Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Bugün cuma, ne olur bir şey yap(6) »

Hamd ü senâyı kullarına bildirip bunu dahî kendi muhabbetini vesile kılan Cenâb-ı Hakk’a bînihâye hamd ü senâ olsun.

Nûr-i evvel, ba’s-i âhir, evvelki ümmetlerin ve bu ümmetin efendisi, mahbûbu’l-kulûb, Habîbullah, ve Resûlullah Efendimiz’e en güzel salât ve selâmlar muhabbetle arzolunsun.

Silah üretip satanların kendilerini “barışçı” ilân ettiği bir dünyada yaşıyorsun. Petrol çalmak için çocuk öldürenlerin kurduğu bir ”medeniyetin” gölgesindesin.  O « barışçı ve medenî» ülkeler ki askerleri masum insanları öldürüyor. Bu nasıl bir medeniyet ki yetiştirdiği çocuklar hayvanların bile tenezzül etmeyeceği rezilliklere yelteniyorlar. işte bileğini bükemediğin için çizmesi altında yaşamak zorunda kaldığın “medeniyet” böyle bir medeniyettir.

Bu medenî(!) insanlar öylesine açgözlüler ki kendi milletlerini dahi Read the rest

USA, Demokrasi mi oligarşi mi? (9: Comcast) »

Büyük görmek için resim üzerine tıklayın.

 

 

Amerika Tedavi Edilebilir mi?

 Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?
 Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz. ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.

 

Liberalizm Demokrasiyi Susturunca

Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar. Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. Buradan indirebilirsiniz.

Mohammad Reza Lotfi – Honare Bedaheh Navazi »

PKK Evren’in gayrı meşru çocuğudur! »

“…12 Eylül yönetiminin bir nesli kıyımının yanında, bu memlekete en büyük zararı PKK’yı palazlandırmasıdır. PKK, Kenan Evren ve yönetiminin gayrimeşru çocuğudur. Bu davada PKK’yı palazlandıran, güçlendirenler de hesap verecek. Evren ve arkadaşları bunun hesabını verecek. Orada konuşma fırsatı olunca hapishanede gördüğümüz işkenceleri anlatmayacağız. PKK’nın ve yıllarca dökülen kanın hesabını soracağız…” TAMAMI

 

… Bu konuda okumak için…

Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler

Etnik kökenimiz benliğimizin bir parçası, rengarenk insanlığımızın gerçek bir rengi. Ancak bu renk üzerinden yapılan bir baskı, bu renk “yüzünden” çekilen büyük bir acı sonucu diğer bütün renkler silinebiliyor. Bir başka deyişle IZDIRAPLAR ÜZERİNE YAPAY BİR KİMLİK İNŞA EDİLİYOR. Bir halka yapılabilecek en büyük kötülük bu belki de. Sadece Türk ya da sadece Kürt olmaya mahkûm edilen insanlar giderek insanlıklarını perdeliyorlar. Böylesi halklar ırkçılığa, her türlü şiddet çağrısına kucak açıyorlar. Zira duydukları kin ve nefret onları bıçak gibi bilerken bir yandan da tektipleşiyor, şeyleşiyor. Kürt aydınları kadar Türk aydınlarına da büyük iş düşüyor. İnsan olmadan “Türk” ya da “Kürt” olmanın imkânsızlığını halklarına anlatmak. Okuyacağınız bu kitap aydınların dikkatini tam da bu noktaya çekmek için hazırlandı: Asimilasyon  ile şiddet kıskacı içindeki Kürt halkına… Buradan indirebilirsiniz. 

Nermine Memedova,Sinan Seid- Evlerinin Önü Yonca »

YAKINDA: Varlık ve Hiç, Sartre ve özgürlük kavramı »

“..20ci asırda ateizmin ürettiği en kaliteli metinlerinden biri Varlık ve Hiç. Bu kitapta Jean-Paul Sartre’ın tanrısız bir ahlâk teorisi, Jüdeo-Kretyen ilâhiyat ile göbeğini kesmiş bir “iyi insan” arayışı içinde olduğunu söylersek sanırım yanılmış olmayız. Ateist bir ahlâk teorisi olmakla beraber… ne acayiptir ki hukuk, hak, sorumluluk, ahlâk gibi kelimelerin yok denecek kadar az kullanılmış olması insanın dikkatini çekiyor hemen. Üşenmedim saydım, suç /crime 1 kez, ceza /punition 1 kez, sorumluluk /responsabilité 38 kez, sorumlu /responsable 43 kez, ahlâk /morale 16 kez, etik /éthique 10 kez, hak/droit kelimesi ise 91 kez kullanılmış. Kanaatimce bu kelimelerin azlığı bir rastlantı değil, tersine Sartre’ın bilinçli bir şekilde gelenek ile bağlarını koparma çabasının bir neticesi. Kutsal, Vahiy, Cennet, Cehennem gibi “dış kaynaklı” yargılardan, suç ve cezalardan bağımsız, tamamen insan merkezli, hümanist bir ahlâk teorisi…

