Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Yunanistan: Dış borçlar demokrasinin ve ulusal egemenliğin sonu oldu »

Krizden çıkması için Yunanlara adalarını satmasını teklif eden Avrupalılar, Yunan siyasilerle gülerek çekilmiş resimlere şu tepkiyi veriyor artık: “Bu gülüş bize kaç paraya mal olacak?” Yakın tarihinin en büyük ekonomik kriziyle uğraşan Yunanistan’da gazetelerin ilk sayfalarında Avrupa liderlerini ve IMF Başkanı’nı görmek artık sıradanlaştı. Hemen her gün yayımlanan kriz haberlerinde Avrupalı liderlerin Yunanistan için sarf ettikleri acı sözleri duymak Yunanların hiç de hoşuna gitmiyor. Avrupalıların aşağılayıcı tutumuna karşı Yunan millî onuru da ayağa kalkmış durumda. […] Macaristan’ın kriz yaşayacağı söylentilerine Macar Başbakanı Viktor Orban’ın “Yunanistan’ın düştüğü duruma düşmek istemiyoruz.” ifadesi artık ‘iflasın ve batmanın’ Avrupa ekonomi literatüründeki karşılığının ‘Yunanistan’ kelimesi olduğunu ortaya koyuyor.

‘Avrupa’nın şımarık çocuğu’ olarak bilinen ve kişi başına gelirin 22 bin avroya varması ile ‘ekonomi mucizesi’ olarak tanıtılan ülke, bugünlerde protesto eylemleriyle çalkalanıyor. AB fonlarından milyarlarca avro ile kasasını dolduran komşumuz, bugün kendisine verilen her bir ‘cent’ için acı sözler işitmek zorunda kalıyor. Krize ilaç olsun diye ‘toprak satışını’ bile talep eden köşe yazarları ve politikacılar gazetelerin sayfalarını süslüyor. Örneğin Alman Bild gazetesi, “Adalarınızı satın sizi batak Yunanlar” başlığını attı.  […]

Ünlü Alman firması Bosch’un tepe yöneticisi Franz Fehrenbach, Yunanistan’a ağır eleştirilerde bulunan bir diğer isim: “Yunanistan; çalışmayanların, hayalet emeklilerin (öldükleri hâlde emekli maaşları aile üyeleri tarafından alınanlar) ve zengin olduğu hâlde vergi ödemeyenlerin ülkesi. Böyle bir ülkenin AB içerisinde yeri yoktur.” Medeni tarihini Yunanlarla başlatan, demokrasi ve medeniyetin beşiği olarak Yunanistan’ı gören Avrupa, artık ‘para bataklığı’ adını verdiği bu ülkeden en az zararla nasıl kurtulacağını hesap ediyor. 

(Seyit Arslan, Aksiyon)

 

Konuyla ilgili makaleler

 

 

… Bu konuda okumak için…

Liberalizm Demokrasiyi Susturunca

Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar. Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. Buradan indirebilirsiniz. 

 

Liberalizmin Ak Kitabı

1930 model bir ulus-devletin, bir “devlet babanın” çocuklarıyız. Son derecede “Millî” bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik “millî” okullarda. “Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek” için eğitildik, eğilip büküldük.

Liberallerin dilinden düşmeyen “Bireysel haklar ve özgürlükler” bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de bu kitapta liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. Buradan indirin.

 

 

 Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.

Schubert, Nacht und Träume »

İslam’ın vizyonu (6) / Hamza Yusuf »

İslam’ın bir güzelliği de dünyaya sırtını çevirmemesidir. “Dünyada bir yolcu gibi ol” der, “burada sonsuza kadar kalamayacağını bil ve buna göre davran”. Çünkü bir yabancı diğer insanlar gibi hareket etmez. Bir köyde misafirseniz tutup köyde dükkan açmazsınız, evlenip çoluk çocuğa karışmazsınız, çünkü bir sure sonra oradan ayrılacağınızı bilirsiniz. Maksadım bunları yapmayın demek değil, bunları eninde sonunda arkamızda bırakacağız, bu şuurla yaşamalı, dünyaya histerik bir şekilde bağlanmamalıyız demek istiyorum.

 Soru/ cevap

Kelimelerin kendi içinde bir değeri vardır ama asıl amacı başka bir manaya işaret etmektir, arada bir ilişki vardır. Kitap bu konuya da girmiş. 13.yüzyılda yaşamış, dünyanın harflerden oluştuğunu söyleyen bir Endülüs filozofundan alıntılar var. DNA’da dört nükleik asit vardır, ve bunlar 64 farklı kombinasyonda biraraya gelir. Bu 64 farklı kombinasyon birleşip belli yapıları oluşturur ve farklılaşmaya sebep olur. Fakat aslında hepsinin temeli aynı yapı taşlarıdır. Temelde her şey aynıdır, her canlıda bulunan DNA’lar birbirinin aynıdır. Bu filozof da aynı biçimde Read the rest

Müslüman bir ülkede başörtülü bir kadın olmak… »

Takip ettiğim bir internet sitesinde bir başlığa takıldı gözlerim: “Müslüman bir ülkede kadın olmak” yazıyordu. Yazıyı okumadım, aklıma başka bir cümle düştü: “Müslüman bir ülkede başörtülü kadın olmak…”

  Nasıl bir şeydi Müslüman bir ülkede başörtülü kadın olmak?

  Daha başörtüsü kullanmaya başlamadan annenizin başörtüsü nedeniyle rahatsız edilirsiniz; “Sen de başını örtecek misin?”

  Sapkın orta yaş üstü kadınlar vardır, ne giydikleriyle ilgilenmezsiniz ama onlar size yaklaşır ve “Çok güzelsin, niye örtünüyorsun, açsana, açsana…”

  Tüm bunlar başlangıçtır tabi bir anlamda kim olduğunuzu Read the rest

Bugün cuma, ne olur bir şey yap(33) »

Cümle mahlûkatına varlık zevkini tattırıp bu âlemde var eyleyen ve fakat kendi âlemlerin Rabbi, yegâne Mürebbi-yi hakîkî’si, insanı Hak suretinde, Hakk’a âşık ve Hakperest olarak yaratan, kerramnâ tâcını giydiren, ahsen-i takvîm üzere sırat-ı müstakime hidayet eyleyen Hâdi-ı hakîkî, Cenâb-ı Zü’l-Celâl, ve’l-Kemâl ve takaddes Hazretleri’ne sonsuz hamd ü senâ olsun.

 Âlemlere rahmet olarak gönderilmesi hikmetiyle benî Âdem’in esfel-i safilîne ve ahlâk-ı rezileye düşmemesi içün, Cenâb-ı Hakk’ın ihsanıyla sevkedilen hidayet burcunun mahı, mahbûbu’l-kulûb, mürebbi-i vicdan, Hak Teâlâ’nın ismiyle beraber ismini vaz’ eylediği ve bu ismin zikrini de tevhide, hidayete, cennete ve cemâline yani kurbiyyete vesile eylediği güzeller güzeli beşerin efendisi ve mefhâr-i benî Âdem, hazret-i insan, insan-ı kâmil-i mükemmil Efendimiz’e(sav) sonsuz salât ve selâm olsun. O’nun âline, ashâbına, etba’ına dahî salâvât-i şerifenin nâmütenahî ecrinden ikram ve ihsanda bulunulsun. Kusur u küsürumuz, hamdele, sâlvele ve Allah için, birbirimiz için duyduğumuz muhabbet dolayısıyla afv ü setrolsun. Hak celle ve âlâ bizden râzı, Efendimiz’in(sav) ruhu bizden hoşnud u razı olsun(*)

Özgürlük ve demokrasi naraları atan ülkelerin pilotsuz uçaklarla çocukları bombaladığı, silah üretip satanların kendilerini “barışçı” ilân ettiği bir dünyada yaşıyorsun. Petrol çalmak için insan öldürenlerin kurduğu bir ”medeniyetin” gölgesindesin.  O « barışçı ve medenî» ülkeler ki askerleri masum insanları öldürüyor. Bu nasıl bir medeniyet ki yetiştirdiği insanlar hayvanların bile tenezzül etmeyeceği rezilliklere yelteniyorlar. işte bileğini bükemediğin için çizmesi altında yaşamak zorunda kaldığın “medeniyet” böyle bir medeniyettir.

Bu medenî(!) insanlar öylesine açgözlüler ki kendi milletlerini dahi soyup soğana çeviriyorlar sahte ekonomik krizler ile. Ama kimse onlara ses çıkaramıyor. Çünkü hukukun mal gibi alınıp satılmasına göz alıcı bir kulp taktılar: “Özgürlük!” (Bkz. Ticarî bir mal olarak “Adalet”)

Gördüğün manzara karşısında kalbinde duyduğun sıkıntı senin bir insan olduğunun ispatı. Vicdan sahibisin. Aklın ve kalbin gördüklerine itiraz etmekte. Ama bu sıkıntı bir isyana dönüşmeden önce dur ve düşün. Bu zulmün müsebbibi tarafından senin için biçilmiş rollerden birine mi bürüneceksin yoksa kendi yolunu mu çizeceksin? Zalim senin özgür olduğunu zannetmen için iki yol çizdi, iki seçenek(!) verdi: Read the rest

