Müslüman’ın bollukla imtihanı »
By Arif Selim Aydın on Haz 11, 2015 in Demokrasi, İslam, Toplum | 0 Comments
“Dünya tatlı ve çekicidir. Allah sizi ona sahip kılacak ve nasıl amel ettiğinize bakacak.” buyuruyor Peygamber Efendimiz (sav).
Müslüman her hal ve karda bir imtihan içinde bulunduğunun şuurunda olan insandır; darlıkta da imtihandadır, genişlikte de. Başına bir sıkıntı gelir, sabreder, kazanır; bir nimete kavuşur, şükreder, yine kazanır. Terazinin kefesine sıkıntımız ya da bahşedilen nimet değil, bizim bunlar karşısındaki tavrımız, halimiz konur; şükrümüz ve sabrımız yani. Hadiseler değil, o hadiseler karşısındaki duruşumuzun bir ehemmiyeti vardır. Konuyu, seçim sonuçlarından sonra tavrımız ne oldu/ne olacak meselesine bağlamayacağım. Seçim sonuçları, evet, gerçekten sadece bir sonuçtur. Asıl bu sonucun ortaya çıkmasında bizim bir payımız var mı ona bakmak gerek. Acaba toplum olarak bir şeylerin değerini hakkıyla bilememenin neticesi midir bu durum?
Eğer bir kadirNAşinaslık olduğu düşünülüyorsa, bu sonuca belli bölgelerdeki ya da partiler arasındaki oy kaymalarına bakarak varmak, sebeplere takılıp kalmak anlamına gelir. Nicelikte meydana gelene değişikliklere bakarak yorum yapmamak gerek her zaman. Ardındaki esas sebebi görmeye çalışmalıyız. Eğer bugün Türkiye Müslümanlarının içini burkan bir seçim sonucu ortaya çıktıysa, bu acaba hangi hatalarımızın neticesi diye Read the rest







Evrim ve Big Bang gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları“filanca solucanın bölünmesi” veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir.
Hayatta en kötü mürşit ilim ve fen olmasın sakın? Eğer Atatürk bir kaç yıl daha yaşasaydı o meşhur sözünü geri alır mıydı acaba?… Ateşi keşfetmeden önceki insanlık ile bugünkü “uygarlığımızı” karşılaştırdığımızda hiç yol almadığımız söylenebilir. Bundan 200 bin yıl öncekomşusunun yiyeceğini çalmak için başına taşla vuran neandertal insani ile 2003 yılında Irak in petrolünü çalmak için bir milyon ıraklı sivili öldüren (veya buna seyirci kalan) homo economicus ayni uygarlık seviyesinde. Aralarındaki tek fark kullandıkları silahların teknolojik üstünlüğü. Teknoloji ve bu teknolojinin uygulanmasını mümkün kılan bilimsel buluşlar sıradan insanlar kadar bilim adamlarının da gözlerini kamaştırdı. Bugün karşımıza kâh bilimci (scientist), kâh deneyci (ampirist) olarak çıkan ahlâkî-felsefî bir duruş var. Bu duruş eğitim sistemimize ve resmî ideolojimize öyle derinden işlemiş ki sorgulanması dahi çok sayıda insanı öfkelendirebiliyor, rejimin savunma mekanizmalarını harekete geçirebiliyor. Bilim ve teknolojinin insanlığa otomatik olarak barış getireceğinden şüphe etmek neredeyse bir suç. Buna cüret edenler gericilikle,bağnazlıklasuçlanabiliyor. Pozitivizm ve “modern” yaşam üzerine yazılmış makalelerimizin bir derlemesini 75 sayfalık bir kitap halinde sunuyoruz. PDF formatındaki bu kitabı 
Avrupalı bir devlet adamıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında bir benzerlik kuracak olsak bu Charles de Gaulle olur. Neden?







Kendi ülkesini işgal eden ordu





