RSS Feed for This Post

Gözü kör olsun bu ulusçuluğun!

Irkçılığın sefaleti

http://www.mustafaislamoglu.com

Siz bu başlığı “milliyetçiliğin sefaleti” formunda da okuyabilirdiniz. Ne ki bu, yaygın bir “galat-ı meşhur”a katkıda bulunmak anlamına gelirdi. Her ne kadar eskiler “Galat-ı meşhur lugat-ı fasihten evladır” demişlerse de, “millet” gibi Kur’ânî bir kavram’ın tahrif ve tahribine dayalı bu yaygın hatayı şöhretinin hatırına benimsemek pek de mazur görülecek bir davranış olmazdı.

Millet, Kur’an’da “inanç sistemi”, “yaşam tarzı”, “bütüncül bir öğreti” anlamına gelir, ki Kur’an’da geçen “milleti İbrahim” ibaresi “İbrahim’in inanç sistemi” anlamındadır. Bundan mülhem olarak, bir inanç sistemine tâbi insanların oluşturduğu “inanca dayalı topluluk” için de kullanılır olmuştur; tıpkı “la yetevarasu ehlu milleteyn: İki ayrı millet birbirine mirasçı olamazlar” hadisinde kullanıldığı gibi.

Bundan yaklaşık 10 yıl önce elime Ermenice’den Arapça’ya çevrilmiş bir kitap geçmişti: İntifadatu’l-Ekrad (Kürtlerin Ayaklanması) 1925. Kitabın yazarı aynı zamanda Ermenistan Kürt Tarihi Araştırmaları Enstitüsü Müdürü de olan Erivan Üniversitesi tarih hocası Prof. Dr. Montill E. Hasretyan idi. Şeyh Said Ayaklanması’nı temel dinamiklerinden tamamen çarpıtarak Kürt ulusçuluğuna dayalı bir ayaklanma gibi sunmaya çalışan bu kitabı Arapça’ya çeviren Baki Naz, kitaba yazdığı “İthaf”ının bir yerinde şöyle bir cümle kullanıyordu:

“1915 yılında Ermeniler’e karşı girişilen katliamları da herkes bilmektedir.”

Baki Naz’ın “Ermeni-Kürt ulusçuluğunun dayanışmasının bir nişanesi olarak kaleme aldığı bu ‘İthaf’a ilişkin, yıllar önce İslam Birliği Hareketi isimli araştırmamda şöyle bir dipnot düşmüşüm:

“Bu satırları okuyunca ‘Gözü kör olsun bu ulusçuluğun; insana ne maskaralıklar yaptırtıyor!’ diyesi geliyor insanın. Bir kere o dönemde Doğu Anadolu’da katledilen yalnızca Ermeniler değildir; aynı zamanda Kürtler de katledilmiştir. Doğu’daki bu Müslüman Kürt katliamını (bazılarına göre sayıları 2 milyona varıyordu) gerçekleştiren de Ermeniler’dir. Yani katliam en azından karşılıklıdır ve bu katliamın tarafları da Ermeniler ve Müslüman Kürtler’dir. Şimdi bu Kürt ‘milliyetçisi’ kimi kime şikayet etmiş oluyor. Bu ulusçuya öz ırkının katillerine ağıt yaktıran duygu eğer psikolojik bir rahatsızlık değilse, ‘milliyetçilik’ adı verilen ve gerçekte şövenizmin ta kendisi olan ulusçuluktan başka nedir ki?”

Ulusçuluğun sefaletini çıplak bir biçimde görmek istiyorsanız, tüm kavimlere Fransız Devrimi sonrasında ortaya çıkan biçimiyle bir ideoloji olarak ulusçuluğu ‘devşirme bir fikir mikrobu’ olarak aşılayan fikir babalarına bakmanız yeterli. Bu açıdan Prof. Hasretyan gibi bir Ermeni’yi Kürtçülük yaparken görmek bizi hiç şaşırtmıyor.

Şaşırtmıyor, çünkü Abdullah Öcalan gibi Türk anneden doğma biri Kürt ulusçuluğunun ‘büyük önderi’ rolünü yıllar yılı gözümüzün önünde oynamadı mı? Aslında bu bir rövanştır; Abdullah Öcalan’ın Kürtçülüğü, Ziya Gökalp’in Türkçülüğü’nün tarihî rövanşıdır.

Öz be öz bir Zaza Kürdü olan Ziya Gökalp, Türk ‘milliyetçiliğinin’ babası sayılmaktadır. Yazdığı Türkçülüğün Esasları isimli eser, Anadolu’daki Türk ulusçuluğunun ilk el kitabı hüviyetindedir ve hâlâ da ulusçuların manifestosu niteliğini korur. İşbu Ziya Gökalp’ın gençliğinde tanıştığı Abdullah Cevdet sayesinde ulusçu bir düşünceye eğilim göstererek yıllarını verdiği ilk kitabının adını öğrenmek istemez misiniz: Kürtçülüğün Esasları ve Kürt Lugatı. Eğer birileri yerinden etmemişse, bu eserin Ziya Gökalp’in el yazısıyla olan aslı şu an Sinop Dr. Rıza Nur Kütüphanesi’nde olması gerekiyor.

Evet, ulusçuluğun sefaleti Kürtçülüğün Esasları’nı yazacak kadar ırkçı olan bir Kürt ulusçusunu Türkçülüğün babası konumuna getirmekle kalmıyor. Asıl onu buna ikna edenlerin kimliği önemli: Sonradan Tekinalp soyadını alacak olan ve atadan beri hahamlık yapan bir aileye mensup Selanik Yahudisi Moiz Cohen. Ziya Gökalp’ı Kürtçülük’ten Türkçülüğe terfi ettiren işte bu isimdir. Abdullah Cevdet’in tavsiyesiyle 1908′de Selanik Rizarto Mason Locası’nda toplanan İttihat ve Terakki yönetimi Gökalp’i hem masonluğa, hem de İttihat ve Terakki Merkez Yönetim Kurulu üyeliğine kabul eder. Ziya Gökalp, Moiz Cohen’le burada buluşarak sıkı bir talebe-hoca ilişkisine girer ve burada Türkçülüğün Esasları isimli eserini kaleme alır. Her ne kadar kitabı Kürtçülük’ten Türkçülüğe keskin bir geçiş yapan Zaza “şakirt” yazmışsa da, bu yazma gerçekte bir dikte etmeden ibarettir. Tüm ana fikirler Yahudi “hoca”ya aittir.

Arap ulusçuluğunun gelişim seyri de Türk ve Kürt ulusçuluğunun gelişim seyrinden farklı değildir. Sırası gelirse, bir gün onu da ele alırız.

Biliyorum, yazdıklarım birçoklarının midesini bulandıracak ve içini burkacak; ama ne yapalım ki gerçek bu… ve birilerinin yanlış olarak “milliyetçilik” adını koydukları ulusçuluğun altını kaldırdıkça burna hiç de hoş olmayan kokular gelmeye devam edecek…

Durun hele, ben daha yorganın ucunu kaldırdım, eğer konjonktür müsait olur da yorganı kaldırıp atacağımız günler gelirse, birilerinin koku maskesi takması elzem olacak…

Az kalsın asıl söyleyeceğimi unutuyordum: Bu ülkede medya sünnetçinin çıngırağıdır, siz siz olun sakın çıngırağa bakmayın, işinize bakın.

… Bu makale ilginizi çektiyse…

Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?

 İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “ötekine” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “zayıf” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. Buradan indirin. 

 

Türkiye bölünür mü?

“Bebek katili! Vatan haini!…” PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  “Kürtler ve Türkler kardeştir” diyenlerin kaçı “sen benim kardeşimsin”  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirin.

