“Ben Kimdir?” »
By my on Kas 11, 2015 in Ben kimdir?, Sohbet | 1 Comment
Yayındaki sohbetin sunumu burada, PDF olarak hemen indirebilirsiniz: ben kimdir v5
… Benlik ve kimlik üzerine kitap okumak için … Read the rest
Önceki YazılarBy my on Kas 11, 2015 in Ben kimdir?, Sohbet | 1 Comment
Yayındaki sohbetin sunumu burada, PDF olarak hemen indirebilirsiniz: ben kimdir v5
… Benlik ve kimlik üzerine kitap okumak için … Read the rest
By Mehmet Özbey on Kas 8, 2015 in edebiyat, Kitap Sohbeti, Mafya | 1 Comment
Geçen sene bir haber düşmüştü ajanslara: “Nobel ödüllü edebiyatçı Gabriel Garcia Marquez, Meksika’daki evinde hayatını kaybetti.“ Bu haberden sonra özellikle ülkemizde iyice tanınır oldu Marquez. Zira düşünürlerin, yazarların ve hatta şairlerin kıymeti öldükten sonra bilinir diye bir deyiş vardır ya hani, işte Marquez’de öldükten sonra iyice tanınanlardan. Şunu da belirtmek gerekir ki 1982 yılında aldığı Nobel ödülü ile edebiyat alanında dünya çapında belli bir tanınırlığı zaten vardı. Ama vefatı ile birlikte özellikle ülkemizde olmak üzere genel olarak kitapları daha ‘çok satar’ oldu. Bu noktada eserlerinin çok satması elbet tanınırlığını sağlar fakat kıymeti bilindiğini gösterir mi göstermez mi tartışması konusu.
Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık, Kırmızı Pazartesi, Şer Saati, Albaya Mektup Yok başta olmak üzere birçok eseri var. Bu yazıda üzerinde duracağımız eseri ise Nobel ödüllü Yüzyıllık Yalnızlık romanı olacak. Nobel ödüllü olduğu için değil, yazarın en bilinen ve en sevilen eseri olarak incelemeye değer, kıymetinin bilinmesi gereken bir eser olduğu için inceleyeceğiz.
Yüzyıllık Yalnızlık kitabında yazar, babaannesinin anlattığı gerçeküstü hikâyelerden yola çıkar. Gerçek hayattan beslenebildiği için dünya çapında bilinen ve sevilen bir kitaptır. Marquez kitabının arkasında Yüzyıllık Yalnızlık adına kendi dilinden şunları söyler;
“Yüzyıllık Yalnızlık’ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli kocaman bir evde, toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları bir örnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım. Ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı. Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım. Bu romanı büyük bir dikkat ve keyifle okuyan, hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım. Kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız.”
Kitabın arka kapağındaki yazarın tanıtım yazısı ve kitabın ön kapağındaki resim aslında kitabı tam manasıyla özetliyor. Tabi ileride değineceğimiz birkaç husus dışında. Kitap, fantastik öğeler içermekle birlikte Read the rest
By Tahsin K. on Kas 8, 2015 in Barış, İslâmistan, şiddet, siyonizm, Yahudilik | 0 Comments
By Александр Исаевич Солженицын on Kas 8, 2015 in bilimcilik, Pozitivizm | 0 Comments
By admin on Kas 7, 2015 in Site İstatistikleri | 0 Comments
Geçen ekim ayında e-kütüphanemizden 95.365 kitap indirildi. En çok indirilen 20 kitap bu rakamın %50’sini oluşturdu:
… Kitapları daha yakından tanımak için … Read the rest
By my on Kas 4, 2015 in Aforizmalar, Türk Solu | 1 Comment
1 Mayıs 1977 olayları nedeniyle Türk solcuları Taksim Meydanı’nı “kutsal” sayar. O gün doğanlar bugün 37 yaşında. Hala kocaman bebecikler.
… Türk Solu, gerçek sol ve sosyalizm üzerine kitap okumak için… Read the rest
By İbrahim Becer on Kas 3, 2015 in Kemalizm, resmi ideoloji, Resmî Tarih | 1 Comment
Ben bu Nasrettin Hoca karakterli arkadaşlara onlarca kere söyledim, yetmedi yazısını da yazdım. ‘Hoca Nasrettin’in göle çaldığı maya tutar ama sizin süte çaldığınız maya tutmaz’ dedim. O maya tutmadığı, gökkubbe tepemizde bir avize gibi durduğu müddetçe de tutmayacağı için, siz hep böyle kör karanlıklarda divane aşık gibi gezeceksiniz işte.
Geçende okudum, bu çağdaş arkadaşların fikir fukarası ama aynı zamanda fikir babası kadrosundan istihdam edilen yazarları, vals bilmediğimiz için bizi cahil ilan etmiş. Bizim de kabahat büyük kardeşim; bu topraklarda doğdum, aynı topraklarda büyüdüm ama illa ki bir pot veriyoruz işte. Hayatımda horona girmedim, hiç zılgıt çekmedim, halayın yanından geçmedim, Angaranın bağlarında elimi bilekten sağa sola kırk beş derecelik açıyla hiç oynatmadım, hadi bunlar neyse de en belirgin özelliği çiftlerin sıkıca sarılarak biribirilerinin etrafında döndükleri, Fransa çıkışlı Avusturya dansını bilmemem ne büyük cehalet. İnsan bu yazıyı 2700 (yazıyla ikibin yediyüz) kitaplık şahsi kütüphanesinden yazınca, tabi ki bir parça başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere eğitim camiasına az buçuk saydırıyor. Çünkü bizi hayata hazırlayan öğretmenler başta olmak üzere, ilk mektep mezunu ama ferasetlerine kurban olduğum Read the rest
By Berivan K. on Kas 2, 2015 in Komünizm, Marxizm, Sosyalizm, Türk Solu | 0 Comments
By Arif Selim Aydın on Kas 2, 2015 in Adalet, AKP, Demokrasi | 2 Comments
Bu seçim sonuçları, milli ve yerli olanların, küresel şer odakları ve onların gayri milli uzantılarına karşı zaferidir. Bu sonuçlarda bizi en çok sevindiren, kimin kazandığından ziyade kimin kaybettiğidir. Kalıbı Müslüman ve Türkiyeli, fakat gönlü ve zihni ecnebi olanlar hezimete uğramıştır bugün. Bugün, dâhili ihanet şebekeleri ile harici düşmanların hevesleri kursaklarında kalmış, dilleri tutulmuş, elleri böğürlerinde kalmıştır.
Zafer değil sefer ise esas gaye, bundan sonra doğru adımları atmak ve doğru politikalar izleyebilmek için seçim sonuçlarının çok iyi analiz edilmesi lazım.
Öncelikle 7 Haziran ile 1 Kasım sonuçlarının niceliksel analizini yapalım, daha sonra niteliksel, yani sosyal ve siyasal anlamlarını yorumlamaya çalışalım. Bu seçim tablosunun ortaya çıkmasında dört oy hareketinin etkili olduğunu görüyoruz. Birincisi, 7 Haziran’da Ak Partiden HDP’ye giden kabaca 2 milyon mütedeyyin Kürt oyların Read the rest
By my on Kas 1, 2015 in AKP, CHP, Demokrasi, HDP, MHP | 0 Comments