La Lune – Erik Satie / Gnossienne #1 »

Son 12 ayda en çok paylaşılanlar »

  1. VAV Harfinin Manası
  2. Kırık parçalar (Marilyn Monroe)
  3. Yeni Başlayanlar İçin Mesnevî
  4. 19 Mayıs Militarizmi
  5. Hocam, kadın fitne midir?
  6. Anti-Kapitalist Müslümanlar cahil ve aptal değiller!
  7. PKK’nın sonu ETA gibi olmayacak malesef (… çünkü Kürtler PKK’ya tamamen sırt çevirse bile PKK ayakta kalabilir)
  8. Kötülük’ten Güzellik çıkar mı? – C.Baudelaire’in şiirleri, O.Dix’in gravürleri

Kürt Meselesi İslamcıların Turnusolu değil mi? »

Devlet iktidarıyla bir anlam kazandığını ifade eden İslamcılık, bir tür dünyevi siyasal İslam davası tahayyül eden ideolojik bir düşüncedir. Her ne kadar klasik İslam düşüncesine atıfta bulunsa da İslamcılık, modern siyasal bir ideolojidir. İslamcılık, İslam’ın hükümlerinin uygulanması ve dünyanın tarihsel ve toplumsal durumda İslam’a göre düzenlenmesi ideali ise bu ideolojinin yaşadığımız dünyada yerinin ne olduğu merakım muciptir. 

Son zamanlarda basında yoğun bir şekilde tartışılan ve İslamcılığın bir çıkış yolu, hatta bazen “tek yol” olduğu gibi düşünceler sunulsa da böyle olmadığına dair sayısız gerekçeler varit. İslamcılık akımının çağımızda bırakın tek yol olmayı, bir çıkış yolu olabileceği dahi muamma. Zira İslam’ın hayat bulması ve hükümlerinin uygulanması bir İslam devletinin varlığını gerektirir. Kısaca İslam hukukunun uygulanması için devlet elzemdir. Postmodern çağda böyle bir devlet de ne kadar mümkün, okuyucuların Read the rest

Kemalizm: Teşhis ve tedavisi mümkün mü? »

Domuz gribi, kollestrol, tansiyon derken bir türlü Kemalizme sıra gelmiyor. Oysa bu dertten muzdarip bir sürü insan var memleketimizde. İşte Derin Düşünce’nin dev hizmeti. Kemalizm testi. Bu test sayesinde Kemalizminizi düzenli aralıklarla ölçün,  taş atan sarışınlar gibi olmaktan kurtulun.

 

Yol gösterme: Aşağıdaki önermelerin size uygun olmasına göre 0-5 arası puan verin. (5: çok doğru, 0:Kesinlikle yanlış)

  Read the rest

Kemalizmden korkma, geç kalmaktan kork! »

“… Yapılır mı bu ya? Türkiye’nin geleceğiyle oynanır mı böyle? Nasıl hain bir komplo bu! Kim koruyacak şimdi bizi? Mustafa Kemal düşmanlarına karşı kim koruyacak? Ortaçağ karanlıklarından kim koruyacak? Kaba saba, bidon kafalı, kıllı heriflerle başörtülü kadınlara karşı kim koruyacak? Bu heriflerle bu kadınların ellerini kollarını sallayarak oy vermesini ve bizim beğenmediğimiz hükümetler seçmesini kim engelleyecek?

Çoğunluk oldukları için bizim beğenmediğimiz şeyler yapabileceklerini zannediyorlar! Kim verecek bunlara derslerini? Kim bunları Atatürk aydınlığına çıkaracak? Daha dün evime temizliğe gelirken bugün benimle aynı mağazalarda alışveriş etmelerine kim mani olacak? Kim anlatacak bunlara: “Önce Atatürk ilkelerini özümseyin, doğru dürüst giyinmeyi ve konuşmayı öğrenin, Arabesk değil opera dinlemeye alışın, sonra oy verirsiniz …” (Roni Margulies / Taraf)

Kemalizminizi ölçün, her zaman tedavi umudu var

… Bu konuda okumak için …

Tarih şaşırmaktır

Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… Buradan indirebilirsiniz. 

 

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

 

Kadın hakları ve Kemalizm

 “Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi” gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. “İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?” diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi “çağdaş Türk kadını’nın sesi” Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  “Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak”  Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  “Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış