Main Content RSS FeedYazılar

Derin Düşünce’yi kimler oku(mu)yor? »

Erotik yayın yapan 5posta sitesinin sahibi, Derin Düşünce sitesindeki yazıları ilginç bulup okuyormuş. Tabii “Ne var bunda, okur okur, kime ne?” diye sorulabilir. Ama bu gibi şeyler her çevrede aynı doğallıkla karşılanmıyor olmalı ki, 5posta yazarı bunu belirttikten sonra, “‘[Bu] herif bunları mı okuyor’ diye düşünebilirsiniz” diyerek kısa bir açıklama yapma ihtiyacı hissetmiş. Açıklama şöyle:

“Din konusu biliyorsunuz önemli benim için. Toplum için bir tümör olarak görüyorum dini, aralarında ayrım yapmadan. Yalnız şunun farkına varmaya başladım bir süredir: Belli bir kısım inançlı kişi ile bazı konularda ortak düşüncelerde toplanıyoruz. Oysa aramızda debisi çok yüksek, çılgınca akan bir nehir var. Hiçbir şekilde biraraya gelemezmişiz gibi görünse de benim böyle insanlarla aynı toplumda yaşamaya bir itirazım yok.

YAZININ TAMAMI: http://derinsular.com/makaleler/resmi-ideoloji/turkiyenin-cumhuriyet-kurgusu

1 [?]

Vicdani redçi Enver Aydemir’in ikinci duruşması »

İnancı nedeniyle vicdani reddini açıklayan ve halen Eskişehir Askeri Hapishanesinde tutuklu Enver Aydemir’in ikinci duruşması 9 Şubat 2010 (bugün) 14:00′de gerçekleştirilecek. 
 
Detaylı bilgi ve haberin tamamı http://platformhaber.net/?p=4780

1 [?]

MAZLUMDER: BASIN AÇIKLAMASINA DAVET »

Yükseköğretim Kurulu’nun “Katsayı Kararı”nın yürütmesini durduran Danıştay’a karşı yarın saat:13.00 te DANIŞTAY binası önünde YOĞUN stk ve öğrenci katılımı ile basın açıklaması yapılacaktır.
 
Yer      : Danıştay Binası Önü
             Zafer Çarşısı karşısı / Sıhhiye
 
Saat    : 13.00
Tarih   : 09.02.2010

1 [?]

Son 30 günde en çok okunanlar »

  1. Mustafa’yı mı daha çok seviyorsun yoksa Tayyip’i mi?
  2. Tekel İşçileri ve ‘Devlete kapağı atmak’
  3. “Şeytan’ın” Avukatı
  4. Taraf’ın “Arapça bez parçası”
  5. ‘Tek Parti Rejimine Gidiyoruz’ Zırvası
  6. Anket: Zorunlu askerlik gerekli mi?
  7. Ölüm Hayatı Sonsuz Bir Karede Dondurmaktır!
  8. Sinema Müslümanın yitik malıdır
  9. Aşk Şeriatı
  10. Korku matkabı zekâ duvarını deler mi?

1 [?]

Ya AKP’den A’yı çıkartın ya da bu çocukları hapisten! »

Sunuş : İzmir’de  DTP konvoyunu taşlayanları göz altına bile almazken 15 yaşındaki Kürt çocukları “taş atma suçundan” 15 yıllığına hapse atarsanız buna ırkçılık denir. Irkçılık Türkiye gibi bir guguk devletinin bile anayasasına aykırıdır, suçtur bu! Çünkü insan taş atmaktan vazgeçebilir ama Kürt olmaktan vazgeçemez. Bir eylemin cezası olur. Ama kimliğin cezası olmaz. Bir şey olmak suç haline gelirse bunun adı zulümdür. Adaletin tersidir.

Güneydoğu’da Devlet eliyle PKK’ya adam yazılıyor. Kendi çocuklarına bu kadar eziyet eden, onları terörün kucağına iten bir ülke Terörle Mücadele’den bahsedebilir mi ?

Ya AKP’den A’yı çıkartın ya da bu çocukları hapisten!

