Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Kör olmak başka şey, gözsüz olmak başka… »

… Bu konuda okumak için…

Sanat Yoluyla Hakikat Bulunur mu?

İnanmak belki zor ama … eğer sınırsız görme kabiliyetine sahip olsaydık hiç bir şey göremezdik!güneşe dürbünle bakan biri gibi kör olurduk.Gözlerimizin sınırlı oluşu sayesinde görüyoruz dünyayı. Immanuel Kant’ın meşhur bir güvercini vardır, havayı iterek uçar ama havanın direncinden yakınır durur. “Hava olmasaydı daha hızlı uçabilirdim” der. Hakikat’i görmekte zorluk çekmemizin sebebi O’nun gizli olması değil tersine aşikar olmasıdır. Aksi takdirde Hakikat’i içeren, kapsayan ve perdeleyen daha hakikî bir Hakikat olması gerekirdi. İşte bu sebeple Hakikat’i görmek için Bilim’e değil Sanat’a ihtiyacımız var, bilmek için değil bulmak söz konusu olduğu için. Derin Düşünce yazarları Sanat-Hakikat ilişkisi üzerine yazdılar. Buradan indirebilirsiniz.

Derin Göz

İnsan gözü daha verimli kullanılabilir mi? Aş, eş ve düşmanı gören Et-Göz’ün yanı sıra Hakikat’i görebilecek bir Derin-Göz açılabilir mi? Sanatçı olmayan insanlar için kestirme bir yol belki de Sanat. Çukurların dibinden dağların zirvesine, Yeryüzü’nden Gökyüzü’ne…Sanat’a bakmak için çeşitli yapıtlardan, ressamlardan istifade ettik: Cézanne, Degas, Morisot, Monet, Pissarro, Sisley, Renoir, Guillaumin, Manet, Caillebotte, Edward Hopper, William Turner,Francisco Goya, Paul Delaroche, Rogier van der Weyden, Andrea Mantegna , Cornelis Escher , William Degouve de Nuncques.

Peki ya baktığımızı görmek, gördüğümüzü anlamak? Güzel’i sorgulamak için çağ ve coğrafya ayırmadık, aklımızı uyaracak hikmetli sözlere açtık kapımızı: Mevlânâ Hazretleri, Gazalî Hazretleri, Lao-Tzû, Albert Camus, Guy de Maupassant, Seneca, Kant, Hegel, Eflatun, Plotinus, Bergson, Maslow, …Buradan indirebilirsiniz.

Gözden Kaçmasın: STV Son Dakika FaceBook’ta »

stv-son-dakika

https://www.facebook.com/STVSonDakika

Twitter’da: https://twitter.com/STV_SonDakika

Apoletli Eşkıyalık Bitti Netekim »

12_eylul_1980Evren ve Şahinkaya’ya müebbet
12 Eylül Davası’nda, sanıklar Evren ile Şahinkaya, önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı, ardından takdiri indirimle cezaları müebbet hapis cezasına çevrildi. 12 Eylül Davası’nda sanıklar dönemin Genelkurmay Başkanı, 7. Cumhurbaşkanı Evren ile Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Şahinkaya, 765 sayılı TCK’nın “Devlet kuvvetleri aleyhine cürümler” başlıklı 146. maddesi uyarınca önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı, ardından takdiri indirimle bu cezaları müebbet hapis cezasına çevrildi. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada hüküm açıklandı. Ankara GATA’da bulunan ve hüküm öncesinde sesli ve görüntülü sistemle savunması sorulan Kenan Evren, “Avukatıma iştirak ediyorum” dedi. İstanbul GATA’da bulunan Tahsin Şahinkaya ise “Avukatımın savunmasına katılıyorum. Başka söyleyeceğim bir şey de yok” diye konuştu. Heyetçe yaptıkları müzakerenin ardından Mahkeme Başkanı Oktay Saday hükmü açıkladı. Saday; Evren ve Şahinkaya’nın 21 Aralık 1979’da dönemin Başbakanı’na verdikleri muhtırayla Anayasa’yı ve TBMM’yi ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs suçunu işledikleri, 12 Eylül 1980’de de cebren Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı tağyir, tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül eden TBMM’yi ıskat ve cebren men suçunu işledikleri gerekçesiyle eylemlerine uyan 765 sayılı TCK’nın 146/1. maddesi gereğince “ağırlaştırılmış müebbet” hapis cezasına çarptırıldığını bildirdi. (Basın)

… Apoletli Eşkıyalık üzerine okumak için…

Kendi ülkesini işgal eden ordu

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Normal bir ordu kaynaklarını emrinde olduğu milletten sağlar… Efendisi olan bu milletin gönüllü katkısıyla silah alır, asker toplar, YABANCI DÜŞMANLA savaşır.

Normal ordular efendilerini yani milleti, o milletin vatanını korurlar ya da ganimet getirebilecekleri ülkeleri işgal ederler. Yine efendilerinin emri ve izniyle yaparlar bunu.

Anormal ordular ise üniformalı eşkıyalardır. Disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler. Üniformalı eşkiyalar ülkenin zenginliklerini tüketirler, geleceğini mahvederler.

Kendisini ülkenin sahibi zanneden üniformalı eşkıyaların hakim olduğu ülkeler yabancı orduların işgali altında gibidir. İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek KORKU PROPAGANDASI yaparlar.

Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler.

Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.

Kemalizm tam da böyle bir şey işte:Dindar ama Laik, Çağdaş ama Leninist, Irkçı, Şarapçı ve biraz Çapulcu »

cb-ekmeleddin

ekmeleddin

chp-kemalizm

Laik Necdet Sezer “ALLAH” bile demezken… (04:58) »

Atatürk’ten Ekmeleddin’in adaylığına şok tepki! »

ataturk-diyorki

.
…Kemalcilik ve Atatürkizm üzerine e-kitap…

Tarih şaşırmaktır

Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir…Buradan indirebilirsiniz.  

Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasaktı. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyordu. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyordu. Rumların ruhban okulları özgür değildi. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyordu. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyordu. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, daha yeni geri verildi. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.  

Kadın hakları ve Kemalizm

“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi” gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. “İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?” diye sormaktan alamıyoruz kendimizi. Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi “çağdaş Türk kadını’nın sesi” Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ? “Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış: “Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış

Cenab-ı Hakk Partisi ülkemize hayırlı uğurlu olsun »

dogum-gunu-partisi

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı adayı olarak takdim edilmesinin akabinde hemen google’a müracaat ettim. Yok, sandığınız gibi değil; Ben ne taraftarı olduğu siyasi hareketin bana dayattığı kişinin kim olduğunu bir arama motoruna soracak kadar cahilim ne de ismini terennüm edemeyecek kadar telafuzdan bihaberim. Ben sadece ‘rüyada laik, demokrat, devrimci, Atatürkçü, yurtsever, milliyetçi, gezi ruhunu kavramış bir Cumhurbaşkanı adayını görmek için istiareye yatıp, Ekmeleddin İhsanoğlu’yla uyanmak ne anlama geliyor’ diye bir rüya tabiri almak istedim ama tahmin edebileceğiniz gibi ne böyle saçma bir soru olabilirdi ne de buna cevap verecek kadar uçuk ak sakallı bir kişilik.

Neticede Türkiye için malumun ilamı gerçekleşti; huzuru, yakıp yıkan barbarların Türkiye temsilcisi olan Gezizekalıları koruyup, kollayarak arayan CHP ve avanesi, gittikleri yolun yanlışlığını kavradı ve ‘Huzur islamda’ diyerek son sözünü söyledi. ‘Sakalımız yok ki sözümüzü dinletelim’ desem yine de olmaz; çünkü çiçeği burnunda adayımızın da gördüğüm kadarıyla sakalı yok. Bu tayfaya laf anlatmanın gerek şartının sakal olmadığını, hatta bu tayfaya laf anlatmanın hemen hemen imkan dahilinde olmadığını zaten yakın bir zamanda kendisi de idrak edecektir. Tabi, istikbaldeki oyverenleri bir ay içinde ismini telafuz edebilme hüner ve kabiliyetini dosta düşmana gösterebildikleri Read the rest

2ci Dünya Savaşı petrol yüzünden mi çıktı? »

petrol-savasİkinci Dünya Savaşı denilince çoğumuzun aklına atom bombası, Hitler veya Japonların intihar pilotları kamikazeler gelir. Oysa savaş her şeyden önce ekonomik amaçlı bir hamle değil midir? Yani ticarî pazarlıkla çözülemeyen anlaşmazlıkların şiddet yoluyla “çözülmesi”.

Tarih kitaplarında çok üstünde durulan bir başka boyut daha var, hatırlayacaksınız: Özgürlüklerin ve demokrasinin faşizme, totalitarizme galip gelmesi! Bilmiyorum kaç kişi inanıyor buna? 2ci savaşın galiplerinden biri SSCB yani Stalin Rusya’sı. Gizli polisleri, çalışma kampları, Ukrayna’daki soykırım ve Yahudi pogromları… Hitler’den daha fazla insan öldürmüş bir cani olan Stalin nasıl oldu da ABD, Birleşik Krallık ve Fransa gibi “cici” ülkelerin müttefiki oldu?

Tarih kazananlar tarafından yazılır

Bir Afrika atasözü şöyle diyor: “Aslanlar kendi hikayelerini yazmadıkça, avcıların hikayelerini dinlemek zorundayız”. Belki de artık avcıların bize dayattığı bu kirli gözlükleri çıkarma vakti geldi? Alternatif bir tez atalım ortaya: 2ci dünya savaşı sadece petrol için yapıldı ve sadece petrol sayesinde kazanıldı. Kanaatimizce 2ci savaş endüstrileşmiş fakat petrol fakiri olan üç ülkenin Read the rest

YAKINDA: Kan petrol kadar ağır değildir »

kan-petrol - Copie

Özgürlüklerin ve demokrasinin faşizme, totalitarizme galip gelmesi! Bilmiyorum kaç kişi inanıyor buna? 2ci savaşın galiplerinden biri SSCB yani Stalin Rusya’sı. Gizli polisleri, çalışma kampları, Ukrayna’daki soykırım ve Yahudi pogromları… Hitler’den daha fazla insan öldürmüş bir cani olan Stalin nasıl oldu da ABD, Birleşik Krallık ve Fransa gibi “cici” ülkelerin müttefiki oldu?

[…]

Ölenleri, yıkılan şehirleri bir kenara koyalım. Biraz para tarafına bakalım işin. Meselâ Normandiya çıkartmasının üzerinden 70 yıl geçmiş. ABD’nin sadece bu operasyon için harcadığı para 18.6 milyar dolar. Özgürlüğü, demokrasiyi ya da Fransız peynirlerini korumak için kim harcar bu parayı? ABD pekâlâ Nazi Almanyasıyla anlaşamaz mıydı? Geçmişte Saddam Hüseyin, bugün Suudi Arabistan, Çin, Rusya hatta İran ile bile anlaşabilen bir ABD neden Nazilere bir defne dalını çok gördü? Yahudi katliamı? Henüz başlamamıştı ki. 1940 Almanyası bugünün “uygar Batı” ülkeleri kadar kan dökmemişti henüz.

Roosevelt Yalta konferansını 1945’te Stalin ve Churchill ile değil de 5 yıl önce Hitler’le ve Hirohito’yla yapsaydı ne olurdu? Öyle ya 23 haziran 1940’ta Almanlar Fransa’yı neredeyse tamamen işgal etmişlerdi. Japonlar da Çin’i almış ve Güney Doğu Asya’da ilerliyorlardı. Savaş hemen bitseydi, on milyonlarca sivilin hayatı kurtulsaydı. Süper güç ABD ve muzaffer güçler Yalta’daki gibi “şurası senin, burası benim” diyerek güzelce paylaşamazlar mıydı dünyayı?

Böylesi “erken” bir Yalta olmadı. Çoğu sivil 70 milyonun üzerinde insan öldü. Asya’da bir çok şehir haritadan silindi. Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları sebebiyle toprak ve su kirlendi. savaş bittikten sonra uzun yıllar sakat doğumlar oldu; hâlâ da devam ediyor. Amerikan ordusunun imha etmeye “üşendiği”  kimyasal silahlar Baltık denizini, Kanada’nın göllerini ve İtalyan sahillerini kirletmeye devam ediyor. Avrupa’da taş üstünde taş kalmadı. Neden erken bitmedi savaş?

 

… Bu konuda okumak için…

Fransa’nın Mali operasyonu ile ilgili olarak:

Afrika üzerine:

Korkularını silahla öldüremezsin ki… »

abd-korku

 

… E-kitap okumak için…

İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında

Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. İyi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. 21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz. 

Müslüman’ın Zaman’la imtihanı

Sunuş: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? Müslüman’ın Zaman’la imtihanı adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.

Amerika Tedavi Edilebilir mi?

Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?
Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor. Buradan indirin.