Kırmızı kalem… »
By Senai Demirci on Ara 21, 2011 in Beyin Yıkama, Komünizm, Marxizm, Sosyalizm, Türk Solu | 0 Comments
Yetmişli yıllarda iki idealist sosyalist arkadaştan birine SSCB’den (o zaman ki adıyla Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) bir davet gelir. Demir perde olduğu için herkesin merak ettiği ama bir türlü gidemediği Moskova’yı merak eder ikisi de. Günü gelip arkadaşını yolcu eden sosyalist, sıkı sıkı tembihler: “Aman bana oranın gerçekten hayalimizdeki gibi olup olmadığını hemen yaz! Ancak ola ki işler sandığımız gibi değildir; mektup burada bir faşistin eline geçebilir. Sen en iyisi hep olumlu şeyler yaz. Gerçekten olumluysa mavi kalemle yaz. Tam tersiyse kırmızı kalemle yaz, ben anlarım” der.
Çok geçmeden Moskova’dan beklediği mektubu alır. Heyecanla açar; uzunca bir mektuptur. Daha okumadan bir oh çeker, mektubun her satırı mavi kalemle yazılmıştır. Okumaya başlar:
“Yoldaş, burada insanlar alabildiğine özgür. İşçiler refah içinde. Herkese emeğinin karşılığı hemen veriliyor. Çocuklar mutlu ve neşeli. Kadınlara hak ettikleri nezakette davranılıyor. Erkekler onurlarıyla yaşıyorlar. Ezen de yok ezilen de. Öyle faşistlerin uydurduğu gibi kıtlık falan da yok. Herkes istediğine kolayca ulaşıyor, istediğini istediği kadar alıyor. Görsen nasıl çocukların yüzü gülüyor. Burası tam da ideallerimizdeki bir ülke…”
Yoldaş büyük bir huzurla yutarcasına okur satırları… Keyfine diyecek yoktur ta ki mektubun Read the rest














