Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Dikkat Kitap: Fikir Kırıntıları-4 »

Dünyada gerçekten ekonomik kıymeti olan şey emek ve hammaddedir. Savaşlar, emeğin ve hammaddenin fiyatını ödemek istemeyen, üstelik kendine “uygar” diyenler tarafından çıkartılıyor. Mali, Gana ve Fildişi Sahilleri’nde köle çocuk çalıştıran Avrupa ve ABD firmaları, hem o ülkenin kakaosunu hem de çocukların emeğini çalmıyor mu?

Bolivya’nın lityumunu çalan “uygarlar” da hammadde peşinde. Zira çok iyi biliyorlar ki, arkasında altın, kakao veya lityum olmadan bastıkları euro ve dolarların hiçbir değeri yok. Alın teriyle sulanmamış ekranlardaki borsa endekslerinin yenmeyeceğini bizden çok daha iyi biliyorlar. Ama onlar eşkiyalığı tercih ettiler. Denizleri ve limanları işgâl edip, tüccar ve üreticiyi soymayı, çalışıp üretmekten üstün tuttular.

İslâm coğrafyasında sürüp giden petrol savaşları deniz yollarından ayrı düşünülebilir mi? Sudan petrolünü Çin’e taşıyan yol Yemen ve Malaka boğazından geçiyor. İran ve Arap petrolünü Avrupa’ya taşıyan yol ise Mısır’daki Süveyş kanalından. Akdenizi’in Atlantik kapısı olan Cebelitarık ve Pasifik’i Altantik’e bağlayan Panama da aynı “uygarların” kontrolünde. Bütün deniz yollarını kontrol eden bu ülkeler hem Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde veto hakkına sahipler hem de dünyadaki silahların %90’ını üretip satıyorlar. Ve aynı ülkeler sürekli dünya barışı ve özgürlük için çalıştıklarını söylüyorlar … Yersen!

Kendisini dünyanın mâliki gibi gören “uygarlığın” önüne çıkan liderler öldürülüyor, ülkeler işgal ediliyor, hükümetler darbe ile, halklar ise terörle “terbiye” ediliyor.

Evet… Bu konulara odaklanan Fikir Kırıntıları serisinin 4cü kitabını ilginize sunuyoruz. Konu başlıkları şöyle:

  1. Bazı çocuklar çikolatadan nefret eder!
  2. Lityum savaşları başladı!
  3. Savaşsızlık, barış değildir!
  4. Bilimsellik aklın emaresidir; bilimcilik ise akılsızlığın!
  5. Denizlere hâkim olanlar nasıl dünyaya hâkim oldular?
  6. Modern savaşlarda neden insan değersizleşiyor?
  7. Teröre karşı sıradan vatandaşların yapabilecekleri 3 şey

“Fikir Kırıntıları-4” adlı e-kitabı buradan indirebilirsiniz.

Şeker Portakalı / José Mauro De Vasconcelos »

Çocuk yüreği unutur ama affetmez.

 *     *     *

Onu düşünmekten kendimi alamıyorum, şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.

 *     *     *

Evet yapacağım bunu. Başladım bile. Öldürmek Buck Jones’un tabancasını alıp güm diye patlatmak değil. Hayır. Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek… Ve bir gün büsbütün ölecek.

Read the rest

Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç »

Batıda Ansiklopedi

Bir Türün Tarih Öncesi

 Dilimize Fransızcadan aktarılmış ansiklopedi… önce lisan iffetimizi korumağa çalışmışız: «Muhit-ü maarif», «daire- t-ül maarif» gibi kelimeler uydurulmuş. Ama teşebbüsler başarıya ulaşamayıp, bu isimler müşahhas örneklere bağlanamamış ve unutulup gitmiş. Ansiklopedi, Cumhuriyet döneminin iktibaslarından. Yunanca asli: «enkuklios paideia» yani bütün ilimleri kucaklayan eğitim. Yunanlılarla Romalılar, her okur yazar insanın, hayata atılmadan veya belli ‘bir konu üzerinde derinleşmeğe başlamadan önce sahip olması gereken umumi bilgilerin hepsine birden ansiklopedi demişler. Kelime, ne Antikite’de kitap başlığı olarak kullanılmış, ne Ortaçağda; XVI. yüzyılda, liberal sanatları içine alan pedagojik felsefi eserlerin adı. XVII. yüzyıldan bu yana, bugünkü anlamda kullanılmağa başlanmış: her çeşit bilgiyi kucaklayan eser.

