RSS Feed for This Post

Kemalist bir PKK(*)

[27 Şubat 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

dtp00301.jpgPKK’nın hiç atlamamız gereken “ideolojik” bir yönü var. Bu yöne ışık tutan enteresan bir anekdot, bir ay kadar önce büyük bir gazetecilik başarısı göstererek Kandil Dağı’na çıkan Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’dan gelmişti. Taraf gazetesi adına PKK’nın yönetim kadrosu ile konuşan bu ikiliden ilki, terör örgütünün “laiklik” anlayışı konusunda şu ilginç notu düşmüştü:

“Yemekte ‘türban’ konusu açılıyor. Ve Yasemin’in deyimiyle ‘Kemalist bir PKK’ çıkıyor karşımıza. Türbanın serbest bırakılmasına şiddetle karşı çıkıyorlar. Öyle şeyler söylüyorlar ki türbanla ilgili, o konuşmaları bir CHP kurultayında yapsalar ortalık alkıştan kırılır.”

“Dağ”dan böyle incilerin saçıldığı sırada “ova”dan da paralel mesajlar geliyordu. DTP milletvekili Aysel Tuğluk, 3 Şubat tarihli Radikal’de yayınlanan yazısında “ılımlı İslam denilen projeye” karşı “laik, aydın ve Kemalist güçler” ile “Kürt siyaseti”nin ittifak yapması gerektiğinden söz ediyordu.

Ancak aralarında Sayın Tuğluk’un da bulunduğu DTP milletvekilleri, üniversitede başörtüsüne özgürlük getirecek anayasa düzenlemesinin lehinde oy kullandılar. Bu çelişki acaba nereden geliyor?

Bunun iki cevabı var. Birincisi, bir yandan “Kürtlere özgürlük” derken öte yandan “başörtüsüne yasak” istemenin siyaseten tutarlı durmaması. İkincisi ise, DTP’nin muhafazakar “tabanı” ile laikçi “tavanı” arasındaki uçurum. Kürt aydını Altan Tan yakın zaman önce buna işaret etmiş ve durumu “DTP’nin tabanı AKP gibi, kadroları CHP gibi” diye özetlemişti. DTP, “başörtüsüne hayır” deseydi, tabanından büyük tepki alırdı.

Peki “taban” ile “tavan” arasındaki bu uçurum nereye varacak?

Ben, PKK’nın yakın gelecekte iyice zayıflayacağını, onun “siyasi kanadı”nın da daha ılımlı bir çizgiye kayacağını tahmin ediyorum. (Ve dahası umuyorum!) Ancak olmaz ya, farz-ı muhal, eğer işler onların hayal ettiği gibi gider de bir gün bir “Kürdistan” kurup başına geçerlerse, neler olacağını kestirmek mümkün: Bu “çağdaş” devlete yaraşır bir “ulus” yaratmak için otoriter kolları sıvayacaklar. Aysel Tuğluk’un deyimiyle, “tamamen iyileşmemiş eski bir hastalık” olan dinin toplumsal yaşamdan kazınması işine girişecekler. Bugün “Kürtlere özgürlük” diyenler, yarın “Kürtler için, Kürtlere rağmen” diyecek.

“Nereden biliyorsun” derseniz, “biz bu filmin ilk bölümünü gördük ve ikincisinin eskizleri de tıpa tıp aynı” derim. Bugün Kürt milliyetçileri arasında 1930′lardaki “Türk Tarih Tezi”nin kopyası olan fantaziler, “Kürt ırkının Ari kökeni”ne dair efsaneler dolaşıyor. Kürtçü ideologlar, İslam öncesi döneme ait hayali bir “altın çağ” yaratmaya uğraşıyor. Zaten hali hazırda da Türk ve Kürt ırkçıları aynı telden çalıyor. Cumhuriyet gazetesinde yazan emekli general Osman Doğu Silahçıoğlu, “Türklerin asıl dini Şamanizm’dir” derken, eski DEP milletvekili Hatip Dicle de “Kürtlerin asıl dini Zerdüştlük’tür” diyor.

