Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Tanrıyı tekrar düşünmek »

Karen Armstrong’un Foreign Policy‘de 19.10.2009 tarihinde yayınlanan makalesi

çeviren: Ekrem Senai

“Tanrı Öldü.”

Hayır. Friedrich Nietzsche 1882’de Tanrının öldüğünü söylerken, modern, bilimsel dünya insanlarının giderek dini inanç düşüncesinden uzaklaşacağını öngörmüştü. Sonra 1999’da “The Economist” dergisi o meşhur “Tanrı Öldü” kapağıyla çıktı. Tartışma politize edilmiş dinin -fundamentalizmin-tüm büyük dinlerde 1970’lerden bu yana giderek tırmanmasına rağmen sürmekteydi. Tanınmayan bir ayetullah İran şahını devirmiş, İsrail’de  Siyonizm su yüzüne çıkmış Read the rest

Suçu? Başörtüsü! »

Sunuş : Adil ülkelerde mahkemeler, polis ve asker HALKI korur. Faşizmin pençesindeki ülkelerde ise mahkemeler, polis ve asker rejimi HALKTAN korur.


Amazing videos are here

… Bu makale ilginizi çektiyse…

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor.

Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

Özgürlük korkusu »

Sunuş:  Grubumuzun Atilla Yayla ile tanışması bundan iki yıl önce Ankara’da yapılan bir buluşma sayesinde oldu. Atilla Bey Türkiye’nin bir hukuk devleti olmayışının bedelini saçma sapan davalar ve linç kampanyalarıyla ödemiş ve ödemekte olan bir insan. Liberal düşünceyi savunan bu akademisyen Türkiye’de görmeye hasret olduğumuz çalışkan ve tevazu sahibi bir aydın aynı zamanda. Atilla Bey gibi insanlarla fikirlerimizin uyuştuğu ve çatıştığı alanlar üzerine kafa yormakta fayda görüyorum. Gerek kendisini müteyeddin/muhafazakâr/İslamcı diye adlandıranların gerekse her ekolden liberallerin birbirlerini daha iyi anlamaya ihtiyaçları var. Türkiye’nin de bu anlayışa ihtiyacı var. Özellikle insan, özgürlük, birey, piyasa, demokrasi gibi kavramlar etrafında kristalleşen hatta kısırlaşan tartışmalara tanık oluyoruz. Türkiye’nin insanları zihinlerini ve vicdanlarını 19cu yüzyılın felsefi akımlarından kurtaracak bir gün ve bu kurtuluşa ancak verimli fikir tartışmalarıyla erişilebilecek…

Aşağıda sunduğumuz makale Zaman Gazetesi’nde yayınlandı. 3H ekibinden Alper Akalın’ın önerisi üzerine yayına girdiğimiz bu makalenin hayırlı tartışmalara vesile olmasını umuyorum.

MY

Özgürlük Korkusu Atilla Yayla (ZAMAN)

3H ekibinden Alper Akalın’ın tavsiyesiyle

Kendilerinin tanımladığı bir liberalizmi liberallerin savunduğu liberalizmmiş gibi eleştirenlerin ve her insan toplumunda karşımıza çıkması mukadder problemlerin liberal ilkelerin uygulanmasından doğduğunu sananların temel korkusu, insanların özgür olmasıdır. 
  
Çizgileri teferruatta farklılaşsa da böylelerinin ortak özelliği insana güvenmemek; insanı kendi tercihlerini yapmaya muktedir, akıl fikir sahibi bir varlık olarak görmemek; insanın sıkı bir kontrol ve denetim altında tutulmasını istemektir. Read the rest

Son 30 günde en çok okunanlar »

  1. Dinlerarası diyalog : Diyanetizm ve İslâm
  2. Fethullah Gülen ve Milliyetçilik Videosu
  3. İstanbul’daki Büyük Camilerde Irkçı Mahyalar
  4. PKK’yı Doğru Anlayalım Artık
  5. Zaman Gazetesi’nin son reklâmı iyi ama…
  6. Şeyh Said ‘İngiliz Ajanı’ mıydı?
  7. Sessiz Bir Aşk Hikayesi Uzak İhtimal
  8. Ein volk, ein reich, ein führer!
  9. Tevhid’in ve Hikmet’in anlamı
  10. Dikkat Kitap: Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış 

Cuntacı generalleri azletmeyince neler oldu? »

Hasan Cemal (ZAMAN)

Başbakan Erdoğan’ı televizyonda izliyorum. Partisinin grup toplantısında, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ’a çağrı yapıyor:”Bütün mesele zanlıların ortaya çıkarılması, bunların hukuka teslim edilmesidir. 
 
 Burada da yönetici makamında olanların tutuculuk içine girmemesi gerekir. Rahatlıkla gelip yargıya bunları teslim etmelidir.” Read the rest

Filistin Karikatürleri… Hanzala ve bir klip »

İki gün önce Balfour Deklerasyonu’nun yıl dönümüydü.Yani Filistin’in felaketine giden sürecin baslangıcı.

