Öldüresiye inanmak… »
By Arif Selim Aydın on Nis 22, 2015 in İman, iyilik, Kötülük, şiddet | 0 Comments
“İyiliği emretmek, kötülükten nehyetmek” dinin en asli düsturlarından biri. Bir iyilik yapmak, somut bir hedefe doğru insan etkinliğinin bilinçli bir yönelimini gerektirir. Kötülükten uzak durmakta/tutmakta ise, bir şeylerin yapılmaması belli kurallar ve maddi/manevi müeyyideler ile ortaya konur; bunların dışındaki olanaklı başka her türlü eylem için ise geniş bir hareket alanı bırakılır. Kötülükten sakınmak kişiyi çemberin içinde tutar, iyilik yapmak ise kişinin çemberin merkezine doğru hareket etmesine yardımcı olur. İslam’da insanın kendisini bir kötülüğü işlemekten alıkoyması, çok sayıda iyilik yapmaktan efdaldir. Yani çemberin içinde kalmak, merkeze doğru hareket etmekten daha öncelikli bir görevdir.
Hayek, Mandeville’den aldığı ilhamla, kendiliğinden oluşan kurallar ile biçimlenen toplum düzeninin en iyi düzen olduğunu savunur. Bu kurallara soyut kurallar ismini verir. Soyut kurallar, insan etkinliğine içkin olan, ancak bireylerin bilincinde olmadan, farkına varmadan uydukları kurallardır. Somut hedefler doğrultusunda oluşturulan kurallar yapılması gerekeni belirtir; dolayısıyla eylemin bu hedefe ulaşacak biçimde düzenlenmesini gerektirir. Bu hedefe ulaştırma dışındaki tüm insan etkinliği kısıtlanmış, sadece belirlenmiş amaca götüren tek bir eylem icbar edilmiş olur. Bu yüzden Hayek, soyut kurallara dayalı, yani sadece yasakları çizildikten sonra geri kalan tüm insan eylemlerine imkân tanıyan toplumsal düzenin, somut hedefler doğrultusunda Read the rest















Evrim ve Big Bang gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları“filanca solucanın bölünmesi” veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir.
Hayatta en kötü mürşit ilim ve fen olmasın sakın? Eğer Atatürk bir kaç yıl daha yaşasaydı o meşhur sözünü geri alır mıydı acaba?… Ateşi keşfetmeden önceki insanlık ile bugünkü “uygarlığımızı” karşılaştırdığımızda hiç yol almadığımız söylenebilir. Bundan 200 bin yıl öncekomşusunun yiyeceğini çalmak için başına taşla vuran neandertal insani ile 2003 yılında Irak in petrolünü çalmak için bir milyon ıraklı sivili öldüren (veya buna seyirci kalan) homo economicus ayni uygarlık seviyesinde. Aralarındaki tek fark kullandıkları silahların teknolojik üstünlüğü. Teknoloji ve bu teknolojinin uygulanmasını mümkün kılan bilimsel buluşlar sıradan insanlar kadar bilim adamlarının da gözlerini kamaştırdı. Bugün karşımıza kâh bilimci (scientist), kâh deneyci (ampirist) olarak çıkan ahlâkî-felsefî bir duruş var. Bu duruş eğitim sistemimize ve resmî ideolojimize öyle derinden işlemiş ki sorgulanması dahi çok sayıda insanı öfkelendirebiliyor, rejimin savunma mekanizmalarını harekete geçirebiliyor. Bilim ve teknolojinin insanlığa otomatik olarak barış getireceğinden şüphe etmek neredeyse bir suç. Buna cüret edenler gericilikle, bağnazlıklasuçlanabiliyor. Pozitivizm ve “modern” yaşam üzerine yazılmış makalelerimizin bir derlemesini 75 sayfalık bir kitap halinde sunuyoruz. PDF formatındaki bu kitabı 









