Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Dersimiz Cinayet / Agatha Christie »

  • Dostum, iki insan ender olarak aynı şeyi görürler.
  • Bütün delillerin minin olması gerektiği düşüncesi, sadece romantik bir safsatadır.
  • Poirot, burnuma para kokusu geliyor. Başarılı olursak, ufak bir servet yaparız./ Bundan pek emin olma, dostum. Zenginlerden para almak hiç kolay değildir. Ben bir milyonerin düşürdüğü peniyi bulmak için tramvaydaki bütün yolcuları ayağa kaldırdığını gözlerimle gördüm. Read the rest

Agapi / Sarah Jio »

  • Gelinlik mağazaları yapay mutluluklarla dolu. Tabii ki mutlu gelinlerin geldiği de oluyor. Ama genelde onlar gelinliğe veya nedime elbiselerine pek önem vermezler. Onlar sevdikleri kişiyle evlendikleri için mutludurlar.
  • Düğünlerden ve özel organizasyonlardan çiçekler toplayan ve bunları hastanedeki neşeye muhtaç hastalara getiren bir gönüllü ekibimiz vardı.Hayatla ilgili anlamadığım birçok şey var ama yıllar boyu tek bir şeyi öğrendim: Çiçeklerin insanların ruhuna ulaşma konusundaki gücünü asla hafife almayın.
  • Evet, çünkü biz filmlerdeki gibi aşklar istiyoruz. Hepimiz. Ama öyle bişey yok. Olsa bile sonsuza dek sürmüyor.
  • Karın mutlu olursa, hayatın da mutlu geçer.
  • Beynimizin yaptığımız seçimleri sorgulamamıza sebep olan bir yolu vardır. Ama gerçeği bilen kalbimizdir. Kalbimiz her zaman haklıdır.
  • Gerçek bir arkadaş, tek bir sözcüğünüzden bile ruhsal durumunuzu anlayabilirdi.
  • Sanırım bulutlar biz ne görmek istiyorsak onu gösteriyorlar.
  • “Bu aşk işleri çok büyük risk” dedim.”Seviyorsun ve umut ediyorsun ama garantisi yok. Kalenizi kalplerinizle birlikde kuruyosunuz. Bir anda hepsi yıkılabilir.
  • Çiçeklerin insanlarda duygu uyandırma gibi özellikleri vardır.

Read the rest

Martin Eden / Jack London »

  • Aklın aşkla hiçbir ilgisi yoktu. Sevdiği kadının doğru ya da yanlış akıl yürütmesi hiç fark etmiyordu. Aşk aklın üzerindeydi.
  • Mektup okuyan arkadaşına bakarken masanın üstündeki kitapları gördü. Açlıktan ölen bir adamın gözleri, yiyecek gördüğünde nasıl arzuyla dolarsa, öyle bir arzu belirdi gözlerinde.
  • Bilginin uçsuz bucaksız ülkesinde artık evine dönemeyecek kadar yol almıştı.
  • Ne söylediğinizi, biraz da nasıl söylediğiniz belirler.
  • Bir kadının yüzüne bakıp sarhoş olacağımı hiç sanmazdım.
  • Yaşama sevgi beslemeyen varlık, yok olma yoluna girmiş demektir.
  • Bu acı ölüm değildi, sersemlemiş bilincinde bocalayarak dolaşan düşünceydi. Ölüm acı vermezdi. Hayattı, hayatın sancısıydı bu feci, bu insanı yasa boğan his.

… Yeni yazar ve kitaplarla tanışmak için …

Kitap tanıtan kitap 7

kitap-tanitan-kitap-7 - kucuk Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirinKitap tanıtan kitapların 7cisine damgasını vuran düşünür Susan Sontag oldu. 1977’de yayınladığı “Fotoğraf Üzerine” isimli cesur kitaptan bahseden 4 makale ile başlıyoruz. Mehmet Özbey’in kaleminden eskimeyen bir kitabı ziyaret edeceğiz sonra: Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel Garcia Marquez) Değerli yazarlarımızdan Mehmet Salih Demir ve Mustafacan Özdemir tek bir kitaba ve tek bir yazara odaklı kitap sohbetlerinden farklı makaleler hazırladılar. Bunlar kavram ve/veya olaylara odaklı, birden fazla kitaptan ve müelliften istifade eden çalışmalar: Terör, vicdan, modernleşme, bilim felsefesi (Kuhn, Heidegger, Derrida, Gadamer, Dilthey, Mach, Baudrillard, Toulmin) … Suzan Nur Başarslan’ın yazdığı Türk romanının tarihçesi ve Seksenli Yıllarda Türk Romanı Ve Post Modern Eğilimler de bu kategoriye dahil edilebilir. Bunların  yanısıra yazar kadar hatta bazen daha fazla ünlenmiş kitaplara adanmış makaleleri de yine bu sayıda bulacaksınız: Zeytindağı (Falih Rıfkı Atay), Hayy Bin Yakzan (İbn-i Tufeyl), Körleşme (Elias Canetti), Taşrada Düğün Hazırlıkları (Franz Kafka). Kitap tanıtan Kitap 7’nin daha önceki sayılardan bir diğer farkı da Georg Simmel’e adanmış iki makale içermesi. Karl Marx ve Max Weber arasındaki kayıp halka olarak nitelenen Simmel’in “Büyük şehir ve zihinsel yaşam” (Die Großstädte und das Geistesleben, 1903) isimli özgün çalışmasından bahsettiğimiz makaleler kitabın sonunda. Buradan indirebilirsiniz.

Önceki kitap sohbetleri:

Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck »

  • İnsan olmak kolay değildir, hele ki insanca yaşanabilecek bir toplum düzeni yoksa!
  • İnsanın iyi olması için zeki olması gerekmez. Ben hep tersi olduğunu düşünürüm. Zehir gibi zeki adamlar her zaman iyi insan olmayabilir.
  • İnsanın birine ihtiyacı vardır, birine yakın olmak ister. Kimsesi yoksa delirir insan. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında biri olsun. İnanın bana, insan fazla yalnız kaldımı, hastalanır. […] Gece burada tek başına bir adam düşün, işte ya kitap okuyor ya da bir şeyler düşünüp öylece oturuyor. Bazen düşüncelerini birine söylemek ister doğru mu yanlış mı diye ama kimsesi yoktur işte. Bir şey görünce bile onu gördüğünden tam emin olamaz gösterecek kimsesi olmadığından.

Read the rest

Büyüme / Growth / Croissance / نمو »

Ne değildir?

Zenginliğin ve refahın artması değil.

Nedir?

  • Serbestçe para basabilen bankaların, mal/emek üreterek para kazanmak zorunda olanları soyması,
  • Soyulan aktörlerin doğayı daha fazla kirleterek ve işçileri daha fazla sömürerek eski seviyeyi bulmaya çalışması neticesinde GSMH denen göstergenin şişmesi,
  • Nihayet, paranın aksine gerçekten ekonomik değeri olan hammadde, mamul mal ve hizmetlerin para basanlar tarafından satın alınması yani çalınması.

Nasıl çalışır?

  • Altın para veya altına denk kayıtlı para yerine psikolojik paranın kullanıldığı bugünkü dünya ekonomisinde, “güçlü” algılanan $ ve € gibi para birimleri var. FED ve Avrupa Merkez Bankası, bazen açık bazen de “Quantitative Easing” gibi kamuflajlı yollarla karşılıksız para basar.
  • Halihazırda $ ve €, rezerv para olduklarından elinde trilyonlar biriktirmiş olan ihracat şampiyonları (Almanya, Çin, Japonya, Fransa,…) bunların değer kaybetmesini istemez.
  • Meksika, Venezüella, Brezilya, Çin, Güney Afrika, Türkiye gibi dinamik ekonomilerin ürettiği zenginliğin $ ve €’ya transferi için psikolojik baskı yapılır: Ekonomi medyası, IMF, Dünya Bankası, kredi derecelendirme kuruluşları bu ülkeler hakkında sürekli karamsar raporlar yayınlar. $ ve € bölgesi ise olduğundan güçlü ve güvenli gösterilir.
  • Eğer dinamik ekonomiler, $ ve € yerine enerji ve yol gibi altyapı yatırımlarına yönelirse, bu ülkelerin yerel para birimlerine spekülatif saldırı yapılır. Koalisyon hükümeti varsa meclis, yoksa anayasa mahkemesi kanalıyla siyaset kilitlenir. (Bkz. Türkiye, Venezüella, Güney Afrika) Bu yolla ülke kaosa itilir; altyapı durdurulur; sermaye Kuzey Atlantik bölgesine kovalanır.

