Birlik havasını bozmadan… »
By Arif Selim Aydın on Tem 31, 2016 in 12 Eylül, 27 Mayıs, 28 subat, darbe, Türk Silahlı Kuvvetleri | 0 Comments
Bir otel odasının çok yüksek katlarındaki odalarından birinde masa başında çalışıyordum. Bir gözüm önümdeki bilgisayar ekranında bir gözüm de çaprazımdaki televizyonda. Saat ilerledikçe tv ekranına daha çok bakar oldum, en sonunda tamamen ona yöneldim. Çünkü önce terör saldırısı ihtimalinden kaynaklandığı düşünülen Boğaziçi köprüsündeki hareketlilik için daha sonra “askeri kalkışma” “bu bir darbe” gibi sözler işitmeye başladım. İnanması güçtü. Odadan dışarı baktım, tek tük insanlar ve arabalar. Bir darbe gecesi ortalık böyle mi olurdu? Bilmiyordum doğrusu. Şaşkınlık, anlama çabası, kavradıkça kabaran öfke, birkaç telefon görüşmesi, muhakkak bir şeyler yapma isteği. 28 Şubat’ta paletleri ruhumuzu ezip geçen tanklar yeniden aramızdalardı. Fakat bu kez canımıza kastettiklerini ilerleyen saatlerde anladık.
Başkomutanın emri geldiğinde dışarı fırladım. Otelin önünde “dışarısı çok karışık çıkmayın” diyen sesi “zaten ben de karışıklığa gidiyorum” diye cevapladım ve onu yüzündeki şaşkın ifadeyle bırakarak çıktım. Önce bulunduğum muhitteki kalabalıklara ve konvoylara katıldım bir süre. Şehrin caddelerinde son sürat giden tankın arkasındaki araç konvoyu o gece şahit olduğum ilk tuhaf görüntüydü. Hiç unutmayacağım.
Akabinde pek yakın sayılmayacak Kısıklı, Altunizade, Köprü civarına gittim. Sonrası malum; çok kanlı ama ondan daha çok, bu milletin bir ferdi olmaktan büyük gurur duyduğum şanlı bir geceye şahit olduk hep beraber.
Maksadım o geceye dair kişisel hikâyemi anlatmak değil. Zaten tankın altında yatan, silahlara meydan okuyan bir kısmı şehit bir kısmı gazi o cesur yürekli, yiğit kadın ve erkeklerin mücadelesini gördükçe bizim gibilere başını önüne eğip sükût etmek düşer kanaatindeyim. Biz sadece kendi çapımızda Başkomutanın çağrısına uyarak dışarı çıkmıştık, o kadar. Read the rest








Kitap tanıtan kitapların 7cisine damgasını vuran düşünür Susan Sontag oldu. 1977’de yayınladığı“Fotoğraf Üzerine” isimli cesur kitaptan bahseden 4 makale ile başlıyoruz. Mehmet Özbey’in kaleminden eskimeyen bir kitabı ziyaret edeceğiz sonra: Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel Garcia Marquez) Değerli yazarlarımızdan Mehmet Salih Demir ve Mustafacan Özdemir tek bir kitaba ve tek bir yazara odaklı kitap sohbetlerinden farklı makaleler hazırladılar. Bunlar kavram ve/veya olaylara odaklı, birden fazla kitaptan ve müelliften istifade eden çalışmalar: Terör, vicdan, modernleşme, bilim felsefesi (Kuhn, Heidegger, Derrida, Gadamer, Dilthey, Mach, Baudrillard, Toulmin) … Suzan Nur Başarslan’ın yazdığı Türk romanının tarihçesi veSeksenli Yıllarda Türk Romanı Ve Post Modern Eğilimlerde bu kategoriye dahil edilebilir. Bunların yanısıra yazar kadar hatta bazen daha fazla ünlenmiş kitaplara adanmış makaleleri de yine bu sayıda bulacaksınız: Zeytindağı (Falih Rıfkı Atay), Hayy Bin Yakzan (İbn-i Tufeyl), Körleşme (Elias Canetti), Taşrada Düğün Hazırlıkları (Franz Kafka). Kitap tanıtan Kitap 7’nin daha önceki sayılardan bir diğer farkı da Georg Simmel’e adanmış iki makale içermesi. Karl Marx ve Max Weber arasındaki kayıp halka olarak nitelenen Simmel’in “Büyük şehir ve zihinsel yaşam” (Die Großstädte und das Geistesleben, 1903) isimli özgün çalışmasından bahsettiğimiz makaleler kitabın sonunda. 