 Klipteki karikaturlerin cizeri Naci el Ali 1987 yılında ingiltere’de mossad tarafından öldürülmüş bir sanatçı. Karikatürlerdeki arkası dönük resmedilen çocuk; Hanzala Naci el Ali nin meşhur karakteri. Naci el Ali vatanından sürgün edildiği yıllardaki yaşında çiziyor Hanzala yı hep. Ve Filistin özgürlüğüne kavuşana kadar Hanzala yüzünü dönmeyecek diyor. sanirim 4000 civarı karikatürde Hanzala hep sırtı dönük fakir bir çocuk olarak resmedilmiş. Hiçbir zaman büyümüyor ve yüzünü dönmüyor.

Hanzala kendini şöyle anlatır:

“Sevgili okur,
Kendimi tanıtmama izin verin. Benim adım Hanzala. Babamın adı önemli değil. Annemin adı Nakbah ve kızkardeşime de Naksa adını koydular. Ayakkabı numaramı bilmiyorum çünkü hiç giymedim. 5 Haziran 1967’de doğdum. (Birinci Arap-İsrail savvaşından sonra Filistin topraklarının geri kalanının İsrail tarafından işgal ve ilhakının duyurulduğu tarih.)

Milliyetim: Filistinli değilim, Ürdünlü değilim, Kuveytli değilim, Lübnanlı değilim, Mısırlı değilim, hiç kimse değilim. Kısaca, bir kimlik kartım yok ve herhangi bir memleketten olmakla de ilgilenmiyorum. Ben yalnızca bir Arabım.

“Naci ile tesadüfen karşılaştım. Çizmeyi bilmediği için işinden kovulmuştu ve başka bir iş arıyordu. Bana, bir ülke üzerine karikatür çizmeye kalktığı her defasında o ülkenin elçiliğinin protesto ettiğini ve resmi uyarı ve tehditte bulunduğunu anlattı. Şöyle dedi: “Durum iyi görünüyor, herkes kibar, hoş ve melekler gibi, bundan daha iyisi olamaz. Yani artık çizmeme gerek yok. Yaşamak için başka bir iş arıyorum.” Ben de şöyle dedim: “Sen korkaksın ve savaştan kaçıyorsun.” Onunla çok uğraştım, sonunda kararını verdirdim. Kendimi ona, bütün dilleri ve ağızları bilen eğitimli bir Arap olarak tanıttım. Ona, iyi, kötü, çirkin, adanmış… her çeşit insanı tanıdığımı söyledim. Ona savaş meydanlarına gittiğimi ve kimin savaştığını, kimin de sadece konuştuğunu bildiğimi söyledim. Ayrıca karikatürlerini onun için hergün çizebileceğimi, Allah’tan başka kimseden korkmadığımı ve öfkelenen olursa da defolup gidebileceğini de söyledim. Ona, arabalarındaki air condition için endişe eden ve Filistini düşündüklerinden daha fazla yemek pişirmeyi ve yemeyi düşünen insanları çizeceğimi söyledim.

“Sevgili okur, bu uzun giriş için özür dilerim. Lütfen sadece boşluk doldurduğumu zannetme. Kendi ve sanatçı arkadaşım adına herşey için, zamanın ve sabrın için teşekkür ederim. Yarın görüşmek üzere.
Hanzala”


Hakikatle yüzleşmenin ve affetmenin erdemi »

Johannesburg (Güney Afrika)

Nicedir gitmek istediğim bir ülkeydi… Tarihi en çok merakımı cezbeden coğrafyalardan birisi Güney Afrika… Bu ülkenin, özellikle son 20 yıllık tarihinden Türkiye’nin öğreneceği çok şey var…

Johannesburg beklediğimin ötesinde güzel bir şehir… Rakımı çok yüksek, tepelere kurulmuş bir şehir. Afrika deyince okurlarımızın aklına aşırı sıcak ve çöl ortamı falan gelebilir… Johannesburg tam aksine yemyeşil bir şehir. Dev bir metropol olmasına rağmen bir orman-şehir görünümünde. Apartman denen garabet bu şehirde yok. Evler o orman içine yerleşmiş. Şu an yaz başları burada, hava sıcaklaşma eğiliminde ama hiç daraltıcı değil. Dahası istisnasız hemen her öğle tatlı bir yağmur başlıyor. Johannesburg Read the rest

Bingöl’ün adı Cesur Bingöl olsun! »

Hayatımızın kompartımanları içinde 357 ölü çocuk »

Hidayet Şefkatli Tuksal

Aslında erkekler için söylenir, onlar hayatlarını kompartımanlara ayırıp öyle yaşarlar; bu yüzden kör kütük bir aşk yaşadıklarında bile, bir futbol maçının sonucunu ölesiye merak edebilirler, internetin başına geçtiklerinde dünyayı ve tabi ki aşkı da unutabilirler diye. Ben bu kadar büyük genellemelere inanmam ama, içinde bulunduğumuz durumun vehametini, şu “kompartımanlara ayırarak yaşamak” meselesi üzerinden konuşmak için açtım bu mevzuyu. Read the rest

Kürt Olmak »

Ceren Gökoğlu

Yolculukları  severim genel olarak…Bir yerden bir yere gitmenin verdiği o tutku kimi insanlarda bağımlılık yaratırmış ya ben de onlardan biriyim sanırım.Tüm o valiz hazırlama telaşı, kısa yolculuklara sıkıştırılmış keyifli sohbetler, yeni bir yerin izdüşümünün yarattığı hayaller…Bu duygularla İstanbul’dan Ankara’ya giden uçağımdaki yerimi aldım. İspanyolca konuşan geniş grubu görünce Read the rest