Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Darbeyi göbeği kaşınan adam önledi »

oGöbeği kaşınan adam ülkemizin son dönemlerdeki en önemli kahramanıdır. Darbe çabalarını o boşa çıkarmıştır. Onun sayesinde ülkede kavga gürültü çıkarmak isteyen hiç kimse amacına ulaşamamıştır.

Elit sınıf göbeği kaşınan adama fena halde gıcıktır. Ne yaptıysa adam sokağa dökülmemiştir. Hadi Cumhuriyet mitinglerinde bayrak sallamadın, en azından karşı miting düzenle be adam. Sen düzenle gerisini derin bürokrasi halleder. Bir o yanaktan öper bir bu yanaktan. Bir de bakmışsın anlı şanlı kurtarıcılarımız görünüvermiş ufukta.   Read the rest

Müslümanın afyonu: Yahudi nefreti – Bölüm I »

Sunuş: Ordu-devlet İsrail sınırlarını insan kanıyla çiziyor. Dünyanın en büyük açıkhava hapishanesinde Müslüman mahkûmlar Yahudi gardiyanlarından duvarlarla ayrılıyor. Ordu-devlet İsrail’i yönetenler, tıpkı sözde rakipleri Hamas ve Hizbullah gibi siyasî rantlarını muhafaza etmek için korku ve nefretten örülü bir “sanal bir gerçeklik” inşa etmişler. Bu korku atmosferi  Onun adı asker, canı neler ister? adlı makaledeki gibi Türkiye’deki darbeci zihniyete ne kadar da benziyor.

 Ergenekon ile PKK’nın sahte rekabetini andıran bu dumanlı havada gerçek kavganın taraflarını seçmek kolay değil: Müslüman-Yahudi kavgasından mı bahsediyoruz yoksa şahinler ile güvercinlerden mi?

 Sorumluluğu (suçu değil) ABD’ye, İsrail’e yükleyen Müslümanların doğru yaptığından emin değiliz. Sorumluluğu redderek, “dışarıya” ihraç ederek çözümü de “ötekilerin” insafına, merhametine, hukukuna transfer ediyorlar çünkü.

 Yahudi nefreti bu açıdan çözüme giden yolda bir durak değil ancak çaresizlerin ve üşengeçlerin sığınacağı bir siper, bir çukur. Filistin’de olanlara üzülmemek imkânsız. Ama biz kuyuya düşmüş bir insanı kurtarmak için onun peşinden kuyuya atlamanın bir işe yarayacağını sanmıyoruz. Kanaatimizce bu zulümü durdurmak için duygularını bastırıp düşüncelerini ön plana çıkarabilecek, çözüm arayabilecek insanlara ihtiyaç var.

 Mezar taşının üzerinde adım yazıyordu

 “Benim ailemde sadece ölü çocukları severler. Eğer sevilmek istiyorsam kendimi öldürmem gerekiyor. […] Yaşamak için ailemden sevgi beklemeyi unutmalıyım.” Böyle diyor Read the rest

Son 60 günde en çok okunanlar »

  1. Ermenilerden özür dilemek aydın pornosu mu oldu?
  2. Yerel seçimlerde ne olacak?
  3. Yahudi Teolojisi, Siyonizm ve İsrail
  4. Suç Tevrat’ta mı?
  5. Türk Medyasından Utanmak
  6. Özür Tartışmaları
  7. Pornografi Nasıl Sanat Oldu?
  8. Kurban Manzaraları
  9. Osmanlı Cumhuriyeti
  10. Liberal düşüncenin ve Türkiye’nin geleceği

Yargı Rahatsız! »

Bu İlk ve Son Özürüm Olsun »

Kızmayın emekli büyükelçilerim, paşalarım, eşim, dostum, milletvekillerim ve dahi ülkemin aydın neferleri. Ben de bu metne imza attım. Üstelik bunu hiç de öyle gururla bir halt becermiş insan haleti ruhiyesi içinde söylemiyorum. Tek yapabildiği bu olan bir insanın mahcubiyeti ile söylüyorum.
 
İyi kötü tehcir denilen bir şeyi ötelerden beri bilirdim de bu ülkede yaşayan bazı insanların çok acı olaylar, kıyımlar yaşadığı gerçeği ile ilk ne zaman karşılaştım, ne zaman duydum. Sanırım üniversite iki ya da üçte olmalıyım. Bir gün öğrenci arkadaşların evinde toplanmıştık. Dersim olayları ve tarihteki Kürt isyanları Read the rest

ABD’ye Yahudi bir Başkan »

Voltaire Net‘ten çeviren: Adil Yapar

Obama Şimon Peres’e Soruyor: “İsrail İçin ne Yapabilirim?”  
17 Kasım 2008 tarihli Haaretz Gazetesi (İsrail).

