Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Son 30 günde en çok paylaşılanlar »

  1. Dikkat Kitap: Derin Marx
  2. MAZLUM-DER, Taraf Gazetesi ve binlerce aktivist salak yerine konabilir mi?
  3. Ah Nerede O Eski Ramazanlar?
  4. Cihad’a hapis, anasına gözyaşı…
  5. Oruç Bozdum
  6. Karl Marx’ın en büyük suçu
  7. Sınav Kâğıdı İptal
  8. Gerçek acılardan, temelsiz iddialara; Kürt Hareketi
  9. Özgün Değeri Olmayan Laikler ve Sokak İftarları
  10. Yeryüzünün Lanetlileri ve Ramazan

Yeni Türkiye’nin eskimeyen gazetecileri »

Erden Özkant

Türkiye, geçmişten beri birtakım sorunlarla yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. Kürt sorunu, Kıbrıs sorunu, din ve laiklik sorunu, Alevi sorunu, başörtüsü- türban sorunu,  Ermeni meselesi, yargı sorunu, medya sorunu ve asker sorunu… Ancak bu sorunlarımıza ilişkin tanımları ülkemizde hep asker yaptı, kırmızı çizgileri hep asker belirledi. Dolayısı ile de askerin belirledikleri Cumhuriyet kurulduğundan beri devletin resmi ezberi oldu. Bu ezberlerin, kırmızı çizgilerin ihlal edildiğini görünce de müdahaleler ve darbeler geldi askerden: 27 Mayıs 1960 darbesi, 12 Mart 1971 muhtırası, 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat 1997 postmodern darbesi ile 27 Nisan 2007 e- muhtırası gibi. Demokrasiye ve hukuk devletine yakışmayan 1982 Anayasasıyla yargı ve üniversitelerin düzeni ile hak ve özgürlükler askerin tekeline kaldı. Kürt sorununda, Ermeni meselesinde, din eğitimiyle ilgili meselelerde, Kıbrıs sorununda son sözü hep asker söyledi bu ülkede. Çünkü asker, sivillere güvenmiyordu ve bu yüzden Read the rest

Dağlara küstüm Ali – (Zazaca) »

Hüzün (Ermenice) »

Kürtçe Şarkılar Nasıl Türkçe Oldu? »

Abdulkerim Bülbül

Yıl 1926. Temmuz. Darü’l Elhan müdürü Yusuf Ziya Bey önderliğinde tüm yurtta geziler düzenlenmektedir. Bu gezilerdeki amaç yurttaki tüm türküleri kayıt altına alıp dönemin siyasi konjonktürünün diline çevrilmesiydi. Yeni bir Türkiye’nin inşası için kolları sıvayan dönemin ileri gelenleri! , her şeyin Türkçe’ye çevrilmesi gerektiğini ve ancak bu şekilde birlik ve beraberliğin sağlanacağını düşünüyorlardı. Müslüm Yücel’in ifadesiyle “Sesleri semayı delen şark bülbülerinin dönemiydi” bu dönem. (#1)

2 Eylül 1926 tarihinde Samsun’dan hareket eden Darü’l Elhan heyetinde Rauf Yekta , Dürü Turan ve Ekrem Besin gibi isimler bulunmaktaydı. Gezinin Güney ve Orta Anadolu’nun bazı illerine yapılması düşünülüyordu. Buna göre ilk durak Adana oldu. Oradan Ayıntap ( Gaziantep) , oradan Urfa’ya yapıldı. Bu gezi sonucunda 250 türkü derlenip toparlanıp kayıt altına Read the rest

Ulusalcı Kürtlerin camdan duvarı »

“…PKK destekçisi Kürtler adeta hızla koşan bir adamın bir cam panele çarpıp yere yığılma duygusunu tekrar tekrar yaşayacaklar. Camın öbür tarafını görecekler ve camın öbür tarafında akan hayatı gözlemleyebilecekler, belki bedenen o hayatın içinde olacaklar ama ruhen hiçbir zaman o camın öbür tarafına geçemeyecekler. Hiçbir zaman kendilerini camın öbür tarafına akan hayatın parçası hissedemeyecekler…” TAMAMI

Sirlarumi Söyledum »

Yaşar’ın Namaz problemi, Ayşe’nin Kur’an problemi »

90’lı senelerin öldüren reklamlarından biri “Neşe’nin kepek problemi” idi. Neşe adlı bir kızcağız gelirdi, suratında tarifsiz bir hüzün, neredeyse depresyon geçiriyor:

  • Ne yapacağımı bilmiyorum!
  • Hayrola kızım, Somali’de ölen bebeklere mi üzüldün?
  • Yok, değil.
  • Eşinden şiddet mi gördün? Yoksa doğanın tahrip edilmesi midir seni bu hale getiren?

