Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Sevilecek… Sev ! »

20080611_derin_dusunce_org_guzin_abla.jpg Güzin ablacığım,

Her şey o sarı saçlı, mavi gözlü adamın beni kurtarmasıyla başladı. İlk görüşte aşka inanır mısınız, ona sırılsıklam âşıktım. Evlendik ve mutlu bir şekilde yaşamaya başladık. Ama eşim, tutulduğu acımasız hastalığın pençesinden kurtulamadı ve vefat etti. İşte ondan sonra benim için katlanılmaz bir hayat başladı. Eşimin ailesi; kılık kıyafetime karışmaya başladı. “O böyle giyinmeni istemezdi” diye kocamı kullanıp evden çıkmama bile izin vermediler. “O okumanı istemezdi” diye üniversiteye gitmeme de izin vermediler. Onlara defalarca eşimin hayattayken beni böyle kısıtlamadığını, hangi hakla onun adına, benim üzerimde baskı oluşturduklarını sordum. Sürekli “evimiz namusludur, namuslu kalacak!” diyorlar, başka da bir şey Read the rest

Peki Batman kıyafetli amcaları kim cezalandıracak? »

20080611_derin_dusunce_org_mahkemeye_ceza.JPGSadık yorumcularımızdan Sayın Bigalıoğlu’nun bir teklifi var : Anayasa Mahkemesi’nin üyelerini yargılamak için bir Ulusal Mahkeme kurmak. şöyle diyor yazar:

“…bugün ülkenin kaderini elinde tutan Anayasa Mahkemesi,sergilediği hukuk dışı davranışlar,taraflı,bağımlı ve siyasi yaklaşımlar ve kararlarla saygı duyulmayı hak etmiyor.”

Gerçekten de Anayasa Mahkemesi’nin son yıllarda ne yapmaya çalıştığı pek belli değil. Yazarlarımızdan Mustafa Akyol da Bu Mülkün Temeli Adalet Değil demişti 9 Haziran tarihli Star gazetesinde. Bugün yine rahatsız edici bir soru sormuş: Devlet Milletten Akıllı mıdır?

Kara cüppeli ve sırma yakalı yargıçlar ipe sapa gelmez laflar ederlerse ne yapmalıyız? Mesela bu Batman kıyafetleriyle kendini süper kahraman zanneden bir savcı bize şöyle diyebilir: “Haydi, at kendini Boğaz köprüsü’nden aşağı, ben uçarak gelip kurtaracağım seni, haydi atla, yoksa sen yargıya güvenmiyor musun?”

İster kız kaçırma davasına baksın isterse bir komşu kavgasına, Read the rest

Türk solu kullanıldı mı? »

20080610_derin_dusunce_org_turk_solu.jpgSunuş: Rasim Ozan Kütahyalı’nın Türk soluyla ulusalcılık arasındaki ilişkiyi parmağıyla gösterdiği zaman birçok insan rahatsız oldu. Oysa kral gerçekten de çıplaktı. Türk solu evrensel çizgiyi neden yakalayamadı? Deniz Gezmiş boşuna mı asıldı? Bugünkü Ergenekoncular ile o zamanki solcuların ilişkileri var mıydı?

Tempo Dergisi’nden Cemal Subaşı’nın Rasim Ozan Kütahyalı ile yaptığı röportajın eksiksiz  halini okurlarımıza sunuyoruz. Read the rest

Hazır insan sağlığı demişken »

20080610_derin_dusunce_org_insan_sagligi.jpgKapalı alanlarda sigara içme yasağı hükümet tarafından insan sağlığına vurgu yapılarak duyuruldu. Her yere “Sağlıklı bir Türkiye için dumansız kapalı alanlar” bayraksözü (slogan) yazıldı. Gerçekten şaşırtıcı gelişmeler. Şarşırtıcı, çünkü hükümetlerimiz, insanın günlük hayatını, sağlığını doğrudan etkileyen bir çok konuya pek ilgi göstermemişlerdir. Onun yerine, ideolojik olan, olmayan kısır tartışmalarlarla, polemiklerle gün geçirmeyi yeğlemişlerdir. Kısacası “siyaset/politika” yaparak gün doldurmuşlardır. Hazır konu açılmışken ve bir hükümetin ilgisi insanın sağlığına yönlemişken, diğer sorunlarımızı da masaya yatıralım istedim. Hepimiz biliyoruz ki ülke çapında insan sağlığını etkileyen ve yaşam kalitemizi düşüren tek davranış kapalı alanlarda sigara içmek değildir. Hükümetten sigara konusunda gösterdiği dik duruşu, dirayeti birazdan sayacağımız konularda da acilen göstermesini bekliyor olacağız. İlk akla gelenler: Read the rest

