Bâkî / Eternal / Timeless / διαχρονικό / باقي »
By my on Ağu 3, 2016 in Bilim, bilimcilik, Derin Lügat, Epistemoloji, Kâinat | 4 Comments
Ne değildir?
Eskimeyen, bozulmayan şey değil.
Nedir?
Değişenlerin değişimini mümkün kılan, her değişimi ihata eden zaman dışı değişmezlik.
Neden?
Mikro dalga fırına koyduğunuz şeyin ısınmadığını görürseniz aletin bozulduğuna hükmedersiniz. Aslında bir ihtimal daha var: Mühendislerin o mikro dalga fırını icad etmesini mümkün kılan Maxwell yasalarının dün gece siz uyurken değiştirilmiş olması. Ama kimse bu ihtimal üzerinde fazla durmaz ve derhal tamirci çağırır. Çünkü Maxwell yasalarının bâkî olduğuna iman ederiz. Çünkü Maxwell yasaları James Clerk Maxwell doğmadan evvel de vardı.
1918’de Emmy Noether tarafından Göttingen yayınlanan ve Einstein’in “matematiksel düşünce abidesi” diye nitelediği Noether Teoremi varlık ve bekâ münasebetine ışık tutacak cinsten: Noether fizik kanunlarının bâkî oluşuyla enerjinin korunum kanunu arasında eşdeğerlik olduğunu ispat etmiş. Yani Big Bang veya uzayın genişlemesi gibi uzayı dönüştüren ve fizik bilimini ilerleten olaylar aslında ilerlemeyen, değişmeyen, dönüşmeyen, daima bâkî kalan fizik kanunları sayesinde gerçek oldular.
Böyle olmasaydı yoktan enerji üretebilirdik. Meselâ yerçekiminin zayıf olduğu saatlerde yüksek noktalara su pompalardık. Sonra yerçekimi artınca aşağıya akıtır, tükettiğimizden daha fazla enerji üretirdik. Üstelik parçacık hızlandırıcılarda ispat edildiği gibi enerjiden de madde üretebileceğimizden kâinatın dengesiz bir yapıya dönüşürdü. Yani ilk bakışta alâkasız görünse de enerjinin korunumuyla bütün bilimsel yasaların bâkî olması arasında sıkı bir bağ var; hatta belki de bu ikisi aynı hakikatin iki farklı veçhesi. Bir başka deyişle bilimin yasaları bilimin konusu olan madde ve enerjiye izafen evvel ve âhîr yani bâkî!
Bu gerçeği kabul etmekte zorlananlar Higgs bozonu keşfi üzerinde de düşünebilirler. CERN’de küçük bir mekânda yüksek enerjili proton çarpışmaları gerçekleştiren fizikçilerin amacı “ilkel uzayda” cari olduğuna inandıkları koşulları kısa bir süre için meydana getirmekti. Büyük bir enerji yoğunluğu ve büyük bir sıcaklık. Fizik kanunları 13.7 milyar senedir bâkî olduğu için Higgs bozonu gözlenebildi.
Big Bang bir başlangıç değil dikiz aynasında gördüğümüz ufuk çizgisidir
Belki ışık yoktu ama ışık hızı vardı. Belki Big Bang öncesi evrende elektronlar ve protonlar yerine daha “ilkel” parçacıklardan oluşan bir tür plasma vardı… Yine de bir elektronun eksi yüklü olacağı ve artı yüklü protonlar tarafından çekileceği bir yasayla evvelden belirlenmişti. Yoksa Kâinat’ın farklı yerlerinde meydana gelen elektronlar farklı davranışlar sergileyebilirdi. Kütle çekim sabiti birbirini çekecek kütleler yokken de sabitti. Henüz moleküllerin oluşmadığı “ilkel” evrende fizik yasaları bileşiklerin 1 molündeki atom adedini veren Avogadro sayısının 6.02214199×1023 olduğunu söylüyordu. Çünkü fizikçi ve kimyacı yoktu ama fizik ve kimya yasaları vardı. Zira bilimsel yasalar var olmak için ne bilim adamlarına ne de bilinmeye muhtaç değildi. (Bkz. Tanrı Parçacığı / God Particle / إلها الجسيمات)
Geçen değil geçmeyen şeye “Zaman” denir
Ama insanların çoğu bunu bilmezler. “Bu yol Ankara’ya gider” dediğimizde yol aslında bir yere gitmez, yol sayesinde gidilir; yol bâkîdir. Ama biz yolun işleviyle yolun “zâtını” şuurumuzda eşleyen bir söz sanatı yaparız. Zaman için de böyledir bu. “Günler geçiyor” derken gerçekliktir geçen, Zaman değildir. Geçen Zaman olsaydı Read the rest









Kitap tanıtan kitapların 7cisine damgasını vuran düşünür Susan Sontag oldu. 1977’de yayınladığı“Fotoğraf Üzerine” isimli cesur kitaptan bahseden 4 makale ile başlıyoruz. Mehmet Özbey’in kaleminden eskimeyen bir kitabı ziyaret edeceğiz sonra: Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel Garcia Marquez) Değerli yazarlarımızdan Mehmet Salih Demir ve Mustafacan Özdemir tek bir kitaba ve tek bir yazara odaklı kitap sohbetlerinden farklı makaleler hazırladılar. Bunlar kavram ve/veya olaylara odaklı, birden fazla kitaptan ve müelliften istifade eden çalışmalar: Terör, vicdan, modernleşme, bilim felsefesi (Kuhn, Heidegger, Derrida, Gadamer, Dilthey, Mach, Baudrillard, Toulmin) … Suzan Nur Başarslan’ın yazdığı Türk romanının tarihçesi veSeksenli Yıllarda Türk Romanı Ve Post Modern Eğilimlerde bu kategoriye dahil edilebilir. Bunların yanısıra yazar kadar hatta bazen daha fazla ünlenmiş kitaplara adanmış makaleleri de yine bu sayıda bulacaksınız: Zeytindağı (Falih Rıfkı Atay), Hayy Bin Yakzan (İbn-i Tufeyl), Körleşme (Elias Canetti), Taşrada Düğün Hazırlıkları (Franz Kafka). Kitap tanıtan Kitap 7’nin daha önceki sayılardan bir diğer farkı da Georg Simmel’e adanmış iki makale içermesi. Karl Marx ve Max Weber arasındaki kayıp halka olarak nitelenen Simmel’in “Büyük şehir ve zihinsel yaşam” (Die Großstädte und das Geistesleben, 1903) isimli özgün çalışmasından bahsettiğimiz makaleler kitabın sonunda. 







