonomisi hakkında aşırı kötümser haberler yaydılar.

“Kazalar” bu kadar çoğalınca insanlar ister istemez bazı şeyleri sorguluyor:

  • Türk bankaları neden sermaye düşmanı, anti-kapitalist bir ayaklanmaya destek oldu?
  • Acaba 2008 krizinden sonra kan kaybeden ABD ve Avrupa kaçan sermayeyi geri  çekmeye mi çalışıyor?
  • Brezilya, Çin ve Türkiye Avrupa ve ABD’deki yatırımları çekmenin cezasını mı ödüyor?

Elinizdeki kitap bu sorulara ve darbe iddialarına cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.

Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Erdoğan’ı öldürmek isteyenler ABD’de 4 başkan öldürdü

Banka Ordudan Tehlikelidir!

(Son güncelleme: İkinci sürüm, 27 Ekim 2013)

Bankacılarına söz geçiremeyen batı ülkeleri tıpkı 1980′lerde ordusuna söz geçiremeyen Türkiye’nin durumuna düştüler. Zira bize yansıtılanın aksine, 2008’de Amerikan emlâk sektöründen başlayan kriz öngörülemez bir felaket değildi. Yapılan düpedüz bir piyasa darbesi idi aslında. Tasarlanmış, planlanmış, yürürlüğe konmuş bir operasyon. Bu operasyonu yöneten insanlar daha 1980’lerde Batı adaletinin üzerine çıkmışlardı. Krizi frenleyecek yasal engelleri bir bir kaldırdılar, krizin küreselleşmesini sağlayacak mekanizmaları yine onlar kurdular. Elinizdeki 60 sayfalık bu e-kitap Batı’da demokrasinin gerileme sürecini sorguluyor: Demokrasinin zayıf noktaları nelerdir? Bankalar nasıl oldu da halkın iradesini ayaklar altına alabildiler? “Hukuk devleti” diyerek örnek aldığımız demokratik ülkeler neden bu Piyasa Darbesi‘ne engel olamadılar? Askerî darbelerden yakasını kurtaran Türkiye’de hükümet Piyasa Darbesi ile devrilebilir mi?  Buradan indirebilirsiniz.

Liberalizm Demokrasiyi Susturunca

Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Erdoğan’ı öldürmek isteyenler ABD’de 4 başkan öldürdüHalkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008’de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar. Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99’un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? Okuyacağınız kitap demokrasi ile liberalizmin savaşı üzerinedir. Buradan indirebilirsiniz.

kapak_kitap_capulcular Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Erdoğan’ı öldürmek isteyenler ABD’de 4 başkan öldürdüÇapulcular” ne istiyor?

Genel seçimler yaklaşırken başladı Taksim Gezi Parkı olayları. İnsanlar öldü, yaralananlar, tutuklananlar oldu. Taksim’deki sanat galerileri bile yağmalandı. Maddî zarar büyük: Yakılan otobüsler, özel araçlar, iş yerleri. Ancak hâlâ isyancıların ne istediğini bilmiyoruz. Taksim Dayanışma Grubu’ndan çelişkili açıklamalar geliyor. Polisi ya da göstericileri suçlamadan önce şunu bilmek gerekiyor: “Çapulcular” ne istiyor? Daha fazla demokrasi? Sosyalizm? Devrim? Darbe? Elinizdeki e-kitap bu sorulara cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.
 

Ulysses / James Joyce »

Ulysses / James JoyceÖyle günahlar yahut dünyanın onlara verdiği isimle “kötü hatıralar” vardır ki insan onları ruhunun en karanlık köşelerinde saklar, onlar da orada yerleşip beklerler. Bazen bu insanın hafızası körelir, öyle şeyler hiç olmamış gibi davranır veya onların mevcudiyetini reddeder veya en azından kendisini onların o şekilde olmadığına inandırır. Ama tesadüfi bir kelime onları ansızın depreştiriverir ve en olmadık şerait altında, meselâ zevkle tef ile harp dinlerken veya bir akşam vaktinin serin kristal asudeliğinde veya bir ziyafette, geceleyin, artık şarapla meşbu bir vaziyetteyken bir hayal veya bir rüya şeklinde onun karşısına dikiliverirler. O hayal onun üzerine feveran ederek, onu tahkir edercesine değil, intikam alıp onu insanlardan uzaklaştırmak için değil de, mazinin perişan kisvesiyle kefenlenmiş olarak sakin,uzak, sitemkârane bir şekilde gelir.