 

Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu

Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini hukuk yerine ırkımıza ya da inançlarımıza göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları “ne mutlu Türk’üm” demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın ulus-devlet modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! Kitabı buradan indirin.

 

Share on Facebook

3 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 2 Yorum

  2. Yazan:Ali Duman Tarih: Oca 8, 2009 | Reply

    Aklınıza ve yüreğinize sağlık, sayenizde, Ziya Gökalp hakkında bilmediklerimizi öğrenmiş olduk, ancak benim bildiğim husus ise zamanın devlet yönetimi Ziya Gökalp’e Türkçülük çalışmaları yaptırmış, yapılan çalışmaları da beğenmiş ancak ne hikmetse yürürlüğe koymamışlardır, belki dozunu çok hafif bulmuşlardır, zira daha ağır kıvamda bir Türkçülük/Milliyetçilik/Tek Parti/Tek Millet anlayışı yürürlüğe konulmuş ve maalesef uygulanmıştır. O uygulamalar sonucudur ki başta Güneydoğu bölgesi olmak üzere Cumhuriyet tarihinin 2/3’si örfi idare/ sıkıyönetim/ olaganüstü hal uygulamaları ile geçmiştir.

  3. Yazan:ayhan beyaztay Tarih: Mar 1, 2009 | Reply

    1.Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan beri MİLLET kavramı anayasal,hukuki ve resmi olarak sadece bir ırkı,kavmi veya etnik topluluğu kabul eden anlamda kullanılmamıştır.Bunun için bir örnek verilmek gerekirse Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve Türkiye Halkının (=cumhurunun) kurtarıcısı olan M.Kemal ATATÜRK ” Türkiye Cumhuriyetini kuran halkın tümüne Türk Milleti denir ” şeklindeki cümlesi yeterlidir.
    2.Bununla beraber uygulamalarda yanlışlıklar yapılmamış demek değildir.Bunları kabul etmemiz gerekir.Bu yanlışlıklar ve Atatürkün ırkçı , kavimci ve etnikçi olmayan Millet ve Milliyetçilik anlayışı maalesef çeşitli nedenler ile uygulanamamış ve Kürt ve Kürtçülük sorununun gelişmesine ve bu günkü durumuna gelmesine vesile olmuştur.
    3.Eger Atatürk ve dava arkadaşları ırkçı bir millet ve milliyetçilik anlayışına sahip olsalardı Yunanistan ile Türkiye arasında yapılan ve Lozan ile de kabul edilen toplu MÜBADELEDE Irksal olarak Türk kabul edilen Hristiyan Karamanlılar Yunanistana gönderilmez idi.Bu tarihi gerçek unutulmamalıdır.
    4.Amaç üzüm mü yemek yoksa bağcı mı dövmektir.
    5.Bu günkü esas sorun söz konusu olan Millet , milli , milliyet , milliyetçilik kavramlarının anayasal olarak tarif edilmemesi ve bu suretle her ideolojiye açık olacak ve Türkiye Halkının (=cumhurunun=milletinin=ulusunun) bölünmesine zemin hazırlayacak şekilde devam etmesidir.
    5.Gerçek Müslüman,Vatansever,Devletsever,Milletsever(=cumhursever=ulussever=halksever) ve insansever kişiler BENİM DEDİĞİM DEDİK ZİHNİYETİNDEN ve İFRATTAN vazgeçmeli ve Milli Uzlaşma ile sorunlu tüm kavramların yeniden ve her kişinin aynı şekilde anlayacağı ve kabul edebileceği bir çalışma içine girmelidir.
    6.Önerim kabul edildiği takdirde MİLLİ UZLAŞMA KAVRAMLARI VE TARİFLERİ hakkında hazırlamış olduğum özet çalışmamı tartışılmak üzere bu sitede yayınlayabilirim.

    Saygılarımla.

    Ayhan BEYAZTAY

  1. 1 Trackback(s)

  2. Şub 1, 2009: Bediuzzaman’la Ortadoğu Problemlerine Bakış : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin