Ölüm’ün Evi / Dominique Lecompte »
By my on Şub 5, 2013 in Hayat, Kitap Sohbeti, Ölüm, Toplum | 7 Comments
Çöpte buldum bu kitabı, oturduğumuz binanın çöplüğüne atılmış kitap cesetlerinin arasında. Çocukluğumdan beri böyle “pis” bir huyum vardır, çöpe atılan kitap ölülerini toplarım, tek tek bakıp bir hayat belirtisi ararım… Korku romanlarını hatırlatan bu kitabı elime alır almaz sayfaların kıpırdadığını, harflerin nefes aldığını fark ettim:
“… ‘Annemin ölmesi bitince eve geri gelecek değil mi?’ Küçük çocuklar ölümün uykudan farklı olduğunu anlıyorlar ama dönüş yolunu açık sanıyorlar. […] Bir gün yine aşağıdaki salona inmiştim, ailelerin tabut kapanmadan önce son bir veda için toplandıkları yere. Herkes sessizce sırasını beklerken koridorun başında telaşlı bir kadın belirdi. Ter içinde, koşarcasına girdi salona. 9-10 yaşlarında bir kız bir de oğlan vardı yanında. Genç kadın ‘kızkardeşimi görmeye geldim, çocuklarla değil tabi, bunun annesi’ dedi oğlanı göstererek. Çocuklarla dışarıda kaldım. Oğlanın dik bakışları beni delip geçiyordu. ‘Senin annen mi?’ diye sordum. Yüzüme baktı, cevap vermedi. ‘Annen çok güzel, onu gördüm biliyor musun?’ dedim. Arkadan yaslı ailenin ağlama sesleri geliyordu. ‘O yine seni korumaya devam edecek, eğer görmek istiyorsan teyzene söylemen yeterli’. Başıyla istemediğini işaret etti, iki eli birbirine yapışmış, parmakları düğüm olmuştu. ‘Al benim elimi sık bütün kuvvetinle, sonra ben de gidip annenin elini sıkacağım senin için’ dedim. Hafifçe gülümsedi, sonra elimi sıktı var gücüyle. Teyze oğlanın bir de küçük kız kardeşi olduğunu söylemişti. Ben annesinin tabutuna kadar gidip elini sıktım ve oğlanın yanına dönüp elini tuttum. Sonra ‘Eve gidince sen de kardeşinin elini sıkarsın unutma.’ diye fısıldadım. Gözleri yaşlarla doldu. ‘üzgün olunca ağlamak normaldir, annenin tabutunu kapatmak için sen işaret vereceksin tamam mı? Müsade ediyor musun? Kapatalım mı?’ diye sordum. Başıyla onayladı. Teyze ile uzaklaşırken bana dönüp gülümsedi. Annenin dosyasına baktım, baba oğlanın gözleri önünde anneyi göğsünden 6 kez bıçaklamış, kadın kendini evden dışarı atmış ve yola düşüp ölmüştü. Baba hapisteydi. Hiç unutmadım o çocuğu, kırılgan olduğu kadar güçlüydü. Günlük dertlerim ise o gün gözüme ufacık göründü…”
Tanıtmak istediğim kitapta Paris morgunu 22 yıldır yöneten adlî tıp doktoru Dominique Lecompte hatıralarını ve Ölüm (=Hayat) hakkındaki düşüncelerini anlatıyor. Hayatını morgda geçirmiş, ölenler kadar geride kalanlarla da uğraşmış bu “doktor” hanımın kitabını okurken Read the rest






Roman nedir? Tarif dahi edilmesi zor bir kavram. Sanatçının İnsan’a bakışını, toplumla kurduğu ilişkiyi yansıtır sanat eserleri. Bu sebeple sanat her çağda yeniden icad edilir. Ünlü yazar Heinrich Mann’ın dediği gibi: “Bütün romanların ve hikâyelerin amacı kim olduğumuzu bilmektir, Edebiyatın önemli bir konuma sahip olmasının nedeni, sadece doğanın ve insanlar âleminin ayrıntılarını tek tek açıklaması değil, insanları hep yeni baştan keşfetmesidir.” Okuyacağınız bu kitapla 