Her iki taraf için de sorun, İslamiyet’in etnik kimlikleri ikinci plana atan ortak bir “Müslüman kimliği” sağlaması. Durum, Naziler’in “Alman ruhunu öldürdüğü için” Hıristiyanlık’tan nefret etmelerine benziyor. Aysel Tuğluk’un “gerici tarikat ve cemaatler”in “Kürt siyasal hareketini geriletmesinden” endişe etmesi boşuna değil. En az Kuzey Irak’taki “askeri mücadele” kadar önemli olan “ideolojik mücadele”de, en çok o yüzden batağa saplanmış durumdalar.

(*) Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ ın düştüğü nottan

Kitap tanıtan kitap 1

Kitap okumak… Jean Paul Sartre, Nazan Bekiroğlu, Toshihiko Izutsu, Henri Bergson, Mustafa Kutlu, Dostoyevski, Elif Şafak, Clausewitz, Sadık Yalsızuçanlar, Alber Camus ile sohbet etmek… Suyun resmine bakmakla yetinmeyen, su içmek isteyenler için var kitaplar. Mesnevî var, El-Munkızü Min-ad-dalâl, Kitab Keşf al Mânâ, Er-Risâletü’t-tevhîd var.  Elinizdeki bu kitap Derin Düşünce yazarlarının seçtiği kitapların tanıtımlarını içeriyor. Bizdeki yansımalarını, eserlerin ve yazarların bıraktığı izleri. Farklı konularda 44 kitap, 170 sayfa. Zaman’a ayıracak vakti olanlar için… Buradan indirebilirsiniz.

 

Aydın kimdir? Muhafaza’nın ve Değişim’in kimyası

Aydın konusu gerçekten sorunlu görülüyor. Her ideoloji, her grup kendi liderini, kahramanını aydını ilan ediyor çünkü. Tam da bu sebeple tanımından önce başka bir sıfata daha ihtiyaç duyuluyor: Reformist aydın, muhafazakar aydın, Kürt aydını, Türk aydını, vs.. Kısacası “aydın olmak” hem toprak(toplum) hem de tohum(aydın) gibi üzerinde durulup incelenmesi yazılıp çizilmesi gereken bir kavram. Değişimin adresi kabul edilen Aydın’ın tanımı konusunda muhafazakar olunabilir mi?” 130 sayfalık bu kitapta modernleşme sürecinde Aydın’ı ve Aydınlanma’yı sorgulayan bakış açıları bulacaksınız. Ama teori ile yetinmeyen,  fikrin eyleme dönüşmesini, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve sivil itaatsizlik olgusunu da sorgulayan yazılar bunlar. Buradan indirebilirsiniz.

 İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında

Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. İyi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. 21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

Zaman Nedir?

“…Geçip gitmiş olmasa “geçmiş” zaman olmayacak. Bir şey gelecek olmasa gelecek zaman da olmayacak. Peki nasıl oluyor da geçmiş ve gelecek var olabiliyor? Geçmiş artık yok. Gelecek ise henüz gelmedi. Şimdiki zaman sürekli var ise bu sonsuzluk olmaz mı? ”  diyordu Aziz Augustinus. Zira kelimeler yetmiyordu. “Zaman Nedir?” sorusuna cevap verebilmek için kelimelerin ve mantığın gücünün yetmediğı sınırlarda Sanat’tan istifade etmek gerekliydi : Sinema, Resim ve Fotoğraf sanatı imdadımıza koştu. Ama felsefeyi dışlamadık: Kant, Bergson, Heidegger, Hegel, Husserl, Aristoteles… Bilimin Zaman’a bakışına gelince elbette Newton’dan Einstein’a uzandık. Bilimsel zamandan başka, daha insanî ve MUTLAK bir Zaman aradık. Delâilü’l-İ’câz, Mesnevî, Makasıt-ül Felasife , Telhis-u Kitab’in Nefs ve Fütuhat-ı Mekiyye gibi eserler Zaman-İnsan ilişkisine bambaşka perspektifler açtı. Zaman’ın kitabını buradan indirebilirsiniz.