MY

Çocuklar için adalet istiyoruz, hemen, şimdi!

Ufuk Coşkun, SİVİL DÜŞÜNCE PLATFORMU

Uluslar arası düzeyde kabul görmüş olan insan hakları belgelerinin dayandığı  bazı temel ilkeler vardır. Buna göre; İnsan hakları evrenseldir. Tüm insanlar bu haklara sahiptir. Tüm bireyler insan varlığı olarak eşittir ve herkes onur ve haklar bakımından herhangi bir ayrımcılığa uğramaksızın eşit haklardan eşit şekilde yararlanır. Türkiye böylesi ilkelerle oluşturulmuş olan Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni 14 Eylül 1990′da imzalamış 4 Nisan 1995′te de onaylayarak sözleşmeye taraf olmuştur… Çocuk Hakları Sözleşmesini imzalayan taraf devletler bireyi 18 yaşına kadar çocuk kabul etmişlerdir. Aynı zamanda ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin çocukları tanır ve taahhüt ederler.”(md.2)

Ancak Türkiye yaklaşık 3 bin Kürt çocuğunu 2006 yılında TMK’da(Terörle Mücadele Kanunu) yapılan bir dizi değişiklik sonucunda yetişkinlerle aynı koşullarda sorguluyor ve onları tutuklu olarak ağır ceza mahkemelerinde yargılıyor. Bu çocukları gösterilerde taş attıkları gerekçesiyle hapishanelerde kötü muameleye tabi tutuyor.

Çocuk bayramına sahip tek ülkeyiz ama Yazının devamı

1 [?]

Bu pazartesi kimliğimizde İslâm ibaresi yok! »

Platform Haber

Sürgündeki Ece Nur’un babası Murat Özel, Diyarbakır Valiliği’nin önünde din hanesi boş olan yeni kimliği ile açıklama yaptı. Başörtüsü taktığı için öğrencisi olduğu Diyarbakır Hamravat İlköğretim Okulu’ndan bir başka okula sürgün edilen Ece Nur Özel’in babası Murat Özel, kimlik kartının dini hanesinde yazan İslâm kelimesini, Türkiye’de inanç özgürlüğüne engel olunduğu gerekçesiyle sildirdi.

Minik Ece Nur evinin hemen yanında bulunan Diyarbakır Hamravat İlköğretim Okulu’ndan alınarak evinden kilometrelerce uzakta bulunan bir başka okula Yazının devamı

1 [?]

Tekel işçileri, Solculuk, Liberallik, Vicdansızlık, Fırsatçılık »

  4/C’ye, 2/D formülü
 
  Çok değil birkaç hafta öncesine kadar Tekel İşçilerinin durumu söz konusu olduğunda üzerine çok fazla düşünmeden konu ile ilgili olarak kendilerine destek veriyor,Tekel İşçileri dramlarına kulak tıkayanları vicdansızlıkla,liberal olmakla itham ediyordum,hükümetin vurdum duymaz hallerine yönelttiğim eleştiriler oldukça ağırdı.Günler geçip konuya daha fazla muhatap oldukça görünenin,yaşananın ve durumun birbirinden farklı olduğu Yazının devamı

1 [?]

EYLEM: Tekel işçisi can, ötekiler patlıcan! »

Mezunuz - İşsiziz - 4/C’ye Razıyız

7 Şubat Pazar, Saat 11.00,

Eylem Günü Değişti!! Pazartesi Aynı Yerde Aynı Saatte

Eski Tekel Fabrikası Önü – Mecidiyeköy/İstanbul

Son günlerde özelleştirme mağduru olarak topluma lanse edilen Tekel işçilerinin devletten talepleri ve yaptıkları eylemler gündemde sıklıkla yer bulmaktadır. Biz 3H Hareketi olarak topluma  oldukça yüzeysel bir biçimde özelleştirme mağduru sıfatıyla sunulan işçilerin, aslında ezilen değil ezen ve sömüren konumunda olduğu görüşündeyiz. Yazının devamı

2 [?]

