Zaman maddeyi ifsada uğratır, kelâm bâkidir »
By my on Eyl 15, 2014 in Derin Burckhardt, İslam, Soyut Sanat | 1 Comment
“… Tıkır tıkır işleyen bir saat değil çarkları çoktan kırılmış, paslanmaya başlamış bir saat ölüsüdür Zaman’ın geçişini gösteren …” (Derin Zaman Kitabı’ndan)
Hüsn-ü Hat: Güzel’i güzel yazmak
Gerçek şu ki bütün dinî sanatlar İslâm sanatı ile aynı yolu izlemediler. Meselâ başlangıçta bir “tek tanrı dini” olan Hristiyanlık hem Grek mirası hem de Teslis gibi Vatikanist tahrifat sebebiyle natüralizme yaklaştı. (Bu konuda sanat tarihçilerinin yazdığı çok sayıda kıymetli eser var. Kanaatimizce iyi bir başlangıç noktası olarak şu iki esere bakılabilir ki Türkçe çevirileri de yayınlanmış: Pavel Florenski’nin yazdığı Tersten Perspektif; Erwin Panosky’nin özgün denemesi Perspektif: Simgesel bir biçim)
Önceki bölümde de Hristiyan sanatındaki tahrifattan bahsedip bu tahrifatın Hristiyan itikadı üzerinde menfi tesiri olduğunu söylemiştik. (Ek olarak bkz. İslâm sanatının tahrifi İslâm inancının da tahrifidir) Oysa Müslüman sanatçılar Tevhid’e bağlı kaldılar. Mücerred sanatı Müslümanların icad ettiği söylenemez ama onu çok ileriye taşıdılar. Özellikle soyut ifadenin doruk noktası sayılabilecek hat sanatındaki muhteşem örnekler bunun en güzel ispatı. Fakat hüsn-ü hattın ehemmiyetini anlamak için daha da derinlere inmek icab ediyor. Ama biz kolay yolu seçelim ve bir kez daha Titus Burckhardt’ın dehasından Read the rest














“… Gezi Parkı eylemlerinde “Hükümeti devirmeye teşebbüs ile suçlanan Çarşı üyesi 35 şüpheli için ömür boyu hapis cezası isteniyor. İddianamede şüphelilerin telefon görüşmelerine ve savunmalarına yer verildi. Suçlamaları reddeden şüpheliler, “Park mark benim umurumda değil, bana ne yemişim AVM’sini de Gezi Parkı’nı da ağacını da, ihtilal başladı, bu hükümeti düşüreceğiz” ve “Başbakanlık Konutu’na saldırı olacak bugün, bu bir iç savaşa dönüşebilir, polise güçlü saldıralım, ses getirecek bir şeyler yapmamız lazım” şeklindeki ifadeleri “alkolün etkisiyle ve kızlara hava atmak için” sarf ettiklerini öne sürdü.
-Şüpheli Koray Yalnız, dinlemedeki “Başbakanlık Konutu önünde eylem yaptık. Beşiktaş Stadı önündeki inşaatta kullanılacak dozeri ele geçirdik. Polis TOMA’larından bir tanesini ele geçirdik ve polisleri kovaladık. Olaylar esnasında bir polisin kolu kırıldı” sözleri için “Kız arkadaşıma hava atmaya yönelikti” dedi.


“… Her seferinde gece başlıyor. Planlarımı geceleri karanlıkta besliyorum. Elimde sınırsız sayıda olan bir şey varsa, oda karanlık. Büyütmek istediklerimin yetişeceği topraklardır karanlık. Her zaman geceyi gündüze, bodrumu bahçeye tercih etmişimdir. Hastalıklı düş varlıklarım ciğerlerine buz gibi havayı çekebilmek için ancak günbatımından sonra sığınaklarındançıkmaya cesaret edebiliyorlar. Benden, biçimsiz yaratılmış bedenlerine kendilerince grotesk bir güzellik vermemi bekliyorlar. Yemin güzel görünmesi gerekir ki av. kancayı ancak etine saplandıktan sonra fark etsin. Benim avım. Sizi daha tanımadığım halde sarılmak istiyorum. Bunu bir şekilde yağacağım zaten. Ruhumun içinde bir ve tek olacağız. Karanlığı aramam gerekmiyor. O her zaman etrafımda. Dışarıya soluduğum nefesim gibi. Vücudumun kokusu gibi. Bu aralar benden uzak durmaya çalışıyorlar. Bu iyi bir şey. Etrafım da ürkek bir halde fısıldaşıp korkarak dolanıyorlar. Onları benden uzak tutanın kokum olduğunu düşünüyorlar ancak yanılıyorlar. Gerçek sebebi karanlık …”
Roman nedir? Tarif dahi edilmesi zor bir kavram. Sanatçının İnsan’a bakışını, toplumla kurduğu ilişkiyi yansıtır sanat eserleri. Bu sebeple sanat her çağda yeniden icad edilir. Ünlü yazar Heinrich Mann’ın dediği gibi: “Bütün romanların ve hikâyelerin amacı kim olduğumuzu bilmektir, Edebiyatın önemli bir konuma sahip olmasının nedeni, sadece doğanın ve insanlar âleminin ayrıntılarını tek tek açıklaması değil, insanları hep yeni baştan keşfetmesidir.” Okuyacağınız bu eserle 





