Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Filistin’in Sürgün Çocuğu »

Lotfi – Setar & Tonbak »

Putperestlik, İmam ve lider kültü üzerine »

“… Saddam’la savaş yıllarında kâfir bir rejim ve ideoloji olarak nitelenen Baas ideolojisinin Şam versiyonu altında 50 yıldır inleyen Suriye halkının çektiklerini görmezlikten gelip, Suriye’de hele de son bir yıla zamandır işlenen onca cinayetlere rağmen, stratejik müttefiklik adına, Esed rejiminin korkunç katliâm ve cinayetlerine seyirci kalınmasını hangi inqılabçı mantıkla, kim nasıl izah edecektir? Şu acı duruma bakınız ki, hemen heryerdeki müslüman halkların verdiği mücadeleler, inqılabçı halkların mücadelesi olarak selâmlanırken ve onlara psikolojik destek verirken; Suriye halkının mücadelesini ise, sadece Amerikan emperyalizmi ve siyonist odaklarca kandırılan kitlelerin hareketi olarak nitelenip geçilmesi 

Ve, İmam Khomeynî’nin İran’a geliş yıldönümünde, uçaktan kocaman bir İmam Khomeynî karton resminin indirilip ona selam durulması ise, bütün bunların üzerine tüy dikti.. (Ki, İmam Khomeynî, kendi resminin paralara konulduğunu görünce, derhal buruşturup atmış ve onların tedavülee çıkarılmasını bile yasaklamışken..)

Geçmişte, Şah’ların veya başka yerlerdeki siyasî kişilerin resimlerine, heykellerine bu şekilde bir rağbeti putperestlik olarak niteleyenlerimizden nicelerinin, şimdi bu durumu anlayışla karşılayıp sessizlikle geçiştirmeleri veya bazı askerî birliklerin resimler önünde selâm durarak geçmeleri karşısındaki izahları ne ve nasıl olacaktır?  …” TAMAMI 

 

… Bu konuda okumak için…

 İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında

Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. İyi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. 21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz. 

Müslüman’ın Zaman’la imtihanı

Sunuş: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? Müslüman’ın Zaman’la imtihanı adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.

Ocak ayında en çok okunan kitaplar »

Geçtiğimiz ocak ayında sitemize gelen 69.506 tekil ziyaretçi toplam 12.974 e-kitap indirdi. Yeni kitaplar kadar eskileri de ilgi görmeye devam ediyor. Sanat ve felsefe kitapları siyaset kategorisini çok yakından takip etti geçen ay. E-kütüphanede mevcut 53 kitap içinden en çok indirilen 15’i toplam e-kitap talebinin %60’ını teşkil etti. İşte ocak ayının en çok indirilen kitapları:

  1. İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında
  2. Türkiye bölünür mü?
  3. Derin MAЯҖ
  4. Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler
  5. Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu
  6. Kendi ülkesini işgal eden ordu
  7. Roman nedir? Nasıl Yazılır?
  8. Tarih şaşırmaktır
  9. Zaman Nedir?
  10. Derin Göz
  11. Derin İnsan 
  12. Liberalizm Demokrasiyi Susturunca
  13. Sanat karanlıkta çakılmış bir kibrittir…
  14. Liberalizmin Kara Kitabı
  15. Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

USA, Demokrasi mi oligarşi mi? (10: Keystone Pipeline) »

Büyük görmek için resim üzerine tıklayın.

 

 

Amerika Tedavi Edilebilir mi?

 Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?
 Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz. ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.

 

Liberalizm Demokrasiyi Susturunca

Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar. Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. Buradan indirebilirsiniz.

Sonsuzluk ve bir gün (Theodoros Angelopoulos) »

Son 30 günde en çok paylaşılan yazılar »

  1. Jerusalem (Markar Esayan)
  2. “Mahrem” bir konu…
  3. Uludere “kazası” ?
  4. Varlık ve Hiç – Jean-Paul Sartre (Bölüm 4: Mahalle Baskısı)
  5. Kürt baharı kürtaj yapılırken…
  6. Hrant Dink’in (gerçek) katili bulunsaydı Uludere katliamı engellenebilir miydi?
  7. Ali Şeriati’nin Duası…
  8. Emin olmak için yaşadığına (Jules Supervielle)
  9. Güzellik, İnsan ve İslâm…
  10. Weimar’ı anlattım, Goethe’ye ve Schiller’e kızdım, içimi döktüm!

CHP nasıl kurtulur? »

“…Bana gelen yabancı gazetecilere genellikle aynı şeyi söylüyorum, “Yabancı dil bilen, size benzeyen insanlarla konuşmayın”. Şaşırarak “Kimle konuşalım” diyorlar, “Gidin sokaktaki insanlarla konuşun, pazar yerlerine, cami kapılarına, vapur iskelelerine, otobüs duraklarına gidin, oralardaki insanlarla konuşun” diyorum. Çünkü bu ülkedeki iyi okullardan mezun olan, yabancı dil bilen, Batı kültürüyle tanışmış insanların büyük kesiminde halktan ve halkın iktidarından nefret eden bir anlayış var. Halkı iktidara layık bulmuyorlar. Ülkeyi kendileri gibi olanların yönetmesi gerektiğine inanıyorlar.

“Halk” dedikleri insanlar onlara “irticacı” bir kara kalabalık gibi gözüküyor. Halkı tanımıyorlar. Halkın arasına karışmıyorlar. Halkın kendilerine ve yaşam tarzlarına düşman olduğuna bütün varlıklarıyla inanıyorlar. Halkı “eğitmek” gerektiğini, bu eğitme görevinin kendilerine ait olduğunu düşüyorlar. Bunun için de iktidarda olmaları gerekiyor. Sorun ise bunu isteyenlerin “azınlık” olması ve iktidarı seçimle kazanmalarının mümkün olmaması.

Bunun için de orduyu, darbeyi, Ergenekon’u destekliyorlar. Ancak böyle demokrasi ve hukuk dışı bir yolla iktidarı ele geçirmelerinin mümkün olabileceğini biliyorlar. Demokrasi “halkı” iktidara getireceği için demokrasiden nefret ediyorlar. Böylece Batılılara en fazla benzeyen, onlar gibi yaşayanlar, Batı’nın felsefesinden, demokrasisinden, hukukundan en uzak kesimi oluşturuyorlar. Batılı gibi yaşayanlar Batılı bir demokrasi istemiyorlar. Kendi çıkmazlarını da yabancı gazetecilere “Türkiye’nin çıkmazı” gibi anlatıyorlar ve AKP’nin demokrasiye doğru attığı her adımı “şeriata” doğru atılmış bir adım gibi görüyorlar…”

 

… Kemalizm ve CHP konusunda daha fazla okumak için …

 

  Kadın hakları ve Kemalizm

 “Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi” gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. “İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?” diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi “çağdaş Türk kadını’nın sesi” Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  “Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak”  Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  “Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış

  Türk Solu 

Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm Eleştirisi gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı buradan indirebilir ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi.

Kendi ülkesini işgal eden ordu

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek  KORKU PROPAGANDASI yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

Tarih şaşırmaktır

Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… Buradan indirebilirsiniz

Hrant Dink solcu muydu? »

“… Oysa Hrant’ın sosyalistliği 1990’lı yılların ortalarında sönmeye başlamış, solculuk mağdurların yanında durmayı ima eden ahlakî bir tavra dönüşmüş, ortaya çıkan boşluğu ise Ermeni kültürünü merkeze alan bir Anadolu belleği inşası hayali doldurmaya başlamıştı. Daha sonraki yıllarda Hrant demokratlığı bu bellek inşasının meşru zemini olarak gördü ve o noktadan itibaren de sosyalizm onun için nostaljik bir gençlik romantizmi anısına dönüştü. Sorulduğunda “tabii ki solcu” olduğunu söylerdi ama artık sosyalizmin ne denli solculuk olduğu konusunda epeyce kuşkuları vardı. Çünkü solculuk giderek onun için demokratlığın parçası haline gelmiş, geçmişte klişe olarak kullanılan söylem tersine dönmüştü. Yani solcu olunduğu için demokrat olunamıyor, tersine ancak demokrat olunduğunda gerçek anlamda solcu olunabiliyordu…” TAMAMI

 

… Sosyalizm, Komünizm ve Alaturka Solculuk üzerine okumak için… 

 

Derin MAЯҖ

Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden? 

 Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok.  Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… Buradan indirebilirsiniz. 

 

Türk Solu 

Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm Eleştirisi gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı buradan indirebilir ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi.

Uludere katliamı ve medya »

Erden Özkant

28 Aralık 2011 tarihi akşamında Şırnak’ın Uludere İlçesinde 34 kaçakçı vatandaşın TSK’ya ait F- 16 Jetleri tarafından PKK’lı sanılıp bombalanarak öldürülmesini, ertesi gün bazı haber sitelerinden öğrendik. Öğle saatlerine kadar haber kanalları da, gazete ve televizyonların internet siteleri de katliamı duyurmadılar. Haber kanalları, öğle vakitlerinde “35 köylü vuruldu iddiası” dediler sadece dakika bile diyemeyeceğimiz süre içerisinde ve sonra Şırnak Valisi’nin açıklamasını verdiler yine dakika diyemeyeceğimiz süre içerisinde. Hâlbuki böyle bir olayda, haber kanalları hemen ekiplerini yola çıkarırlar ve “İlk canlı yayını kim verecek” yarışına girerlerdi. Aynı şekilde, ajanslar da “Haberi ilk kim geçecek okuyucularına yarışı” yaparlardı. Ama ajanslardan da böyle bir ‘son dakika’ refleksi gelmedi şaşırtıcı bir şekilde bu kez. Tabii ta ki TSK’nın açıklamasına kadar. TSK’nın yaptığı açıklamayı veren Read the rest