Giriş

ABD’nin tanınmış Siyonist sözcüsü, eski kongre üyesi, federal yargıcı, Bill Clinton’ın Başkanlık döneminde Beyaz Saray Danışmanı ve Obama’nın erken destekçilerinden biri olan Abner Mikvner’e göre, “Barack Obama ilk Yahudi ABD Başkanıdır”. Mikvner’in bu yorumu, Obama’nın öteden beri İsrail devleti lehine gösterdiği taraflı tutumu ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Read the rest

Türk Sinemasında Tasavvufî Dil İmkânı ve ‘Yumurta’ »

‘ Ne olursa olsun, yalnızca bir meta olarak ‘tüketilmek’ istenmeyen her türlü sanatın amacı, hiç şüphesiz, kendine ve çevresine, hayatın ve insan varlığının anlamını açıklamak, yani insanoğluna gezegenimizdeki varoluş nedenini ve amacını göstermek olmalıdır. Hatta belki de hiç açıklamaya bile kalkmadan onları bu soruyla karşı karşıya getirmelidir.‘

Andrei Tarkovsky

 Sinema ile tasavvuf ilişkisinin, film sanatı için aşkın bir dil imkânını imâ etmesi açısından, mutlaka irdelenmesi gerekir.  Sanatın, bir anlamda “varlığın dili” olması, onu, Rene Guenon’un dediği gibi, “yapılan” bir şey değil, daha ziyade kendiliğinden oluşan bir hâl olarak değerlendirme gereğini ortaya koymaktadır. Kâl ilmi değil hâl ilmi olan tasavvufun bu açıdan genel olarak sanata, özelde de sinema sanatına çok büyük imkanlar yaratma kapasitesine sahip olduğunu söyleyebiliriz.   Read the rest

Geldikleri gibi gitmediler III:Halifelik Açısından LOZAN »

Bu mesele, çok tartışma götüreceğinden kısaca: 

Dönemin etkin gücü İngiltere’nin, milyonlarca Müslüman nüfusu yönettiği için kendisine potansiyel bir tehlike arz eden Hilafeti kontrol etme kaygıları vardı.

Türkiye Hilafet kozunu ancak 1924 Mart’ına kadar elinde tutabildi. Yine kendi elimizle saltanat ve halifelik makamını kaldırdık. Oysa 2.Abdulhamid Han son dönemlerde, siyasi bir makam da olsa Halifelik makamını oldukça etkin ve güçlü bir biçimde kullanmıştı ve bu makam ingilizlerin başının ağrısıydı. 

Meselenin diğer bir acı boyutuna da değinmeden edemeyeceğim.  Read the rest

Uğur Mumcu cinayeti aydınlanıyor »

Ergenekon sanığı Ümit Oğuztan, 2001’de polise verdiği ifadede Uğur Mumcu’nun Celal Talabani’ye gönderildilen seri numaraları silinmiş silahlar nedeniyle öldürüldüğünü söyledi. Oğuztan, “Albay Kıvrak suikasttan bir gün önce Mumcu’yu uyarmak istedi” dedi. 
 
 Tuncay Güney’le 2001’de gözaltına alınan Ergenekon davasının tutuklu sanığı yazar Ümit Oğuztan’ın da sorgu kaseti ortaya çıktı. Read the rest

MISIR’A BOYKOT! »

REFAH SINIR KAPISI SÜREKLİ AÇILANA KADAR MISIR’A GİTMİYORUZ!


Bildiğiniz gibi Gazze halkı 27 Aralık’tan beri İsrail’in saldırısı altında. Bizlere yansıyan rakamlarla bine aşkın insan hayatını kaybetti binlerce insan yaralı ve ölüm döşeğinde. Ölenlerin % 40 ının çocuk olduğu bu vahşetin bir de basına fazla yansımayan bir diğer boyutu var.
Gazze tam 18 aydır İsrail’in ablukası altında. Gazze’nin dünyaya açılan tek kapısı olan Mısır ise yine iki aydır tamami ile Gazze’ye sınırlarını kapatmış durumda. 2005  anlaşması  ile  zaten zor  koşullardaki  Gazze’ye  vaad edilen  ayda  12.000 kamyon  yardım  girişi 3  yıldır  1000 kamyonu bulmadı  ve  halen yaralı  4300  kişiden  sadece 200 ü  Gazze’den çıkarılabildi.

DEVAMI: http://www.gazzedostlari.com/