Gözden Kaçmasın: STV Son Dakika FaceBook’ta »
By admin on Haz 20, 2014 in Duyuru, internette hayat | 0 Comments
Önceki YazılarBy admin on Haz 20, 2014 in Duyuru, internette hayat | 0 Comments
By Aisha Benghazi on Haz 18, 2014 in 12 Eylül, darbe, Ergenekon Nedir?, Türk Silahlı Kuvvetleri | 1 Comment
Evren ve Şahinkaya’ya müebbet
12 Eylül Davası’nda, sanıklar Evren ile Şahinkaya, önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı, ardından takdiri indirimle cezaları müebbet hapis cezasına çevrildi. 12 Eylül Davası’nda sanıklar dönemin Genelkurmay Başkanı, 7. Cumhurbaşkanı Evren ile Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Şahinkaya, 765 sayılı TCK’nın “Devlet kuvvetleri aleyhine cürümler” başlıklı 146. maddesi uyarınca önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı, ardından takdiri indirimle bu cezaları müebbet hapis cezasına çevrildi. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada hüküm açıklandı. Ankara GATA’da bulunan ve hüküm öncesinde sesli ve görüntülü sistemle savunması sorulan Kenan Evren, “Avukatıma iştirak ediyorum” dedi. İstanbul GATA’da bulunan Tahsin Şahinkaya ise “Avukatımın savunmasına katılıyorum. Başka söyleyeceğim bir şey de yok” diye konuştu. Heyetçe yaptıkları müzakerenin ardından Mahkeme Başkanı Oktay Saday hükmü açıkladı. Saday; Evren ve Şahinkaya’nın 21 Aralık 1979’da dönemin Başbakanı’na verdikleri muhtırayla Anayasa’yı ve TBMM’yi ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs suçunu işledikleri, 12 Eylül 1980’de de cebren Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı tağyir, tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül eden TBMM’yi ıskat ve cebren men suçunu işledikleri gerekçesiyle eylemlerine uyan 765 sayılı TCK’nın 146/1. maddesi gereğince “ağırlaştırılmış müebbet” hapis cezasına çarptırıldığını bildirdi. (Basın)
… Apoletli Eşkıyalık üzerine okumak için…
Kendi ülkesini işgal eden ordu
Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Normal bir ordu kaynaklarını emrinde olduğu milletten sağlar… Efendisi olan bu milletin gönüllü katkısıyla silah alır, asker toplar, YABANCI DÜŞMANLA savaşır.
Normal ordular efendilerini yani milleti, o milletin vatanını korurlar ya da ganimet getirebilecekleri ülkeleri işgal ederler. Yine efendilerinin emri ve izniyle yaparlar bunu.
Anormal ordular ise üniformalı eşkıyalardır. Disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler. Üniformalı eşkiyalar ülkenin zenginliklerini tüketirler, geleceğini mahvederler.
Kendisini ülkenin sahibi zanneden üniformalı eşkıyaların hakim olduğu ülkeler yabancı orduların işgali altında gibidir. İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek KORKU PROPAGANDASI yaparlar.
Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler.
Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.
By Tahsin K. on Haz 18, 2014 in atatürkçülük, Gezi Parkı terbiye edilebilir mi?, Kemalizmin Zararları | 5 Comments
By my on Haz 18, 2014 in atatürkçülük, Kemalizmin Zararları, Yobaz Laikler | 0 Comments
By Aylin do Nascimento on Haz 17, 2014 in Atatürk diyor ki, CHP, Kemalizm | 0 Comments
.
…Kemalcilik ve Atatürkizm üzerine e-kitap…
Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir…Buradan indirebilirsiniz.
Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”
Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasaktı. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyordu. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyordu. Rumların ruhban okulları özgür değildi. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyordu. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyordu. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, daha yeni geri verildi. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.
“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi” gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. “İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?” diye sormaktan alamıyoruz kendimizi. Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi “çağdaş Türk kadını’nın sesi” Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ? “Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış: “Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış
By İbrahim Becer on Haz 17, 2014 in AKP, atatürkçülük, CHP, Kemalizmin Zararları | 0 Comments
Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı adayı olarak takdim edilmesinin akabinde hemen google’a müracaat ettim. Yok, sandığınız gibi değil; Ben ne taraftarı olduğu siyasi hareketin bana dayattığı kişinin kim olduğunu bir arama motoruna soracak kadar cahilim ne de ismini terennüm edemeyecek kadar telafuzdan bihaberim. Ben sadece ‘rüyada laik, demokrat, devrimci, Atatürkçü, yurtsever, milliyetçi, gezi ruhunu kavramış bir Cumhurbaşkanı adayını görmek için istiareye yatıp, Ekmeleddin İhsanoğlu’yla uyanmak ne anlama geliyor’ diye bir rüya tabiri almak istedim ama tahmin edebileceğiniz gibi ne böyle saçma bir soru olabilirdi ne de buna cevap verecek kadar uçuk ak sakallı bir kişilik.
Neticede Türkiye için malumun ilamı gerçekleşti; huzuru, yakıp yıkan barbarların Türkiye temsilcisi olan Gezizekalıları koruyup, kollayarak arayan CHP ve avanesi, gittikleri yolun yanlışlığını kavradı ve ‘Huzur islamda’ diyerek son sözünü söyledi. ‘Sakalımız yok ki sözümüzü dinletelim’ desem yine de olmaz; çünkü çiçeği burnunda adayımızın da gördüğüm kadarıyla sakalı yok. Bu tayfaya laf anlatmanın gerek şartının sakal olmadığını, hatta bu tayfaya laf anlatmanın hemen hemen imkan dahilinde olmadığını zaten yakın bir zamanda kendisi de idrak edecektir. Tabi, istikbaldeki oyverenleri bir ay içinde ismini telafuz edebilme hüner ve kabiliyetini dosta düşmana gösterebildikleri Read the rest
By my on Haz 16, 2014 in Amerikan Saldırganlığı, Enerji, petrol, Savaş, Tarih, Uygar(?) Batı | 15 Comments
İkinci Dünya Savaşı denilince çoğumuzun aklına atom bombası, Hitler veya Japonların intihar pilotları kamikazeler gelir. Oysa savaş her şeyden önce ekonomik amaçlı bir hamle değil midir? Yani ticarî pazarlıkla çözülemeyen anlaşmazlıkların şiddet yoluyla “çözülmesi”.
Tarih kitaplarında çok üstünde durulan bir başka boyut daha var, hatırlayacaksınız: Özgürlüklerin ve demokrasinin faşizme, totalitarizme galip gelmesi! Bilmiyorum kaç kişi inanıyor buna? 2ci savaşın galiplerinden biri SSCB yani Stalin Rusya’sı. Gizli polisleri, çalışma kampları, Ukrayna’daki soykırım ve Yahudi pogromları… Hitler’den daha fazla insan öldürmüş bir cani olan Stalin nasıl oldu da ABD, Birleşik Krallık ve Fransa gibi “cici” ülkelerin müttefiki oldu?
Tarih kazananlar tarafından yazılır
Bir Afrika atasözü şöyle diyor: “Aslanlar kendi hikayelerini yazmadıkça, avcıların hikayelerini dinlemek zorundayız”. Belki de artık avcıların bize dayattığı bu kirli gözlükleri çıkarma vakti geldi? Alternatif bir tez atalım ortaya: 2ci dünya savaşı sadece petrol için yapıldı ve sadece petrol sayesinde kazanıldı. Kanaatimizce 2ci savaş endüstrileşmiş fakat petrol fakiri olan üç ülkenin Read the rest
By admin on Haz 16, 2014 in Enerji, petrol, Savaş, Tarih | 0 Comments
Özgürlüklerin ve demokrasinin faşizme, totalitarizme galip gelmesi! Bilmiyorum kaç kişi inanıyor buna? 2ci savaşın galiplerinden biri SSCB yani Stalin Rusya’sı. Gizli polisleri, çalışma kampları, Ukrayna’daki soykırım ve Yahudi pogromları… Hitler’den daha fazla insan öldürmüş bir cani olan Stalin nasıl oldu da ABD, Birleşik Krallık ve Fransa gibi “cici” ülkelerin müttefiki oldu?
[…]
Ölenleri, yıkılan şehirleri bir kenara koyalım. Biraz para tarafına bakalım işin. Meselâ Normandiya çıkartmasının üzerinden 70 yıl geçmiş. ABD’nin sadece bu operasyon için harcadığı para 18.6 milyar dolar. Özgürlüğü, demokrasiyi ya da Fransız peynirlerini korumak için kim harcar bu parayı? ABD pekâlâ Nazi Almanyasıyla anlaşamaz mıydı? Geçmişte Saddam Hüseyin, bugün Suudi Arabistan, Çin, Rusya hatta İran ile bile anlaşabilen bir ABD neden Nazilere bir defne dalını çok gördü? Yahudi katliamı? Henüz başlamamıştı ki. 1940 Almanyası bugünün “uygar Batı” ülkeleri kadar kan dökmemişti henüz.
Roosevelt Yalta konferansını 1945’te Stalin ve Churchill ile değil de 5 yıl önce Hitler’le ve Hirohito’yla yapsaydı ne olurdu? Öyle ya 23 haziran 1940’ta Almanlar Fransa’yı neredeyse tamamen işgal etmişlerdi. Japonlar da Çin’i almış ve Güney Doğu Asya’da ilerliyorlardı. Savaş hemen bitseydi, on milyonlarca sivilin hayatı kurtulsaydı. Süper güç ABD ve muzaffer güçler Yalta’daki gibi “şurası senin, burası benim” diyerek güzelce paylaşamazlar mıydı dünyayı?
Böylesi “erken” bir Yalta olmadı. Çoğu sivil 70 milyonun üzerinde insan öldü. Asya’da bir çok şehir haritadan silindi. Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları sebebiyle toprak ve su kirlendi. savaş bittikten sonra uzun yıllar sakat doğumlar oldu; hâlâ da devam ediyor. Amerikan ordusunun imha etmeye “üşendiği” kimyasal silahlar Baltık denizini, Kanada’nın göllerini ve İtalyan sahillerini kirletmeye devam ediyor. Avrupa’da taş üstünde taş kalmadı. Neden erken bitmedi savaş?
… Bu konuda okumak için…
Fransa’nın Mali operasyonu ile ilgili olarak:
Afrika üzerine:
By Aylin do Nascimento on Haz 16, 2014 in Barış, İslamofobi, Ortadoğu, Savaş | 0 Comments
… E-kitap okumak için…
İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında
Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. İyi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. 21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.
Sunuş: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? Müslüman’ın Zaman’la imtihanı adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.
Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?By מגדל שלום מאיר on Haz 15, 2014 in FETÖ ve Gülenistler, islamcilik | 0 Comments
… Münafıklar ile ilgili kitaplar …
Kaybedenler Klübü: Anti-demokratik bir muhalefetin kısa tarihi
T.C. kurulurken Hitler, Mussolini ve Stalin başrolleri paylaşıyordu. İki dünya savaşının ortalığı kasıp kavurduğu o korkunç yıllarda “bizim” Cumhuriyet gazetesi’nin faşizme ve faşistlere övgüler yağdırması bir rastlantı mıdır? Kemalistlerin ilâhı olan Atatürk’ün emriyle 80.000 Alevî Kürd’ün Dersim’de katledilmesi, Kur’an’ın, ezanın yasaklanması, imamların, alimlerin idam edilmesi, Kürtleri, Hristiyanları ve Yahudileri hedef alan zulümler de yine Atatürk ve onu ilahlaştıranlar tarafından yapılmadı mı?
Bu ağır mirasa sahip bir CHP ve Türk solu şimdilerde “İslâmî” olduğu iddia edilen bir cemaat ile, Fethullah Gülen’in ekibiyle ittifak içinde. Yobaz laiklerin, yasakların kurbanı olduklarını, baskı gördüklerini iddia ediyor bu insanlar. Ama bir yandan da alenen İslâm düşmanlığı yapan her türlü harekete hatta İsrail’e bile destek vermekten çekinmiyorlar. Tuttukları yol İslâm’dan daha çok bir ideolojiye benziyor: Gülenizm. Millî istihbarattan dershanelere, dış politikadan bankalara kadar her konuda dertleri var. Ama Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Arakan’da zulüm gören Müslümanları dert etmiyorlar. Acayip…
Türk solu, CHP ve Fethullah Bey… Nereden geldiler? Nereye gidiyorlar? Elinizdeki bu kitap meseleyi tarihsel bir perspektifte ele almayı amaçlıyor.Buradan indirebilirsiniz.
(Son güncelleme: Üçüncü sürüm, 28 Ocak 2014)
Türkçe Olimpiyatlarını ve Türk okullarını sevmiştik. Gözü yaşlı vaizin Amerika’da yaşamasına alışmıştık. 1980 öncesinde komünizme karşı CIA ile işbirliği yapmasına “taktik” demiştik. Fethullah Gülen aleyhine açılan davalardan birinin iddianamesinde“pozitivist felsefeye karşı olmak” ile suçlanıyordu. Biz de karşıydık pozitivizme. “Aferin” dedik, “bizdensin”.
Bugün gerçek şu ki Fethullah Bey’in ekibi manşetle, kasetle hükümet devirmeye çalışan, yalan haberle Türkiye’yi ve Müslümanları sürekli zora sokan çirkin insanların tahakkümü altında. Bizim sevdiğimiz, güvendiğimiz “küçük eller” ise koyun sürüsü gibi suskun. Medyada, devlet kurumlarında, emniyet ve adaletin içinde çeteleşme, ergenekonlaşma var. Gülen cemaati dünya ile uğraşmaktan ahirete vakit ayıramıyor. Gülen cemaati bir cemaatten başka herşeye benziyor.
Kitabın ilk yarısında Fethullah Bey’i ve ekibini öven, yapılan iyi işleri savunan, destekleyen makaleler bulacaksınız. Bugün yaşadıklarımızla birlikte değerlendirince can acıtan bir soru kendini dayatıyor bize: Fethullah Gülen ve kurmayları bizi baştan beri kandırdı mı? Yoksa “küçük eller” dediğimiz masum insanların güzel teşkilâtı sonradan mı kokuştu? Kitabı buradan indirebilirsiniz.
Hükümeti devirmek isteyen birileri mi var?
4 Türk bankası çalışanlarını sömürmek, tüketiciyi kandırmak ve haksız rekabetten dolayı çok ağır cezalar yediler. Hemen ardından Türkiye tarihin en büyük anti-kapitalist ayaklanmasını yaşadık. Göstericiler “Sosyalist Türkiye” ve “yaşasın devrim” sloganları atarak orak-çekiçli pankartlar, Deniz Gezmiş posterleri taşıdılar. Tuhaf olan ise bazı bankaların ve holdinglerin bu ayaklanmaya destek olmasıydı. Anti-kapitalist göstericiler 20 gün boyunca İstanbul’un en lüks otellerinden birinde bedava kaldılar. Tuhaflıklar bununla da bitmedi. CNN, BBC, Reuters ve daha bir çok medya kuruluşu bir kaç sene önce, üstelik yabancı ülkelerde çekilmiş yaralı ve ölülerin fotoğraflarını “Türkiye” diyerek servis etti. Tayyip Erdoğan’a destek için toplanan AKP’lilerin fotoğrafı CNN tarafından kazayla(?) “Ayaklanmış Protestocular” olarak yayınlandı.
Dünyada da tuhaf şeyler oldu:
“Kazalar” bu kadar çoğalınca insanlar ister istemez bazı şeyleri sorguluyor:
Elinizdeki kitap bu sorulara ve darbe iddialarına cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.