Değil. Hiç biri değil. Neşe’nin kafasında topak topak kepek var. Budur mesele. Sonra “bilge” bir teyze geliyor, Neşe’nin kafasını Clear şampuan ile yıkıyor. Neşe’nin müşkülü halloldu bile. Ama bilge teyze baştan itibaren çok rahattı. Çünkü neticeyi biliyordu. HAZIR Çareye göre problem üretmenin rahatlığı bu!

 Alimler cemiyetin gerçek sorunlarına çare üreten insanlardır. Alimcikler ise kendilerine uygun, portföylerindeki HAZIR çarelere göre sorun üretirler. “Böyle bir sorun olsaydı ben şöyle çözerdim” derler. Gündemi doldururlar, kitap vs satarlar bu yolla.

Türkiye artık alim yetiştiremiyor. Ama alimcik bol. Alimcik öyle ırkçılıkla, militarizm ile, terör ile kafa yoramaz. İslâm aleminin ve insanlığın sıkıntıları onu bağlamaz. Ona eğlence lâzım. Kafa karıştırmak lâzım. Sonra şapkadan tavşan çıkaran sihirbaz gibi “hooop, bakın bende çaresi var” diyecek, alkış alacak.

 Yaşar Amca geçenlerde namazı sorun haline getirdi. Biz namazı “kılınan” şekliyle bilirdik. “Dinin direği, mü’minin miracı” diye öğrenmiştik. Yaşar Amca sayesinde artık bir namaz problemimiz var:

  • Oğlum yürü camiye gidelim, namaz vakti geldi.
  • Olmaz baba, problem çıkabilir!

 Yaşar Amca neden bizi namazdan soğutma istedi peygambercilik oynayarak? Read the rest

Neşe’nin Kepek Sorunu »

Liberal Totalitarizm(5): Dünya Vatandaşı »

Sunuş: Okuyacağınız bu kısa metin Hannah Arendt‘in Men in Dark Times adlı çalışmasından alınmış, “Dünya vatandaşı” kavramı üzerine düşüncelerinden oluşuyor. Arendt batının siyaset felsefesi alanında yetiştirdiği en güçlü düşünürlerden biri şüphesiz. Ancak “sadece” filozof olmakla yetinmemiş, insanlığın büyük felaketini yani faşizmi, komünizmi, nazizmi derinlemesine tahlil etmiş. Farklı “renklerde” olsa da bütün totaliter rejimleri mümkün kılan ögeleri çözümleyen 3 ciltlik “totalitarizmin kökenleri” adlı eseri dünya çapında haklı bir üne sahip, belirtmekte fayda var.

Çok değil, insan ömrü kadar bir zaman önce Hitler ve Stalin gibi liderlerin peşinden sürüklenen milyonlarca insan birbirini öldürdü uygar(!) batıda. Avrupa’nın şehirleri, tarihi eserleri, fabrikaları ve tarlaları yok edildi ve batının insanlığı atom bombasıyla dibi buldu. Bu akıl almaz yıkımın fikrî ve vicdanî zeminini sorgularken Arendt’in yaptığı saptamalar bizi korkutuyor; ister istemez soğuk terler döküyoruz. Zira insanları İnsanlık’tan çıkaran, bu utanca olanak tanıyan “derin” bir mekanizma yine sahnede: Teknolojinin ve küresel ticaretin vardığı nokta insanları hem birleştiriyor hem de tek-leştiriyor, homojenleştiriyor. Bir başka deyişle dünyayı ele geçirmiş bir diktatör yok ama tıpkı totaliter rejimlerdeki gibi giderek tektipleşen bir yaşam sürüyoruz.

Aşağıda sunduğumuz metin oldukça kısa, 1,5 sayfa. Ancak fikren yoğun. Ele alınan konu kapsamında Kant, Tocqueville, Marx, Heidegger ve Jaspers’in Hannah Arendt’i etkilediğini hatırlamakta fayda var. Daha önce yayına giren  Derin MAЯҖ ve Liberalizmin Kara Kitabı‘ndan istifade etmiş olanlar bu metni çok daha büyük bir kolaylıkla okuyacaklardır. (MY)

Dünya Vatandaşı (Men in Dark Times‘tan, 1968, New York)

Hiç kimse kendi ülkesinin vatandaşı olduğu gibi dünya vatandaşı olamaz. “Tarihin kaynağı ve anlamı” isimli eserinde Jaspers ortak bir dünya düzeninin ve evrensel bir egemenliğin muhtemel neticelerini irdeliyor. Böylesi merkezî bir iktidarın hangi rejimle yönetileceği o kadar da önemli değil. Bütün dünyayı yönetme kavramı, bütün [meşru] şiddet imkânlarının monopolünü elinde tutan bir iktidar, onu denetleyecek, sınırlayacak başka iktidarların olMAması tam bir totalitarizm kâbusu. Daha da ötesinde bildiğimiz şekliyle politik hayatın da sonu demek olur bu.

 Politik kavramlar çoğulculuk ve karşılıklı dengeleme, sınırlama üzerine oturur. İktidarların kuvvetleri hem kendi vatandaşlarınca hem de Read the rest