Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Sone (Elizabeth Barrett Browning) »

Seni nasıl severim? İzin ver yollarını sayayım.

Derinliğinde ve genişliğinde ve yüksekliğinde severim

Ruhumun erişebildiği yerlerin, göze gözükmeden

Var Olan ve Mükemmel Güzel. Read the rest

Bach, Toccata and Fugue in D minor, glass organ »

En çok okunan sanat kitapları »

Kasım ayında sanal kütüphanemizden indirilen kitap sayısı 10.074 idi. Bunların 2654’ü « sanat » konulu kitaplardı: Edebiyat, resim, sinema… İşte ekimde en çok okunan sanat kitapları:

Varlığım Apo’nun varlığına armağan olsun! »

“Her sabah 05:30’da uyanıyorduk. 450-500 kişilik askerî taburla ‘ölüm poligonuna’ gidiyorduk. Her gün rutin bir şekilde dört-beş kişiyi çıkarıyorlardı. Sonra bunlar kurşun yağmuruna tutuluyordu. Onlar can verirken 450-500 kişi hep bir ağızdan ‘Biji Serok Apo’ diye slogan atıyordu. Bu vahşet tablosundan sonra da hepimiz spora çıkıyorduk. PKK’nın acı gerçeğinin tanığıyım ben.” TAMAMI

 

… Kürtler ve PKK üzerine okumak için…

Süleyman Nazif (1870-1927) Batarya ile Ateş adlı kitabında şöyle diyordu:

“Benim dinim kinimdir… Irkına, vatanına, tarihine ihanet etmiş olan insanların ve milletlerin hiçbirini unutma Türkoğlu! Unutma ve affetme!”

Büyük travmalar, katliamlar ve yok edilme korkusu yaşayan toplumlar geçmişten ders çıkarırken affetmek ile acıları unutmak arasında fark göremiyorlar. (Bkz. PKK’lıları affetmek)

Etnik kökenimiz benliğimizin bir parçası, rengarenk insanlığımızın gerçek bir rengi. Ancak bu renk üzerinden yapılan bir baskı, bu renk “yüzünden” çekilen büyük bir acı sonucu diğer bütün renkler silinebiliyor. Bir başka deyişle IZDIRAPLAR ÜZERİNE YAPAY BİR KİMLİK İNŞA EDİLİYOR. Bir halka yapılabilecek en büyük kötülük bu belki de. Sadece Türk ya da sadece Kürt olmaya mahkûm edilen insanlar giderek insanlıklarını perdeliyorlar. Böylesi halklar ırkçılığa, her türlü şiddet çağrısına kucak açıyorlar. Zira duydukları kin ve nefret onları bıçak gibi bilerken bir yandan da tektipleşiyor, şeyleşiyor.

Bu korkunç dönüşümü Yahudilerde ve Avrupalı Ermenilerde görmek mümkün. Balkanlarda, Kafkaslarda Türk ya da Çerkes olma “suçundan” dolayı bizden önceki kuşaklar da bu şekilde eziyet gördüler. Ölenler bir kez ölürken hayatta kalanlar aşağılanma duygusuyla hergün öldü. Peki ya Kürtler?

“…PKK destekçisi Kürtler adeta hızla koşan bir adamın bir cam panele çarpıp yere yığılma duygusunu tekrar tekrar yaşayacaklar. Camın öbür tarafını görecekler ve camın öbür tarafında akan hayatı gözlemleyebilecekler, belki bedenen o hayatın içinde olacaklar ama ruhen hiçbir zaman o camın öbür tarafına geçemeyecekler. Hiçbir zaman kendilerini camın öbür tarafına akan hayatın parçası hissedemeyecekler…”

Böyle diyordu Emre Uslu. Haklıydı. Sadece Kürt olmak istedikçe Kürtlüğünü kaybeden bir kuşak yetişiyor. Tıpkı Türk ulusalcıları gibi geçmişten, gelecekten hatta kendi gölgesinden bile korkan bu insanlar şiddet için şiddet isteyen örgütlerin, partilerin elinde istenen her şekli almaya hazırlar.

Kürt aydınları kadar Türk aydınlarına da büyük iş düşüyor. İnsan olmadan “Türk” ya da “Kürt” olmanın imkânsızlığını halklarına anlatmak. Okuyacağınız bu kitap aydınların dikkatini tam da bu noktaya çekmek için hazırlandı: Asimilasyon  ile şiddet kıskacı içindeki Kürt halkına… Buradan indirebilirsiniz.

Futbol klüpleri, mafya, eroin, fuhuş vs (1) »

futbol-kara-para

Meksika’da en sevilen spor futbol. Bahislerde, transferlerde çok para döner ve bu para harekeri kara para aklamak için kullanılır. Maç sonuçlarının bir kısmını da mafya kontrol eder. Başlıca liderler: Jorge Vergara, Emilio Azcárraga, Ricardo Salinas Pliego ve Carlos Ahumada. İkinci ve üçüncü ligdeki takımlar uyuşturucu mafyalarınca idare edilir. Oyuncuların ve hakemlerin satın alınması “normal” bir şeydir.

… Bu konuda okumak için…

Son 30 günde en çok paylaşılanlar »

  1. Şike Yasası: TBMM’deki Müslümanlara açık mektup
  2. Dersim Katliamını Atatürk Yaptı!
  3. Kötülük’ten Güzellik çıkar mı? – C.Baudelaire’in şiirleri, O.Dix’in gravürleri
  4. Yıldız Ramazanoğlu ile sohbet
  5. CHP yeniden iktidar olursa yeni Dersimler olacaktır
  6. “Aslında piç olmak iyi bir şey Hocam! Bir kere hiç akraban olmuyor, bu çok iyi bir şey…”
  7. Atatürkçülük ve Ahlak
  8. CHP’nin Ne Olduğunu İfşa Eden AKP, DP’nin Mirasıyla da Yüzleşebilecek mi?
  9. Hakikat, Arayış ve Sanat
  10. Katil devletler… Kâfir İnsanlar…

Kılıçdaroğlu’nun ünlü “U” dönüşleri »

Ömer Bilgin

SSK Genel Müdürlüğü döneminden itibaren tepkileri üzerine çeken Kılıçdaroğlu, SSK döneminin sıkıntılarından Rahşan affı ile kurtulduğu bilinmektedir. 

CHP’nin bazı Ergenekon sanıklarını milletvekili yaparak hapisten çıkarma projesi kamuoyundan tepki alınca Kılıçdaroğlu, bir ‘u’ dönüşü yaptı. Kılıçdaroğlu, Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’ın aday gösterilip gösterilmeyeceğini soran gazetecilere “Öyle bir şey yok” cevabını Read the rest

Yeni Anayasa? »

Varlık ve Hiç – Jean-Paul Sartre (Bölüm 1:Boşluk) »

“… Bir delik gören insan onu kendi etiyle kapatmak ister. Çocuk bir delik gördüğünde parmağını ya da kolunu sokmadan edemez. Demek ki delik kendimi içine akıtarak varlığımı hissetmemi sağlıyor. […] Bir deliği kapatmak demek varlığın DOPDOLU(1) olabilmesi için vücudumu feda etmem anlamına geliyor.  Yani kendi varlığının şuurunda olmanın baskısıyla objektif varlığı TAMAMLAMAK. Burada insan olmanın en temel eğilimlerinden birini yakalıyoruz: Doldurma eğilimi. Çocuklukta, bluğ çağında ve yetişkinde hep aynı eğilim. Hayatımızın önemli bir kısmını delikleri tıkamakla, boşlukları doldurmakla geçiriyoruz. TAM ve DOPDOLU bir varlığı sembolik olarak gerçekleştirmek için. Çocuk ilk yıllardan itibaren kendi vücudundaki delikleri fark eder. Yüzündeki delikleri parmaklarıyla tıkamaya çalıştığında parmağın ıslanarak erimesini,  dudak ve damakla bütünleşmesini bekler. Duvardaki çatlakları sıvayla kapatır gibi; yoğunluk arar çocuk. Parmenides’in(2) homojen ve dışbükey yoğunluğudur bu. Parmağın emme yoluyla yapışkan bir macuna dönüşmesi içindir bu. Tıkama, doldurma eğilimi yemek yemenin temelidir. Yemekler ağzı tıkayacak olan macundur. Yemek yemek insanın kendi içindeki boşluğu doldurmasıdır…” (Varlık ve Hiç (3); Jean-Paul Sartre,  sf. 659-660)

 Adı “HİÇ / YOK / boşluk” olan şeyler de var mıdır “VAR” kadar? Meselâ kredi kartı borcunuz var mı? Yani (orada olması gereken) paranız yok mu? Bankadaki HİÇ para. Sizi arayıp sormayan o vefasızın etmediği HİÇ telefonlar, hastanızın ameliyattan çıkmasını beklerken geçen (=geçmeyen) HİÇ zaman… Acil servisin bekleme salonunu DOLduran o ezici, o ağır BOŞluk… Hiçlik, boşluk ve yokluk… İlk bakışta bir kelime problemi gibi. Oturmanın tersi kalkmak, sıcağın tersi soğuk, vs. Ama  göründüğü kadar simetrik değil bu görünMEyen “varlıklar”. Neden?

 

Hava yağmurlu. Islak kaldırımlar gökyüzünü, binaları ve ağaçları yansıtıyor. Su birikintileri ayna gibi ama yansıttıkları vehim yere düşen damlalarca deforme ediliyor. Ağaçların, evlerin ve direklerin sudaki yansıması Read the rest

Büyük kuklacı kim? »

“Şike davasında 93 sanık var. Bu 93 sanık arasında adı geçen önemli bir şahıs var. Bu önemli şahıs, Belarus’a gidip Bedrettin Dalan’a çanta içinde para götüren adamdır. Devletin kayıtlarında bu var… Şike yasasıyla, bu ülkede üniformadan daha büyük bir gücün olduğunu gördük. Kendi yasalarını değiştirtmeyi başardılar. AK Parti iktidarında sürekli kan kaybeden statüko, şike yasasıyla ilk galibiyetini aldı.”