Sınav Kâğıdı İptal »
By Konuk Yazar on Ağu 11, 2011 in atatürkçülük, Başörtüsü Yasağı, Kemalizm, Yobaz Laikler | 3 Comments
Sabiha Çimen
Senin kaşın küsmüş dedi kuaför. Berna mıydı adı, Berat mıydı, hatırlayamıyorum. Fatih’in 12 Eylül görmüş kadim kuaförlerindendi. Aralıksız dizilmiş renk renk peruklar resmi ideoloji kurbanları üzerinden ekmek yemeyi de sağlamıştı bu kuaföre. Eğer gece yatmadan evvel kaşlarıma sarımsak sürersem geri çıkabilirlermiş. Sual etmeden öğrendiğim benzeri birçok bilgi devridaim oluyordu zihnimde.
- – Adın neydi canım?
- – Zülâl
- – “Hah, Zülâlciğim bak canım senin gibi üniversiteye başlayacak olan kızlar çok geliyor bana. Böyle saçını iki numaraya mı vurduran dersin, kökünden kazıtıp peruk isteyen mi dersin, neler neler. Ben biliyorum yavrum, fotoğraf şeysinde türbanını çıkarman gerekecek, şu saçlarını iyice kesersek peruğunu rahat çıkarıp takarsın. Hem kökü sende uzar hemen, sonuçta senin bileceğin iş bana bir zararı yok”.
Saçlarımı bire vurdurmuştum. Taviz esnasında işimi kolay kılacak ve psikolojik baskıyı üzerimden atacak pratik bilgilere ihtiyacım yoktu. Üstelik peruk takmayacaktım. Resmi ideolojinin meşru olmayan yasakçı zihniyeti bana musluk muamelesi yapıp başörtümü açmamı dayattı diye inancımla maytap geçemezdim. Başörtümü çıkarmam bu haksız yasağa ancak ivme kazandıracaktı ve her zaman taviz tavize gebeydi. Ve bu hususta her ne kadar kendileriyle aynı tarafta olmasam da okul kapılarında başörtülerini kıvrana kıvrana açan, psikolojisi bozuk, suratı asık, bölünmüş kimliklerle okul bahçelerinde dolaşan arkadaş, yaşdaş ve yasakdaşlarıma destek olmak için kestirmiş olabilirdim saçlarımı. Zira nedenini henüz kendime dahi açıklayamadığım, aniden verdiğim bir karardı bu. Evet, bir nebze kafam rahatlamıştı. Saçlarım artık yoktu ama kafamın içindekiler her adımda ağırlığı altında eziyordu beni. Ne olacaktı, nelerle karşılaşacaktım, ilkeli bir tavırla nereye kadar gidecekti? Read the rest