Dikkat Kitap: Sanat karanlıkta çakılmış bir kibrittir… »

“…Sanatçı bilim adamlarında ve filozoflarda bulunmayan bir aydınlatma kapasitesine sahip insan olabilir. Sanatçının eserleri zamanın akışını durduran tılsımlı bir cisim olmalı, deney ve gözlem yoluyla öğrenme imkânımız olmayan bilgiyi ve bilgeliği bize aktarmalı. Beşerlik’ten İnsanlık’a giden bir köprü olmalı her sanat eseri.

 Neden bir natürmorta açlıkla bakmıyoruz? Tersine ressam “yiyecek-gıda” elmayı silmiş, elmanın elmalığı ortaya çıkmış. Gerçek bir elmaya bakarken göremeyeceğimiz bir şeyi gösteriyor bize sanatçı. İlk harfi büyük yazılmak üzere Elma’yı keşfediyoruz bütün orjinalliği, tekilliği ile. 

 ”Boyacı” sanat teknisyeni bize günlük hayatın dışında bir şey anlatabilir mi? Düşünceye rakip ya da koltuk değneği olabilir mi?

 Sanat kelimenin bittiği yerde düşüncenin yardımına koşma kapasitesine sahip kanaatimzce. Henüz adını bile koyamadığımız hislerin, hallerin, düşüncelerin ifade yolu….Sanat karanlıkta çakılmış bir kibrittir… Zekâ gözümüzü kapatıp akıl gözümüzü açmak için gönderilmiş bir davetiye!…”

Bu kitapta Derin Düşünce yazarları sanatı sorguluyor. Toplumdaki yeri, siyasî, etik ve felsefî yönüyle… Denemelerin yanı sıra son dönemde öne çıkan, ekranları, kitap raflarını dolduran eserlere (veya ürünlere?) dair eleştiriler de bulacaksınız. Buradan indirin.

1 [?]

Sinemaya Müslümanca Bakmak »

Dücane Cündioğlu’nun başlattığı sinema, görsellik ve İslam sanatı tartışması, özellikle Yusuf Kaplan’ın Cündioğlu’na yazdığı cevap yazıları ile birlikte üzerinde önemle durulması gereken bir tartışma. Cündioğlu’nun çıkardığı sonuçlar, İslam sanatını mimari, tezhip, şiir, musiki ve bunlar gibi sanatlardan ibaret gören kimi Müslüman entelektüellerinin, sinemayı neden görmezden geldiği üzerine yeniden düşünmemiz açısından bir imkân yaratıyor.

Cündioğlu’nun ana tezi, İslam sanatının görsellik - ve dolayısıyla - dolayımsızlıktan değil, işitsellik ya da dolayımdan yana olduğu teziydi. Doğrusu çok iddialı bir tez olmasının yanında bu tezi tümüyle yanlış bulduğumu söylemeliyim. Bu tez üzerine tartışmaya başlamanın çıkış noktası, sanat ile dilin ilişkisini ve bu ilişkide dolayım ya da dolayımsızlığın mahiyetini anlamaya çalışmak olmalıdır.

Sanat: Dil Hapishanesinden Kaçış!
İnsanoğlu, diğer insanlarla iletişimini dil üzerinden kurar. Felsefenin, bilimin, günlük iletişimin, velâkin her türlü insan eyleminin değişik türlerdeki diller üzerinden olduğunu söyleyebiliriz. Bu anlamda dil, Heidegger’in söylediği gibi insanın evidir. Ancak dil, insanın, kaybettiği “asıl ev” ile arasına perde Yazının devamı

1 [?]

Darbe sırasında ilk susturulacak! »

Balyoz Harekat Planı’nda ilk tutuklanacak 36 gazeteciden biri olan Bugün Gazetesi yazarı Nuh Gönültaş Risale Haber’e konuştu. (Özkan Erdem)

DARBE PLANLARININ EN KORKUNCU, EN VAHŞİSİ   Son zamanlarda ortaya çıkan ve sizin de tutuklanacak gazeteciler arasında yer aldığınız  ‘Balyoz Hareket Planı’nı nasıl yorumluyorsunuz?   Balyoz harekat planı bugüne kadar ortaya çıkan darbe planlarının en korkuncu, en vahşisi ve tabi dolayısıyla Yazının devamı

1 [?]