Francis Bacon’a kadar çeşitli isimlerle nice ansiklopediler yayımlanmış: «speculum», «summa», «cyclopedia»… ama hiçbirinin çağdaş ansiklopediler tarihinde yeri yok. Çünkü felsefî bir görüşe dayanmazlar, tasnifleri temelsizdir. Kelimeyi İngilizcede ilk kullanan Thomas Eliot (1531), Fransızcada Rabelais (1532). Avrupa’da ilk gerçek ansiklopedi ise Francis Bacon’dan (1561-1626) sonra yayımlanabilmiştir. Neden? Çünkü ilimleri ilmî denebilecek bir sınıflamaya kavuşturan ilk filozof odur. Bacon’un tasnifi Almanya’da da, İngiltere’de de yankılar uyandırmış ama gerçek ifadesini Diderot ile D’Alembert’in şaheserinde, yani ünlü «Ansiklopedi»de bulmuş: XVIII. asır ansiklopedisi yahut sadece ansiklopedi.

 Zamanımız Ansiklopediden Ne Anlıyor?

  Batı kaynaklarına göre ansiklopedi «bilgilerin bütünü »… Müphem ve kaypak bir tarif. Hangi bilgilerin, nasıl bütünü? «İlimlerin prensip ve neticelerini, belli bir metoda veya alfabe sırasına göre sergileyen eser». İlimler içinde dinler de felsefeler de yer almaz mı? İlimlerin prensip ve sonuçlan çağdan çağa, ülkeden ülkeye değişmez mi?

Read the rest

Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi »

“Allahü teâlâya hamd eder, O’nun var ve bir olduğuna, herşeyi yaratan, terbiye eden, yetiştiren, her iyiliği yaptıran, gönderen bir Rab olduğuna şehâdet ederim. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed aleyhisselâm O’nun kulu ve seçilmiş peygamberidir. O’nu insanlara ve cinlere korkutucu ve müjdeleyici olarak gönderdi. O’nu kendine da’vet edici kıldı. Muhammed aleyhisselâma salât ve selâm eder, O’nun tertemiz Ehl-i beytine, seçilmiş Eshâbına duâlar ederim.

İdarecilerde bulunması gereken iyi hasletler: Mu’âviye ( radıyallahü anh ), Sa’saa bin Sühan’a: “Ömer bin Hattâb’ın ( radıyallahü anh ) vasıflarını söyler misin?” diye sorunca, o da: “Hazreti Ömer, idâresi altında olanların hâllerini yakından bilirdi. Adâlet ile iş görürdü. Kibirli değildi, özür dileyenin özrünü kabûl ederdi. Ayıplarını örter idi. Her bakımdan emîn idi. Doğruyu, hakkı ortaya çıkarmak için çalışırdı. Hangi durumda olursa olsun, kuvvetli karşısında zayıfı korur, himâye ederdi” dedi.

Âlimler buyurdu ki: “İyilik, sevgi kazandırır. Kötülük, düşmanlığa sebeb olur. Münâkaşa etmek, düşman kazandırır. Uymak, itaat etmek, dostluk meydana getirir. Doğruluk, i’timâd kazandırır. Emânete riâyet, kalb huzûru meydana getirir. Adâletli olmak, kalbleri toparlar ve sevgi doldurur. Zulüm, parçalanmaya, bölünmeye götürür. Güzel ahlâk, muhabbete, kötü ahlâk, insanların uzaklaşmasına sebeb olur. İyilik ve cömertlik, dostluğa, cimrilik, yalnızlığa götürür. Kibirlilik, hiddet, tevâzu yükseklik kazandırır. Cömert olmakla kişi övülür, medhedilir. Cimrilik, kötülenmeye götürür. Gevşeklik, zayi olmaya, ciddiyet, işlerin düzenli yürümesine götürür. Aldanmak ve gaflet, pişmanlık sebebidir. Sağlam tedbir almak, ele geçen ni’metin devamına sebebtir. Acele etmeksizin istenen şeyler, kolay ele geçer. Konuşmayıp susmakla, heybet husule gelir. Faydalı olmayanı terk ile, fazilet kazanılır. Read the rest

Nisan ayında en çok okunan kitaplar »

Geçen ay e-kütüphanemizden 34.003 kitap okundu. Sanat tarihi, edebiyat, tarih ve felsefe kitapları, her zamanki gibi ilk sırayı aldı. PDF formatında 77 e-kitabın ücretsiz sunulduğu sayfada toplam okumanın %62’sini oluşturan ilk 20 kitabın sıralaması şöyle:

  1. Derin İnsan
  2. Zaman Nedir?
  3. Sen insansın, homo-economicus değilsin!
  4. Rönesans’ın Kara Kitabı
  5. Senin tanrın çok mu yüksekte?
  6. Edward Hopper’ı okumak
  7. Kitap Tanıtan Kitap 5
  8. Bir pozitivizm eleştirisi
  9. Derin Lügat 6.0
  10.  Kürtlerin Tarihi Üzerine
  11. Fikir Kırıntıları-3
  12. Kitap Tanıtan Kitap 2
  13. Kitap Tanıtan Kitap 3
  14. Kitap Tanıtan Kitap 6
  15. Fikir Kırıntıları – 1
  16. Kitap Tanıtan Kitap 1
  17. Fikir Kırıntıları – 2
  18. Fethullah Gülen’i iyi bilirdik
  19. Derin Medeniyet
  20. Kaybedenler Klübü: Anti-demokratik bir muhalefetin kısa tarihi

…Yeni yazarlar ve kitaplarla tanışmak için…

Kitap tanıtan kitap 7

kitap-tanitan-kitap-7 - kucuk Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirinKitap tanıtan kitapların 7cisine damgasını vuran düşünür Susan Sontag oldu. 1977’de yayınladığı “Fotoğraf Üzerine” isimli cesur kitaptan bahseden 4 makale ile başlıyoruz. Mehmet Özbey’in kaleminden eskimeyen bir kitabı ziyaret edeceğiz sonra: Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel Garcia Marquez) Değerli yazarlarımızdan Mehmet Salih Demir ve Mustafacan Özdemir tek bir kitaba ve tek bir yazara odaklı kitap sohbetlerinden farklı makaleler hazırladılar. Bunlar kavram ve/veya olaylara odaklı, birden fazla kitaptan ve müelliften istifade eden çalışmalar: Terör, vicdan, modernleşme, bilim felsefesi (Kuhn, Heidegger, Derrida, Gadamer, Dilthey, Mach, Baudrillard, Toulmin) … Suzan Nur Başarslan’ın yazdığı Türk romanının tarihçesi ve Seksenli Yıllarda Türk Romanı Ve Post Modern Eğilimler de bu kategoriye dahil edilebilir. Bunların  yanısıra yazar kadar hatta bazen daha fazla ünlenmiş kitaplara adanmış makaleleri de yine bu sayıda bulacaksınız: Zeytindağı (Falih Rıfkı Atay), Hayy Bin Yakzan (İbn-i Tufeyl), Körleşme (Elias Canetti), Taşrada Düğün Hazırlıkları (Franz Kafka). Kitap tanıtan Kitap 7’nin daha önceki sayılardan bir diğer farkı da Georg Simmel’e adanmış iki makale içermesi. Karl Marx ve Max Weber arasındaki kayıp halka olarak nitelenen Simmel’in “Büyük şehir ve zihinsel yaşam” (Die Großstädte und das Geistesleben, 1903) isimli özgün çalışmasından bahsettiğimiz makaleler kitabın sonunda. Buradan indirebilirsiniz.

Önceki kitap sohbetleri:

Siyasetname / Nizamü’l-Mülk »

İslâm Hükümdarlarının Düşmanı Olan Sapkın Dinli ve Haricilerin Teşhirine Dairdir

Cümle âlem şu kulun devlete ne kadar sadık olduğunu, Selçuklulara ne kadar muhabbet beslediğini, bilhassa çocukları, hanedanı ve âli devletlerinden kem gözlerin uzak olası cihan hükümdarına (Allah mülkünü ebedi kılsın) karşı teveccühlerini bilmeleri için, bendelerinde birkaç faslı Haricilerin isyanı ve ortaya çıkışlarına ayırma arzusu peyda oldu.

Âdem-i safî aleyhissalatu vesselamdan bu yan her asır ve çağda dünyanın her yöresinde Hariciler olagelmiştir. Hükümdarlar ve peygamberlere onlardan daha uğursuz, daha habis, daha sapık bir güruh musallat olmamıştı: Karanlık mahfillerde memleketin yıkımı için çirkin şeyler tasarlayarak din ve devletin yıkılması için gayret ederler. Allah yazdıysa bozsun, bu muazzam devlete göklerden bir bela çatacak olsa bu köpekler inlerinden çıkıp isyan etmek, Şiîlik davası gütmek için kulaklarını fitneye, gözlerini orduya dikmişlerdir. Bunların kahir çoğunluğu Râfızîlerden ve Hurremedin taraftarlarından güç ve destek alarak ellerinden gelen şer, fesat, katliam, sapıklığı artlarına koymazlar. Bunlar sözde Müslüman, özde kâfirdirler. İçleriyle dış görünüşleri, hâlleriyle kâlleri birbirine taban tabana zıt olan bu tayfadan Muhammed Mustafa aleyhisselamın dinine daha beter düşman yoktur.

Keza Şiî olduğu halde devletin üst düzeyindeki makam ve mevkileri işgal etmiş bulunan ve sultanımızın dergâhında Şiîlerin işlerini görüp onlara destek veren ve davet eden birtakım kişiler vardır. Cihanın efendisini var güçleriyle Beni Abbas saltanatını yıkmak için ikna etmeye gayret etmektedirler. Öte yandan bendeniz birtakım şeyleri faş etmeye kalksa yer yerinden oynar! Read the rest

Mrs. Dalloway / Virginia Woolf »

  • İnsanın hayatının yarısı uydurmakla geçer, kendini uydurur, kızı uydurur, zararsız bir eğlencenin ötesine geçen bir şeyler yaratır. İşin tuhafı, bunu kimseyle paylaşamaz.
  • Biz batmakta olan bir gemiye zincirlenmiş lanetli bir ırkız. Madem ki bütün bunlar kötü bir şaka; hiç olmazsa bize düşeni yapalım; hapishane arkadaşlarımızın acılarını azaltalım; zindanı çiçeklerle ve yastıklarla donatalım; olabildiğince iyi davranalım.
  • Ama bu tür şeyler herkesin başına gelir. Herkesin savaşta ölen arkadaşı var. Herkes evlendiğinde bir şeylerden vazgeçer.
  • Sürüler halinde ava çıkarlar. Çölü tarar, haykırarak dalarlar bozkıra. Düşenlere dönüp bakmazlar bile. Yüzlerinde alçıdan maskeler vardır.
  • Onun gövdesine değil ruhuna söz geçirmek istiyordu. Egemenliğini öyle kurabilirdi ancak.

Read the rest

Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة »

Ne değildir?

  • Objektif/nesnel gerçeklerin kamuoyunu şekillendirmede duygular ve inançlara göre daha az etkili olması durumu değil.
  • Gerçeklerin, doğruların ve olguların önemini yitirmesi değil.

Nedir?

Yalan tekelini kaybeden siyasetçilerin ve gazetecilerin, kaleyi geri alma gayreti.

Neden şimdi?

Yalanın siyasî amaçla kullanılması, insanlık kadar eski. Çarpıcı bir örnek? 2ci dünya savaşı öncesinde Almanya’nın Polonya’yı işgal etmekte “haklı” bir nedeni olduğunu göstermek için Polonyalı üniforması giymiş Alman askerlerince Gleiwitz Radyo İstasyonu’na yapılan düzmece saldırı! Tabi Nixon’un istifasıyla sonuçlanan Watergate skandalı (1972) veya Photoshop ile üretilen sahte delillerle çıkarılan ilk savaş, ABD’nin “özgürleştirme” dediği Irak işgalinde ölen milyonlarca insan! Türkiye’ye gelince… 6-7 eylül olaylarını tetikleyen yalan haberleri, CHP’nin yalan makinesi Cumhuriyet gazetesinin Dersim, İstiklâl mahkemeleri, “irtica” haberlerini ve manşetle hükümet düşürmeye alışık gazete patronlarını unutmayalım. Ama büyük medya kuruluşları, siyasî yalanlar sanki sosyal medya ile başlamış gibi bir algı oluşturuyor. Neden?

