RSS Feed for This Post

Çin Tayvan’ı işgal ederse ne olur?

Görseller ve haritalarla birlikte, zincir olarak okumak için…

  • Tayvan Savaşı zannedilenden daha erken çıkabilir:
    • Çin neden Tayvan için acele ediyor?
    • ABD neden bu savaşın başlamasını istiyor?
    • Tayvan Çin ordusuna ne kadar direnebilir?
    • Çin’in zaferi veya yenilgisi dünyayı nasıl etkiler?
  • Çin’in kuzeyinde; gerçek boyutlarda, bire bir ölçekte bir şehir maketi var. Çinli askerlerin 9 senedir işgal talimi yaptıkları bu bina Tayvan’ın başkenti Taipei’deki başkanlık sarayı!
  • Birkaç ay önce Amerikalı general Mike Minihan ekibine söyle bir mesaj gönderdi: “Umarım yanılıyorumdur. Sezgilerime göre 2025’te savaşacağız….”. Bu fikre delil olarak da Tayvan ve ABD seçimlerinin tarihlerini işaret ediyor ve Çin’in sa3ldırması için ideal bir dönem olduğunu iddia ediyor.
  • Geçen sene bir başka Amerikalı general, Gilday 2022 veya 2023’te bir Çin saldırısının göz ardı edilemeyeceğini yazmıştı.
  • Peki Amerikalı generallerin bu tahminleri masum ve tarafsız mı? Elbette değil Amerikalılar bir yerde savaş çıkmasını istedikleri zaman o bölgede savaş çıkmasından endişe ettiklerini söylerler. Bu endişelerini generaller ve senatörler vasıtasıyla yayarlar. Yani bir algı operasyonu yaparak o bölgedeki halkın savaş fikrini kabul etmesini sağlarlar. Arkasından da bölgedeki ülkelere silah yığarak aralarındaki güven ilişkisinin bozulması için uğraşırlar.
  • Bu tespiti bir paranoya yahut komplo teorisi gibi görmeyin. ABD’nin ilân ettiği dış politika sabitidir. Eisenhower’ın dış işleri bakanı J.F. Dulles’in ifade ettiği gibi: “…Mesele uçuruma yaklaşıp savaşa girmemek. Uçurumun kenarına gitmekten korkuyorsanız kaybedersiniz…”

  • Vietnam savaşına Pekin ve Moskova’nın çekilmesi, Irak’ın Kuveyt’i işgalinin sağlanması, Sovyet (Rus) ordusunun Afganistan’a sokulması hep bu politikanın başarılı örnekleridir.
  • ABD resmî beyanlarında Vietnam’ın ABD için önemsiz olduğunu söylüyordu. Gizli görüşmelerde Saddam saldırırsa Kuveyt’i savunmayacakları bilgisini yaydılar. İşgal öncesi Afganistan’da ise zaten Rus/Sovyet güdümünde olan, Belarus gibi bir hükümet vardı. ABD El-Kaide’yi kurdu ve hükümete karşı ayaklanmasını sağladı. Ruslar “dost” Afganistan’ı işgal etmediler; Rusçu hükümete yardıma gittiler.
  • Bu örneklerdekinin bir benzerinin Tayvan’da yaşanması şaşırtıcı olmaz. Meselâ? ABD 1) Tayvan’a nükleer silah vereceğini, 2) çok güçlü konvansiyonel füzeler vereceğini yahut 3) Tayvan’ı resmen tanıyacağını duyurabilir. Bunları gerçekten yapmaz ama Çin’in acele etmesini bu yolla sağlayabilir. Zira bu adımlar gerçekten atılırsa Tayvan’ı almak Pekin için bir hayal olur.
  • Gelelim Tayvan’ın Çin tarafından işgal edilmesine… Bu işgalin başlaması, Pekin gibi Washington’un da istediği bir şey. Elbette farklı neticeler umuyorlar. Ama bu işgal neden bu kadar “gerekli” görünüyor? Önce buna bir bakalım.
  • Bu savaşa “gerekli” dememiz birçok kişiyi şaşırtacaktır çünkü Tayvan’ın Çin tarafından işgal edilmesi Washington ve Pekin’e büyük zararlar verecek. Meselâ?
  • Zarar 1: Tayvan dünyanın en gelişmiş yarı iletkenlerinin yaklaşık %92’sini üretiyor. Savaş çıkarsa yeni ve çok daha büyük bir çip krizi garanti. Otomobilden cep telefonuna, uydulardan güdümlü füzelere kadar bütün sektörler zorluk çeker.
  • Zarar 2: Çin nüfusunun neredeyse beşte biri Tayvan’a 150 km mesafedeki üç eyalette yaşıyor. Savaş çıkarsa Tayvan Çin’i balistik füzelerle vurabilir. Meselâ 3 Boğaz barajının vurulması, 40 milyon Çinlinin, yüzlerce şehrin ve büyük tarım arazilerinin sular altında kalması demek. Çin bile böyle bir felaketin altından kolayca kalkamaz.
  • Zarar 3: Dünyanın en büyük gemilerinin %90’ı Formoz Boğazı’ndan geçiyor ve her an yüzlerce uçak bölge üzerinde uçuyor. Endonezya üzerinden daha uzun bir rota seçebilseler bile bu, nakliye masraflarını her ay yarım milyar $ artırır. Dahası savaş yüzünden nakliye sigorta primleri de yükselir. Dünyanın fabrikası olan Çin’in limanları bu savaş ile kilitlenirse bütün dünyada mamul ve yâr ı-mamul malların fiyatları artar. Yeni bir küresel enflasyon dalgası kaçınılmaz.
  • RAND’ın 2016 tarihli araştırmasına göre, bir yıl sürecek bir savaş Amerika’nın GSYİH’sını %5-10, Çin’in ise %25-35 oranında azaltabilir. Fakat bu potansiyel kayıplardan daha önemli meseleler var. Nedir?
  • Evvelâ Tayvan bütün dünya için özel bir ülke: Nüfusu Türkiye’nin 4’te biri, yüzölçümü ise Konya’dan biraz küçük ama GSMH Türkiye kadar. Neden?
  • Akıllı telefonlardan bilgisayarlara, savaş uçaklarından uydulara, robot ve füze savunma sistemlerine kadar, sivil ve askeri her ürün için mikroçip gerekli. Bu çiplerin de hepsi aynı değerde değil. Boyutu 10 nanometre (metrenin milyarda biri) ve daha küçük olan yarı iletken çipler en önemlileri ve üretilmesi en zor olanlar da bunlar. Zira milyarlarca elektronik bileşeni yalnızca birkaç mm² alana sığdıran en gelişmiş küçük cihazlar söz konusu.
  • Dünyadaki yarı iletkenlerin üçte ikisi ve yüksek nitelikli mikro işlemcilerin %92’si SADECE Tayvan’da, TEK BİR FİRMA TARAFINDAN üretiliyor. Tayvan, mikroçip üretiminde küresel lider haline geldi. Bu sektör, Tayvan’ın 2019 ihracatının yüzde 30’unu ve toplam GSYİH’sinin yüzde 17’siydi.
  • TSMC 523 milyar dolarlık piyasa değeri ile dünyanın en büyük 9cu şirketi. Bu bir çok ülkenin GSMH’sından yüksek bir rakam.
  • Daha garibi, Tayvan’da bu özel çipleri üreten TSMC dünyada sadece 1 firmanın, Hollandalı ASML’in ürettiği 100 milyonlarca dolarlık makineleri kullanıyor. Hollanda, ABD baskısı ile bu makinelerin Çin’e satılmasını yasakladı.
  • Yani Pekin TSMC gücünde bir fabrika kurmak için 10 veya 20 sene ARGE yaparak önce ASML’i yakalamak zorunda! ASML’in bu makineleri üretmek için kullandığı çok özel optik bileşenler var ve bunları da sadece Alman Zeiss üretebiliyor.
  • Eğer Pekin Tayvan’ı işgal edip bu fabrikaları ele geçirebilirse ABD savunma gücü riske girer. Zira F-22 savaş uçakları da dâhil, bir çok yüksek teknoloji ürünü bu çiplere muhtaç. Fakat bu çip fabrikaları kolaylıkla sabote edilebilir. Pekin’in bunları onarıp yeniden üretime geçmesi için gerekli parçaların ve teknik bilginin Avrupa ve ABD’den alınması da uzun seneler mümkün olmaz.
  • Tayvan’ın mikroçip konusunda tekel olması hem Pekin hem de Washington açısından rahatsız edici. Bu durumu değiştirmek için Washington Intel vb firmalarla anlaştı ve toplam 100 milyar dolara yakın bir yatırım yapılacak. Çin de aynı yoldan gidiyor: Tayvan’a alternatif bir mikroçip sektörü oluşturmak için 150 milyar dolar harcamayı öngörüyor.
  • Aslında ucuz iş gücü sebebiyle birçok Tayvan firması Çin’de yatırım yapmışlardı ve milyarlarca dolarlık iş hacmi söz konusuydu. Fakat Tayvan’daki yönetimin değişmesi, Amerikan şantajları, Guam’daki Amerikan üssüne nükleer silahların konması gibi sebeplerle gerginlik tırmandı.
  • 2017’de sadece 2 Çin savaş gemisi Tayvan karasularını ihlal etmişken bu rakam 2018’de 71’e, 2019’da 600’e ve 2020’de 3.987’ye yükseldi. Bir başka deyişle ekonomik fırsatlara rağmen savaşı bir çözüm olarak görenlerin ağırlığı artıyor.
  • Pekin yönetimi Tayvan meselesini barışçı yollarla çözmek istediklerini ama askeri yöntemlerin de masada olduğunu sık sık hatırlatıyor.
  • Muhtemel bir Tayvan harbinde en önemli hedeflerden birinin çip fabrikaları ama mesele bu kadarla bitmiyor. Çin, çok geniş topraklara sahip olmasına rağmen okyanuslara erişimi Rusya gibi yani ABD kontrolünde. Çin’i bilhassa denizden çevreleyen ABD üslerine dikkat. Pekin için hayati ticaret yolları bunlar. Hem mal satıyor hem de petrol ihtiyacının %60’sını bu yollardan ithal ediyor.