 Bu bağlamda eserinde alternatif kutsal yok, Sarte gerçek bir ateist: Tanrı karşıtı değil Tanrı-SIZ. Tanrı’nın yokluğuna iman etmiş sahte ateistler gibi pozitivizmi savunmuyor. Pozitivizmin de bir din olduğunun farkında. Çağdaş liberaller gibi ahlâkî rölativizm iddiasında da değil. Çünkü liberal ol(a)mayacak kadar çalışkan bir insan; düşünmekten, yazmaktan, risk almaktan korkmuyor. Septiklerin, liberallerin ideolojik  afyonları ile çakır keyif olmak “bizim” Sartre’a göre değil.

 Peki ne yapıyor Sartre? İnsanlık’ı, İyilik’i nerede arıyor? Varlık ve Hiç’te en çok geçen bir kaç kelime dikkatimi çekti : Özgürlük /liberté 749 kez, özgür /libre 359 kez, hiçleştirme /néantisation 175 kez ve hiç /néant 812 kez…”

Önceki bölümler:

Alternatif bir Kürt siyaseti olabilir mi? »

“… PKK’yı kerhen destekleyen ama büyük yanlışları karşısında da desteğini çekecek güçler var. Toplumun sağduyulu kesimleri bunlar. Ayrıca uluslararası demokratik güçler ve platformlar da PKK ve infazları konusunda titizler. PKK, demokrat, karizmatik, uluslararası platformlarla ilişkili olan Kürt aydınlarına saldırının büyük tepkiye neden olacağını biliyor …” TAMAMI

Derin Düşünce Sitesi 5 yaşında… »

2007’de başladığımız bu macera sürmekte. Çoğu makale olmak üzere 3.515 giriş yapmışız, karikatürler, videolar, duyurular… 37.858 yorum yapılmış, okurlarımızın eline sağlık. Türkiye’nin gündemi ister istemez konu seçimi üzerinde belirleyici oldu ilk günlerden beri. Laiklik, terör, derin devlet, Kemalizm, milliyetçilik-İslâm uyuşmazlığı… Gerek makalelere gerekse e-kitaplara gösterilen ilgi bu konuların önemini teyid etti. 5 yılda en çok okunan makaleler şunlar oldu:

  1. PKK… Ters giden nedir? Bundan sonra nereye? (216.298 kez)
  2. Küresel ısınma çok iyi bir şeydir (183.337 kez)
  3. Kemalizm Nedir? (69.144 kez)
  4. Evrimcilerin iç hastalıkları (61.832 kez)
  5. Kurtlu hilal (50.820 kez)

Son yıllarda sanat ve felsefeye daha fazla ağırlık verdik. Ancak siyaset ve komşu mevzular toplamda hâlâ önemli bir yere sahip. Fikir üretmek ve kaliteli yazılar girmek bizim için öncelikliydi. Ama site istatistiklerini göz ardı etmedik. Bizi kim okuyor? Nerede yaşıyor? Hangi konular/ sayfalar/ kategoriler daha çok ilgi çekiyor? Bu sorular da bizi meşgul etti, ediyor. Alttaki harita site ziyaretlerinin yoğun olduğu saatlerde yapılan bir “capture”.

Bayraklar bağlanan ülkeleri, haritadaki noktalar ise şehirleri gösteriyor. Bu haritayı gerçek zamanlı olarak sağ kolonda görebilirsiniz. 2011 Mayıs ayında siteye eklediğimiz bu “gacet” 500.000’e yakın ziyaret ölçmüş. Berlin’den Kuala Lumpur’a, Tokyo’dan Riyad’a uzanan bir alanda okurlarımızı “naklen” takip ediyoruz.

Bunun dışında Google Analytics ve host firmamız sayesinde elde ettiğimiz istatistikleri karşılaştırarak da bazı incelemeler yapıyoruz. Bu rakamları da doğum günümüz vesilesiyle paylaşalım. Derin Düşünce sitesine günde 70-80 bin civarında tekil kullanıcı bağlanıyor. Ayda 7-8 bin e-kitap indiriliyor, bazı aylar bu rakam 12 ila 14 bine çıkabiliyor. Ancak gerçek rakam bunun üzerinde. Zira PDF formatındaki bu kitaplar paylaşım sitelerinde, forumlarda serbestçe paylaşıldığı için toplam okunma/indirilme rakamı elimizde değil. Siteye bağlananların %80-85 kadarı Türkiye’de yaşıyor. Büyük şehirlerin payı doğal olarak fazla. Türkiye dışında en çok ziyaretçi Almanya, ABD, Fransa, Hollanda, Belçika gibi Türklerin yoğun yaşadığı yerlerden geliyor. Orta Asya ve Arap ülkelerinde belli bir artış var ama toplamda Avrupa’nın gerisindeler henüz.

