Terörist evlatlarımız ve Anzak leşlerimiz(!)
By Mehmet Yılmaz on Tem 2, 2008 in Kürtler ve Türkler, PKK, Terör, İnsan
30 yaşlarında genç bir kadın olan B birden yanık et kokusuyla irkildi. Hiç bir acı duymadığı halde bacağının feci halde yandığını gördü. (1) Bu bayan B’nin ilk acile gidişi olmayacaktı. Daha önce de bir kaç kez bazı kemikleri kırılmış ama hiç ızdırap duymamıştı. Nadir bir genetik hastalık sebebiyle B hiç bir fiziksel acı duymuyordu.
Bayan B’nin fiziksel acıyla tanışması kelimeler “sayesinde”, bir haberi duymasıyla oldu: “Kardeşiniz bir trafik kazasında öldü.” Korkunç bir başağrısı B’yi sarstı. şaşkına dönmüştü. Hayatında ilk defa fiziksel bir acı hissediyordu. Aslında bu ölüm B için bir kayıp, bir eksiklik sayılamazdı. Zira uzun yıllar önce uzak bir şehire gidip hayatını kurmuş olan kardeşini çok fazla görmüyordu. Söz konusu ızdırap tamamen bir sözle başlatılmıştı.
Bayan B elbette Freud’un 1926′da önerdiği bir fikri (2) ispat ettiğini bilmiyordu: “Kaybolan bir cisim, hayatımızdan eksilen bir şey bedenimizin bir yerindeki bir acıyla (meselâ bir darbe ile) aynı etkiyi yapar.
Elbette kötü haberlerin bizi “yaraladığını” söylemek için bilim adamlarına ihtiyacımız yok. Ancak dikkate değer olan, ölüm haberini algılama ve izleyen süreçte içinde yaşadığımız toplumun bize verdiği veya verMEdiği desteğin “yaralarımız” üzerindeki etkisi.
Yas tutabilme hakkı
Ölen yakınlarımızın bedenleri dünyamızdan çıkıp gitse de izleri, hatıraları hayatımızı doldurmaya devam ediyor. Eğer cenazesi, mezarıyla ölen için son bir şeyler yapabildiysek ayrılıktan kaynaklanan bu boşluğu yavaş yavaş dolduruyoruz çevremizdeki insanlar sayesinde: “Babam görseydi benimle gurur duyardı, rahmetli de bu dolmayı pek severdi”.
Fakat bazı koşullarda bu yas tutma hakkı elimizden alınabiliyor: Evladını kaybeden batı avrupalı çiftlerin %70′inin 18 ay içinde boşanmaları (3) dolayısıyla mevcut ızdıraba yenilerini eklemeleri sebepsiz değil. Anne babalar birbirlerine hayattan zevk almayı yasaklayabiliyorlar: “Evladımız acı içinde ölmüşken nasıl böyle mutlu olabilirsin?”
Polisten kaçarken vurulan, intihar eden veya idam edilen insanların yakınlarına da susmak düşüyor. Suçluluk, aşağılanma ve utanç duyguları içinde boğulmaya terk ediliyor bu aileler.
Yetim gibi
Konuşmak suretiyle acısını paylaşamayan, yasını tutamayan insanlar tıpkı daha konuşmayı ögrenmeden anne ve babasını kaybeden bebeklerin durumuna düşüyorlar. Lisana, kelimelere dayalı bir bağı henüz kuramayan bebeklerin hayat ile en güçlü köprüleri gördükleri, kokusunu aldıkları ve sesini işittikleri anne ve babaları. Onların yokluğunda limbik sistem (ing. fr. alm.) hiç bir uyarım almadığından hızla körelmeye başlıyor. Bu kimsesizlik duygusunun etkisi başa vurulan sert bir cisim ile aynı. Beyinde duyguların oluştuğu ve davranışa aksettiği bölgede “yaralar” açıyor. (4) ikinci Dünya savaşı sırasında bombardımanlar sebebiyle anne ve babasından ayrı kalan bebeklerin açlıktan değil “yanlızlıktan” ölmeleri (5) de bu ilişkiyi ispat eder nitelikte.
Nasıl çalışıyor?