  • Bu haritada Güney Kore, Japonya, Tayvan, Filipinler, Malezya ve Endonezya ile çevrilen ve “birinci adalar zinciri” (First Island Chain) denen bölgeye dikkat edin. Suyun derinliği 70 ila 200 metre. Yani Pekin ABD’nin haberi olmadan bir denizaltı bile çıkaramaz okyanusa. Çin’in tam manasıyla bir süper güç olması bu “Amerikan gölünden” kurtulması gerekiyor. Yani çip fabrikaları olmasaydı bile Tayvan’ın alınması gerekirdi. Zira Pekin Tayvan’ı alırsa ABD baskısı olmadan erişebileceği okyanus derinliği binlerce metre.
  • Fakat Tayvan ve Güney Çin Denizi’nin önemi bu kadar da değil. Bölge hem balık hem de enerji kaynakları bakımından çok zengin. Çip ve küresel lojistikten sonra balıkçılık önemsiz görünebilir ama… Nüfusu hızla artan ve önemli miktarda gıda ithal eden Pekin için bu balıkçılık meselesi petrol kadar stratejik.
  • Çin düzenli olarak haritalar yayınlıyor ve denizden komşusu olan ülkeler de protesto ediyor. Çoğu ABD müttefiki olan bütün güney doğu Asya ülkeleri Pekin ile bu yüzden az-çok kavgalı. Bu ülkeler tek başlarına Pekin’e kafa tutamazlar ama savaş çıkarsa denizdeki bu ihtilaflar yüzünden ABD’nin yanında yer alacaklardır muhtemelen…
  • ABD çürüyüp paslanan petro-dolar makinesini korumak için yeni bir savaş çıkarabilirse sistemin ömrü 40-50 sene uzatılabilir; Pekin savaşta rezil olursa BRICS ekibi de tokat yemiş olur. ABD böyle bir taşla birkaç kuş vurmayı sever.
  • Savaş Pekin açısından çok riskli ama kazanırsa “pasifik okyanusunun bu yarısı benden sorulur” diyebilir. ABD bölgedeki müttefiklerinin güvenini kaybeder; Filipinler, Malezya vs Pekin ile ne şiş yansın ne kebap politikasına geçebilir hatta bölgedeki bazı ABD üsleri Çin baskısıyla kapatılabilir.
  • Son 10-15 yılda gözlediğimiz bazı gelişmeler ABD’nin küçük ama emin adımlarla Tayvan işgalinin tetikleyeceği bir Pasifik savaşına hazırlandığını düşündürüyor. Meselâ LCS savaş gemileri.
  • ABD Donanmasının Soğuk Savaş dönemi kruvazörlerinin ve muhriplerinin açık okyanus savaşı için tasarlanmıştır. Güney Doğu Asya’daki bir deniz savaşı ise Filipinler, Malezya vb. binlerce ada arasında yani kıyıya 100 km veya daha az mesafelerde. Bu ne demek? Yüksek hızlı tekneler, füze ateşleyen hızlı saldırı gemileri, küçük denizaltılar, deniz mayınları, karadan ve havadan atılan gemisavar füzeler ve dronlar ABD deniz gücü için büyük tehdit.
  • ABD bu yüzden radar görünürlüğü az, üzerinden helikopter kalkabilen, kendi hava savunmasını yapabilen, komando operasyonlarına destek verebilen kıyı savaş gemileri geliştiriyor. (LCS: Littoral combat ship)
  • Buna ek olarak Tayvan’daki çip fabrikalarının benzerlerini ABD’de kurulması için 50 milyar dolar kamu desteği öngörüldüğünü, 3 büyük projenin başladığını da söyleyelim. Yani az önce saydığımız sorunlara cevaben ABD bazı hazırlıklar yapıyor.
  • Diğer yandan Çin’in ihtiyarlayan nüfusu sebebiyle zaman Pekin aleyhine ilerliyor. Tayvan işgalini ertelemek demek, savaşabilecek gençlerin azalması demek. Pekin’in acele etmesi için bazı fırsatlar da var: Ukrayna savaşı sebebiyle ABD’nin zaten az olan mühimmat stokları biraz daha eridi ve NATO’nun bu konudaki zaafı ortaya çıktı. Bugünkü stoklarla ABD’nin Tayvan’ı destekleme kapasitesi birkaç haftayı geçmeyebilir. Ama Pekin Tayvan’a saldırmak için birkaç sene beklerse ABD stoklarını arttıracak; ordusunu ve müttefiklerini uzun ve yoğun bir Tayvan harbine hazırlayacaktır.
  • Çin’in kaçırmaması gereken bir diğer fırsat da ABD ordusunun hava ve deniz ikmal kapasitesindeki sorunlar. ABD hava kuvvetlerindeki tanker uçakların bir kısmı 50 yaşında yani Vietnam savaşından kalma. Çin kendi kıyılarından sadece 300 km açılacak. ABD ise binlerce km. Bölgedeki müttefiklerini kullansa bile mesafeler çok büyük ve deniz savaşı muazzam bir yakıt lojistiği gerektiriyor. ABD bölgede bazı yakıt depolarının inşasına başladı. Çin bunlar bitmeden saldırabilirse önemli bir koz ele geçirmiş olur.
  • Peki Çin ordusu Tayvan’ı işgal etmeye ve dolaylı olarak da olsa ABD ordusuna direnmeye hazır mı? 1979 Vietnam savaşından beri cepheye gitmemiş bir Çin ordusu ile her yıl, dünyanın her yerinde savaşan Amerikan ordusunu mukayese etmek kolay değil. Ama Pekin’in savunma bütçesindeki düzenli artış ve donanmasındaki gemi sayısının ABD donanmasını geçmiş olması dikkat çekici. (Ama tonajda hâlâ gerideler.)
  • İki ülkenin savunma harcamalarına bakalım: Washington Pekin’in 4 misli neredeyse. Ama dikkat: Çin savunma bütçesinde görünmeyen kalemeler var: Sahil koruma, askerî ARGE, uydular ve milis kuvvetleri. Uzmanlara göre satın alma gücü paritesine uyarlandığı zaman Çin savunma bütçesi ABD’ninkinin %80’i.
  • Üstelik ABD ordusu bütün dünyada, 1000’den fazla üste faaliyet gösterirken Çin ordusu Tayvan ve güney doğu Asya’ya odaklı.
  • Buraya kadar savaşın sebeplerini ve dünyaya etkilerini konuştuk. Peki, savaş başlarsa ne olur? Çin karaya ne kadar asker çıkarmalı? Tayvan buna nasıl direnir?
  • Tayvan ordusu 130.000 muvazzaf ve 1.5 milyon yedek askerden oluşuyor. Tarihteki savaşlardan, bilhassa amfibi operasyonlardan biliyoruz ki Çin’in Tayvan kıyılarına 3 ila 5 misli asker çıkarması gerekir.
  • Oysa Tayvan’ın buna müsait olan kıyıları az ve hemen arkasında savunmayı kolaylaştıran şehirler var. Üstelik 300 km genişliğindeki Formoz boğazını geçmek kabaca 10 saat alacak. Çin’in bugünkü amfibi birlikleri 40.000 asker. Ordunun amfibi lojistik kapasitesi bunun çok altında; çıkarma gemilerinin vurulmadan, batmadan defalarca gel-git yapması gerek.
  • Buna ek olarak, temmuz-ekim arası Tayvan’da fırtına mevsimi; Formoza boğazını küçük gemilerle geçmek, sahile güvenli biçimde araç ve asker çıkarmak imkânsız. Yani? Sürpriz saldırı yapmak bu bakımdan da çok zor.
  • Kısacası Çin ordusu sürpriz bir amfibi saldırı yapamaz. Kıyıda biriken askerler ve zırhlı araçlar uydu vs. görülecek; Tayvan alarma geçecek. 130.000 Tayvan askerini baskılamak için gereken 300 ila 500 bin Çinli askerin adaya taşınması günler hatta haftalar sürebilir.
  • Üstelik Tayvan’ın kendini hiç savunmadığını varsayarak yani mayın, denizaltı, anti-gemi füzesi vb. kullanmadığı ideal bir durum. Bunlar hesaba katılırsa Pekin açısından bu bir intihar saldırısı olur. Sicilya ve Normandiya gibi amfibi harekâtlardaki kayıplara baktığımızda %20 civarında bir kayıp görüyoruz. Ama o devirde operasyonu son saatlere kadar saklamak mümkündü.
  • Bu zorluğu asmanın tek yolu, Amerikan savaş doktrinindeki gibi SEAD/DEAD operasyonlarına benzer bir hamle ile başlamak yani Tayvan’ın hava (+ deniz) savunmasının bastırılması. Çin bunun için elindeki 5.000 füzeyi kullanacaktır. Resmî verilere göre 2020’de stoklarında bu kadar balistik füze vardı; artmış olabilir.
  • Bir başka deyişle Pekin elindeki kamikaze drone, aldatıcı/yem uçak ve hipersonik füze gibi uçan ne varsa çok kısa sürede Tayvan üzerine yollayacaktır. Bu sayede hava savunma (HSS), radar, jet üssü, komuta merkezi, enerji altyapısı gibi stratejik hedefleri yok eder.
  • Aynı zamanda Tayvan’ın HSS yerlerini tespit eder, mühimmatın tükenmesini de sağlar. Bu yoğun saldırı ile amfibi harekata uygun kıyılar da temizlenir. Tabi kıyı şehirlerinin haritadan silinmesi şaşırtıcı olmaz. Neden?
  • Eğer Çin Rusya’nın Ukrayna’da yaptığı hatadan ders aldıysa Tayvan’a bir kurtarıcı olarak giremeyeceğini biliyordur. Ruslar “özel operasyon” dedikleri savaşa ilk başta polisiye bir operasyon gibi plastik kalkanlarla jandarmayı bile göndermişlerdi. Çin bu romantizm ile baslarsa ve şehirleri korumak isterse savaşı kazanamaz.
  • Tayvan çok küçük bir ada olduğu için Tayvanlıların askeri üsleri gizli tutması imkânsız.
  • Çin Hava Kuvvetleri’nde 235 adet H6 bombardıman uçağı var; bunların her biri altı adet seyir füzesi taşıyabilir; yani çok kısa bir süre içinde Tayvan hedeflerine 1518 seyir füzesi fırlatabilirler.
  • Evet, bu saldırılar çok yıkıcı ve Tayvan halkının nefretini, direnişini daha da arttıracaktır. Ama zaten “gel bizi kurtar” diyen Tayvanlı pek yok. Çin bu savaşta ne istediğini bilmeli. Çin’in bir parçası saydığı Tayvan’ın üstündeki insanların anavatana kavuşmayı bekleyen Çinliler olduğunu düşünüyorsa ilk darbeleri sert vurmayacaktır ve Kiev önündeki Rus ordusu gibi rezil olacaktır.
  • Savaşta ordusuna çelişkili hedefler veren ülkeler daima kaybederler. Amaç ne? X, Y, Z hedefleri yok etmek mi? Rejim değişikliği? İşgal? İlhak? Polisiye bir operasyon veya terörle mücadele? Birilerini tutuklayıp mahkemeye çıkarmak mı? Bu kesinlikle NET OLMALI.
  • Tayvan’ın doğusunda Filipinler’e ve Japonya’ya ait adalar var ve bunlar 200 km’den az bir mesafede. Bazılarında ABD üsleri var ve/veya inşa halinde.
  • Yani Çin’den gemiler veya uçaklar Tayvan’a saldırmaya başlasa, onların Tayvan’a ulaşacağı saatte ABD birlikleri de adaya gelebilir; en azından teknik olarak durum bu. Fakat ABD bu üsleri saldırı değil lojistik destek için kullanabilir.
  • Bu sebeple Çin’in Tayvan’ı denizden ablukaya alması gayet mantıklı olur. Savaş başlayana kadar ABD yardım gönderebilir ama abluka (başarılı olursa) konu kapanır.
  • Bir çok uzman Çin ordusunun amfibi kapasitesinin 40.000 birlik ile kısıtlı olduğunu yazıyor ama Pekin uzun bir süredir sivil ticaret gemilerini askeri araç taşımak üzere gücendiriyor. Ayrıca dünyadaki en büyük balıkçı filosunun da Çin’de olduğunu hatırlayalım. İhtiyaç halinde sayıları 500.000’i geçen bu teknelerin de bir bölümü asker taşımak için kullanılacaktır.
  • Belki ilk bakışta saçma görünebilir ama 1982 Falkland savaşında İngilizler binlerce askeri yolcu gemileri ile Arjantin’e kadar taşıdılar. 2ci dünya savaşındaki Dunkerque Dinamo operasyonunda ise 340.000 asker 72 km genişliğindeki deniz yolunu 850 tekne ile aştı.
  • Çinliler bu küçük teknelerin bir kısmını aldatmak için askersiz de gönderebilir veya elektronik harp araçlarıyla donatabilir. Tayvan savunması ne kadar iyi olursa olsun böylesi yoğun bir taarruz altında çökecektir.
  • Çin ordusunun bu taktiklerle köprü başları kurması normal görünüyor. Tayvan ordusu buna cevap olarak çok uzun sürecek ve Pekin’i yıldıracak bir gerilla savaşı da hazırlıyor olabilir. Türkiye’den aldıkları kısa menzilli roket atan siha’lar bunu düşündürüyor. Çin işgalinin ilk aşaması başarıya ulaştıktan sonra Tayvanlılar sokak sokak, ev ev savaşacaklardır muhtemelen.
  • Gelelim orduların zayıf taraflarına: Pekin son yıllarda çok büyük bir hızla savaş gemisi inşa etti ancak bunlara yetecek deniz üssü yok. Daha kötüsü, denizci personel eksik. Bir gemi için birden fazla ekibin nöbetleşe görev yaptığı NATO donanmalarının aksine Çin ordusunda gemiler askersizlikten kızakta bekleyebiliyor.
  • Bu Tayvan işgali için çok önemli görünmüyor ama savaş Filipinler ve Malezya’ya doğru yayılacak olursa geniş çaplı bir doğu Pasifik harbi olur ve Pekin (dolaylı yoldan olsa bile) ABD donanması ile çatışmaya girebilir. Bu durumda personel eksikliği stratejik bir zaafa dönüşecektir.
  • Tayvan ordusunun zaafı ise platform ve mühimmat tedariki. Tayvan elindeki silahları modernize ediyor; üretimi hızlandırdı. Ama yetmiyor. Biraz panik havası var; önlerine ne gelirse ithal etmeye başladılar. Ama…
  • Ama ödedikleri halde satıcı firmanın üretim yavaşlığı yüzünden alamadıkları silah ve mühimmat çok. Ek olarak Tayvan ordusu da Çin ordusu gibi savaş tecrübesi olmayan bir güç. Tayvan’ın, bilhassa hava kuvvetlerinin adayı savunma kapasitesi sık sık sorgulanıyor.
  • Amerikalı uzmanlar Tayvan’a eğitim ve danışmanlık sağlıyor ama Ukrayna’da gördüğümüz gibi Amerikalılar hava üstünlüğü olmayan bir orduya bazen çok saçma taktikler de verebiliyor.

 

 

Bu sayfadaki kitaplar okurlarımıza armağanımızdır. Serbestçe paylaşabilirsiniz.

Dünya Sağlık Örgütü’nün Kara Kitabı

Dünya Sağlık Örgütü’nün kurulduğu yıllarda insanlık büyük bir savaştan çıkmıştı. Irk, inanç, zenginlik ayırmadan her insanı kucaklayacak küresel fikirlere, projelere ve kurumlara duygusal bir temayül vardı. DSÖ “herkes için sağlık” vaadiyle çıktı yola. Soğuk Savaş’ın en sert döneminde Rus ve Amerikalı doktorlar devrin salgın hastalıklarına karşı omuz omuza başarıyla savaştılar: Kolera, dizanteri, çiçek…

Bugün ise DSÖ tutarsız politikası ve gerçeklerle çelişen açıklamalarla insanlığı paniğe sürüklüyor. Üstelik COVID salgını DSÖ’nün çuvalladığı ilk pandemi değil. Ebola ve AIDS ile mücadelesi hatalarla doluydu ve DSÖ’nın ataleti yüzünden virüsler daha fazla ülkeye yayıldı.

COVID konusunda aylarca “Çin’e karantina uygulamaya gerek yok” diyen DSÖ başkanı yüzünden Çin’e hapsedilebilecek bir virüs bütün dünyaya bulaştı. Dünya ekonomisi sarsıldı; hastalıktan ölenlerin yanında pek çok insan işini kaybetti. Diğer yandan Covid salgını başladığından beri dünyadaki milyarderlerin serveti 641 milyar $ arttı. Kanada’daki en zengin %1 nüfus ülkedeki bütün zenginliğin %25.7’sini ele geçirdi. Bunlar sadece beceriksizlik mi yoksa DSÖ’nün gizli ajandası mı var?

ABD çekildikten sonra Pekin DSÖ’nün birinci finans kaynağı oldu. İkincisi Bill Gates vakfı. Vakfın yöneticileri arasında ise Monsanto’nun kurmayları var. Genleriyle oynanmış tohumları kullanarak çiftçileri soyan, böcek zehiri ROUNDUP ile her ülkede kanserin arttıran Monsanto… Artık sorgulama vakti: DSÖ bir sağlık örgütü mü yoksa terör örgütü mü? Buradan indirebilirsiniz.

Fikir Kırıntıları-9

Elinizdeki 105 sayfalık bu kitap, Derin Düşünce’nin sosyal medyada paylaştığı mesajları kitaplaştıran derlemelerin dokuzuncusu. Gayemiz, dayatılan sahte gündemler ve iş hayatındaki uzmanlaşmadan kaynaklanan ufuk daralmasını engellemek, merak uyandırmak ve okurlarımızı araştırmaya teşvik etmek. (Buradan indirebilirsiniz.) Fikir Kırıntıları-9’un sorguladığı 40 konudan ilk 10’u şöyle:

  1. Avrupa savaşabilir mi?
  2. Çin’deki tuhaf gıdalar üzerine…
  3. İsrail’in en korktuğu silah…
  4. Bill Gates, Dünya Sağlık Örgütü ve Monsanto…
  5. Neden uyumuyoruz?
  6. Şanghay İşbirliği Örgütü Türkiye için Avrupa Birliği’ne bir alternatif olabilir mi?
  7. Doğu Akdeniz’de ne kadar gaz var? Savaş çıkar mı?
  8. Çin’in yakın tarihi üzerine…
  9. Olimpiyatların zararları…
  10. Topraklarımızı gasp etmekisteyen şirketleri yakından tanıyalım: Glencore

Edebiyat, Sinema, Siyaset, Sanat tarihi, Mimarî, Ateizm, Kemalizm, İslâm, Kadın hakları, Feminizm, Tarih, Felsefe… Bugün 100’e yakın kitap var. Yakında yenileri eklenecek, bu sayfayı takip edin… 

Birleşik Dünya İmparatorluğu

Hayatta kalmak için ülkemizin bağımsızlığını küresel şirketlere mi transfer ediyoruz? George Orwell’in 1984 penceresinden Corona Virüs salgını, küresel diktatörlük tehlikesi, kaybedilen hak ve hürriyetlerimiz… Fikir dünyamızı kontrol etmek isteyen diktatörlerin geçmişte kaldığını söyleyebilir miyiz? “Google bulamadıysa o şey yoktur” diyen bir slogan vardı; hatırlayacaksınız. Bugün Google’ın ilk 10 cevabı, Gerçek’in eş anlamlısı oldu neredeyse. (Bkz. Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة)

Google, CNN, BBC, Twitter, FaceBook gibi birkaç firma adeta bir gerçek(!) tedarik karteline dönüştü. Ama 1984, bir kehanet romanı değil. Nedir? İnsan tabiatındaki güç tutkusu ile teknolojik bürokrasinin birleşmesinden doğacak siyasî sistemlerin başarılı bir tasavvuru. George Orwell inandığı değerler uğruna bedel ödemiş bir yazar. Dahası, yazdığı her şey hayatında yaşadığı bir tecrübenin izi: Uğradığı ihanetler, aldandığı sosyalizm ütopyası, kendine “solcu” diyenlerin faşistliği ile gelen düş kırıklıkları… Bunlar Orwell’in Hayvan Çiftliği’nde ve 1984’ünde karşımıza kâh bir domuz olarak çıkıyor; kâh “2+2=4” demeyi yasaklayan bir polis memuru… Buradan indirebilirsiniz.