Mevcut Anayasa ve Yargı Reformu »

Fatih Kaş

Ankara Üni. Hukuk Fakültesi 1. Sınıf Öğrencisi

3H Hareketi Üyesi

Hukuk sistemi bireylerin haklarını  esas almalıdır. Bireylerin haklarını esas alması yanında o hukuk sisteminin etkin çalışması da önemlidir. Aksi takdirde faydasız olacaktır. Hukukun etkin olması ve bu etkinliğin artırılması  ihtiyacı, olumsuz koşulların daim olduğu anlamına gelmez. İnsan haklarını koruyan, bireysel hak ve özgürlükleri genişleten Yazının devamı

1 [?]

Darbeciler Niçin Kapitalizme Düşman? »

[1 Şubat 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

“Balyoz” kodlu darbe planının içinde en çok ilgi çeken kısımlar, haliyle, “cami bombalama” ve “kendi uçağımızı düşürme” gibi yaratıcı fikirler oldu. Ancak planın bir başka ilginç yönü daha var: Darbeci subayların “gerici hükümeti” devirdikten sonra kurmak istedikleri ekonomik düzen.

Bu düzen, serbest piyasanın baltalanmasını, yabancı sermayenin kovulmasını, büyük şirketlere el konmasını, özelleştirilen kuruluşların Yazının devamı

1 [?]

Peki Genelkurmay ‘Karabekir açılımı’na hazır mı? »

Mustafa Armağan

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un yumruğunu masaya vurarak yaptığı son konuşma, Kâzım Karabekir’i anma programının kapanış konuşmasıydı.
Satır aralarında bana ilginç olan kimi noktalar oldu ki, bunlar muhtemelen meselelere siyaset gözlüğüyle bakanlara ‘kel alaka’ gelecektir.

Koskoca Genelkurmay Başkanlığı İstiklal Savaşı’nın bu muzaffer Şark Çephesi komutanını ancak 62. ölüm yıldönümünde hatırlamıştır. Zira haberlere bakılırsa bu toplantı bir ‘ilk’ imiş! Eh, birincisi yapıldığına göre önümüzdeki senelerde devamı da gelecektir herhalde. Yazının devamı

1 [?]

Son 30 günde en çok okunanlar »

  1. Avatar’ın Gizledikleri
  2. Mustafa’yı mı daha çok seviyorsun yoksa Tayyip’i mi?
  3. DUYURU: Yeni gelen yorumcu ve yazar adaylarına…
  4. “Şeytan’ın” Avukatı
  5. Taraf’ın “Arapça bez parçası”
  6. Anket: Zorunlu askerlik gerekli mi?
  7. ‘Tek Parti Rejimine Gidiyoruz’ Zırvası
  8. Tekel İşçileri ve ‘Devlete kapağı atmak’
  9. Aşk Şeriatı
  10. Sinema Müslümanın yitik malıdır

1 [?]

Oğlunuzu yolladığınız yerin “Peygamber ocağı” olduğundan emin misiniz? »

Dikkat: Yazının sonunda bir video klip var.

Yıllardır söylenir durur bir « Peygamber Ocağı » lafı. Doğru mu bu ? Gerçekten askerlik görevini yapmaya gidenler manen güçlenmiş olarak mı geliyorlar geriye? Maddî dünyayı, hatta ana, baba, çocuk sevgisini geride bırakarak, zulme direnmek için ALLAH yolunda ölmeyi öğrenebiliyorlar mı erkekler burada? Meselâ ölüm korkusunu yenebilmek için, fikren, kalben şehit olmaya hazırlandıkları söylenebilir mi gençlerimizin? Zorunlu askerlik sırasında namaz kılmaya, oruç tutmaya, Kur’an okumaya başlayan kaç kişi tanıyorsunuz?

Askerde namaz kıldığı için başı derde giren ne çok arkadaşımız var oysa. Annesi veya karısı başörtülü olduğu için terfi edemeyen. Alkol almadığı için komutanları tarafından alay konusu edilen… Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün karısı başörtülü diye neredeyse darbe oluyordu. Gaziantep’te başörtülü kızlar ilâhî söylediler diye muhtıra veren bir ordudan bahsediyoruz.

