Sükût gece gibidir, nutuk susunca tahayyül konuşur »
By my on Nis 29, 2015 in Edward Hopper, Figüratif Sanat, Resim Sanatı | 1 Comment
Ludwig Wittgenstein diyor ki “üzerinde konuşulamayan şeyler hakkında susmak gerekir”. Doğru ama hepsi bundan ibaret değil. Bazı şeyler susarak daha güzel anlatılır. Bir an gelir; kelimeler boğazında düğümlenir insanın; cümlenin ortasında “hani var ya…” dersin ve susarsın. O suskunluk ne çok şeyi anlatır. Sükût gece gibidir, muhatabın tahayyülü açılıverir. Sessizlik nice hisleri tetikler karşındaki insanın kalbinde.
Salvador Dalí’nin hatası buydu sanıyorum: Susulması gereken yerde konuşmak, tualde boş bırakılması gereken yere bir şeyler çizmek… Dalí Gerçek’in üstüne “konuşarak” çıkmak istediği için vehimlerine yenik düştü. Zira bir tabloda metafizik derinlik olması için konusunu metafizikten alması yetmiyor; eserdeki lisan-ı sûretin de aynı metafizik anlayıştan beslenmesi gerek. Bundan dolayıdır ki Edward Hopper’ın resimlerindeki metafizik derinlik Salvador Dalí’nin eserlerinde yok. Meseleyi netleştirmek için Hopper’ın Reality dergisinde yazdığı şu manifesto gibi sözlere kulak verelim:
“… Gerçek sanat ressamın iç yaşantısının dışa vurmasıdır ki bu ifade onun dünya görüşünün tecessüm etmesiyle çıkar ortaya. Ne kadar ustaca olursa olsun aklın hiçbir icadı hayal gücünün yerini alamaz. Soyut ressamların sıklıkla düştüğü hata aklın icad kapasitesini hayal gücüne ikame etmeye çalışmalarıdır. İnsan’ın iç dünyası öyle büyük bir ülkedir ki renklerin, şekil ve sûretlerin düzenlenmesiyle hiçbir ilgisi yoktur …”
Görünen köy klavuz istemez. Aslında Dalí de biraz tefekkürle bulabilirdi Gerçek’in üzerine giden yolu. Ama bunun için tevazu gerekiyordu. Ben’lik iddiasıyla resim yapmak hataydı. Ben’e göre olması gerekeni(!) icad etmek yerine Ben’i unutup Olan’ı keşfetmek için sadece biraz tevazu lâzımdı.
Sen Gerçek’in üstüne çıkabilir misin Abidin?
Evet… Hopper ne bir ekol kurdu ne de asrının ekollerine dahil oldu. Yine de kimlik arayışı, modernite sorgulaması ve sıradan cisimleri sanat nesnesine dönüştürmesi sebebiyle ressamlar arasında özel bir yer kazandı. Zira Batı kültüründe resim sanatının kâmiliyet noktası Read the rest





















Roman nedir? Tarif dahi edilmesi zor bir kavram. Sanatçının İnsan’a bakışını, toplumla kurduğu ilişkiyi yansıtır sanat eserleri. Bu sebeple sanat her çağda yeniden icad edilir. Ünlü yazar Heinrich Mann’ın dediği gibi: “Bütün romanların ve hikâyelerin amacı kim olduğumuzu bilmektir, Edebiyatın önemli bir konuma sahip olmasının nedeni, sadece doğanın ve insanlar âleminin ayrıntılarını tek tek açıklaması değil, insanları hep yeni baştan keşfetmesidir.” Değerli yazarımız 

Evrim ve Big Bang gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları“filanca solucanın bölünmesi” veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir.
Hayatta en kötü mürşit ilim ve fen olmasın sakın? Eğer Atatürk bir kaç yıl daha yaşasaydı o meşhur sözünü geri alır mıydı acaba?… Ateşi keşfetmeden önceki insanlık ile bugünkü “uygarlığımızı” karşılaştırdığımızda hiç yol almadığımız söylenebilir. Bundan 200 bin yıl öncekomşusunun yiyeceğini çalmak için başına taşla vuran neandertal insani ile 2003 yılında Irak in petrolünü çalmak için bir milyon ıraklı sivili öldüren (veya buna seyirci kalan) homo economicus ayni uygarlık seviyesinde. Aralarındaki tek fark kullandıkları silahların teknolojik üstünlüğü. Teknoloji ve bu teknolojinin uygulanmasını mümkün kılan bilimsel buluşlar sıradan insanlar kadar bilim adamlarının da gözlerini kamaştırdı. Bugün karşımıza kâh bilimci (scientist), kâh deneyci (ampirist) olarak çıkan ahlâkî-felsefî bir duruş var. Bu duruş eğitim sistemimize ve resmî ideolojimize öyle derinden işlemiş ki sorgulanması dahi çok sayıda insanı öfkelendirebiliyor, rejimin savunma mekanizmalarını harekete geçirebiliyor. Bilim ve teknolojinin insanlığa otomatik olarak barış getireceğinden şüphe etmek neredeyse bir suç. Buna cüret edenler gericilikle,bağnazlıklasuçlanabiliyor. Pozitivizm ve “modern” yaşam üzerine yazılmış makalelerimizin bir derlemesini 75 sayfalık bir kitap halinde sunuyoruz. PDF formatındaki bu kitabı 


