Türkiye’yi mahvetmek için ne yapmalı? »
By Tavit Kilimciyan on Haz 18, 2008 in Basın günlüğü, Ekonomi, Kapitalizm, Liberalizm | 1 Comment
Birisi bayrağımızı yaksa deli oluruz… Ya bir gece yarısı muhtıra verip ekonomimizi mahvetse, geleceğimizi ipotek altına alsa? Neyin muhafızlığını yaptığı belirsiz kara cüppeli adamlar doğmamış yetimlerin ekmeğiyle oynasa hakkımız olan istikrarı korumak için ne yapmalı?
Batman kostümlü komikler Türkiye’yi batırmak için uğraşadursun, komşu sitelerimizden Ekonomi-Türk’te Barış Bey fakirleşmek ve hep fakir kalmak için neler yapmamız gerektiğini özetlemiş. Bu formüller bana bazı geçmiş iktidarları hatırlattı ya neyse.
İşte bu çok özel yazıdan bir parça: Read the rest









Kendi ülkesini işgal eden ordu


“…Millet sözcüğü Kuran’da din anlamındadır, sonradan bu kelimenin dini anlamı göz ardı edilerek ulus anlamı yüklenmiş. Ulus kavramı tek başına bir inancı belirleyemez zaten, belki belli soydan gelenleri kapsayan sözcük olabilir, bundan ötesine taşamaz. Şayet bir kısım aydınlarımız bu tür kavramları kaynağına dokunmadan yerli yerinde kullanabilselerdi ulus kavramıyla başımız ağrımaz ve problem çıkmazdı da... 









Türk 68’i ve Deniz’ler tartışmasında benim için esas özne günümüz ulusalcı solcuları yahut ortodoks Marksist-Leninistler değil. Onların zaten bugün de tutturdukları yol belli. Özgürlükçü-demokrat bir Türkiye’nin oluşumuna katkı vermek gibi dertleri yok, başta AB olmak üzere bugün özgürlükler ve demokrasi mücadelesinde kaldıraç vazifesi gören ve bu anlamıyla hepimiz için çok hayati olan tüm enternasyonal kurumları emperyalist olarak niteliyorlar ve Türkiye’nin “tam bağımsız” bir rotada devam etmesini istiyorlar. Ortodoks sosyalistler bu tartışmalar süresince de canhıraş belirttikleri gibi asla ulusalcı ya da Kemalist olarak anılmak istemiyorlar. Kürtleri ve gayrimüslimleri de bu “tam bağımsızlık” mücadelelerinde kendileriyle birlikte hareket edecek yoldaşları görüyorlar ve kendi tabirleriyle “Kemalist TC’nin onlara yönelik faşist politikaları”na da şiddetle karşılar. Deniz’in Türk-Kürt halklarının 




Toplum adına doğruların tespitinin aydınlar ve entelektüeller tarafından yapıldığı ülkemizde cezai yaptırım nedeniyle halkın geri planda durması ve toplumun kendisi adına verilen kararlar hakkında eleştiriden kaçması gerçek vatandaş tavrıyla bağdaşmamaktadır.
Sunuş : AL AKHBAR (Haberler) Lübnan’da çıkan bir günlük gazete. 2006’da Israil ve Hizbullah arasındaki savaşın en ateşli günlerinde yayına başladı. Açıkça Amerikan karşıtı bir duruş sergileyen gazetenin maddî kaynakları bilinmiyor. Sadece Hizbullah’tan destek aldığı yolunda söylentiler var.
Sunuş:
Deniz’lerin yolunun, 60’lardan 12 Mart’a uzanan süreçteki Türk solunun temel eğiliminin ulusalcılık olduğu tespiti o dönemin aktörlerinde adeta infial yaratıyor… Şu an Türk solunun bir kısmı için milliyetçilik/ulusalcılık kötü bir şey ve o düşünceyle yan yana gelme ihtimali bile onları ürkütüyor. Aslında bu çok sağlıklı, güzel bir eğilim ama geçmişe dönüp bakarken de kendini kandırmanın, bugünden retrospektif yapıp sanal tarih çizmenin bahanesi değil. Kendileri –bir kısmı tabii- zaman içinde özgürlükçü ve demokrat fikirlerle etkileşerek bugün daha sağlıklı bir çizgiye geldiler. Fakat o dönemin ideolojik ve söylemsel tohumlarının bugünün insanın kanını donduran ulusalcı-solculuk diye kendini takdim eden zehirli sarmaşığını yarattığını, bunda büyük bir pay sahibi olduğunu hâlâ inkâr ediyorlar.