Kitap Tanıtan Kitap 8

2015 senesinde Google arama motorunun yapay zekâsı, zencilerle gorilleri karıştırdığında çoğumuz bunu basit bir programlama hatası olduğunu ve firmanın uzman programcıları tarafından halledileceğini düşündük. Oysa yapay zekâ tarafından teröristlerle karıştırıldığı için uçağa alınmayan, ülkesine dönemeyen, işe giremeyen yahut işten atılan insanların sayısı hızla artıyor. Big Data, yapay zekâ ve diğer bilgi teknolojileri şuursuz ellerde birer kitle imha silahına dönüşmekte. İşte Kitap Tanıtan Kitap 8’in kapak konusu da bu: Cathy O’Neil’in harika kitabı Weapons of Math Destruction.

Başka kimler var 80 sayfalık bu kitapta? John Steinbeck, Tolstoy, Dostoyevsky, Arthur Schopenhauer, Virginia Woolf, Ignacio Ramonet… 13 yazarın 13 eseri üzerine yazılmış uzun kitap sohbetlerinin yanısıra, felsefe ve edebi eserlere, fikriyata bakışınızı değiştirecek, size yeni ufuklar açacak üç makale. Kitap Tanıtan Kitap 8,  yaz tatilinde hangi kitapları okuyacağınıza karar verirken işinize yarayacak bir yol haritası… Buradan indirebilirsiniz.

Fikir Kırıntıları–8

Sosyal medya mesajlarımızı derlediğimiz kitapların 8cisi yayında. Konu başlıkları şöyle:

  1. Şirket kuranlara tavsiyeler
  2. ABD biyolojik bir savaş için hazırlık mı yapıyor?
  3. Corona Virüs, ekonomik neticeler, FED ve Borsa
  4. Çin’in Yeni İpek Yolu, askeri bir proje mi?
  5. Stalin Raporu: Nikita Kruşçev CIA ve MOSSAD’ı nasıl kullandı?
  6. Corona Virüs ve Çin’deki salgın hastalık
  7. KGB’nin kayıp hazinesi…
  8. Hitler’in Türkiye’yi işgal planı ve Müslümanların Hitler’e bakışı
  9. ABD insanları nasıl köpekleştirir? Türkiye’yi korumak için ne yapmalı?
  10. Hafızamız nasıl siliniyor? Gerçeklerin yerine yalanları kim yazıyor?
  11. Evlenme ve boşanma üzerine…
  12. Yeni ipek yolu projesi
  13. Salgın Hastalık Tahvilleri: Milyonların ölümünden zengin olmak

Buradan indirebilirsiniz.

Futbol ve Siyaset

Clausewitz “Savaş siyasetin alternatifi değil, başka araçlarla devamıdır” diyordu. İnsanlığın kapitalizm ile kimliksizleştiği 21ci yüzyılda futbol siyasetin farklı araçlarla devamı haline geldi. Demokratik, faşist yahut sosyalist hiçbir siyasî rejim, futbolu görmezden gelmiyor. Açık yahut gizli, her siyasî partinin, liderin ve rejimin bir “futbol politikası” var.

  • Neden diğer spor dalları değil de futbol?
  • Futbol yoluyla savaş ve iç savaş nasıl çıkartılır?
  • Hükümet darbesi yapmak için futbol nasıl kullanılır?

Elinizdeki e-kitap, tarihten örnekler vererek bu sorulara cevap arıyor. Teorik değil tersine somut olaylara ve görsellere dayalı, sosyal medya formatında bir anlatım. Buradan indirebilirsiniz.

Fikir Kırıntıları-7

Bu kitap, Fikir Kırıntıları-7, Derin Düşünce’nin sosyal medyada paylaştığı mesajları kitaplaştıran derlemelerin yedincisi. Gayemiz, dayatılan sahte gündemlerden kaynaklanan ufuk daralmasını engellemek, merak uyandırmak ve okurlarımızı araştırmaya teşvik etmek. Fikir Kırıntıları-7’nın sorguladığı 21 konu şöyle:

  1. 4 başkan öldüren muz cumhuriyeti ABD’nin sindirim sistemi nasıl çalışır?
  2. Sivil nükleer riskler
  3. Rus derin devleti nedir ve nasıl çalışır?
  4. F-35 savaş uçağına ve Amerika’ya ne kadar güvenebiliriz?
  5. Sinemada siyasî propaganda nasıl yapılır?
  6. Alman derin devleti neden Almanya’ya hizmet etmiyor?
  7. Kore savaşı hakkında çok bilinen yalanlar ve az bilinen gerçekler…
  8. İsveç bir ileri demokrasi midir yoksa işgal altında bir sömürge mi?
  9. Fransa’nın Suudi Arabistan’a sattığı biyolojik silah laboratuarının Yemen’deki salgın hastalıklarla ilgisi ne?
  10. Putinizm, küresel sermaye ve Rus savunma refleksi
  11. F-35 gerçekten hayalet mi? Görünmezlik nedir ve nasıl çalışır? “görünmez” denen uçak nasıl görüldü ve vuruldu?
  12. Doğal gazı savaş sebebi haline getiren sebepler nelerdir?
  13. 2ci dünya savaşında temelleri atılan küresel sistem: Hitler, dolar ve altın
  14. Amerika’nın virüsle sivillere saldırdığı gün…
  15. İngilizlerin Fransa yüzünden 9 gemi kaybettiği savaş
  16. Silah Ticareti: Ambargo nasıl delinir? Kimyasal ve biyolojik silah nasıl el altından satılır? Soykırım yapan diktatörlere gizli yardım nasıl gönderilir?
  17. Amerika’nın Fransızları laboratuvar faresi gibi öldürdüğü gün…
  18. İtalyan mafyası Avrupa Birliği fonlarına nasıl el koydu?
  19. Uluslararası silah ticareti nasıl çalışır?
  20. İnsanları kullanan bencil manipülatörler kimdir?
  21. ABD’de gerçekleşmiş bir darbe girişimi

Kitabı PDF formatında indirmek için buraya tıklayın.

Fikir Kırıntıları-6

Elinizdeki bu kitap, Derin Düşünce’nin sosyal medyada paylaştığı mesajları kitaplaştıran çalışmaların altıncısı. (Buradan indirebilirsiniz) Maksadımız, iş hayatındaki uzmanlaşmadan kaynaklanan ufuk daralmasını engellemek, merak uyandırmak ve okurlarımızı araştırmaya teşvik etmek. Kısacası, bahsettiğimiz konuları derinleştirmek isteyenler makale ve kitap okuyarak kendilerini geliştirmeye devam etmeliler. Fikir Kırıntıları-6’nın sorguladığı meseleler şunlar:

  1. Savunma enerji sektöründeki stratejik şirketlerimiz güvende mi?
  2. Türkiye neden uçak motoru yapamıyor?
  3. Neden Kürtler hedefteydi? Yeni bir Halepçe olur mu?
  4. Uygurlar için ne yapılabilir?
  5. Banka nedir; nasıl çalışır; nasıl çalışmalıdır?
  6. S-400 füzesi, ABD darbelerini engellemek için kullanılabilir mi?
  7. ABD bir hukuk devleti midir?
  8. Gerçekler hakikaten var mıdır?
  9. 3cü dünya savaşı: Ne zaman başlar? Kaç yıl sürer? Nasıl biter?
  10. Vatikan’ın kaç parası var? Nerede saklı? Vatikan bu parayla ne yapıyor?
  11. Bireysel silahlanma Türkiye’ye uyar mı?
  12. Frankenstein ve Marx
  13. Nobel ekonomi ödülü mü yoksa soytarılık mı?
  14. Abdülhamid neden Osmanlı’nın çöküşünü engelleyemedi?
  15. Geleceğin savaşları neye benzeyecek?
  16. Savaşan robotlar askerlerin yerini alacak mı?
  17. Amerika nükleer silahlarına sahip çıkamıyor
  18. Veri politikası
  19. Ruhr Kızılordusu ve Alman işçi isyanı

Buradan indirebilirsiniz.

Fikir Kırıntıları-5

Sosyal medyaya en çok yöneltilen eleştirilerin başında yalan haberlerin yayılması ve kısa mesajlar yüzünden fikirlerin sloganlaşması geliyor. Haklı mı bu eleştiriler? Gerçekte “ana akım” denen gazete ve televizyon kanalları, sosyal medya fenomenlerinden daha dürüst değiller. Çünkü patronların veya arkalarındaki ulus-devletlerin propagandasını yapıyorlar. Bunların yalan haberden yakınmaları bile yalan. Gerçekte, yalan tekelini kaybetmiş olmanın üzüntüsü içindeler.

Gelelim ikinci eleştiriye. Siyasî, ekonomik ve hukukî sorunlar 5-10 kelimeye, birkaç görsele sıkışıp kalıyor. Bu doğru. Ancak sosyal medyanın “hafifliği” ve sür’ati sayesinde resmî tarih ve resmî ideoloji kolaylıkla tartışmaya açılabiliyor. Burada elbette sloganların ve uydurma komplo teorilerinin girdabına kapılma riski var. Evet… Elinizdeki bu kitap, Fikir Kırıntıları-5, Derin Düşünce’nin sosyal medyada paylaştığı mesajları kitaplaştıran çalışmaların beşincisi. Az önce bahsettiğimiz tehlikelerden yani yalan haber, sloganlaşma ve paranoyak teorilerden korunmak için çok sayıda kitap ve makale tavsiye ettik. Eğer sosyal medya mesajları gerçeğin kendisi gibi değil bir sorgulama fırsatı gibi kullanılırsa kemikleşmiş korkular ve önyargılar bir çırpıda yokedilebilir. Bizim de amacımız bu zaten. Kısacası, bahsettiğimiz konuları derinleştirmek isteyenler makale ve kitap okuyarak kendilerini geliştirmeye devam etmeliler. Fikir Kırıntıları-5’in sorguladığı meseleler şunlar (Buradan indirebilirsiniz):

  1. Algı operasyonu nedir?
  2. Çocuklara tecavüz önlenebilir mi?
  3. Türkiye’nin algı operasyonlarında gol yemesinin sebebi parasızlık değil vizyonsuz ve çapsız bürokratlardır.
  4. Casus kurtarma operasyonu nasıl yapılır?
  5. İnterpol bir suç örgütüne mi dönüşüyor?
  6. Ateşin haberini almak ile yanına oturup ısınmak arasındaki fark nedir?
  7. Kur’an’ı herkes kendi aklıyla anlayabilir mi?
  8. Devletler neden terör örgütlerinin para hareketlerini takip edemiyor?
  9. Rabıta nedir?
  10. Endüstri 4.0 ile Bilgi Teknolojileri Endüstriyi Tahakküm Altına Alabilir
  11. İslâmî devlet olur mu?
  12. Yurt dışında okumaya veya çalışmaya gerçekten hazır mısınız?
  13. Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti üzerine dobra dobra
  14. Yapay Zekâ: Tehditler ve Fırsatlar
  15. Ölümsüzlük üzerine…
  16. Tarihî propaganda ve ideolojik çarpıtmalardan nasıl korunalım?
  17. Çevik yazılımda 9 tuzak ve 9 çözüm
  18. Artık doktorun gözünde hasta değil müşterisin!
  19. Benzinli arabadan elektrikliye geçerken… Fırsatlar ve tehditler…

Kemalist Eğitimin Zararları

Dikkat Kitap: Kemalist Eğitimin Zararları“3 tarafı deniz, 4 tarafı düşmana çevrili cennet vatan” paranoyası neden üretildi? Çağdaş ve laik Türkiye’nin evlâdı, Kavala yahut Halep’te yatan dedesinin mezarına bile pasaportla gidecekti. Eskiden vali gönderilen yerlere şimdi büyük elçi atanıyordu. Churchill’in dediği gibi “iki petrol kuyusunun etrafına sınır çizen” İngiliz, bir gecede ülkeler icad edilmişti. Ama Kemalist millî(!) eğitimin iğdiş ettiği beyinler bunu sorgulamaktan aciz. Körfez ülkeleri, Basra yolunun, İsrail, Doğu Akdeniz’in petrol tıpası olacaktı. Türkiye hem Rusya’nın güneye doğru genişlemesini engelleyecek hem de Bakü petrolünün Avrupa’ya ulaşıp fiyat kırmasına mani olacaktı. Diğer yandan Lazkiye ve Hayfa’dan dünya piyasalarına erişen Musul ve Kerkük petrolü bir gün pekâlâ Türkiye’den geçip İskenderun’a akabilirdi ve bu da Londra için büyük bir risk unsuruydu.

Kısacası, Britanya için gerçek tehdit güçlü bir ordu veya zengin devletler değil Türklerin uyanıp kim olduklarını hatırlamalarıydı. Şu halde dünya petrollerinin %60’ına çökmüş, Afika ve Asya’yı sömüren İngilizler için yapılacak tek bir şey vardı: Kullanışlı aptallar yetiştirecek bir eğitim sistemi kurmak ve bunu Türklere “millî eğitim” diye yutturmak.

Eğitimle ilgili sorunlarımız nasıl düzelir? Yahut birgün düzelir mi? Elinizdeki bu kitapta Ufuk Coşkun Kemalist eğitimin sorunlarına işaret etmekle kalmıyor, bir yandan çözümler önerirken bir yandan da millî eğitimin ideolojik, tarihi ve kültürel arka planını gözler önüne seriyor. Milat Gazetesi yazarı, bolgepostasi.com Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Coşkun’u televizyondaki tartışma programlarından ve eğitim konulu çalışmalarından tanıyorsunuz. Bizzat eğitim dünyasının sorunlarını içeriden yaşayan Coşkun aynı zamanda “Kürdüm Doğruyum Çalışkanım” ve “Yeni Sömürgecilik ve Bağımsız Sivil Toplum Kültürü” kitaplarının da yazarı. Ufuk Coşkun’un “Kemalist Eğitimin Zararları” adlı kitabını buradan indirebilirsiniz.

Petrol kandan ağırdır

(Son güncelleme: 4cü sürüm, 12 Ocak 2019)

Petrolün fiyatının 50$ üzerinde kalması için yılda ortalama 75.000 insanın ölmesi gerekiyor. Süveyş kanalının Mısır tarafından kamulaştırılması, petrol krizleri, 6 sün savaşı, İran-Irak savaşı, Irak’ın işgali ve Suriye… İnsan kanıyla para basan bu makine 50 senedir asker, sivil, kadın çocuk demeden insan öğütmeye devam ediyor. Nasıl? 1ci Dünya Savaşı tarihteki ilk küresel karbon savaşı oldu. Kömürle beslenen fabrikalar kömür ve petrolle işleyen makineler ürettiler ve insanın öldürme kapasitesini binlerle çarptılar. Ama makineler savaşta insanın yerini almadı. Bunun yerine daha çok insanı daha hızlı şekilde cepheye göndermek için kullanıldı. Cepheler genişledi ve muharebeler uzadı. Alman-Fransız sınırındaki zengin kömür yataklarından İslâmistan’daki petrol kuyularına uzanan savaşta insanlar karbon için öldüler, öldürdüler. Petrolcüler, kömürcüleri yendi. Endüstrileşen savaş sadece savaş makinelerinin değil üretim, sevk ve idare kapasitelerinin de savaşıydı. Elinizdeki 55 sayfalık bu e-kitap şu sorunun cevabıdır: İnsan kanıyla para basan bu makine nasıl çalışıyor? Buradan indirebilirsiniz.

Savaş Meydanda Değil Masada Kazanılır

Dünya ticaretinin %80’i denizden yapılıyor. Ülkelerin hayatta kalması yani gıda ve enerji tedariki için deniz yollarına erişmeleri şart. Panama, Süveyş, Malaka ve Cebelitarık gibi bütün stratejik noktalar ABD, Britanya ve Fransa’nın kontrolünde. Bu üç devlet istedikleri ülkenin ekonomisini petrolsüz ve dövizsiz bırakıp boğabilecek bir güce sahip.(Bkz. Petro-dolar sistemi)

Komplo teorisi mi? Değil, her şey ortada: Akademisyenler, amiraller, bakanlar ve diplomatlar, doktrinlerini açık açık yazmışlar ve yazdıklarını harfiyen tatbik etmişler: Alfred Mahan, Halford Mackinder, Nicholas Spykman, Zbigniew Brzezinski, Edward Luttwak, Samuel Huntington, Joseph Nye, David Peraeus, Henry Kissinger… Jeopolitiğin bu ünlü isimleri, İngilizlerin ve Amerikalıların dünyaya sürekli hükmetmesi için neler yapılması gerektiğini her ortamda açıkça ifade etmişler. Tabi bu tahakküme bir takım kılıflar uydurulmuş: Önce Hristiyanlık, sonra üstün(!) beyaz ırk ve nihayet serbest ticaretle demokrasi adına verilen bir mücadele gibi gösterilmiş. Yani sınır tanımayan Anglo-Saxon şiddetine, ideolojik meşruiyet zeminleri ihdas edilmiş. Ama değişen ideolojilere ve teknolojinin ilerlemesine rağmen 150 yıldır değişmeyen jeopolitik sabitler var. 21 harita ve 11 makaleden oluşan bu kitap, Anglo-Saxon hakimiyetini mümkün kılan şartları ve Avrasya’nın kurtuluş yollarını sorguluyor. Coğrafî engellerden ekomik savaş araçlarına ve psikolojik harbe kadar… Kitabı buradan indirebilirsiniz.

Trackback URL

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin