Main Content RSS FeedYazılar

EYVALLAHSIZ ÇINAR »

Bugün onu da toprağa verdik. Birkaç saat önce mezarlıktaydık. Yavaşça indirdiler kabrine. Bedeni küçücük kalmıştı zaten. Tek tek tahtalar uzatıldı. Tek tek kapattılar tahtaları üstüne. Son kürek toprak da atıldığında mezara devasa bir çizgi üzerinde 75 yıllık bir nokta daha öylece sona ermişti işte. Ağır ağır bıraktık bedenini orada. Mezar tekbirlerle kapandığında fotoğraf da solmaya başlamıştı sanki. Helva dağıtılacak, akşam kur’an okunacak, çocukların yanına dönmek lazım. Hayat olanca sesiyle çağırıyor hepimizi. Düşüncelerimi merhumun hatıraları yerine yaz orucunun susuzluğu kaplamaya başladı bile. Sonra susuzluk sona erince tekrar hatırlayacağım. Sonra gitgide daha az. Sonra aile bir araya geldiğinde gözlerimizdeki mahçup yaşları saklamaya çalışacağız.. Sonra gitgide daha az. Gitgide bayramlarda bir iki hatıra ile yad edeceğiz. O kadar.

 Birkaç saat önce mezarlıkta tek tek kabirlere bakıyordum. Kayseri eşrafından Hüseyin bey. Merhume Fatma hanım ruhuna el Fatiha…Mezara sıra ile toprak atarken sevenleri, mis gibi kokmuştu toprak. Sonra dedemin mezar taşına Yazının devamı

1 [?]

İlker Başbuğ’a şeref madalyası verildi sonunda… »

1 [?]

Siz de Biraz ‘Simon’ Olabilir misiniz? »

[1 Eylül 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Bir önceki yazımda belirtmiştim: Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabına eleştirel bakıyorum. Bilhassa “cemaat” hakkındaki komplo teorisini abartılı buldum. Ancak bir kaç günde siyasi literatürümüze kazandırıverdiği “Simon” kavramını da önemsedim.Bu, Avcı’nın kitabında anlattığı bir PKK militanının Yazının devamı

1 [?]

Genel Kurmay bu kitabı okusaydı hayatta olacaktın : Counterinsurgency Field Manual »

Türk subayları bu kitabı okumuş olsalardı 30 veya 40 bin insan hayatta olabilirdi. Ne acı değil mi? Türkiye Cumhuriyeti gibi bir ülkede yaşamanın fiyatı bu. Merkezî yapı, ulus-devlet ideolojisi ve sivillere hesap vermeyen bir ordu. Gırtlağına kadar siyasete bulaşmış bir ordu. Hatta silahlı kuvvetlerin anayasa yapması, bunu halka SİLAH ZORUYLA dayatması.

 ”Bana ne bunlardan, zaten bu süslü kelimelerin yarısını bile anlamıyorum” diyenler biraz düşünmeliler. Hele kardeşleri, amca çocukları, evlâtları arasında terör yüzünden ölmüş insanlar varsa. Hele henüz teröre kurban gitmemiş gençler varsa etraflarında.

Bir tarafından canlı insan giren, diğer ucundan bayraklı tabut ve madalya çıkan bu terör makinesi bundan 30 veya 40 yıl önce durdurulabilirdi. Şayet bu insan kıyma makinesi o zaman dursaydı kaç kişinin hayatı kurtulurdu? Bir dakika düşünün kendi kendinize.

Neden bu kitap? Terör hakkında yazılmış binlerce kitap varken neden bu?

Bir kaç sebebi var. Birincisi “Counterinsurgency Field Manual” terör konusunda Yazının devamı

1 [?]

DUYURU: Hanefi Avcı ve “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabını tekzip ediyoruz »

Derin Düşünce Teşkilatı’nın hakiki şekli aşağıdaki gibidir, büyük görmek için resme tıklayın.

Hanefi Avcı, best-seller kitabı “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabında 565. sayfada Derin Düşünce sitesinden bahsetmiş ve bizim Fethullah Gülen’in bir iletişim organı olduğumuz istihbaratında bulunmuş. Konuyla ilgili tekzibimiz aşağıdadır, kamuoyuna arz olunur: 

  • Hanefi Avcı’nın “Hunter” takma ismiyle sitemize giriş yapan ve agresif yorumları sebebiyle moderatörümüz tarafından defalarca uyarılan, ve nihayetinde siteden kovulduğu için

Yazının devamı

1 [?]

YAKINDA: Fizik’te Zaman Kavramı »

“…Mekanik Zaman’ın tanımını ilk defa Newton Principia adlı kitabında verdi: Newton’a göre Zaman homojen bir biçimde akıyordu. Evrensel bir Mutlak idi. Cisimlerin uzay içindeki hareketleri peş peşe gelen anlardaki konumları olarak tarif edildi. Güzergâh  hesaplamalarında Zaman dinamiğin dışında bir parametre olarak görünür. Geçmişten geleceğe doğru akan, homojen, mutlak… Fakat ne gariptir ki Newton’un formüllerini kullanarak hem geçmişe hem de geleceğe doğru “gitmek” mümkündür. Çünkü Zaman’ın [formül içindeki] yönünü değiştirseniz dinamiğin temel kanunları bozulmaz.

Bu matematiksel yönteme göre geçmişten geleceğe yönelik her değişim ve dönüşüm tersinin de varlığını peşinen kabul eder. Yani tabiat her yaptığının tam tersini aynı süreç ile yapabilir. Newton’un üzerinde çalıştığı fizikî olaylar (sürtünme ihmal edilirse) gerçekten de ters çevirilebilir. Newtoncu Zaman ne yaratır ne de yok eder. Sadece olup biten şeylere bir tempo tutar ve güzergâhları işaretler. Vasıfsız, pütürsüz, bütün anların birbirinin aynı olduğu bir zaman.

Kant daha sonraları bu Zaman-Mekân çerçevesiyle çerçeve içindeki olayların ayrıştırılmasından istifade edecektir. Kant’a göre Zaman-Mekân insan algısına göre a priori şekillerdir ve tecellîlerin anlaşılması imkânını koşullandırır.

Newtoncu kanunların geri çevirilebilirliği 19cu asırda tam bir skandal olarak değerlendirildi. Özellikle Ludwig Boltzmann, Willard Gibbs, Ernst Zermelo, Joseph Loschmidt, ve daha sonraları Ilya Prigogine. İlk bakışta fiziksel olayların bir film gibi geriye sarılması insana saçma gelmez belki. Ama 19cu yüzyıl başında Sadi Carnot ısının mekanik enerjiye dönüşümünün tek yönlü (Sıcaktan soğuğa doğru) olduğunu ispat etti. 1824′te yayınlanan “Ateşin hareket ettirici gücü üzerine düşünceler” (Réflexions sur la puissance motrice du feu) isimli çalışması termodinamiğin ikinci ilkesinin bir taslağını içerir ki son hali 1865′te Rudolph Clausius tarafından verilmiştir…”

1 [?]

TARTIŞMA: Siyasette sertleşen üslup bize ne kazandırır? »

Tartışmayı izlemek için resmin üzerine tıklayın.

1 [?]

12 Eylül’de Halkoyuna Sunulacak Olan Anayasa Değişikliği Ne Tür Yenilikler İçermektedir? »

TESEV Demokratikleşme Programı tarafından Mayıs 2010′da yayımlanan Yargısal Düğüm: Türkiye’de Anayasal Reforma İlişkin Değerlendirme ve Öneriler adlı raporun editörü Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Serap Yazıcı, 12 Eylül’de Halkoyuna Sunulacak Olan Anayasa Değişikliği Ne Tür Yenilikler İçermektedir? başlıklı bir değerlendirme yazısı hazırlamıştır. Mevcut anayasa ile 12 Eylül’de halkoyuna sunulacak olan değişiklikleri karşılaştıran bu değerlendirmeyi indirmek için lütfen tıklayınız.

1 [?]

Dikkat Kitap: Derin Düşünce Nedir? »

Sitemizde siyasetten tarihe, kadın haklarından felsefeye, sanattan bilime kadar bir çok konudan bahsediyoruz. Ama zaman zaman da kendimizden söz ediyoruz. Derin Düşünce nedir? Sitenin geçmişi, geleceği, ortak projeler, yazar olmak isteyenlere öneriler, okunma istatistikleri… Derin Düşünce’nin bir kimliği, tarihi ve kendine has “yaşam” tarzı var. Eğer aramıza yeni katıldıysanız bu kitap “yöre halkına” kaynaşmanızı kolaylaştıracaktır :)

1 [?]

Acemi bir yazarın ilk romanı: Dağların Adamı Barnabo (Dino Buzatti) »

Her yazar okur için farklı bir yolculuktur ve her yazar farklı bir yolculuk yapar. Kimi tek bir romanla[1] o’dur; kimi yıllarca süren bir arayışın sonunda o olur. Dino Buzzati[2] yıllarca süren yolculuğuyla, arayışıyla adını kabul ettiren yazarlardan biridir. Tatar Çölü’yle önce Fransa’da sonra da yirmi dile çevrilerek tüm dünyada tanınan ve hala baskısı yapılan bir romanın[3] sahibidir Buzzati. Tatar Çölü; roman tekniği, üslubu, iki düzlemle ilerleyen kurgusu, betimlemeleri,  kazandırdığı Drago karakteri ile gerçekten ölümsüz romanlar arasında özel bir yere sahiptir.

Buzzati’nin ilk romanı, üzerinde iki yıl çalıştığı, birkaç kez düzeltme yaptığı ve -hala kusurlu bulduğu- 1933 yılında basılan Dağların Adamı Barnabo adlı romanıdır. Bu romanın özelliği, -romanın içinde değil tam tersine dışında- tüm kusurlarına rağmen, bir yazarın başlangıç noktası hakkında okuyucuya çok şey Yazının devamı

1 [?]

Kahvaltıda Zeytin Yemek Yasaklanabilir mi? »


Referandumda EVET izle sinan çetin kagıt filminden
envoyé par FanSamanyolu. - Regardez des web séries et des films.

1 [?]

YAKINDA: Fizik’te Zaman Kavramı »

“…Hiç bir hissimiz bize noktasal anların birleşip anlamlı bir Süre’ye dönüşmesinin simyası hakkında ip ucu vermiyor. Anların geçişini hissetmiyoruz. [...] Hangi disiplinden olursa olsun bütün bilim adamları zaman ile bir sorun yaşıyorlar. Ben özellikle fizikten bahsetmek istiyorum. Zaman ve Fizik bilimini bağlamak garip görünebilir. Çünkü Fizik Bilimi itiraf etmese de Zaman’ı devreden çıkarmaya çalışır. Zaman değişkendir, istikrarsız, uçucu… Oysa Fizik değişimden münezzeh ilişkileri ifade etme peşindedir. Doğa üzerine neredeyse tanrısal bir gözlem noktasına erişme arzusu sebebiyle Fizik Değişmez’i, Mutlak’ı arar. Ama uygulamada hep Zaman engeliyle karşılaşır….”

1 [?]

Türkiye’deki En Büyük Sistemli Hak İhlali:Başörtüsü Yasağı »

Herhangi bir ülkede bir anket yapılsa ve “Hiçbir kanun olmadığı halde milyonlarca insanın eğitim hakkı, din ve vicdan hürriyeti, iş edinme hakkı engellenebilir mi?”  sorusu yöneltilse muhtemelen alınacak cevapların ezici çoğunluğu “Bu ne saçma bir soru, tabi ki hayır!” şeklinde olacaktır.Ancak burası Türkiye ve olan da tam olarak budur.Öyle ki cumhuriyetin kuruluş yıllarında erkeklerin sarık giymesi sebebiyle darağaçlarına gönderildiği tarihlerde dahi başörtüsü yasaklanmamıştır.Atatürk’ün 1 Ocak 1923′te İzmir’de Gümrük Binası’nda halkla yaptığı konuşma ise örnek olması hasebiyle oldukça önemlidir. Yazının devamı

1 [?]

Son 90 günde en çok okunan ve yorumlananlar »

  1. Çirkin Cumhuriyet ve Mânâ’sız Maneviyat
  2. Neye “evet”, Niye “hayır” ?
  3. Ali Bulaç Hiç Melek Görmüş Müdür?
  4. Üstün Türkler Halk Olan Türkleri Beğenmiyor!
  5. Hakkımızı helâl etmiyoruz İlker Bey Kardeşim…
  6. 12 Eylül’de Anayasa Değişikliği neyi değiştirecek?
  7. Saat 18.30, Şimdi Gerçekler!
  8. Tek Bir Doğru Yok mu?
  9. Etyen Mahçupyan’dan Utanmak
  10. Niçin Müslümanlardan Büyük İsimler Çıkmıyor?
  11. Atatürk İngiliz valisi olmak istedi mi?
  12. Kararı Kürtler verecek
  13. Kemalizmin Zararları (1) Adamı çıldırtır!
  14. ANKET: 12 Eylülde Anayasa değişikliğine ne diyeceksiniz?
  15. Kürt Sorunu Bir Milliyetçilik Sorunudur (Hüseyin Kalaycı)
  16. Aleviler Ama Namuslu İnsanlar (Cafer Solgun İle Röportaj)
  17. Kılıçdaroğlu kimsenin önünde eğilmez!
  18. En çok okunan kitaplar
  19. Kötülük Kader Değildir!
  20. Gençler mühimmat gibi harcanıyor!
  21. Bu pazartesi Amerika’da bir başörtülü
  22. Liberalizm’in kusurları(4): Birey Fetişizmi

1 [?]