Bizim bir ordumuz var. Evet. Ama bu ordu insanların manevî olarak kuvvet kazandıkları bir peygamber ocağı değil. Komutanları Hz Muhammed’i veya sahabeyi Yazının devamı

2 [?]

Berivan’a Kapanmış Vicdanlara Ağıt! »

Batman’da 9 Ekim’de çoğunlukla çocukların oluşturduğu bir grup polise taş atmıştı. Bu grubun içinde olan ve polise taş attığı için tutuklanan birçok çocuğun içinde bir de 15 yaşında Berivan vardı. İşte o Berivan, geçen gün Diyarbakır’da Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’ne çıkarıldı. Ve daha 15 yaşındaki Berivan, uyuşturucu kaçakçılarının, organ mafyası liderlerinin, katillerin almadığı türden bir cezaya mahkûm oldu. Berivan’ın hakkında “Örgüte üye olmamakla beraber örgüt adına suç işlemek”ten 7,5 yıl, “gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet”ten 5 yıl, “örgüt propagandası yapmak”tan bir yıl hapis istemiyle dava açıldı. “Polise taş atmadım. Teyzeme giderken olayların arasında kaldım” diyen Berivan, önceki gün görülen ilk duruşmada tek celsede 13 yıl altı ay hapis cezasına Yazının devamı

1 [?]

Ölümden Saklanamayan Salinger »

  Jerome David Salinger, 1919 New York doğumlu Amerikalı bir yazar. Kariyerine kısa hikayeler ile başlayan yazar, ‘ Çavdar Tarlasında Çocuklar ‘ ( The Chatcer İn The Rye ) eseriyle ilk zamanlarda dikkati çekmese dahi zaman içerisinde büyük bir ün kazandı. Bir dönem yasaklı olan bu eser yayımlanmasından, yaygınlaşmasına kendi kaderinde sonlardan ilk sıralara büyük bir hızla yol aldı. İlginçtir, Salinger ise eserinin ve onun gölgesinde kendi ününün yükseldiği istikametin tam tersi olarak kendini kendi içine hapsetti,eser yayıldıkça yazar garip bir şekilde kayboldu. Bugün ise Salinger artık aramızda değil,kendi saklılığında öldü Salinger.
 
  Yıllar önce yaşı benden oldukça büyük bir avukat arkadaşıma ‘ yüzde yüz suçlu olduğuna inandığın bir kişinin davasını üstlendin mi hiç ? ‘ diye sormuştum.

Yazının devamı

1 [?]

Bu Savaşı Çocuklar Üzerinden Kazanamazsınız »

Kararlığı ortaya koymak gözü karalılık gerektirir. Öyle bir eylem ya da eylemler bütününe imza atmanız gerekir ki, kaşı taraf bunu gözü karalık olarak alsın ve yılsın. İster farkında olunsun, isterse olunmasın psikolojik olarak en etkili yöntemlerdendir bu.  

  Savaşan iki topluluk varsa, birinin yaptığı eylemlerin hayret etkisinin büyüklüğü karşı tarafın tüm çarpışanlarını yok etmekten daha öteye geçmelidir. Mesela modern zamanları alabildiğine yaşadığımız, ötekileştirmenin dahi neredeyse psikolojik bir suç olduğu bu zamanlarda, çarpıştığınız Yazının devamı

1 [?]

Kemalizm Artık Silah Bırakmalı »

[25 Ocak 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Taraf’ın afişe ettiği “Balyoz” planı, güzel memleketimizin kaç bucak olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Bir defa daha gördük ki, şanlı ordumuz, bizi kendi ellerimizle seçip iktidara getirdiğimiz hükümetlerden kurtarmak için her türlü fedakarlığa hazır. Bir iki jet-düşse, biraz eğitim zayiatı verilse, üç-beş vatandaş havaya uçsa, yüz binlercesi tutuklansa bile… Yazının devamı

1 [?]