Read the rest

Hatırat / Joseph Goebbels »


  • Propagandanın görevi akıllı olmak değil, başarıya götürmektir.
  • Basını, hükümetin kullanabildiği dev bir klavye olarak düşünün.
  • Nasyonal sosyalizm bir dindir. Bir gün, yakında, nasyonal sosyalizm tüm Almanların dini olacaktır.
  • Yalan atın, mutlaka inanan çıkacaktır.
  • En parlak propaganda tekniği, tek bir temel prensip akılda sabit olarak tutulmadıkça başarıya ulaşmayacaktır: Kendini birkaç nokta ile sınırlamalı ve bunları defalarca tekrar etmelidir.
  • Başarı önemli bir şeydir. Propaganda ortalama zekalıların konusu değildir, daha çok uygulayıcılarının konusudur. Sevimli veya teorik olarak doğru olması beklenmez. Harika, estetik olarak şık ya da kadınları ağlatan konuşmalar yapmayı önemsemem. Politik konuşmanın amacı, insanları düşündüğümüzün doğru olduğuna ikna etmektir. Taşrada Berlin’den başka konuşurum ve Bayreuth’ta konuştuğumda, Pharus Hall’da söylediğimden farklı şeyler söylerim. Bu pratik meselesidir, teori değil. Birkaç saman kafalının hareketi olmak istemeyiz, fakat daha çok, geniş kitleleri fetheden bir hareket olmak isteriz. Propaganda popüler olmalıdır, entelektüel olarak hoşa giden değil. Entelektüel gerçeği ortaya çıkarmak propagandanın görevi değildir.

Read the rest

Kötülük Üzerine Bir Deneme / Terry Eagleton »

“… Tıpkı kaza eseri Portekizce öğrenemeyeceğiniz gibi kendinizi kaza eseri cehennemde bulamazsınız. Burada
söz konusu olan teolojik nokta şudur: Tanrı kimseyi cehenneme yollamaz. Tanrı’nın inayetini reddederek, eğer böyle bir geri çevirme anlaşılabilirse, sen kendin gidersin oraya. Bu insan özgürlüğünün nihai, korkunç sonucudur. Ona karşı durduğumuz için Tanrı’yı suçlayamayız. […] Her yaşta suçiçeği geçirebileceğiniz gibi bu tür bir kötülüğe her yaşta sahip olabilirsiniz. Pinkie insanları öldürdüğü için kötü değildir; işi insanları öldürmektedir çünkü kötüdür. Muhtemelen kötü bir insan olarak doğmuştur; ama biz aksini iddia etsek de, bu durum yazan için Pinkie’nin iğrençliğini değiştirmemektedir. Roman cahillik, masumiyet ve yaşanmışlık fikirleriyle oynamaktadır ve Pinkie ilk kategoriye uygun düşmektedir. Pinkie’nin, insan ilişkilerine bir Marslı kadar anlamaz gözlerle bakmasına yol açan “korkunç bir cahillik”i ve “tatsız bir bekaret”i vardır. Bu dünyada bir nefes bile almamışların değersiz saflığı vardır onda. Bir eleştirmenin söylediği gibi, onda çarpıcı olan “kendi yaşantısına dahil olamamasıdır”. İnsan yakınlığını

Read the rest

Elveda Proletarya / André Gorz »

Marx’a göre, kapitalizm şu iki kurala yanıt verir: Onun üretici güçleri, gelişerek, doğal dünyayla gizemleri yerine, otomatik fabrikanın, çevresinin ve fabrikadan çıkmış zenginliklerinin teknikleşmiş evrenini ortaya çıkarır; bu sınai evren de, kendi yönünden, bir sınıf ortaya çıkarır. Bu sınıfın üyeleri, kendi özel çıkarları için ve özel araçlarıyla çalışmazlar, tersine tüm özel kişiselliklerden kurtulmuşlardır, birbirleriyle yer değiştirebilirler ve hemen toplu etkiler yaratabilecek bir yetenekler ve teknik olanaklar bütününü kullanırlar. Proletarya böyledir. İnsanın ve dünyanın öz-üretimi olarak emek, kendi kendine erişme ve bir insan evrenselinin saltanatını kurmanın tarihsel şansına ilk kez onunla sahiptir. Kayda değer olan şey bu kuramın deneysel bir gözlemden değil de, Hegelciliğine karşı tepki olarak yürütülmüş, emeğin özü üzerine bir düşünceden yola çıkmış olmasıdır. Genç Marx’a göre, kuramını doğrulayan, devrimci bir proletaryanın varlığı değildir; tersine, devrimci proletaryanın ortaya çıkacağını önceden söyleyen ve bunun gerekliliğini ortaya koyan, kuramıdır. Öncelik felsefeye aitti. Felsefe, şeylerin akışına oranla önceden davranıyor, Tarih’in anlamının, proletarya yoluyla tüm toplumu kurtaracak güce sahip tek evrensel sınıfı ortaya çıkarma olduğunu saptıyordu. Read the rest

Kabz / Grasp / Prise / قبض »

Ne değildir?

Sıkmak, daraltmak değil.

Nedir?

Büyük, geniş, önemli olan bir şeyi küçük, dar bir alana sığdırmak.

Nasıl?

Sonradan bast haline geçecek, bilfiil olarak görünecek olan güzellik, evvelâ kabz hâlinde, bilkuvve görünür, bilinir yahut hissedilir. Meselâ kartal yumurtasında, güçlü bir görüş ve muazzam uçma kabiliyeti kabz edilmiştir. Tavuk yumurtasından irice olan yumurtadan çıkan yavru da yetişkin kartala nispetle pek acizdir. Ama kartallık vasıfları tam tekâmül ettiğinde 130 km/h hıza çıkabilen, dalış anında 320 km/h yapabilen muhteşem bir hayvan olur. (Bkz. Derin Lügat: Mükemmel / kusursuz / كميل / parfait / perfect / έντελέχεια)

Varlıklar, tabiatlarına göre önceden takdir edilmiş bir kemâlata doğru seyir halindedirler. Bilkuvve halde bulunan ilim, güzellik, kudret gibi vasıflar bu mükemmelleşme sırasında ortaya çıkar. Bir zeytin çekirdeği, bütün bir zeytin ağacının bilgisini genlerinde taşır. Hatta ağaç olduktan sonra vereceği zeytinlerin nasıl yeni ağaçlara dönüşeceği bilgisini de taşır ve bu böyle sonsuza kadar gider.

Beşerî hayatta kabz

İnsanlar da bu mefhumu hayata tatbik ederler: Tabanca veya kılıcın kabzası küçüktür ama çok uzakta etkisi olabilecek bir silaha hâkim olmayı sağlar. Ticarette kesilen ufacık, el büyüklüğünde bir makbuz, milyonlarca lirayı “tutar” yani kabz eder.

 

Derin Lügat güncellendi. Sürüm 6.0 yayında.

Derin Lügat güncellendi. Sürüm 6.0 yayında.

  • Yeni sürümlere dair not: Eski sürümleri indirip okumuş olanların işini kolaylaştırmak için kelimelerin sırasını değiştirmiyoruz. Yani her yeni sürümde okumaya kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.
  • 6cı sürüme eklenen yeni terimler: Demokrasi, Muhafazakârlık, Kuvvetler ayrılığı, İnovasyon, İlerleme, Erken – Geç.

İnsanlık neredeyse 4 asırdır “ilerleme” adını verdiği müthiş bir gerileme içinde. Tarihteki en kanlı savaşlar, sömürüler, soykırımlar, toplama kampları, atom bombaları, kimyasal ve biyolojik silahlar hep Batı’nın “ilerlemesiyle” yayıldı dünyaya. En korkunç barbarlıkları yapanlar hep “uygar” ülkeler.  Her şeyin fiyatını bilen ama hiçbir şeyin değerini bilmeyen bu insanlar nereden çıktı? Yoksa kelimelerimizi mi kaybettik?

Aydınlanma ile büyük bir karanlığa gömüldü Avrupa. Vatikan’ın yobazlığından kaçarken pozitivist dogmaların bataklığında kayboldu. “Yeniden doğuş” (Rönesans) hareketi sanatın ölüm fermanı oldu: Zira optik, matematik, anatomi kuralları dayatıldı sanat dünyasına. Sanat bilimselleşti, objektif ve totaliter bir kisveye büründü. (Bkz. Rönesans’ın Kara Kitabı)

Kimse parçalamadı dünyayı “Birleşmiş” Milletler kadar. Güvenliğimiz için en büyük tehdit her barış projesine veto koyan BM “Güvenlik” Konseyi değil mi? Daimi üyesi olan 5 ülke dünyadaki silahların neredeyse tamamını üretip satıyor. “Evrensel” insan hakları bildirisi değil güneş sisteminde, sadece ABD’deki zencilerin haklarını bile korumaktan aciz. Bu kavram karmaşası içinde Aşk kelimesi cinsel münasebetle eş anlamlı oldu: ing. To make love, fr. Faire l’amour… Önce Batı, sonra bütün insanlık akıl (reason) ile zekânın (intelligence) da aynı şey olduğunu sanmışlar. Oysa akıl iyi-kötü veya güzel-çirkin gibi ayrımı yaparken zekâ problem çözer; bir faydayı elde etmek ya da bir tehditten kurtulmak için kullanılır. Bir saniyede 100.000 insanı ve sayısız ağacı, böceği, kediyi, köpeği oldürecek olan atom bombasını yapmak zekâ ister ama onu Hiroşima üzerine atmamak için akıl gerekir.

İster Batı’yı suçlayalım, ister kendimizi, kelimelerle ilgili bir sorunumuz var: İşaret etmeleri gereken mânâların tam tersini gösterdikleri müddetçe sağlıklı düşünmeye engel oluyorlar. Çözüm ürettiğimizi sandığımız yerlerde yeni sorunlara sebep oluyoruz. Dünyayı düzeltmeye başlamak için en uygun yer lisanımız değil mi? Kayıp kelimelerin izini sürmek için yazdığımız Derin Lügat’ı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

Bazı çocuklar çikolatadan nefret eder! »

  • Bütün çocuklar çikolata sever mi? Büyük markalar kârlarını arttırmak için çocukları köle olarak çalıştırıyor.
  • Büyük firmalar güya “sorumlu” üretimi destekliyor ama gerçekte üreticiye öyle bir fiyat baskısı uyguluyorlar ki kölelik tek çare(!)
  • Çikolata üreticileri 100 milyar $ civarında bir pazarı paylaşıyor. 2 milyondan fazla çocuk, bazen ailelerinden çalınarak köle yapılıyor.
  • Çikolata için köle yapılan çocuklar, boylarından büyük tarım araçları ve pala gibi tehlikeli aletler kullanmak zorunda. Tabi okul vs imkânsız.
  • Kanunların çikolata köleliğine engel olması zor. Zira bu sistem çocuklardan başka kimseye zarar vermiyor. Avrupa ve ABD memnun.
  • Ayrıca milyarlarca dolar kâr eden küresel firmaların lobi (=rüşvet) kapasitesi çok yüksek. Zaten İsviçre veya Almanya fazla kızdırırsa Fransa’ya giderler.

Read the rest