Yetmez ama “EVET!” »

1 [?]

Hey Gidi Milli Görüş! »

İbrahim Becer

Doksanlı yılların hangisiydi tam olarak bilmiyorum ama ay ve gün olarak çok iyi hatırlıyorum; tam olarak 31 Aralıktı.

 İzmir gibi Laikliğin adamın gözüne sokula sokula yaşandığı bir yerde elbette ki bizler de tavrımızı ortaya koyacaktık. Ve dahi koyuyorduk da; 31 Aralık karşı cenah için içkinin su gibi aktığı bir geceye delalet edebilirdi ama bizler için de “Mekke’nin fethi” anlamına geliyordu.

 Eski Mahallemizden taşınalı bir hayli zaman geçtiği için bu kadim gelenek hala sürüyor mu bilmiyorum. Bugün durduğum noktadan bakınca bunun bir kompleks olduğunu daha iyi anlıyorum. O zamanın şartlarında elitist tabakaya karşı bir posta koymaydı Yazının devamı

1 [?]

YÜRÜYÜŞ: YETMEZ AMA EVET! »

12 Eylül referandumunda darbe anayasasına dur demek için, Anayasa değişikliğine ‘Yetmez ama Evet!’ demek için, Tünel Meydanı’ndan Taksim’e yürüyoruz. 28 Ağustos 2010 Cumartesi, Saat: 15.00
 İletişim: www.yetmezamaevet.com - 0541 763 73 23
 
12 Eylül cuntasının anayasasından kurtulmak için yeterli olmayan Yazının devamı

1 [?]

Bir simge, bir kitap, bir ekmek »

Sevgi Engin

İstasyonlarda, yol kavşaklarında, çarşıların işlek yerlerindeki büyük reklam panolarında  kiliselerin  üçüncü dünya ülkelerine yaptığı yardımlara destek ilanları da yer alıyor.

Sonuçta kiliseler, yalnızca toplumun dini ihtiyaçlarını değil,  zorunlu temel ihtiyaçlarını da karşılamak sorumluluğunu üstleniyorlar. Bu yüzden bir kitabın yanında bir ekmek götürmeyi de olmazsa olmaz görevleri addediyorlar.

 Bu  yardım çağrılarında insanın yüreğini burkan, hep masum kadın yüzleri oluyor, kucağında bazen kundakta bebekleri olan, bazen zayıf, güçsüz düşmüş çocuğunu kollarının arasına saran. İlanlar işte bu görende acıma duygusu uyandıran, masum, güçsüz ve acı çekmiş kadın yüzleri için. Kadın yüzlerini genelde bir örtü Yazının devamı

1 [?]

Bebeklerin Ahlâkı »

[25 Ağustos 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Hürriyet’in koyu laikçi yazarı Özdemir İnce, geçenlerde “bebeklerin ahlakı”na dair üst üste iki yazdı. Hem ele aldığı mesele ilginçti, hem de onu yanlış anlama biçimi.

Konu, üç ay önce New York Times gazetesinde yayınlanan Paul Bloom imzalı “Bebeklerin Ahlaki Hayatı” başlıklı uzun makaleden açılmıştı. Yale Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Bloom, altı aylık bebekler üzerinde ilginç bir deney yapmıştı. Yazının devamı

1 [?]

İrlanda’da barış süreci nasıl gelişmişti? »

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Azerbaycan’da yaptığı açıklamada, terör olaylarının son bulması için devletinin bütün yöntemlerini deneyeceğini ve İrlanda örneğinden hareket edilebileceğini söyledi. İrlanda’da barış süreci, savaşan güçlerin masaya oturmasıyla gelmişti.

Orijinal İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu (IRA), İrlanda’nın İngiltere’den bağımsızlığını sağlamak için 25 Kasım 1913′te kuruldu. 1919-1921 yılları arasında IRA’nın yürüttüğü mücadele sonucunda, 6 Aralık 1921′de İngiltere ile İrlanda arasında yapılan bir anlaşmayla Özgür İrlanda devleti kurulurken,  Kuzey İrlanda İngiliz egemenliğinde kalmaya devam etti.

IRA’nın büyük bir kısmı, Kuzey İrlanda’nın İngiliz denetiminde kalmasını bir taviz olarak… TAMAMI

1 [?]