Kudüs’leştiremediğimiz Dünya İsrail’leşiyor »
By my on Haz 14, 2016 in İsrail, Keşkül Yazıları, Kudüs, Medeniyet | 0 Comments
Sinan Çetin’in yönettiği, başrollerini Metin Akpınar ve Kemal Sunal’ın paylaştığı Propaganda adlı film hem komik hem de acıklı bir hudud hikâyesidir. 1948’de millî sınırların mayınlar ve dikenli tellerle kapatılması neticesinde Hisli Hisar Kasabası ikiye bölünmüş ve hayat felç olmuştur. Kasap bir tarafta, koyunlar diğer taraftadır. Evleri Türkiye’de, tarlaları Suriye’de kalan insanlar hasat yapamaz. Sınır nişanlı gençlerin, dedelerle torunların arasına girmiştir. İkiye bölünen kasabayla birlikte hayatlar ve insanlar da parçalanır… Filmin en çarpıcı sahnesi ise bir hudud ihlâlidir: Olup bitenlerden sabrı taşan köyün delisi sınıra kadar davul çalarak gelir; bacağını öbür tarafa geçirir ve “haydi, tutuklayın onu!” diye haykırır. O güne kadar kahvede oturup gevezelik yaptığı çocukluk arkadaşları büyük bir görev şuuruyla(!) delinin sınırı ihlâl eden bacağını vururlar… O andan itibaren belli değildir artık; deli kim? Akıllı kim?
Cellat uyandı yatağında bir gece
“Tanrım” dedi “Bu ne zor bilmece:
Öldürdükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe…” (Ataol Behramoğlu)
* * *
Hudud gerçekten var olan iki farklı şey arasındaki değişmez çizgi değildir. Hudud indî olarak hissedilen ya da farklı olduğuna inanılan iki hüviyet arasındaki hattır. Yani sınırlar mutlak değil sübjektif/indî varlıklardır. Meselâ Türk-Yunan sınırı Türkler ve Yunanlılar için vardır ama kargalar, solucanlar ve bulutlar sınırda pasaport göstermeden geçerler. Hudud bir kimlik inşasıdır; “ben/biz” ve “ötekiler” hudud ile tarif edilir. Kişilerin ya da devletlerin koydukları hududlar yine onların gücü ve saygınlığıyla sınırlıdır. Zira bir şeyin değeri ona değer verenlerin değeri ve gücüyle bilinir. Yani sınırlamanın bir sınırı vardır. Evveli, âhiri, kudreti,… ilh her cihetiyle ihata edilen hududlar da mahdud şeylerdir.
* * *
Medeniyet Köprüleri ve Kültür Duvarları
Çöküp giden devletler geriye bıraktıklarıyla anılacak. İsrail devleti de haritadan silindiği zaman bu kural değişmeyecek, geriye İsrail’in beton duvarları kalacak sadece. Selçuklular ve Osmanlılar insanları kavuşturan köprüler ve yollar bırakmışlardı; Balkanlar, Anadolu ve Arap diyarı şahit. Böyle yapmadı bütün devletler; onlar insanları bölen ve korkuyla arkasına saklanılan duvarlar bıraktılar. Roma’nın inşa ettiği ve İngiltere’yi ikiye bölen Hadrian Duvarı’ndan Çin Seddi’ne kadar Read the rest



















“Daha yüzyıllar boyunca dostlarını öldüreceksin ve bütün halkların, proleterlerin önderlerini efendilerin olarak ödüllendireceksin. Bir efendinin ardından diğerini yücelteceksin. Sen yüzyıllar boyunca yaşamı korumak yerine kan dökeceksin, celladının yardımıyla özgürlüğünü temellendirdiğine inanacaksın…”