Son yıllarda manyetik rezonans ve hormonal analizlerin sonuçlarını kesiştirmek suretiyle büyük ilerleme kaydetti bilim adamları. Bu bulgular ile konuşması toplum tarafından engellenmiş, üzüntülü bir olayı geçmişte bırakamayan, yas tutamamış insanların beyinlerindeki hasarın ve davranışlarındaki bozuklukların neden-sonuç zinciri daha iyi aydınlanıyor.
Evladını kaybetmiş bir insanın şehit madalyası alması, ölen insanın komutanlar, siyasetçiler ve gazeteciler tarafından övülmesi şehit ailesinin bu yası tutmasını bir nebze de olsa kolaylaştırıyor. Kendisini bir anda “şehit babası” mertebesinde bulan sıradan vatandaş “Bir oğlum daha olsa onu da gönderiririm” diyor o coşku ile.
Diğer yanda “terörist leşi” muamelesi yapılan insanın yakınları ölülerini gömmekte, mezarları ziyaret etmekte zorlandıkça ölüm haberinin yol açtığı şok sürekli ve güçlü bir üzüntü haline, ardından da depresyon olarak gösteriyor kendini. Bu sürekli stres halindeki insanların vücutları duygusal baskıya cevaben çok fazla kortizol hormonu üretiyor. Kortizole karşı çok hassas olan hippocampus hücre çeperlerinin ödem yapması kaçınılmaz. Daha çok kalsiyumun hücre içine girmesine sebep olan bu durum hücre içindeki iyon dengesinin bozulmasının, hücrelerin şişmesinin ve patlayarak ölmesinin sebebi.(6)
Anzaklar
18 Mart’taki çanakkale muharebeleri’nin yıldönümünde savaşta ölen Anzaklar için siyasetçilerimiz bu yıl da güzel şeyler söylemeyi unutmadılar. Sık sık Atatürk’ün sarfettiği söylenen şu sözler hatırlatıldı:
“Bu yaban ellerde kanını döken kahraman askerler… şimdi siz barışsever bir ülkenin topraklarında yatıyorsunuz. Rahat uyuyunuz. Burada yanyana yatarken Johnnylerin ve Mehmetlerin hiç bir farkı yoktur. Ey çocuklarını uzak diyarlardan buralara gönderen anneler, gözyaşlarınızı silin. Oğullarınız bağrımızda yatıyor ve rahatlar emin olun. Hayatlarını bu ülkede kaybetmiş olmaları nedeniyle onlar en az sizin olduğu kadar bizim de çocuklarımızdır.”
Ölen anzakların gömüldüğü yerlere şehitlik diyoruz ki batı dillerinde de olan bir kelime bu. (ing. martyr fr. martyr). Tıpkı bizdeki gibi “şahitlik/tanıklık eden”, “bildiğini söyleyen”anlamlarına geliyor ve eski yunanca μαρτυς (martus) kelimesinden geliyor.
Yüzbinlerce insanımızı öldüren Avustralyalı ve ingiliz askerlerin cesetleri karşısında büyüklük gösteriyoruz. Yakınlarına ihtiyaç duydukları yas tutma hakkını tanıyoruz. Eğer Türkiye bu anma törenlerine müsade etmeseydi o askerlerin torunlarına ne büyük eziyet etmiş olurdu.
… ve (bizim) teröristler
Ancak aynı büyüklüğü terörle mücadele sırasında öldürülen insanların ailelerine karşı gösteremiyoruz. Devleti kasdetmiyorum, toplumu oluşturan sıradan insanları düşünüyorum bunu söylerken:
Bir komutan Öldürülen PKK militanlarının fotoğrafını toplu halde çekmek isteyen gazete muhabirine hitaben “Analar evlatlarını askere leş toplatmak için göndermedi. Geberdikleri yerde kalırlar, askere leş toplatmam, biz imha eder, geçeriz.” (19 Ağustos 1993, Milliyet)
Halka ve Olaylara Tercüman(!) bir gazete öldürülmüş insan fotoğraflarını iftiharla sergiliyor ilk sayfada.
Aynı gazetenin köşe yazarı Metin Özkan şöyle sesleniyor Kürtlere: “Unutmayın ki sizin atalarınız bu topraklar için bizimle Çanakkale’de omuz omuza çarpışıp şerefli bir şekilde şehit oldular. Terörist leşine ‘Kürdistan şehidi’ diyerek bir avuç kuklanın siyasal uzantısı olan sizler, hıyanet ve delalet içindesiniz.”
Hürriyet Gazetesi’nin bir haberinin altına bırakılan yorumlarda insanlar “daha çok terörist leşi istiyoruz!” diyorlar.
Öldürülen PKK’lıların cenazeleri örgütün sorun çıkarması sebebiyle ailelerine teslim edilemiyor. Terör örgütü her cenazeyi bir boy gösterisi haline getirmek istediği için ölenin yakınları asgarî bir yas tutarak toprağa veremiyorlar çocuklarını.
Sonuç
Evlat acısı standart, herkes için aynı olan bir acı değil. Bize verdiği hasar ölümün geliş şekline, yaşadığımız zamana, kültüre, ailemizin ve toplumun bize destek olup olmamasına göre değişiyor.
Yas tutaMAmanın, ölüyü anaMAmanın yol açtığı psikolojik yırtılmaların ve yıkımların biyolojik yansımaları dahi ölçülebilir hale geldi.
Terörün bizi sürüklediği korku ve nefret atmosferi içinde güvenlik önlemi kavramını aşan, intikama, ölmüş bedenleri aşağılamaya varan bir cinnet havası oluşuyor gitgide. Saklandığı yerlere terörist ini, ölülerine leş diyerek onları insanlığın dışında görmeye, göstermeye çabalıyoruz. Oysa bu türlü organize terör insan toplumlarına özgü bir oluşum. Ve bu terör bizim terörümüz. Çözümü de bizim elimizden olacak tıpkı kaynağı gibi.
PKK’ya alet olmuş gençler bizimle aynı ülkenin nüfus kâğıdını taşıyan insanlar. Onları PKK’ya yaklaştıran süreci, Kürt milliyetçiliğini tahlil etmediğimiz sürece terör belasından kurtulmak zor görünüyor.
Terör, zorunlu göçler ve yakılan köyler sebebiyle büyük şehirlerde yaşamaya mecbur kalan insanların sosyal dokuları yırtıldı. Akrabalar uzaklaştı. Gençler ile yaşlıların arasındaki zihnî mesafe arttı. Kürt olsun olmasın bölge insanının dayanışma ağları artık eskisi gibi işlemiyor.
Yas tutmalarına, cenaze törenlerine mâni olunan, depresyon içinde duyguları körelen bu ailelerin yeni teröristler yetiştireceğini öngörmek için bilim adamı olmaya gerek yok sanırım.
Terörle mücadele konusuna alternatif bakış
- Kürt kimliğinin yok sayılması ve sonuçları : Ax! Welate min - Ah! vatanım
- Asimetrik savaşta hatalarımız : PKK… Ters giden nedir? Bundan sonra nereye?
- İslâm dini açısından « düşmanı » affetmek : PKK’lıları affetmek
- Newroz kutlamaları ve hatada ısrar : Bu PKK’ya adam yazmaktır
- PKK’nın ideolojisindeki tuhaf rastlantılar( !) Kemalist bir PKK
KAYNAKÇA
(1) N. Danzigera, b, c, , and J.-C. Willera, Tension-type headache as the unique pain experience of a patient with congenital insensitivity to pain, Département de Neurophysiologie Clinique, Centre Hospitalo-Universitaire, Pitié-Salpêtrière, Paris, France.
(2) Sigmund Freud, ingilizce Inhibitions, Symptoms and Anxiety veya Fransızca Inhibition, symptôme et angoisse.
(3) Michel Hanus, Les deuils dans la vie : Deuils et séparations chez l’adulte et chez l’enfant. (Yas, yetişkinlerde ve çocuklarda yaslar ve ayrılıklar)
(4) Les deuils dans l’enfance (çocuklukta yas) Abstracts Neuro et Psy, Eylül 1997 sayısı.
(5) Spitz R., “Anaclitic depression” Psychoanalytic Study of the Child, New York International University Press, 1946
(6) Zetzche, Hippocampal and amygdalo changes in patients with major depressive disorder, Jurnal of Clinical Psychiatry, 2004, no 64.
3 [?]



10 Yorum
Yazan:Büyükcan Tarih: Tem 2, 2008 | Reply
Aslında ne kadar ilginçtir…Bakın size ben birşey yazacağım ama iyi niyetimden yazıyorum. Kimse bana kızmasın,küfür samimi değil falan demesin…
Benim çalıştığım köy,90′lı yıllarda pkk’nın lojistik üstüymüş…Hatta bazıları derki,hala şu şu şahıslarda o dönemden kalma kaleşnikoflar falan var,o kadar yani…Hatta yine derlerki,şunu çoban yapalım…Onun elinde keleş, mühimmat falan var…O kadar yani!Gerçi benimkiler sadece bir duyum(Birinin evini Mayıs’ta jandarma aradı,birşey bulamadı…) Gözümle görmediğim içinde birşey diyemem…
Önceden,dağdan inerlermiş,köylüyle yemek yerlermiş,öğretmen olduk bizde oradayız…Ev ziyaretine gitmiştik,bir ölü vardı,Allah rahmet eylesin, eceliyle ölmüş bir yaşlı teyze… Bize çocuklarım falan derdi… Ölünün üstünden bir 40 gün geçince orada yemek verilir,bizde sofraya oturduk ve dediler ki,bir ara burada pkk’lı militanlar otururdu,şimdi siz oturuyorsunuz!
Herbiri hatta o dönemde 3 -5 hayvan parası vermiş PKK’ya…Zamanında Jandarma köyü kuşatmış,tek tek ev ev pkk’lı aramış…
İşte bu köydekiler şimdi diyorlar ki,benim bu soğukta karda kışta dağda ne işim var?Benim canimi mi cikardilar ki dağa çıkacağım?
Hatta merak edene söyleyeyim…pkk’ya bu köyden katılan iki kişi varmış.Şimdi buradakiler dağda geberttiler onları diyorlar…
Bütün bunlar birşeylerin bitmekte olduğunu gösteriyor.Zaten köyün neredeyse 4′te 1′i şimdi AKP’ye oy veriyor…
Ha buraya bu yazıyı niyemi ekledim?En alttan yukarıya doğru sayın.3. paragrafı okuyun…
Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Tem 3, 2008 | Reply
@Büyükcan,
Keşke herkesin sizin gibi gerçekleri öğrenebilme şansı olsa.Fakat maalesef ülkemizdeki bilgi alma ve iletişim biçimi buna pek izin vemiyor.Pekçoğumuzun Güneydoğu bölgesindeki insanımızla ilgili yargıları televizyon ve gazetelerle sınırlı.Duygularımıza onlar yön veriyor çünkü.
Oysa bütün insanların yaşama dair beklentileri aslında birbirinden o kadar da farklı değil.İster karadenizde yaşayalım ister Marmarada;alevi ya da sünni,kürt,türk ya da ermeni olalım,acaba hangi birimiz şu kısacık ömrümüzde barış ve huzur yerine korkuyla,kaosla,bitmek bilmeyen bir düşmanlıkla,güvensizlikle yaşamayı ister?Ben hiçbir insanın bunu arzulayabileceğine ve hayatını buna adayabileceğine ihtimal vermiyorum.
Ne var ki bugün geldiğimiz noktada kardeşin kardeşe güvenmediği,kin ve öfkenin bizi tutsak aldığı talihsiz bir süreci yaşıyoruz.Sevmeyi,hoşgörüyü neredeyse unuttuk.
Çünkü habire üzerimize kin ve nefret zehiri boca ediliyor.Savrulduğumuz pencerelerden bakıyoruz dünyaya.Kendimize gelip bir an olsun kendimiz için birer düşmana dönüştürdüğümüz insanların da bizim gibi nefes alıp verdiğini,bizim gibi birer varlık olduklarını,kendimizinkine benzer birer hikayeleri olduğunu maalesf hatırlayamıyoruz.
Bu kadar mı zor?İzmirin bir meydanında piyango bileti satan 70 lik dedeyle Diyarbakır sokaklarında simit satan çocuğun aynı dünyalara sahip olabileceğini anlamak,hissetmek imkansız mı ki? Düşlerimizi,sevinç ve kederlerimizi,umut ve sevdalarımızı,boşa çıkmış hayallerimizi,yenilgilerimizi bunca yüksek duvarlarla bölen ne olabilir?
İşte böyle Büyükcan kardeşim.Kendi egolarımızı tatmin etmek uğruna ötekiyle aramıza yüksek surlar inşa ettik.Artık birbirimizi duyamaz göremez olduk.Vicdanlarımız nasır tuttu.Beyinlerimiz köreldi.Ve ruhumuzun karanlık kuytularında kaybolmuş gidiyoruz.
Bir ışığa ihtiyacımız var.Hepimizin.Artık içinde kayboduğumuz karanlık tünelin sonunda küçücük bir parıltıya hasretiz.Bunu istiyoruz.Belki de sandığımız kadar umutsuz değil,belki de aradığımız o bir tutam ışık o kadar da uzakta değil.Evet evet belki de çok yakınımızda,yani içimizde,yani yüreğimizin bir köşesinde…Yeter ki keşfedelim,yeterki dokunup almaya uzanalım.
Ve eminim hayat denen bu serüvene sevgimizi de sırtlayarak adım attığımızda o mucizevi ışığı yaklamamız hiç de zor olmayacak.
Mehmet beyi bu hümanist yaklaşımından dolayı kutluyor ve bana insanlığımı hatırlattığı için teşekkür ediyorum.
Sevgi,barış ve kardeşlik dolu güzel günler dileğiyle…
Yazan:ozan Tarih: Tem 10, 2008 | Reply
BİR FİKİR PLATFORMUNDAYIZ MEHMET BEY ONUN İÇİN ÇEKİNMEDEN SİZE BİR KAÇ SORU YÖNELTMEK İSTİYORUM BU SORULARI LÜTFEN CEVAPLABİLİRMİSİNİZ?
1-ETNİK YAPI OLARAK KÜRT MÜSÜNÜZ?
2-AİLENİZDEN VE ÇEVRENİZDEN PKK İLE MÜCADELE DE HİÇ ŞEHİD VERİLDİ Mİ?
3-HİÇ ŞEHİD CENAZESİNE KATILDINIZ MI?
ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİM VE ÇALIŞMALARINIZDA BAŞARILAR DİLERİM…
Yazan:MY Tarih: Tem 10, 2008 | Reply
@Ozan Bey,
rica etsem küçük harfle yazar misiniz? böyle bagiriyor mussunuz gibi geliyor. Büyük harfle yazilan yorumlari pek okumuyorum. Vurgu yapmak istediginiz kelimeleri BÜYÜK veya koyu yazin isterseniz.
… Gelelim sorulariniza
1-ETNİK YAPI OLARAK KÜRT MÜSÜNÜZ?
Hayir. Baba tarafim çerkes ve balkan. Anne tarafim tatar ve balkan.
2-AİLENİZDEN VE ÇEVRENİZDEN PKK İLE MÜCADELE DE HİÇ ŞEHİD VERİLDİ Mİ?
Balikesire kayitli oldugumuz için bütün kuzenlerim askerliklerini doguda yapti. ölen odugu gibi deliren de oldu. Kolunu bacagini kaybedip issiz kalanlar da var.
3-HİÇ ŞEHİD CENAZESİNE KATILDINIZ MI?
Evet, katildim. Ama “sehitler ölmez” diye bagirmadim çünkü camide ve mezarlikta bagirilmaz, zaten sehit olmak için ölmüs olmak gerekir.
Elimi köpek sekline sokup havada sallama geregi de görmedim. Türk bayragi da sallamadim. Sessiz bir biçimde camide yapilmasi gerekenleri yaptim.
Simdi ben size bir UYARI yapayim, “FİKİR PLATFORMUNDAYIZ” diyorsunuz yani amacimizin fikir alis verisi oldugunun farkindasiniz. Yine de kisisel hatta irk özelliklerime dair sorular soruyorsunuz. Sonra “alenizden sehit verildi mi?” gibi manasiz sorularla bu hatali yönde devam ediyorsunuz.