 Bu vesileyle yıldır bizi yalnız bırakmayan yorumculara ve sessiz okurlara, ve tabi yazarlara teşekkür ediyoruz. Nice 5 yıllara, hep birlikte…

İki Mustafa »

Star Gazetesi yazarı Mustafa Akyol “‘Gençliğe Hitabe’ de kaldırılmalı başlıklı bir makale yazdı. Okumadan önce olumlu ve olumsuz birçok tepki okudum, bunca eleştiri nedendir diye düşünürken aslına ulaştım. Akyol , Milli Güvenlik dersinin kaldırılmasının çok hayırlı bir iş olduğunu, Andımız’ın da kaldırılması gerektiğini, madde madde Read the rest

Referandum Türkiye’yi değil insanları bölmektir! »

BDP’nin Referendumu ilaç mı yoksa zehir mi? Liberaller bile uyandı artık! (BK)

” […]

1. Kurulacak devletin sınırları nasıl ve neye göre belirlenecek? Bu konudaki anlaşmazlıklarda kim hakem olacak? Hiç kimsenin nüfus kağıdında Kürt ya da Türk yazmadığına göre, kimler oy kullanacak bu referandumda? Çizilen Kürdistan sınırları içinde doğanlar mı? O sınırlar içinde yaşayanlar mı? Anadili Kürtçe olanlar mı? Yoksa kendini Kürt olarak beyan edenler mi?

2. Hadi, beyan esas alındı diyelim; Kürt anadan Türk babadan doğanlar (ya da tersi); dörtte bir, sekizde bir oranında Kürt olanlar kendilerini ne sayacaklar?

3. Eğer oylama belli bir coğrafi bölgeyle sınırlanacaksa, o bölge dışında yaşayan Kürtler’in iradeleri hiçe sayılmış olmayacak mı?

4. Kürtler’e “Türkler’le ayrı mı yoksa birlikte mi yaşamak istiyorsun” sorusu soruluyorsa, hakkaniyet gereği, aynı sorunun Türkler’e de sorulması gerekmeyecek mi?

5. Sandıklar Kürtler’in “birlikte yaşamak” istediğini ortaya koyarken Türkler’den ayrı yaşama isteği çıkarsa o zaman ne olacak?

6. Sandıktan ayrılma çıkarsa, nüfus mübadelesi mi yapılacak? Nüfus mübadelesine kalkışılırsa, acaba kaç yüz bin aile parçalanacak?

7. Bu parçalanmanın yol açtığı sosyal, ekonomik ve psikolojik yıkıntıyla nasıl baş edilecek?

Bunlara, benim şu anda aklıma gelmeyen ya da öngöremediğimiz binlerce soruyu da ekleyin. […] “

… Bu konuda okumak için…

Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler

Etnik kökenimiz benliğimizin bir parçası, rengarenk insanlığımızın gerçek bir rengi. Ancak bu renk üzerinden yapılan bir baskı, bu renk “yüzünden” çekilen büyük bir acı sonucu diğer bütün renkler silinebiliyor. Bir başka deyişle IZDIRAPLAR ÜZERİNE YAPAY BİR KİMLİK İNŞA EDİLİYOR. Bir halka yapılabilecek en büyük kötülük bu belki de. Sadece Türk ya da sadece Kürt olmaya mahkûm edilen insanlar giderek insanlıklarını perdeliyorlar. Böylesi halklar ırkçılığa, her türlü şiddet çağrısına kucak açıyorlar. Zira duydukları kin ve nefret onları bıçak gibi bilerken bir yandan da tektipleşiyor, şeyleşiyor. Kürt aydınları kadar Türk aydınlarına da büyük iş düşüyor. İnsan olmadan “Türk” ya da “Kürt” olmanın imkânsızlığını halklarına anlatmak. Okuyacağınız bu kitap aydınların dikkatini tam da bu noktaya çekmek için hazırlandı: Asimilasyon  ile şiddet kıskacı içindeki Kürt halkına… Buradan indirebilirsiniz. 

Türkiye bölünür mü?

“Bebek katili! Vatan haini!…” PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  “Kürtler ve Türkler kardeştir” diyenlerin kaçı “sen benim kardeşimsin”  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirin.