Böyle Buyurdu Zerdüşt / Friedrich Nietzsche »
By my on Kas 5, 2014 in Ben kimdir?, Kitap Alıntısı, Nietzsche | 0 Comments
“… Dağlarda en kısa yol, doruktan doruğadır; ama uzun bacakların olmalı bunun için […] En yüce dağları çıkan, güler bütün acıklı oyunlara ve acıklı ağırbaşlılığa […] İnsan eksik, tamamlanmamış bir varlıktır, açıktır her şeye: Gerisin geri de gidebilir, sağa sola da sapabilir, yukarılara da yükselebilir […] En yüce dağlar, en derin denizlerden çıkmıştır; en derin acılardan doğar, en derin sevinçler […] Kirli bir ırmaktır insan. Kirli bir ırmağı içine alması ve bozulmadan kalması için deniz olmalı kişi […] Ben yürümeyi öğrendim. O gün bugündür kendimi koştururum. Ben uçmayı öğrendim. O gün bugün kımıldamam için itilmem gerekmez …”
… Bu konuda okumak için…
“Düşümde bir kelebektim. Artık bilmiyorum ne olduğumu. Kelebek düşü görmüş olan bir insan mıyım yoksa insan olduğunu düşleyen bir kelebek mi?” (Zhuangzi, M.Ö. 4.yy)
Hakikat’in ne tarafındayız? Hiç bir şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde nasıl bilebiliriz bunu? Zekâ, mantık ve bilim… Bunlar Hakikat ile aramıza bir duvar örmüş olabilir mi? Neden insan her hangi bir hayvan gibi, yeryüzünü bir eğlence merkezi, kendisini de bir turist olarak kabul edip yaşayamıyor? Bilerek, isteyerek bu yaşamı seçen insanları bir zaman sonra “bir şeyleri aşmak, bir şeylerin ötesine geçmek” çabasında görüyoruz.
Gerçek şu ki korkudan elleriyle yüzünü kapatan insan aynı zamanda parmaklarının arasından kendini korkutan şeyi görmek istiyor! Okuduğunuz bu basit cümle insanın yeryüzündeki dramının özeti. Acıklı bir durum. Zira parmaklarınızı kaparsanız güvenliktesiniz(!). Ama kalbinizin derinliklerinden gelen bir ses kendi kendinize yalan söylediğinizi fısıldıyor. Modern dünyanın para kazanma makinesi homo-economicus’a, “maymunlaşmış insana” alternatif bir insan tarifi yapmak için yazıldı bu kitap. Bu “derin insan” kendi etik zemini ve alternatif siyasî projeleriyle 21ci yüzyıla damgasını vurabilecek mi?
Freud, Camus, Heidegger, Kierkegaard, Pascal, Bergson, Kant, Nietzsche, Sartre ve Russel’ın yanında Mesnevî’den, Mişkat-ül Envar’dan, Makasıt-ül Felasife’den, Füsus’tan ilham alındı. Hiç bir öğretiye sırt çevrilmedi. Aşık Veysel, Alfred Hitchcock, Maupassant, Hesse, Shyamalan, Arendth, Hume, Dastour, Aulagnier, Cyrulnik, Politis, Sibony, Zarifian ve daha niceleri parmak izlerini bıraktılar kitabımıza. Buradan indirebilirsiniz.







![05[1]](http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2014/10/051.jpg)






![06[1]](http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2014/10/061.jpg)


Kuzey Irak’a yapılan saldırıdan sonra ROJ TV tarafından TSK bombardımanında yedi sivilin öldürüldüğü tartışması her geçen gün daha da esrarengizleşiyor. Önce PKK yedi sivilin uçaktan atılan bomba ile içinde vurulduğunu iddia ettiği yanmış ve parçalanmış bir araç ve aracın yanında yanmış cesetler gösterdi. Fakat ROJ TV‘nin gösterdiği videoda çok büyük sorunlar vardı. Örneğin ROJ TV muhabirinin bir saat önce vuruldu dediği araçtan en küçük bir duman çıkmıyordu. Gösterilen cesetlerin kanları da yeni ölmüş ceset kanına benzemiyordu. Dahası vuruldu denen aracın etrafı sapasağlamdı ve araçtan başka her şey sağlam duruyordu. Haliyle bu video kuşku yarattı.