Kadin haklarina saygi duymak için kadin olmak gerekmedigi gibi kürtlerin haklarini savunmak için de kürt olmak gerekmez.
PKK kürtlerin veya ABD’nin baslattigi bir mesele degil. Hukuksuzlugun yol açtigi bir sorun. PKK… Yanlis Giden Nedir? adli yaziyi okursaniz ne demek istedigimi daha iyi görebilirsiniz.
insanlarin ne olduklariyla degil ne düsündükleri ve ne yaptiklari ile ugrasirsaniz sitemize katkilariniz daha yapici bir hal alir. Burasi kavga yeri degil. “Sen kimsin? Ne anlarsin?” tipi çikismalarla Türkiye’ye hizmet edilmedigini bilmeniz gerekir.
Yazan:ozan Tarih: Tem 10, 2008 | Reply
cancağazım uyarıların için çok teşekkür ederim bu bir,kavga etmek gibi bir niyetim olsa buna açıkça söylerim bu iki,sorularımı sormamda ki tek amaç yazınızda ki ince yaklaşımın etnik kimliğiniz-siyasi görüşülerinizden mi yoksa tamamen humanist fıtratınızdan mı kaynaklandıını görmekdi,onu gördüm söyledikleriniz doğru ise gerçekten derin bir humanizme sahipsizniz…
birde ŞUNU GÖRDÜM Kİ DERİN BİR DÜŞÜNCEYE ASLA SAHİP DEĞİLSİNİZ!
TERÖRİST diye tanımlanan -kaldi ki öyle-insanlara hoşgörü davetiyesi çıkarıyorsunuz ama TÜRK olan insanların miliyetçi kesiminin kullandığı bir sembolü KÖPEK diye küçümsüyorsunuz.Acaba birde şunu sorayım size KÜRTLERİN FAŞİSTLERİNE BU KADAR HUMANİST OLABİLİYORSUNUZDA TÜRKLERİN FAŞİSTLERİNE NİYE BU KADAR SALDIRGAN OLUYORSUNUZ?HAIRDIR BİR YARANIZ MI VAR KUZUM?
Yazan:fizikci Tarih: Tem 22, 2008 | Reply
Ozan Bey,
Kürtlerin faşistleriyle, Türklerin faşistleri arasında çok önemli bir fark var.
Kürtlerin faşistleri karşımızda silahla mücadele ediyorlar. Karşılık verebiliyoruz. Derin devlet bağlantıları olmasa şimdiye çoktan topunu temizlemiştik ama “birilerinin” oradaki savaştan çıkarı var. Ne öldürüyorlar ne güldürüyorlar. Sürünüp duruyoruz. Şimdi bu derin bağlantıyı yok edersek PKK meselesi kolayca hallolur. Belki de tek kurşun atmadan.
Türklerin faşistleri ise karşımızda değil içimizde. Mücadele etmek çok zor. Salgın bir hastalık gibi beyinsizlik yayıyorlar. Gencecik çocuklarımızı Ermeni, misyoner katili yapıyorlar. Ergenekon gibi çetelerin propogandalarıyla kolayca gaza gelip insan hakları ve demokrasi mücadelemize zarar veriyorlar.
Mehmet Bey’e “DERİN BİR DÜŞÜNCEYE ASLA SAHİP DEĞİLSİNİZ!” diye bağırmışsınız. Bence sadece yazısının başlığı bile ne kadar derin düşünebildiğini gösteriyor. Sizce derin düşünce nedir? Hasbelkader mensubu olduğunuz ırkın size yücelik kazandırdığı gibi bir şey mi? Eğer oysa kalsın ben almayayım.
Yazan:ozan Tarih: Tem 23, 2008 | Reply
ben sayın Mehmet Bey’e bağırmadım beyefendi o sorularımı sormamın sebebini açıklamıştım ama yine açıklayayım beyefendi,Mehmet Bey’in bu şekilde düşünmesinin asıl sebebinin hümanizden mi yoksa kürt millliyetçiliğinden mi kaynaklandığını merak ettim açıkladığım halde Mehmet Bey bunu anlamadığı için derin bir düşünceye sahip değilsiniz dedim…Yoksa kesinlikle Mehmet Bey’in yazdıklarının okunmaya değer olmadığı veya hafif olduğunu KESİNLİKLE kastetmek istemedim eğer bu anlaşıldı ise asıl şimdi bağırıyorum;ÖZÜR DİLERİM,ÖZÜR DİLERİM,ZÖÜR DİLERİM…
Sayın Fizikçi Bey;Mehmet Bey açık konuşayım ülkücülerin kullandığı ve elin kurt şeklinde yapılarak oluşturulan sembolü hafife alarak ”köpek”şekli demiş,madem gönüllü avukatlık yapıyorsunuz bana hiç kıvırmadan şunun cevabını verin bakalım;anzaklara gösterdiğimiz inceliği terörist yakınlarını göstermiyoruz diye hümanist bir çıkış yapacaksınız sonra da konu Türk milliyetçilerine veya sizin söyleminize göre Türk Faşistlerine gelince yaptıklarının ”camilerin önünden höykürmekten ve ellerini köpek şekline sokarak bağırmaktan başka bir şey olmadığını söyleyeceksiniz”
bu çelişkinin ve her iki tarafa da ortak mesafe de duramamanın sebebi nedir?Onu sordum ve eleştirdim…Nalıncı keseri gibi hep bana veya sevdiğim sempati duyduğum tarafa olmaz ki ama değil mi?Benim eleştirdiğim bana tutarsız gibi gelen düşüncelerdi… yoksa ülkücülerin hepsinin çift kanatlı melekler olduğunu falanda iddia etmedim…
Yazan:fizikci Tarih: Tem 23, 2008 | Reply
Ozan Bey, ben de ona cevap verdim ya zaten. Neden Türklerin faşistleri, Kürtlerin faşistlerinden daha tehlikelidir onu anlatmıştım bir üstteki yorumda.
Yazan:Cybermuslim Tarih: Mar 11, 2009 | Reply
Kimseyi masum gösteremezsiniz.
“PKK, kürtlerin veya ABD’nin baslattigi bir mesele degil.”
PKK, bu ülkeye 1850′li yıllardan beri oynanan oyunların sonucudur. Osmanlıyı böl-parçala ve yerine, İsrail devletine hizmet edecek bir devlet kur. Yetmediği yerde bir de kürt devleti kur’un sonucudur. Bugün köşe başlarına çökmüş bürokrasideki sabetayların asıl hedefi budur. Senaryo halen devam ediyor. Birinci dünya savaşı ve kurturuluş savaşında verdiğimiz kayıplar yetmedi(biz bu savaşlara niye girdik sorusu), Cumhuriyetin ilanıyla devam etti (şapka kurbanları vb.). 1980 ihtilali yine bunların oyunuydu, ama bazı şeyleri hesap edemedikleri için o günün maocuları, lenincileri, atesitleri dağa çıktı, PKK terör örgütü oldu.
İşte tam bu noktada kandırılan, eziyet edilen kürt vatandaşlar da “Hukuksuzlugun yol açtigi bir sorun.” dan dolayı bir kısmı PKK’ya katıldı. Devlet olmayı gerektiren şartları kaldırdığınız zaman (.. dan biri din birliği) artık herkes ayrı telden çalmaya başlar. Bunun en iyi örneğini de dersim olayıyla bu ülke de yaşamıştık. Doğuda sulandırılamayan İslam inancını yok etme senaryosu olan dersim olayı.
Birileri bu senaryoları yazmaya devam ediyor, arkasında kim var’ı sorgulamadan bizde sanırım gölge oyunu izler gibi izliyoruz. En son örneği Ankara-Sincanda tankların yürümesi. (gerekçe neydi, İsrail finolarının sen bu ülkede Kudüs gecesi yapamazsın.)
Selam ve dua..
Yazan:Süleyman Nas Tarih: Tem 28, 2011 | Reply
Benim icin anzaklarda leşdir kürtler de farkı yokdur ingilizden cinliden rusundan hepsi Türk’ün kanını dökmüş katlimlar yapmişlardir.Onları affetmek ölmüş atalarımıza ihanettir ve Türk’ün onurunu yere sermekdir.