Eskiden gazeteciler herkesi eleştirir, nadiren birbirlerine sataşırdı. Oysa şimdi halk, sosyal medyada siyasetçiler kadar gazetecileri de eleştiriyor. Gençler yalan haberleri yakalıyor; telefonla fotoğraf çekip kötü niyetli veya aptalca yapılmış yorumları, yazanların suratlarına çarpıyor. Eskiden gazeteciler, en azından “eskiler” saygı duyulan, bilge zannedilen kişilerdi. Oysa şimdi halkın içinde çok daha zeki, bilgili, daha fazla okuyan, daha iyi düşünen insanlar olduğunu gördük. Eskiden medya, fildişi kulesinden siyaseti ve halkı etkilerdi. Şimdi siyasetçi anında tepki veriyor, medyayı by-pass edip halkla konuşuyor. Bu yetmiyormuş gibi, halkın içinden sivrilen insanlar medyayı ve siyaseti etkiliyor. Kısacası, gazeteciler eğer adam yerine konmak istiyorlarsa eskisinden çok daha iyi çalışmak zorundalar.

Ana akım medya, yalana karşı değildir; sadece rekabeti sevmez!

Bir devlet, borçlarını ödemek için para basarsa halkı soymuş olur. Çünkü para, sadece bollaşmakla kalmaz; değeri azalır. İnsanlar, aynı parayla eskisi kadar ekmek/ altın/ tarla alamaz. Eğer insanlar para basarsa yine enflasyon olur ama bu defa halk, devleti fakirleştirir. Yani para basma, evet, ahlâksızlıktır. Ama devlet, tekeli elinde tuttuğu sürece bunu konuşmaz. Yani enflasyonist devlet, hırsızlığa karşı değildir, sadece rekabeti sevmez! Bu bağlamda, medyanın yalan tekeli, devletin para basma tekeline çok benziyor. Ana akım medyanın, sosyal medyaya yönelik eleştirilere baktığımızda yalandan rahatsız olduklarını görmüyoruz. “Siz yalan söylemeyin, biz söyleyelim” diyorlar: Read the rest

Erdoğan’ı öldürmek isteyenler ABD’de 4 başkan öldürdü »

Hükümeti devirmek isteyen birileri mi var?

Hükümeti_devirmek_kapak Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin4 Türk bankası çalışanlarını sömürmek, tüketiciyi kandırmak ve haksız rekabetten dolayı çok ağır cezalar yediler. Hemen ardından Türkiye tarihin en büyük anti-kapitalist ayaklanmasını yaşadık. Göstericiler “Sosyalist Türkiye” ve “yaşasın devrim” sloganları atarak orak-çekiçli pankartlar, Deniz Gezmiş posterleri taşıdılar. Tuhaf olan ise bazı bankaların ve holdinglerin bu ayaklanmaya destek olmasıydı. Anti-kapitalist göstericiler 20 gün boyunca İstanbul’un en lüks otellerinden birinde bedava kaldılar. Tuhaflıklar bununla da bitmedi. CNN, BBC, Reuters ve daha bir çok medya kuruluşu bir kaç sene önce, üstelik yabancı ülkelerde çekilmiş yaralı ve ölülerin  fotoğraflarını “Türkiye” diyerek servis etti. Tayyip Erdoğan’a destek için toplanan AKP’lilerin fotoğrafı CNN tarafından kazayla(?) “Ayaklanmış Protestocular” olarak yayınlandı.

Dünyada da tuhaf şeyler oldu:

  • Türkiye ile neredeyse aynı anda Brezilya’da bir halk(?) ayaklanması başladı.
  • Georges Soros’a ait ekonomi gazeteleri Çin ekonomisi hakkında aşırı kötümser haberler yaydılar.

“Kazalar” bu kadar çoğalınca insanlar ister istemez bazı şeyleri sorguluyor:

  • Türk bankaları neden sermaye düşmanı, anti-kapitalist bir ayaklanmaya destek oldu?
  • Acaba 2008 krizinden sonra kan kaybeden ABD ve Avrupa kaçan sermayeyi geri  çekmeye mi çalışıyor?
  • Brezilya, Çin ve Türkiye Avrupa ve ABD’deki yatırımları çekmenin cezasını mı ödüyor?

Elinizdeki kitap bu sorulara ve darbe iddialarına cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.

Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin

Banka Ordudan Tehlikelidir!

(Son güncelleme: İkinci sürüm, 27 Ekim 2013)

Bankacılarına söz geçiremeyen batı ülkeleri tıpkı 1980′lerde ordusuna söz geçiremeyen Türkiye’nin durumuna düştüler. Zira bize yansıtılanın aksine, 2008’de Amerikan emlâk sektöründen başlayan kriz öngörülemez bir felaket değildi. Yapılan düpedüz bir piyasa darbesi idi aslında. Tasarlanmış, planlanmış, yürürlüğe konmuş bir operasyon. Bu operasyonu yöneten insanlar daha 1980’lerde Batı adaletinin üzerine çıkmışlardı. Krizi frenleyecek yasal engelleri bir bir kaldırdılar, krizin küreselleşmesini sağlayacak mekanizmaları yine onlar kurdular. Elinizdeki 60 sayfalık bu e-kitap Batı’da demokrasinin gerileme sürecini sorguluyor: Demokrasinin zayıf noktaları nelerdir? Bankalar nasıl oldu da halkın iradesini ayaklar altına alabildiler? “Hukuk devleti” diyerek örnek aldığımız demokratik ülkeler neden bu Piyasa Darbesi‘ne engel olamadılar? Askerî darbelerden yakasını kurtaran Türkiye’de hükümet Piyasa Darbesi ile devrilebilir mi?  Buradan indirebilirsiniz.

Liberalizm Demokrasiyi Susturunca

Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirinHalkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008’de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar. Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99’un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? Okuyacağınız kitap demokrasi ile liberalizmin savaşı üzerinedir. Buradan indirebilirsiniz.

kapak_kitap_capulcular Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirinÇapulcular” ne istiyor?

Genel seçimler yaklaşırken başladı Taksim Gezi Parkı olayları. İnsanlar öldü, yaralananlar, tutuklananlar oldu. Taksim’deki sanat galerileri bile yağmalandı. Maddî zarar büyük: Yakılan otobüsler, özel araçlar, iş yerleri. Ancak hâlâ isyancıların ne istediğini bilmiyoruz. Taksim Dayanışma Grubu’ndan çelişkili açıklamalar geliyor. Polisi ya da göstericileri suçlamadan önce şunu bilmek gerekiyor: “Çapulcular” ne istiyor? Daha fazla demokrasi? Sosyalizm? Devrim? Darbe? Elinizdeki e-kitap bu sorulara cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.

Ulysses / James Joyce »

Öyle günahlar yahut dünyanın onlara verdiği isimle “kötü hatıralar” vardır ki insan onları ruhunun en karanlık köşelerinde saklar, onlar da orada yerleşip beklerler. Bazen bu insanın hafızası körelir, öyle şeyler hiç olmamış gibi davranır veya onların mevcudiyetini reddeder veya en azından kendisini onların o şekilde olmadığına inandırır. Ama tesadüfi bir kelime onları ansızın depreştiriverir ve en olmadık şerait altında, meselâ zevkle tef ile harp dinlerken veya bir akşam vaktinin serin kristal asudeliğinde veya bir ziyafette, geceleyin, artık şarapla meşbu bir vaziyetteyken bir hayal veya bir rüya şeklinde onun karşısına dikiliverirler. O hayal onun üzerine feveran ederek, onu tahkir edercesine değil, intikam alıp onu insanlardan uzaklaştırmak için değil de, mazinin perişan kisvesiyle kefenlenmiş olarak sakin,uzak, sitemkârane bir şekilde gelir.

Read the rest