Deniz’lerin yolu Bizi Nereye Götürür? »

20080609_derin_dusunce_org_rasim_ozan.jpg

Sunuş: Senarist-Yazar Rasim Ozan Kütahyalı Türk solu üzerine Taraf gazetesinde yayınlanan makaleleri ile ortalığı fena karıştıran daha doğrusu ezber bozan, verimli tartışmalar başlatan yeni kuşaktan liberal-demokrat bir entelektüel. Sitemize destek vermesinden büyük mutluluk duyduğumuz yeni yazarımızı okurlarımızın da severek takip edeceğini umuyoruz.

Deniz’lerin yolu Bizi Nereye Götürür?

Türkiye 1968’inin bugünün gençlerine mirası nedir? Bu miras çok yararlı, ufkumuzu açan, bize güç ve direnç veren, özgürlükler ve demokrasi için mücadele etmemizi teşvik eden bir miras mıdır? Deniz’lerin yolu, 68’lerde mücadele vermiş abilerimizin, babalarımızın yolu evrensel vizyonu olan, enternasyonalist, humaniter ve demokrat bir yol mudur? Read the rest

Neden Kilitlendik? »

20080609_derin_dusunce_org_kilitlendik.jpgArif Egeli

Ülkemizde yaşanan olağandışı siyasi gelişmelerin, basit bir kutuplaşma ve bu kutupların çatıştırılması rastlantısından ibaret olmadığının anlaşılması gerekmektedir.

Bu hüküm cümlesi ile başlayan bir yazının kesin tespit ve herşeyi açıklayamayacağını da peşinen kabul etmeliyiz. Yaşananların bir kaç algı düzeyinde tartışılıyor olmasının, irfani gelenek sahiplerince anlaşılır olması beklense de, çoğunluğun bir kutuplaşma ve pozisyon aldığı taraftan karşı kutba öfke refleksiyle sert salvolar göndermesini çaresizce kabullenmeliyiz.

Bu iç dökme ve rahatlama peşrevi bir süre sonra dindiğinde, neler olduğunu anlama gayreti, en azından derin düşünce sahiplerince hız kazanacaktır.

Yazımızın başlığında belirttiğimiz gibi, Türkiye’nin siyasi bir kilitlenme yolunda, bilinçli ve birbirini tamamlayan hamleler dizisinin sonuna yaklaştığını kabul etmeliyiz. Önümüzde AKP’nin kapatılma adımı kalmış görünüyor. Bu süreç bilerek ve düşünülerek bir irade tarafından yönetilmektedir.

Bu sürecin klasik kutuplaştırma ve kanlı kavgaların tırmandırılarak, kurtarıcı ayırıcının ortaya çıkması ve darbe ile tamamlanması yerine; Anayasa Mahkemesi vasıtasıyla yürütülmesi, ülkenin demokratik bilinç düzeyinin yükseldiğinin ironik bir göstergesi olarak okunmalıdır. Bu sürecin sonunda AYM’nin yıpranacağı ve yapısında bir değişiklik yapılması ise muhtemel bir teknik gelişme olarak beklenmelidir. Read the rest

Halk bir dağ kadar sessiz »

20080608_derin_dusunce_org_halk_sessiz2.jpgAlperen Gürbüzer

Malum olduğu üzere Birinci dünya savaşından sonra İngiltere‘nin hâkimiyeti kalkınca sahnede Amerika baş aktör olarak yerini aldı. Amerika güç olunca ister istemez sırasıyla monarşileri, faşistleri, sosyalistleri sildi haritadan. Rakiplerini hızla darmadağın eyleyen ABD dünyanın tek kutuplu, tek jandarması konumuna gelince bu sefer de hedef büyülterek yeşil kuşak diye adlandırıdığı fay hattına odaklandı. Bu arada eskisi kadar savaş olmadığı için devlete bağlı askeri sektörler işleri sekteye uğramış olsa gerek ki, kara kara düşünmeye başladılar. Askeri cenahda manzara bundan ibaretken sivil güçler tam tersi güçlendi, dolayısıyla bunun getirisi olarak ister istemez küresel ekonomik güçlerin ortaya çıkmasına şahit oldu dünyamız. Read the rest

Tehlikeli ilişkiler »

İkinci 28 Şubatçı yapılanma deşifre edildi 28 Şubat döneminde ortalığı kasıp kavuran Batı Çalışma Grubu’nun yeni versiyonunu ortaya çıkarıldı.28 Şubat post-modern darbesinin ordu içindeki siyasi karargahı olan Batı Çalışma Grubu’nun bir benzeri Cumhuriyet Çalışma Grubu (CÇG) adıyla 2002’den beri Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapıyor. CÇG’nin kurucusu ise Şener Eruygur.

Yazının devamı

 

Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?

Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları derinlemesine irdelemesi ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini eğlendirebilmesi… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda “gazeteci gibi” gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…

Buradan indirebilirsiniz.

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

 Derin Düşünce nedir?

Sitemizde siyasetten tarihe, kadın haklarından felsefeye, sanattan bilime kadar bir çok konudan bahsediyoruz. Ama zaman zaman da kendimizden söz ediyoruz. Derin Düşünce nedir?  Sitenin geçmişi, geleceği, ortak projeler, yazar olmak isteyenlere öneriler, okunma istatistikleri… Derin Düşünce’nin bir kimliği, tarihi ve kendine has “yaşam” tarzı var. Eğer aramıza yeni katıldıysanız bu kitap “yöre halkına” kaynaşmanızı kolaylaştıracaktır :)

 Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.

Maymunist imanla nereye kadar?

Evrim ve Big Bang gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları “filanca solucanın bölünmesi” veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir… Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? BİLİM DIŞINDA bir insanlık yoksa Aşk yoksa, Sanat yoksa, Güzellik yoksa ve Adalet yoksa Hayat‘ın anlamı nedir? Aşık olmak hormonal bir abartıysa, iyilik enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz? Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz? Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) BİLİM DIŞINDA, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…  Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri ve evrimciliğin etimolojik değeri … Derin Düşünce’nin yorumcuları tarafından konuşuldu. Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. Buradan indirebilirsiniz.

AK Parti kapatılacak mı? »

20080608_derin_dusunce_org_kapatma2.jpgNisan sonunda Star Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar ile Viyana’da bir röportaj yapmıştım. Gündeme ilişkin oldukça önemli meseleler konuştuk. Üzerinde durduğumuz öncelikli konu, elbette, Ergenekon Terör Örgütü’nün yapılanması ve amaçları olmuştu. Daha sonra, AK Parti’ye açılan kapatma davasını irdelemiştik. “Ne yaparlarsa yapsınlar, AK Parti’nin kapatılacağını düşünüyorum” gibi çok “keskin” bir ifade kullanmıştı. Anayasa Mahkemesi’nin, hukuk anlayışımızı “367” kez yerle bir ettiği trajediden sonra, başörtülü öğrencilere Read the rest

Egemenlik kayıtsız şartsız yargıçlarınmış(*) »

20080607_derin_dusunce_org_aym_darbesi.jpg Geçen yıl Almanya’dan gelen bir haberle sarsılmıştık: Bir adam karısını o kadar çok seviyormuş ki kesip yemiş!

Genç Sivillerin Anayasa Mahkemesi hakkındaki son bildirisini okurken aklıma bu korkunç haber geldi. Şöyle diyor bildiri:

« Cumhuriyeti o kadar çok sevmektedirler, cumhuriyete o kadar çok sarılmışlardır ki sonunda zavallı cumhuriyet nefessiz kalmış ve ölmüştür. »

Evet, ayı yavrusunu severken öldürürmüş. Türkiye’nin İran gibi olmasından korkanlar artık yeni korkular aramaya başlayabilirler. Zira tıpkı İran gibi olduk. Halkın oyları ile seçilen bir meclisten daha yukarıda, Tanrı’ya yakın bir yerlerde, hata yapmaz, kimseye hesap vermez Ayetullah Yargıç sınıfımız olduğu belgelendi, ispatlandı, halkın gözüne sokuldu! Read the rest