Tarih şaşırmaktır

Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… Buradan indirebilirsiniz. 

 

 

Kendi ülkesini işgal eden ordu

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek  KORKU PROPAGANDASI yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.

Share on Facebook

3 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 18 Yorum

  2. Yazan:Balbazar Tarih: Mar 1, 2008 | Reply

    Ulusalcı takımının AKP’yi Kürtçülük ile özdeşleştirmeye çalışıp her fırsatta (Sayın Öcalan vs.) bölücülük ile suçlamasından oldum olası tiksinmişimdir.

    Bakıyorum şimdi beriki taraf da aynı işe girişiyor. “Al birini vur ötekine” diye boşuna deyip durmuyoruz, ama siyasal İslamcıların bu kadar çirkin argümanlara yönelecek kadar acz içinde olduklarını bilmiyordum.

    Bu nasıl başlıktır yahu? Tamam manipulasyonu, sloganlarla konuşmayı zanaat edinmişsiniz ama, insan biraz olsun utanır.

    Siyasi rakiplere karşı zorda kalındığında hemen bölücü suçlamasına sarılınmasının ülkeye ve o konuda birşeyler yapmaya çalışan insanların çabasına ne kadar zarar verdiğinin farkında değil miyiz?

  3. Yazan:fizikci Tarih: Mar 1, 2008 | Reply

    Balbazar Bey,

    Bana öyle geliyor ki, sadece başlığı okuyarak bu yorumu yazmaya girişmişsiniz. Ulusalcıların “Sayın Öcalan” hikayesi çok saçmaydı, hele hele Öcalan’a gül uzatanların bu sayın hikayesini ağzına almaları dediğiniz gibi sadece tiksinti veriyordu.

    Kemalistlikleri tescilli olan ulusalcıların ergenekon destanıyla beraber derin devlet-pkk-mafya ilişkilerinin ortaya çıkmasını düşünün. PKK’nın türban, din gibi konularda kemalistlerle aynı kaygıları taşıyor olmasını da değerlendirin. Bu PKK Kürdistan’ı kursa herhalde çağdaş uygarlık yolunda yöntemleri kemalizm’den pek farklı olmayacak. Çünkü Kürt tabanı bu PKK/DTP elitlerinden çok farklı. Aynı bir zamanların Cumhuriyet elitleriyle Türk tabanı arasındaki fark gibi.

    Ayrıca Aysel Tuğluk’un “gerici tarikat ve cemaatler”in “Kürt siyasal hareketini geriletmesinden” endişe etmesi de kemalistlerle PKK/DTP arasında bir diğer benzerliği ortaya koyuyor: Gülenofobia! :)

    PKK da, çeteler de Gülen’den ne kadar korksa yeridir. İşin ironik tarafına bakın ki PKK’nın ve çetelerin ellerindeki silahlara karşılık Gülen tarafındakiler ellerinde sadece kalem tutuyor. Kalemin silahtan güçlü olduğunun resmidir bu.

  4. Yazan:fizikci Tarih: Mar 1, 2008 | Reply

    Bu arada İst. Anadolu yakasında oturan ve dünya gözüyle görmeye meraklı olanlara duyurulur:

    BOP eşbaşkanı RTE saat 5′te Ümraniye Haldun Alagaş’ta. :P

    (Bu nasıl duyuru ya, ulusalcılara hedef gösteriyormuşum gibi oldu… Saldırın!)

  5. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Mar 1, 2008 | Reply

    @Balbazar,

    Ortada ne demagoji var ne de slogan. PKK kürtçü bir ulus devlet kurma çabasinda. Avrupali bir çok parlementer “eger Apo bir devlet kurarsa biz orada derhal hapse atiliriz” demislerdi, bosuna degil.

    Yalsizuçanlar gibi kürt aydinlari da Kirmançi hakimiyeti altinda kurulacak bir kürdistan’in Zazalara ve Soranilere yasama hakki taniyacagindan süpheli. Kaldi ki 10 milyonluk Güney Dogu nüfusunun belki yarisi Türk. Onlarin hepten ayvayi yiyecegi kesin.