Yazının devamı

Dersimiz Cinayet / Agatha Christie »

  • Dersimiz Cinayet / Agatha ChristieDostum, iki insan ender olarak aynı şeyi görürler.
  • Bütün delillerin minin olması gerektiği düşüncesi, sadece romantik bir safsatadır.
  • Poirot, burnuma para kokusu geliyor. Başarılı olursak, ufak bir servet yaparız./ Bundan pek emin olma, dostum. Zenginlerden para almak hiç kolay değildir. Ben bir milyonerin düşürdüğü peniyi bulmak için tramvaydaki bütün yolcuları ayağa kaldırdığını gözlerimle gördüm. Yazının devamı

Agapi / Sarah Jio »

  • Agapi / Sarah JioGelinlik mağazaları yapay mutluluklarla dolu. Tabii ki mutlu gelinlerin geldiği de oluyor. Ama genelde onlar gelinliğe veya nedime elbiselerine pek önem vermezler. Onlar sevdikleri kişiyle evlendikleri için mutludurlar.
  • Düğünlerden ve özel organizasyonlardan çiçekler toplayan ve bunları hastanedeki neşeye muhtaç hastalara getiren bir gönüllü ekibimiz vardı.Hayatla ilgili anlamadığım birçok şey var ama yıllar boyu tek bir şeyi öğrendim: Çiçeklerin insanların ruhuna ulaşma konusundaki gücünü asla hafife almayın.
  • Evet, çünkü biz filmlerdeki gibi aşklar istiyoruz. Hepimiz. Ama öyle bişey yok. Olsa bile sonsuza dek sürmüyor.
  • Karın mutlu olursa, hayatın da mutlu geçer.
  • Beynimizin yaptığımız seçimleri sorgulamamıza sebep olan bir yolu vardır. Ama gerçeği bilen kalbimizdir. Kalbimiz her zaman haklıdır.
  • Gerçek bir arkadaş, tek bir sözcüğünüzden bile ruhsal durumunuzu anlayabilirdi.
  • Sanırım bulutlar biz ne görmek istiyorsak onu gösteriyorlar.
  • “Bu aşk işleri çok büyük risk” dedim.”Seviyorsun ve umut ediyorsun ama garantisi yok. Kalenizi kalplerinizle birlikde kuruyosunuz. Bir anda hepsi yıkılabilir.
  • Çiçeklerin insanlarda duygu uyandırma gibi özellikleri vardır.

Yazının devamı

Martin Eden / Jack London »

Martin Eden / Jack London

  • Aklın aşkla hiçbir ilgisi yoktu. Sevdiği kadının doğru ya da yanlış akıl yürütmesi hiç fark etmiyordu. Aşk aklın üzerindeydi.
  • Mektup okuyan arkadaşına bakarken masanın üstündeki kitapları gördü. Açlıktan ölen bir adamın gözleri, yiyecek gördüğünde nasıl arzuyla dolarsa, öyle bir arzu belirdi gözlerinde.
  • Bilginin uçsuz bucaksız ülkesinde artık evine dönemeyecek kadar yol almıştı.
  • Ne söylediğinizi, biraz da nasıl söylediğiniz belirler.
  • Bir kadının yüzüne bakıp sarhoş olacağımı hiç sanmazdım.
  • Yaşama sevgi beslemeyen varlık, yok olma yoluna girmiş demektir.
  • Bu acı ölüm değildi, sersemlemiş bilincinde bocalayarak dolaşan düşünceydi. Ölüm acı vermezdi. Hayattı, hayatın sancısıydı bu feci, bu insanı yasa boğan his.

… Yeni yazar ve kitaplarla tanışmak için …

Kitap tanıtan kitap 7

kitap-tanitan-kitap-7 - kucuk Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Martin Eden / Jack LondonKitap tanıtan kitapların 7cisine damgasını vuran düşünür Susan Sontag oldu. 1977’de yayınladığı “Fotoğraf Üzerine” isimli cesur kitaptan bahseden 4 makale ile başlıyoruz. Mehmet Özbey’in kaleminden eskimeyen bir kitabı ziyaret edeceğiz sonra: Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel Garcia Marquez) Değerli yazarlarımızdan Mehmet Salih Demir ve Mustafacan Özdemir tek bir kitaba ve tek bir yazara odaklı kitap sohbetlerinden farklı makaleler hazırladılar. Bunlar kavram ve/veya olaylara odaklı, birden fazla kitaptan ve müelliften istifade eden çalışmalar: Terör, vicdan, modernleşme, bilim felsefesi (Kuhn, Heidegger, Derrida, Gadamer, Dilthey, Mach, Baudrillard, Toulmin) … Suzan Nur Başarslan’ın yazdığı Türk romanının tarihçesi ve Seksenli Yıllarda Türk Romanı Ve Post Modern Eğilimler de bu kategoriye dahil edilebilir. Bunların  yanısıra yazar kadar hatta bazen daha fazla ünlenmiş kitaplara adanmış makaleleri de yine bu sayıda bulacaksınız: Zeytindağı (Falih Rıfkı Atay), Hayy Bin Yakzan (İbn-i Tufeyl), Körleşme (Elias Canetti), Taşrada Düğün Hazırlıkları (Franz Kafka). Kitap tanıtan Kitap 7’nin daha önceki sayılardan bir diğer farkı da Georg Simmel’e adanmış iki makale içermesi. Karl Marx ve Max Weber arasındaki kayıp halka olarak nitelenen Simmel’in “Büyük şehir ve zihinsel yaşam” (Die Großstädte und das Geistesleben, 1903) isimli özgün çalışmasından bahsettiğimiz makaleler kitabın sonunda. Buradan indirebilirsiniz.

Önceki kitap sohbetleri:

Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck »

  • Fareler ve İnsanlar / John Steinbeckİnsan olmak kolay değildir, hele ki insanca yaşanabilecek bir toplum düzeni yoksa!
  • İnsanın iyi olması için zeki olması gerekmez. Ben hep tersi olduğunu düşünürüm. Zehir gibi zeki adamlar her zaman iyi insan olmayabilir.
  • İnsanın birine ihtiyacı vardır, birine yakın olmak ister. Kimsesi yoksa delirir insan. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında biri olsun. İnanın bana, insan fazla yalnız kaldımı, hastalanır. […] Gece burada tek başına bir adam düşün, işte ya kitap okuyor ya da bir şeyler düşünüp öylece oturuyor. Bazen düşüncelerini birine söylemek ister doğru mu yanlış mı diye ama kimsesi yoktur işte. Bir şey görünce bile onu gördüğünden tam emin olamaz gösterecek kimsesi olmadığından.

Yazının devamı

Büyüme / Growth / Croissance / نمو »

Büyüme / Growth / Croissance / نمو

Ne değildir?

Zenginliğin ve refahın artması değil.

Nedir?

  • Serbestçe para basabilen bankaların, mal/emek üreterek para kazanmak zorunda olanları soyması,
  • Soyulan aktörlerin doğayı daha fazla kirleterek ve işçileri daha fazla sömürerek eski seviyeyi bulmaya çalışması neticesinde GSMH denen göstergenin şişmesi,
  • Nihayet, paranın aksine gerçekten ekonomik değeri olan hammadde, mamul mal ve hizmetlerin para basanlar tarafından satın alınması yani çalınması.

Nasıl çalışır?

  • Altın para veya altına denk kayıtlı para yerine psikolojik paranın kullanıldığı bugünkü dünya ekonomisinde, “güçlü” algılanan $ ve € gibi para birimleri var. FED ve Avrupa Merkez Bankası, bazen açık bazen de “Quantitative Easing” gibi kamuflajlı yollarla karşılıksız para basar.
  • Halihazırda $ ve €, rezerv para olduklarından elinde trilyonlar biriktirmiş olan ihracat şampiyonları (Almanya, Çin, Japonya, Fransa,…) bunların değer kaybetmesini istemez.
  • Meksika, Venezüella, Brezilya, Çin, Güney Afrika, Türkiye gibi dinamik ekonomilerin ürettiği zenginliğin $ ve €’ya transferi için psikolojik baskı yapılır: Ekonomi medyası, IMF, Dünya Bankası, kredi derecelendirme kuruluşları bu ülkeler hakkında sürekli karamsar raporlar yayınlar. $ ve € bölgesi ise olduğundan güçlü ve güvenli gösterilir.
  • Eğer dinamik ekonomiler, $ ve € yerine enerji ve yol gibi altyapı yatırımlarına yönelirse, bu ülkelerin yerel para birimlerine spekülatif saldırı yapılır. Koalisyon hükümeti varsa meclis, yoksa anayasa mahkemesi kanalıyla siyaset kilitlenir. (Bkz. Türkiye, Venezüella, Güney Afrika) Bu yolla ülke kaosa itilir; altyapı durdurulur; sermaye Kuzey Atlantik bölgesine kovalanır.

Yazının devamı

Hatırat / Joseph Goebbels »

  • Hatırat / Joseph Goebbels
    Propagandanın görevi akıllı olmak değil, başarıya götürmektir.
  • Basını, hükümetin kullanabildiği dev bir klavye olarak düşünün.
  • Nasyonal sosyalizm bir dindir. Bir gün, yakında, nasyonal sosyalizm tüm Almanların dini olacaktır.
  • Yalan atın, mutlaka inanan çıkacaktır.
  • En parlak propaganda tekniği, tek bir temel prensip akılda sabit olarak tutulmadıkça başarıya ulaşmayacaktır: Kendini birkaç nokta ile sınırlamalı ve bunları defalarca tekrar etmelidir.
  • Başarı önemli bir şeydir. Propaganda ortalama zekalıların konusu değildir, daha çok uygulayıcılarının konusudur. Sevimli veya teorik olarak doğru olması beklenmez. Harika, estetik olarak şık ya da kadınları ağlatan konuşmalar yapmayı önemsemem. Politik konuşmanın amacı, insanları düşündüğümüzün doğru olduğuna ikna etmektir. Taşrada Berlin’den başka konuşurum ve Bayreuth’ta konuştuğumda, Pharus Hall’da söylediğimden farklı şeyler söylerim. Bu pratik meselesidir, teori değil. Birkaç saman kafalının hareketi olmak istemeyiz, fakat daha çok, geniş kitleleri fetheden bir hareket olmak isteriz. Propaganda popüler olmalıdır, entelektüel olarak hoşa giden değil. Entelektüel gerçeği ortaya çıkarmak propagandanın görevi değildir.

Yazının devamı