    ULUS DEVLET sorunu hakkinda kaleme aldigim ve ayni isimli kategorinin altinda yayinladigimiz ULUS DEVLET 1, 2, 3 yazilarina bir göz atabilirsiniz. Bu yazilarda ULUS DEVLET’in dogusunu, devrimci yöntemlerin yikiciligini ve bu kavramin zararlarini ayrintili biçimde anlatmistim.

    Kemalizmin GERçEKTEN ne oldugu konusunda DERiNSULAR sitesinde 22 sayfalik bir PDF var, mutlaka herkesin okumasi gerekir. Hem ilkeleri hem de yöntemleri bakimindan kemalizmi çok iyi irdelemis bir yazi.

    Evet, PKK, DTP ve Barzani Kürt milliyetçiligi yapiyorlar, evet, her üçünün de siyasi projeleri Kürt temelli 1930 model bir ulus devlet kurmaktir. Evet, eger basariya ulasirlarsa (ALLAH korusun) bu o bölgede yasayan herkes için felaket olacaktir. (Bkz. Balkanlar, kafkaslar, Irak ve Suriye tarihi)

    Evet, bu proje kemalist bir projedir.

    Sayin Balbazar, Yazinin geri kalan kismini okusaydiniz “Kemalist PKK” lafinin bize degil Ahmet Altan ve YAsemin çongar’a ait oldugunu da görürdünüz.

  6. Yazan:Balbazar Tarih: Mar 2, 2008 | Reply

    PKK Apo’nun yakalanmasindan beri boluk porcuk durumda. Tek bir politikasi yok. Irak’in isgalindan sonra ortaya cikan iki temel yaklasimdan soz edebiliriz:

    - Firsati ganimet bilip, Turkiye’yi tahrik ederek Turkiye’de bir ic savas cikartmak, Turkiye’yi dunya kamuoyu onunde zor durumda birakmak, sonucta kargasadan bagimsizlik cikarmak isteyenler.

    - 2007 oncesinde AKP’nin de egilim gosterdigi demokratik acilimlara karsilik verip, Turkiye’de sistemle barisip, isi tamamen siyasi arenaya kaydirmak, Kurtculuge siyasi arenada mesruiyet kazandirmak isteyenler.

    2007′de cumhurbaskani secimleri sonrasi AKP’nin orduyla barismak adina bu acilimlardan vazgecmesi ve DTP’nin meclise girmesi bu gruplar arasindaki dengeleri bozdu.

    PKK’nin secimlerin hemen sonrasinda azmaya baslamasi, bazi DTP’lilerin de surekli sistemi tahrik etmeleri, Ahmet Turk’un tasfiyesi bosuna degil. Bunlar birinci kanadin, tam da AKP’nin poltika degistirmesini ve DTP’nin meclise girmesini firsat bilerek isi kizistirma cabalari.

    Digerleri ise AKP’nin su koyvermesiyle azalan umutlarini AKP’ye yonelik kaygilardan kaynaklanabilecek rejim bunalimindan yararlanip, sistemle uzlasarak diriltmeye calisiyorlar. Bunlarin “Kemalist” adi verilen soylemlere girismeleri, bagimsizlik pesinde kosmalarindan degil, aksine sistemle barisma isteklerinden kaynaklaniyor.

    Siyasal Islamcilar ise, Kurtculerin yarattiklari sorunlardan yararlanarak, orduyla barismaya calisiyorlar. Bunu yaparken de, artik kabak tadi vermis, siyasi dusmani boluculukle ozdeslestirerek bertaraf etme politikasina basvuruyorlar. Artarak devam eden, laiklerle Kurtculeri ayni kefede gosterme cabasi bundan ibaret. Kusura bakmayin ama, cok ucuz bir soylem bu.

    Etnik milliyetcilik ise, 1930 model degil, 90′larda basini almis butun gercekligiyle onumuzde duran bir ruzgar. Bu yeni moda fanatizmi cozmenin yolu ise onu dinsel fanatizmle degistirmeye calismak degil. 80′lerde bu yapilmaya calisildi, PKK’ya karsi kullanilmaya calisilan Hizbullah cok buyuk zararlar verdi.

    Onlarca yildir cozumsuzlugun nedenlerinden biri asiretlerin gucu, etkisi, ve islerine geldigince taraf olmalari. Asiretlerin gucunu dayandirdiklari kaynaklardan biri ise zaten dinsel kurumlasma. Eger etnik ayriliktan kaynaklanan bir soruna cozum ariyorsaniz, bunun cozumu insanlara alternatif bir “ortak kimlik” dayatmak degil, onlarin kimliklerini cogulcu bir yaklasimla tanimak.

  7. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 3, 2008 | Reply

    Durum, Naziler’in “Alman ruhunu öldürdüğü için” Hıristiyanlık’tan nefret etmelerine benziyor. Aysel Tuğluk’un “gerici tarikat ve cemaatler”in “Kürt siyasal hareketini geriletmesinden” endişe etmesi boşuna değil.

    Mustafa Akyol herzamanki gibi popülizm ve demagoji yapıyor.
    DTP ne olursa olsun sosyalist bir partidir ve “gerici tarikat ve cemaatlerden” endişe duyması oldukça olağan. Bunun sebebini
    Nazilerde aramak Akyol’un yaşadığı akıl tutulmasının ispati.

    DTP’yi Kürk milliyetçili eksenine kaymakla suçlayabilirsiniz ama yuh yani, el insaf!
    Şu halde AKP’de Taliban yönetiminin kendisidir.

    “sünnetsiz DTP’li kurban eti dağitti”propagandası gibi “Nazi DTP’li”ha?
    Sana göre din ekseninde yürütülmeyen her siyasi hareket ya ırkçılık ya totaliter komünizm zaten.

    “iyi kürt” dediğin Fethullah Gülen’ci olacak, Diyarbakır’ın alışveriş merkezlerinde cirit atacak, “kürtçe mi?” ne gerek var “arapça bütün insanlığa yeter(ingilizceyi de bilmek lazim tabi piyasanın nabzını okşamak manasında)”.

  8. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 3, 2008 | Reply

    Mustafa Akyol biraz tarih kitabı okumalı, Şamanizm ve Zerdüştlük gibi pagan inançlarını Barbar Conan serisinden öğrenemez cünkü:-)

  9. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 3, 2008 | Reply

    “AB üyeligine başlanmis bir Türkiye’de salt ulusa dayali politik ve ideolojik yaklasimlarin yanisligi 85 yildir kanitlanmistir. Milliyetçiligin, ulus ve ulusçulugun günümüz çisindan toplumsal çözüm degeri yoktur, kalmamistir. Çözümü 1000 yillik birliktelik ve 500 yillik stratejik ortakligin ruhunda aramaliyiz.

    Politikada milliyetçiligi kullanmak kadar tehlikeli bir yaklasim olamaz. Milliyetçi ideolojiler halklari bir çikmaza, çatismalara ve ayrilmaya sürükler. Tarih böylesi kör savaslarla doludur. ”

    Aysel Tuğluk
    DTP Kongresi

  10. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Mar 4, 2008 | Reply

    Hala (snowqueen gibi) sosyalizmle nazizimi/faşizmi AYRI ideoloji sananlar var ya, hayret etmemek elde değil. Murat Karun’un bir yazısından:

    Nazi kelimesi Almanca Nationalsozialistische yani nasyonel sosyalist kelimesinden kisaltilarak turetilmistir. Her ne kadar bazilari “efendim Hitler sosyalist degil fasist idi” diye mirildansalar da Nazizm bal gibi sosyalist bir ideolojidir [1]. Hatta Nazizm’in, dunyadaki uc buyuk sosyalizm denemelerinden biri oldugunu soylemek yanlis olmaz - diger ikisi, SSCB ve Ingiliz Sosyalizm’idir.

    Bu denemelerin hepsi de, daha onceki yazida belirttigimiz gibi, tarihin duvarina toslamis ve etkilerini kaybetmistir. Ayrica bu sosyalizmlerin en sonuncusu, Ingiliz Sosyalizm’ine cok bel baglayan hayalperest bazi zavalli sosyalist’ler olmustur, cunku, eh iste burada hic kan dokulmeden “guzelce” kurulmus bir sosyalizm vardir -”ah bir basarili olsa”ne guzel olacaktir… Fakat Tony Blair yonetimindeki Isci Partisi bu hayalleri de bos cikarmaya muvaffak olmustur.

    Bitirirken, Turkiye Cumhuriyeti’ni tarif ederken “laik, demokrat, sosyal, hukuk devleti” tanimindaki “sosyal” tanimina sosyalizm cagrisimlari yaptigi icin karsi oldugumu belirtmeliyim. Bu tanim kaldirilmalidir. Bir devletin “sosyal” olmasina gerek yoktur. Secimle isbasina gelen hukumet, kendine oy kazandiracak hizmetleri halka saglar, daha da iyisi saglanmasi icin gerekli duzenlemeleri yapar, ortami hazirlar. Bunu yaparken kazandigindan fazlasini harcayamaz.

    Ayrica, laiklik ifadesi de basbakanin bir konusmasinda kullandigi ve Dr. Ilber Ortayli’nin da pek cok kez belirttigi “devletin tum dinlere ayni mesafede durmasi” olarak acikliga kavusturulmalidir.

    [1] Nazilerin Komunistler ile savasmis olmasi, onlarin ideolojik olarak zitti olduklari anlamina da gelmez.

    Ezberlerinizi bozmak için şu yazıyı da okuyun:

    Sosyalizm

  11. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 4, 2008 | Reply

    Hala (snowqueen gibi) sosyalizmle nazizimi/faşizmi AYRI ideoloji sananlar var ya, hayret etmemek elde değil.

    Nazizm ve Faşizmin AYRI olduğunu düşündüğümü nerden çıkardınız Suat Bey, insanları (daha okuduğunuz şeyleri anlamadan) yaftalamadn önce alıntı yaparsanız daha açıklayıcı olur.

  12. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Mar 4, 2008 | Reply

    Nazizm ve Faşizmin AYRI olduğunu düşündüğümü nerden çıkardınız Suat Bey, insanları (daha okuduğunuz şeyleri anlamadan) yaftalamadn önce alıntı yaparsanız daha açıklayıcı olur.

    Bence asıl siz okuduğunuzu anlamadan yazmayın.

    Ben nazizim/faşizm ile sosyalizmi aynı sandığınızı söyledim, cümlem de bu:

    “Hala (snowqueen gibi) sosyalizmle nazizimi/faşizmi AYRI ideoloji sananlar var”

  13. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 4, 2008 | Reply

    Bu gün çok latifkar gününüzdesiniz sanırım:)
    Murat Karun’un yazısı da aynı ölçüde latifeliymiş:)

    Hitler elbette faşistti, bunu kullanarak sosyalizm=faşizm çikarımınızı ciddiye bile almıyorum:)

  14. Yazan:fizikci Tarih: Mar 4, 2008 | Reply

    PKK’nın Apo’dan sonra ikinci adamı Şemdin Sakık web sitesine Türk bayrağı ve Atatürk resmi koymuş! :D Herhalde derin ve kemalist birileri Şemdin Sakık’ı PKK görevinden alıp, kendisine ulusalcılık görevi vermişler. Tam ibretlik!

    http://www.semdinsakikweb.com

  15. Yazan:TT Tarih: Mar 4, 2008 | Reply

    M.Akyol: Cumhuriyet gazetesinde yazan emekli general Osman Doğu Silahçıoğlu, “Türklerin asıl dini Şamanizm’dir” derken, eski DEP milletvekili Hatip Dicle de “Kürtlerin asıl dini Zerdüştlük’tür” diyor.
    Her iki taraf için de sorun, İslamiyet’in etnik kimlikleri ikinci plana atan ortak bir “Müslüman kimliği” sağlaması. Durum, Naziler’in “Alman ruhunu öldürdüğü için” Hıristiyanlık’tan nefret etmelerine benziyor.

    Vizyondan kalkan bu filmin degisik versiyonlarini gectigimiz yuzyilda onlarca ulkede gormustuk.Bu ulkelerden biri de maalesef biz idik…
    Etkili,yetkili kisilerin yukaridaki aciklamalarina ve zihniyetlerine bakilinca Turklerle Kurtlerin ne kadar da kader birligi yaptigi goruluyor..

  16. Yazan:Ahmet Tarih: Ara 27, 2009 | Reply

    gercekden, en eski Türkler Samanizmi cok iyi tanirlar ve Kürtlerin icindeki en eski Din ise Zerdüstlüktür, anlamadim bunun ne sakincasi var?

  17. Yazan:ali duman Tarih: Ara 27, 2009 | Reply

    başlık oldukça başarılı, zira DTP’nin kapatılmak için ateşe benzinle gider halini gördükten sonra, DTP’nin, CHP+MHP, birazda AKP’yi andıran yani türkiye siyaset panaromasını andıran bir yapıya sahip olduğu çok aşikar. Ancak ne var ki en fazla da CHP’yi andırmaktadır, halkçı olmayan, ırkçı ve milliyetçi chp’nin sanki kürt versiyonu gibi. Atatürk’ün yerine APO’yu koyun, gerisi zaten milliyetçilikten ibaret.

    CHP, halkçılıktan ve tabanından ne kadar uzaksa, DTP’de halkından ve tabanından o kadar uzaktır.

    chp’nin bir çözüm ürettiğine tanık olmadık, Atatürkcülüğün rantıyla geçinen bir partidir. dtp’nin de kürt halkı için bir çözüm ürettiğine tanık olmadık, Apoyu ve pkk’yı kutsallaştırarak ve kendi yarattığ o kutsal üzerinden siyaset yapan bir partidir.

    her ikisi de kendi halkı için değil, halkının üstüne basarak, halkının ortak değerlerini sömürerek siyaset yapmaktadırlar.

    pkk’yı kutsallaştırarak siyaset yapan dtp, bu kutsalın dağda savaşır pozisyonda kalmasının hiç bir meşru gerekçesi olmamasına rağmen, sürekli kemalist yargı tarafından kapatılma, tutuklanma, gözaltına alınma gibi argümanları kullanarak, MAĞDURİYET pozisyonunu alarak, dağda olmanın, savaşıyor olmanın meşrutiyetini sağlamaya çalışmakta, bunda zorlandığı zamanlarda ise bizzat ateşin üstüne benzinle giderek yargının ve düzenin üstüne gelmesini, kürt halkına işkence ve eziyet edilmesini sağlamaktadır. (düşman görünenlerin, amaçlarındaki kardeşlikleri)

    parti kapatmalarının, kürt halkına yapılan işkence ve eziyetlerin bittiği gün, dtp’nin de, pkk’nın da bittiği gün olacaktır, ancak ne varki bu paradigma kemalizmin uygulamaları sayesinde devam ettirilmekte, kürt halkının MAĞDURUYETİ her koşulda sağlanarak, pkk’ye meşrutiyet ve güç kazandırılmaktadır.

    bu bir oyundur ve bu oyun bizzat kemalist iradenin bilinçli sergilediği bir oyundur, her iki milliyetçilik birbirini beslemektedir. kemalist iktidar, bir düşman ile iktidarına güç kazandırmakta iken, mağdur edilen kürt halkını temsil ettiğini iddia eden pkk’ya ise meşrutiyet ve güç sağlamaktadır. karşıt gibi görünen her iki tarafta birbirlerinin ürünüdür.

    hükümetin her iki halkın yararına uygulayacağı “hakiki siyaset” her iki tarafından maskelerini düşürmeye yetecektir, zira bunun işaretleri görünmeye başlamıştır.

    Açılıma şiddetle karşı çıkan chp’nin yanısıra dtp’nin onur öymeni olan emine ayna da “bu açılım denen zıkkımda nereden çıktı” demekle, aslında partisinin niyetini açık etmiştir. Açılım her iki tarafı da bitirecek, maskeleri düşürecektir.
    dtp’nin bölünme zamanı gelmiştir, zira kürtlerin chp’si, kürtlerin mhp’si ve kürtlrin akp’si olarak bölünmeleri, türklere/kemalizme öykünme ve izdüşüm gereği zorunludur.

    (diyarbakır belediye başkanının “bizi şahinler, güvercinler diye bölmeyin” diyerek, bölünmeye küfürle ve şiddetle karşı çıkması, bu bölünmenin ayak sesleri olmasın sakın, bu bölünmede güvercinlerin kürtlerin akp’si, şahinlerin ise kürtlerin chp ve mhp’sini temsil edecekler ise aşikardır)

  18. Yazan:Tayfun Tarih: Mar 27, 2010 | Reply

    PKK ve CHP zihniyetlerinin aralarında hiç bir ideolojik mücadele yok. Sadece güç mücadelesi var. İkisi de iktidara gelirse benzer şeyler yapacaklar. Halkın geriye kalanı da bu güç mücadelesine alet ediliyor. Karın tokluğuna fedailik yapıyorlar, maşa oluyorlar.

  19. Yazan:Musab Tarih: Mar 29, 2010 | Reply

    Esselamu Aleyküm…Kardesim…bu acik ortada
    ne kadar kötülük var ise Islami duygulari yok
    etmek icin var ama insaAllah yok olmayacak….
    kim, Allah.c.c. dinine savas acmis ise bir gün
    gelecek rezil olanlar gibi onlarda olacaklar…
    gecmise iyi bir baksinlar kim nerden gelmis
    eskiden bu fark etmez…insaAllah biz Müslüman
    cocuklariyiz insaAllah öyle de kalacagiz..ne
    kadar cabalasalar da adamlar küfürlerinden taviz vermiyor neden biz bize verilen haktan
    taviz verelim?Bizim vekilimiz Rabbimiz O
    bize vekil olarak yetter…Ben kürdüm ama
    hic bir zaman bu beni adaletsiz olmaya sevk
    etmez…iki tarafinda büyük yanlislari var bu
    orta da..ama insaAllah hakki ile Allah.c.c.
    kalbi bagli olanlar bu atese bir su serpecek
    zaten digerlerinin serpmeye niyeti yok…
    Müstafa islamoglunun güzel bir lafi vardi
    sitemden beslenenler sistemi elestiremez..
    bu iki taraf icinde ayni…yani birileri
    bu akan kandan kazanc elde ediyor…cagdaslik
    dedikleri…duygulari yok etmek ise özgürlük
    isteyenler baskasina özgürlük istemiyor ise
    bu nasil bir düsünce yada Mücadele olabilir..
    siz isteseniz istemeseniz de insaAllah
    Rabbim nurunu tamamlayacak….bu karadan da
    acik ayet…gelin hep birlikte Kurana sarilip
    bir birimizi incit meyelim hepimizin gelis
    yeri belli Hz.Ademin cocuklariyiz…Üstunluk
    takvadadir…takva da namaz ile basörtü ile
    ugrasmak degildir aksidir…Rabbim bize
    hakki ile hidayet etsin…nefsimize degilde
    Rabbimize kul olalim…yada yasayan yok olmus
    putlara degilde…Yerleri ve gökleri koktan
    var edene kul olalim inaAllah bir seyler
    anlata bilmisimdir.
    Selam ve dua ile…

  1. 4 Trackback(s)

  2. Haz 9, 2008: Halk bir dağ kadar sessiz : Derin Düşünce
  3. Tem 3, 2008: Terörist evlatlarımız ve Anzak leşlerimiz(!) : Derin Düşünce
  4. Eyl 16, 2008: Vatanın bütünlüğü silahla mı korunur? : Derin Düşünce
  5. May 12, 2011: İslam? ‘tamamen iyileşmemiş eski bir hastalık’ : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin