Şeyh Said ‘İngiliz Ajanı’ mıydı?
By Mustafa Akyol on Eki 7, 2009 in Kürtler, Ulus-Devlet
[5 Ekim 2009 tarihli Star gazetesinde yayılandı]
Türkiye siyasetinin önemli isimlerinden Abdülmelik Fırat’ı geçen hafta kaybettik. Allah rahmet eylesin. Hem kimliğiyle iftihar eden bir Kürt, hem de PKK terörüne hep karşı çıkan bir demokrattı. Tam bir beyefendi, bir nezaket timsaliydi. Ve, elbette, 1925 senesinde Cumhuriyet rejimine isyan eden Şeyh Said’in torunuydu.
O vesileyle merhumun dedesinin gerçek hikayesine biraz değinmek istiyorum.
Biz Türkler “milli eğitimimiz” boyunca “Şeyh Said’i İngilizlerin kışkırttığı”nı okur dururuz. Bu, bize yine devlet tarafından belletilen “iç düşmanları kullanan dış mihraklar” ezberinin “kurucu efsane”sidir. Gelgelelim, bu efsanenin pek bir temeli yoktur. Çünkü gerçekte Şeyh Said’in İngilizler adına hareket ettiğini, onlardan aktif destek aldığını gösteren hiç bir delil yoktur elde. Dr. Yaşar Kalafat’ın isyan hakkındaki kitabında belirttiği gibi “bu konuda çeşitli iddialar ortaya atılmışsa da İngiltere’nin isyandaki yeri hakkında belgelere dayalı kesin bilgiler ortaya konulamamaktadır.” (Şark Meselesi Işığında Şeyh Sait Olayı, s. 179)
Devrin şahin başvekili İsmet İnönü de “Şeyh Sait isyanını doğrudan doğruya İngilizlerin hazırladığı veya meydana çıkardığı hakkında kesin deliller bulunamamıştır” itirafında bulunur. (İnönü, Hatıralar, 2. Kitap, s. 202)
Aslında isyanın kaynağı “dış”ta değil “iç”tedir. En büyük sebep de, Ankara’nın Kurtuluş Savaşı’ndaki “Müslüman kardeşliği” temasını bırakarak birden bire laikçi ve Türkçü kesilmesidir. Kırılma noktası, Şeyh Said isyanından on ay önce Ankara’da alınan iki karardır: Medreselerin yasaklanması ve Hilafetin kaldırılması. Kürt tarihi uzmanı David McDowall şöyle yazar:
“Hilafetin kaldırılması… Kürtler’in Türklere karşı duyduğu son ideolojik bağı da kopardı… Türkiye’nin 1912-22 arasındaki savaş yıllarını aşmasına yardımcı olan Kürtler, bu kez onun düşmanları haline geldiler… Bunlar, dindar şeyhler ve eski Hamidiye ağalarıydı ki, Halife’nin savunulmasına samimi olarak inanıyorlardı. Şimdi bu insanlar arasında, onların daha önceden en ufak bir bağlantı kurmayı kabul etmedikleri kişiler, yani Kürt milliyetçileri, bir direniş geliştireceklerdi.” (A Modern History of the Kurds, s. 192)
Aslında Hilafetin kaldırılması, sadece Türkiye’deki değil Musul’daki Kürtleri de küstürmüş ve koparmıştır. Atatürk Araştırma Merkezi Asli Üyesi Prof. Dr. Ömer Kürkçüoğlu şöyle yazar:
“Halifeliğin kaldırılmış olması, Kürtlerin ayaklanmasında önemli rol oynadığı gibi, Kürt unsurunun çoğunlukta bulunduğu Musul üzerindeki Türk iddiasını da zayıflatmıştır. Milliyetçi düşünceye yabancı olan Musul Kürtleri’nin, Türkiye’yi Irak’a tercih ettikleri söylenebiliyorsa, bunun başlıca nedeni, Halife’ye yani İslam’a olan bağlılıklarıydı. Musul sorununun çözüme kavuşturulmamış olduğu bir sırada Halifeliğin kaldırılması… Türkiye’nin Musul tezine manevi bir darbe indirmişti.
İngiltere’nin Musul’daki bir görevlisi, Halifeliğin kaldırıldığı yolundaki haberleri hayretle karşılayıp, inanmakta güçlük çektiklerini yazmaktadır. Bu İngiliz görevlisi, o zaman kadar ‘Kürdistan’ı patlamaya hazır bir volkan gibi kaynaştıran Türk propagandasının, Kürtler’in Halifeye kesin bağlılığına dayandırıldığını, Türklerin kendi bindikleri dalı kesmelerinin ise, İngiltere için inanılmayacak kadar mükemmel bir şey olduğunu’ belirtmektedir.” (Türk-İngiliz İlişkileri, AÜ SBF Yayınları, 1978, s. 290-291)
Şeyh Said’i ve isyanını işte bu çerçevede anlamak gerek. İsyancılar, şiddete başvurup kan dökerek yanlış bir iş yapmışlardı elbette, ama “İngiliz ajanı” filan değillerdi.
Ve olay, “iç düşmanları kullanan dış mihraklar” meselesi değil, “Jakobence politikalarla kendini halkını küstüren Ankara” meselesiydi.
3 [?]



30 Yorum
Yazan:emrah Tarih: Eki 7, 2009 | Reply
bu jakoben ve dikta devletin kendine alternatif gördüğü herkese herşeye saldırırcasına iftira attığı malumumuz.şeyh said ihlaslı bir şekilde hilafetin yıkılmaması için mücadele verince hilafeti yıkanlarca ingiliz ajanı denilmesi anormal olmamalı.ama hilafeti yıkanların ingiliz ajanı olup olmadığının sorulması bile suç sayılmalı.hala böyle değil mi;eli silah tutmamış,bomba patlatmış tek suçu islami bir hayat isteyen kimselerin sanki başka ülke yokmuşcasına:-) ingiliz ajanı yaftası yemesi kişiliklerin ve karakterlerin köhnediğine açık işaretlerdir…
selametle
Yazan:Osman ÇELEBİ Tarih: Eki 7, 2009 | Reply
İngiliz kaynaklarını nedne incelemiyor sunuz?
Asrı Saadeti mi istiyormuş Şeyh Said? Acaba Hasan Sabbah gibi yanında afyon içen müritleri yokmuş mu?
Kemalizme düşman olan her hareket iç dinamiklerle yada dış mihrak ile alevlendi sınıflandırılması olmadan düşünelim. Tamam diyelimki İngilizlerin bağı yok. Olayın fikriyatına bakalım. Kürtçü olmak suç değil mi? Kemalizm Türkçü olduğu içinmi bu adamlar Kürtçü oldular? Bence değil.Bence hep kürt ırkçılığı hareketi olmuştur.
Bazen kemalizm eleştirisi yapacağız diye saçmalayan bir AKP medyası var. IRAK ta direnişe destek vermeyen, Filistin için sözde ses çıkaran.. Kemalizm tarafında yer alan masonların etkisi bile olmuyor artık medyaya! (Kanal D hariç)
Kemalizmi yıkalım lakin ülkeyi yıkmadan. Bazıları bunu karıştırıyor. Sistemi değiştirmenin vatansızlık olmadığını anlatmaya çalışırken bir yandanda sistemi eleştiriceğim derken vatanı eleştirmek saçma ve bağnaz.
Neden kemalizm bu noktada? Neden Amerika ile müttefiklik ozamandan geliyor? Neden masonlar ile kemalizmin ilişkisi var? Omsnalı sonunda ve Türkiye’de hilafeti isteyenler acaba kimler? Bu kişiler ne kadar İslamcı? Ne kadar İslamiyetin gerkelerini yaşıyorlar ve ilay-ı kelimetullah davasını güdüyorlar?
Olaylara gerçek bir demokrat gibi bakmadıkça, Türk Irkçılığına değil sadece bütün ırkçılara karşı olmadıkça bu iş olmaz.
Size Kürtçü Şeyh Saidinizle iyi günler..
Yazan:Tahsin Tepecik Tarih: Eki 7, 2009 | Reply
Sayın Osman Çelebi, bahsettiğiniz İngiliz kaynakları nelerdir? Referans verebilir misiniz?
Yazan:Mustafa Aslan Tarih: Eki 7, 2009 | Reply
@Osman ÇELEBİ;
Hilafet makamının dini bir otoriteden çok İslam dünyasının bir arada durmasını sağlayan bir siyasi yapı olduğunu gözardı ediyorsunuz. Kişinin İslam’ın gerkelerini yaşamasıyla Hilafet’i istemesi arasında nasıl bir bağ kurduğunuzu anlayabilmiş değilim.
Yazan:Ali Duman Tarih: Eki 7, 2009 | Reply
bu iflas etmişliği tel tel dökülen resmi ideolojinin doğru olarak öğrettiği bir olaya rastlamak mümkün olamayacak mı?
musul, kerkük meselesi karara bağlanmamışken, tamda bu esnada hilafatın kaldırılması ne anlama gelir? şu anlama gelir, kılık-kıyafet, alfabe, hukuk vs. alanlarında yapılan tüm reformların bir ingiliz dayatması olduğu anlamına gelir. ingiliz dayatmalarını başı üstüne kabul edenler, şeyh said’i haksız ve mesnetsiz bir şekilde ingilizlerle işbirliği yaptı diye yaftalarlar.
ingilizlerle kimin işbirliği yaptığını Ankara hükümetinin kurtuluş savaşı sırasında uyguladığı dış politikayı incelediğinizde çok daha iyi görebilirsiniz.
İstanbul hükümetinin varlığının yanısıra ingiltere tarafından tanınabilmek için ingiltereye yapılmadık yalakalık kalmamıştır. bunlardan bazıları
1. SSCB’ye şirin gözükmek için açıkca yurda davet edilen mustafa suphiler, ingilterenin gözüne girmek için planlı ama örtülü/üstlenilmeyecek şekilde katledilirler. (sscb den alınan yardımların yüzü suyu hürmetine şirin gözükmeye çalışılırken, asıl olarak hep ingilterenin gözüne girmeye odaklanılmıştır)
2. ingilterenin gözüne girmek ve londra konferansına davet edilebilmek için SSCB şehri Batum işgal edilir.
3. En nihayet İstanbul hükümetiyle birlikte Londra Konferansına davet edilen Ankara hükümetinin Baş delegesi Bekir Sıtkı Bey, İngilterenin gözüne girebilmek için Londra gazetelerine “misak-ı milli sınırlarını tanıyın, isterseniz SSCB’ye savaş açarız” demeçleri vermiş, bu demeç Londra gazetelerinde manşetten verilmiştir.
Ankara hükümetinin siyaseti iki yüzlülük üzerine kuruludur, yardım aldığı sscb’ye iyi görünülmeye çalışılırken, arka planda düşman ve işgalci ingiltere ile işbirliği yapmanın koşulları aranmış, sonuçta tek dost sscb’ye ihanet etme pahasına düşman ingiltere ile işbirliği yapılmıştır. (uzun bir süre türkiyenin dış ülkelerde niye bir itibarının olmadığının da temel kaynak noktası bu olsa gerekir, bu itibarsızlık durumunu ancak şimdi telafi etmeye başladık)
örnekler artırılabilir, ancak ne fayda gözüne mertek kaçmışların bunları anlayabileceklerini sanmıyorum.
SSCB-İngiltere satranç masasında ingiltere ile sscb çıkarlarının bir sonucu olarak, Türkiye (üst taraf sscb’ye, alt taraf ingiltereye) tampon bölge olarak bırakılmıştır. (1921 sscb-ingiltere ticaret antlaşması) İngiltere kendi çıkarları doğrultusunda türkiye için kabul ettirmesi gereken hükümleri sscb’nin bilmemesi gerekliliği doğrultusunda açık veya gizli olarak kabul ettirmiştir. örnek mi? petrolümüzü niye çıkaramadığımızı ancak 2023 yılından itibaren çıkarabileceğimizi ve dışa bağımlığımızın bu tarihten itibaren sona ereceği gerçeğini bu gizli hükümlerde aramak gerekir.
tüm siyasetine ingilterenin şekil verdiği, istediği tüm taahhütleri açık veya gizli kabul ettirdiği ingiltere’nin şeyh said ile ne işi olabilir ki, her istediğine yaptırmış olan olan ingilterenin kimseye ihtiyacı olmamıştır, zira tak dediğini şak diye yapan bir ülkedir türkiye.
işgal ettiği istanbulu kendi isteği ile terk eden ingiltereye karşı tek kurşun atılmamıştır. neden???? iki ihtimal vardır birincisi istediği herşeyi alan ingiltere kendi isteği ile geldiği gibi gitmiştir, ikincisi ise sscb ile yaptığı ticari antlaşmanın sonucudur ve/veya kızıl ordu korkusudur, zira sosyalist devrimin gerçekleştiren bir ülke (sscb) hemen dipinde emperyalist bir gücün işgalciliğine müsaade edemeyeceği gerçeğidir. Milli Mücadele başarılı olamamış olsaydı, kızıl ordunun gürcistanda beklettildiği ayrı bir gerçektir.
şimdi bu resmi ideolojinin tarafirliğini yapan, aklını peynir ekmekle yemişlere bir ödev; lozan ile sevr arasında ne fark vardır?
bizi 85 yıldır uydurma bir “sevr paranoyası” ile kandırmaya çalışanların ipliği pazara çıkmıştır, suyunu çıkardıkları sevr paranoyasının yerine ikame edilmeye çalışılan “bop paranoyası”, “bölüme”, “dış güçler”, “ab oyunu”, “abd koplosu” gibi korku üzerine kurulu mesnetsiz paranoyaların kıymeti harbiyesinin olmadığı, geçen seçimde uygulamalı olarak gösterildiği üzere, bu kafa ile gidenlerin önümüzdeki seçimlerde de halleri hüsran olacaktır, bu taktikler ergenekon taktiğidir, doğu perinçek taktiğidir, gerçekler ortaya döküldükçe bu paranoyaların sahipleri o hakikatların altında kalacaklardır, artık bilgi çağındayız ve türkiye sizin şizofren, paranoyak, uyduruk, mesnetsiz tezlerinizle yoluna yürüyecek bir ülke değildir, geçti o günler geçti. TÜM YALANLAR ER GEÇ YIKILACAKTIR.
Yazan:Osman ÇELEBİ Tarih: Eki 7, 2009 | Reply
Hepinize yanıt:
İngiliz Casusun anıları diye bir kitap var okuyunuz. Bu 1
İkinci husuta ingiliz işbirliği yapan kemalizme karşıyım, Amerikan emperyalizmi ile işbirliği yapan AKP’ye ve Barzani’yede karşıyım. Üçüncüsü AB lilerden emir alıp CİA ile (Resimlerlerle Candündar) görüşme yapan DTP’yede karşıyım.
Sizler Şeyh Saidin arkasındaki ingiliz güçlerini görmüyorsanız, hoca kılığındaki ingiliz ajanları idam edilince cesetleri İngiltereye gittiğini bilmiyorsanız size sözüm yok..
Yazan:Osman ÇELEBİ Tarih: Eki 7, 2009 | Reply
Mustafa Aslan’a:
Hilafet asrı saadette nasıl el değiştirmiş?
Ehli Sünnetten uzak herşey batıldır. Kim söylemiş Memlukluların halife olduğunu kim söylemiş Osmanlı nın halife olduğunu.
Allah’ın halifeleri yeryüzündeki bütün müslümanlardır.Bunlardan seçim yapmak tebanın sorunu ve görevi.
Fatih Sultan Mehmet Han halife değilken (sizin manada) İstanbul’u feth etti. Yanlış bilgiler ile yol almaya çalışıyorsunuz yazık..
http://osmancelebi.tumblr.com/
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Eki 8, 2009 | Reply
Osman bey,
Bir İngiliz casusunun anılarında Şeyh Said isyanıyla ilgili hiçbir şey yok. Türkiye gazetesinin yayınlarından, her evde vardır herhalde, dandik bir kitap… Anlattığı da İngiliz casusunun müslüman ayağında insanlara İslam adına yanlış bilgiler vermesi, okumadan kuru sıkı sallamayın. Bu 1
Çarşı, her şeye karşı! İyi güzel, neyden yanasınız bir de onu söyleyin.
Hoca kılığında ingiliz ajanlarının kaynağı nedir? İşkembe-i kübrayı kaynak olarak kabul etmiyoruz. Bir de idam edilmiş üstelik! Benim bildiğim casuslar kışkırtır, yok olur, sıcak çatışmaya girmez. Teşkilat adamlara yıllarca kürtçe, Arapça, İslam öğretecek, sonra harcayacak öyle mi? Siz Lawrance’ın anılarını okuyun, casus nasıl bir şeydir, neler yapar bir araştırın. Sallamayın efendim.
Yazan:hasip Tarih: Eki 8, 2009 | Reply
bi ismihi teala..
herkes nasıl düşünmek isterse serbsettir.
mahkemei kübrada elbette buluşacağız…..
Yazan:Hakkı Tarih: Eki 8, 2009 | Reply
Şimdi şunu sormak lazımdır:
Şeyh Said İngiliz ajanı diyenlerin kendileri ajan mıdır?
Yazan:DADAŞ25 Tarih: Eki 8, 2009 | Reply
Şeyh Said, İhanetin bedelini Şeyh mi bilinmez ama yağlı urgan boynuna geçirildiği zaman anlamış ama iş işten çoktan geçmiştir. Şimdi kalkıp İngiliz bayraktarlığı yapan güruhlara şunu sormak istiyorum. O İngilizler 1915 yılında Çanakkale geçilmez diyen Mehmetçik’in verdiği dünya savaşından üç yıl sonra ellerini kollarını sallayarak İstanbul’u niye işgal ettiler. Tarihi olayları saptırarak İngilizleri överek tarihine ihanet edenlerin sonu tarihte hep hüsranla bitmiştir. Şeyh Said de yaptığı ihanetin bedelini canı ile ödemiştir. Vatana ihanet ne zaman İslam’a veya Müslümanlara hizmet sayılmıştır.
Yazan:kuvvetlemuhtemel Tarih: Eki 9, 2009 | Reply
Siz Amerikalı yahudi hristiyan vs müttefiklerinizle yaşamaya devam edin. Yabancı ideolojiler beyninizi işgal etmiş, ecdadının ideolojik,sosyal boyutlarını terketmiş, Kapitalist bir müslüman olmuş (İmanı sadece Allah bilir) sizler daha asla muaffak olmayacaksınız. Hz Peygamber Habeşistan’a sahabeyi güvenlik nedeniyle yolladı. Lakin gidin hristiyan olun demedi.Hem sığındılar hem Allah’ın dinini tebliğ ettiler. Startejik ortak olun,eyvallah! Lakin birde beyinlerinize onların ideolojileri bulaşmışsa ne yazıkki tespitlerinizin hepsi havada kalıyor.
DİP NO:
Yine diyorum hep diyeceğim. Türk ırkçısı Kürt ırkçısı aynıdır. Şeyh Said ingiliz ajanıdır dersen hemen kemalist oluyorsun.. Kemalistler ingiliz güdümlü ajanı dersen emperyalist uşağı oluyorsun. Lakin ben o dediklerinizin hiçbiri değilim. Ben müslümanım.
Selam ve dua ile..
ocelebi.com
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Eki 9, 2009 | Reply
Şeyh Said bir Nakşibendi Şeyhiydi dadaş bey. Ve sizinle hemşehriydi, Erzurum doğumlu. Boynuna ilmik geçirilince söyledikleri de:
“ Değersiz dallarda beni asmanıza pervam yoktur. Muhakkak ki ölümüm Allah ve İslâm içindir.” olmuş.
Şeyh Said’in isyanının sebebi hilafetin kaldırılmasıdır. Nitekim Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kapatılmasının sebebi de parti programında “partimiz dine hürmetkardır” ifadesinin bulunması ve isyancıların bu ifadelerden yüz aldıkları şeklindedir. İsyanın İngiliz işi olduğu tamamen rejimin 1927′ye kadar süren kıyımın dayanağını oluşturma çabasıdır. Despot rejimler sürekli kendi pisliklerini “dış güçlerin oyunu” şeklinde gösterip bununla hem vatandaşlarının güvenini pekiştirirler, hem de isyan edenlere her türlü zorbalığı meşru hale getirmiş olurlar. George Orwell’in Hayvan Çiftliği kitabı bunu çok güzel anlatır, tavsiye ederim.
Osman Çelebi bey,
İdeolojiden dem vurmuşsunuz ama buram buram Kemalizm kokuyorsunuz. Suçlamalarınız da bana nutuktan çeşitli pasajları hatırlatıyor. Bu dahili ve harici bedhahlar zihniyetiyle size bir şey anlatmak mümkün olmaz. Müslüman olmanız bana hiçbir şey ifade etmiyor. Bir insana iftira atıp, delilini getirmeyenler benim dinimde cezalandırılır. İslam’a göre, müslüman bir kardeşine iftira eden, aynı fiili işlemeden ölmez. Umarım iyice araştırıp öğrenmeden bir daha böyle bir şeye kalkışmaz ve tevbe edersiniz. Sizi ajan olarak görmek istemeyiz.
Yazan:Mustafa Tokat Tarih: Eki 9, 2009 | Reply
Evet bende katılıyorum Şeyh said isyanı okuduğum kadarı ile vahim bir hadise Kurtuluş savaşın yapan bu yüce milletin tüm fertleri daha sonra tutuştukları siyasi mücadele neticesinde,o zamanki devlet yöneticilerininde bugünkü gibi olan bazı vehimleri on safa çekip,ülkedeki sosyolojik gurupların aidiyet bağını koparmasında önemli etken olduğu kanaatindeyim.Ama zaman geçmiş değil bu birliktelik beraber yaşama arzusu tekrar yeşertilebilir..Kürt siyasetçiler bugünkü bulundukları ırkçı ve intikamcı duygularından siyasetlerini arındırma başarısını gösterebilirlerse ve silahlı grupların baskısından kendilerini kurtarabilirlerse,ülkede yeniden bir kardeşlik ortamı oluşacaktır.Bu ülkede zinde tutulmak istenen ırkçı yaklaşımlar sorunları çözmeye değil dahada derinleştirmeye adaydır.Bu nedenledirki biz anadoluda yaşayan türkler otuz yıldır yapılan bu şavaşa bir çok şehit verdiğimiz halde hala bir kardeşlik ümidini taşıyorsak acılarımıza rağmen barışı yeşertmek istiyorsak,Kürt siyasetçileri ve kürt halkı bu tevazu ve sabrımızı dikkate almalı ona göre yeniden siyaset etme yöntemlerini gözden geçirmelidirler..Aksi takdirde bu sabır ve iyi niyet her iki tarafın ırkçılarının işine yarayacaktır. Türkler ve kürtler sosyolojik yapı bakımından derin bir kardeşlik ilişkisi içindedirler..Evlilikler akrabalıklar,ortaklıklar yönüyle bu iki toplum birbirine girmiş vaziyettedirler hiç bir güç bizim birbirimize olan kardeşleiğimizi bitiremeycektir.İnşaaaaalllah
Yazan:emrah Tarih: Eki 10, 2009 | Reply
azıcık dakik bakan görür ki;tarih yazılmış ve yaşanmış olarak ikiye ayrılır.okuduğunuz tarih kitaplarının yazılma emrini kim verdi biliyormusunuz osman bey?bahsettiğiniz ingiliz casusunun kim olduğunu dahi bilmiyorsanız bunu bilmeniz çok zor.bizi bizden olanlarla savaştırıyorlar,bizden olmayanlarla kardeş kılıyorlar.hep birden bu tuzağa düşüyoruz.şimdi bırakın ajan HARPER’in haytını da yazılmış tarihin zorlaya zorlaya bile olsa şeyh said hakkında yazdığı müfteri kitapları okuyun orada bile binbir tenakuzla karşılaşacaksınız.şeyh said’i destekleyenlerin nerede yakalandıklarına bir bakın da,onun kim olduğuna öyle karar verin.işkembe-i kübranız la başınız fena halde sıkışmadan,muhlis insanlara çamur atmayın.dadaşlarada bir çift sözüm var dedeleriniz yaşıyorsa sorun şeyh said’i niçin o yağlı urganları giymiş?kaç erzurumlu müslüman şeyh said ile beraber müstekbirlere karşı şehadet şerbetini içmiş?ihaneti kim nasıl işlemiş?
‘bir fasık haber getirdiğinde onu atraflıca araştırın’olur mu?
Yazan:suat Tarih: Eki 19, 2009 | Reply
çok güzel yazmışssınız yazıyı da çok güzel yorumlamışsınız ama kimin ingiliz casusu olup olmadığı kimin vatan haini olup olmadığı ve kimlerin bu ülkenin altına dinamit yerleştirip çekip gittiğini ancak 30 yıl sonra öğreneceğiz.Ben biliyorum kimlerin bunları yaptığını da boşverin söylemeyeyim.Söylersem sloganlar havada uçuşur
berhudar olun
Yazan:ahmet Tarih: Kas 6, 2009 | Reply
bu tür iftiralara karşı BUGÜN YARDIM ALAN YARIN EMİR ALIR demiştir ŞEYH SAİT
Yazan:Cevdet Akbay Tarih: Kas 9, 2009 | Reply
O zamanin siyasi gelismelerini gozonunde tutmadan Seyh Said Olayi’ni izah etmek tek yanli olur. Mustafa Akyol’un meseleye bakisi cok objektiftir, kendisini takdir ediyorum.
Meseleye su acidan bakmakta fayda var. Bir sefer Seyh Said’in boyle bir olay cikartmaya hicbir niyeti yoktu, o ve diger Asiret Reisleri’nin niyeti, Ankara’ya gidip Hukumet yetkilileriyle gorusmek ve ondan sonra tavir belirlemekten yanaydi. Cunku Medreselerin kaldirilmasi, Hilafet Makami’nin tasfiyesi butun Muslumanlar gibi Kurdleri de derinden sarsmisti. Yani itiraz nedeni tamamen dinidir.
Seyh Said basta olmak uzere butun Kurdleri ve muslumanlari rahatsiz eden konularin temeli Lozan’da atildi. Entrikaci Ingiliz siyasetiyle Osmanli topraginda bir Istanbul Hukumeti bir de Ankara Hukumeti vardi. Ittihat ve Terakki onde gelenlerinin Almanlar’in yaninda savasa girmesi ve nihayetinde Osmanli’nin maglup edilmesiyle Batili ulkelerin masasina maglup olarak oturmak zorunda birakildi. Istanbul Hukumeti zaten Ingilizlerin kontrolundeydi, sehir isgal altindaydi. Ankara’da ise sistem “Tek Adam” etrafinda sekillenmeye basliyordu.
Iste bu “Tek Adam” sistemi (Batililar buna diktatoluk diyorlardi), dunya devletleri nezdinde taninmak icin can atiyordu.Ingilizler bu istiyagi ve makam hirsini coktan gormuslerdi. İngiliz delege heyeti başkanı Lord Curzon, Ankara Hükümeti’ni kabul etmeye karşılık bazı şartlar ileri sürüyordu: “Türkiye, İslam diniyle olan bağını ve İslami temsil rolünü (yani halifelik kurumunu, CA) kendi eliyle çözer ve atarsa bizimle dost olmuş olur ve Hıristiyan dünyasının hürmet ve minnetini kazanır; biz de kendisine dilediğini veririz.”
Mustafa Ismet ile Mustafa Kemal’in yaptiklari da “biz de kendisine diledigini veririz” kismini tatmin etmeye yonelikti. Lozan’dan sonraki butun sozde “inkilaplar” Istanbul Hukumeti’ne karsin ANkara Hukumeti olarak taninmak icindi. Lozan’da hersey Ingilizlerin istegi dogrultusunda yapildi. Halkin duygulari hice sayildi. Ankara’da kurulan hukumet icin halk, vergisini veren, gerektiginde savasta canini veren bir yigindan baska birsey degildi zaten. Yani bence asil “Seyh Said Ingiliz ajaniydi” diyenlerin Ingiliz ajanligi meselesini tartismak daha mantikli.
Seyh Said Olayi nasil patlak verdi? Ingilizlerin manevi destegini kazanan Ankara Hukumeti, Kurdlerdeki rahatsizligi gormustu. Rahatsizlik sadece Kurdlerde degil, herkeste vardi. Nitekim kurulan Terakki Perver Cumhuriyet Firkasi (TCF) halkin buyuk destegini almaya baslamis, bu basari Halk Firkasi’ni tedirgin ediyordu. Mustafa Kemal ve Mustafa Ismet, patlamaya hazir olan Kurdleri, Seyh Said Olayi vasitasiyla kontrollu olarak patlatarak hem TCF’yi kapatip Kazim Karabekir basta olmak uzere butun yoneticilerini tasfiye etti, hem de Takrir-i Sukun Kanunu ile diger butun muhalefeti silindirle ezip gectiler.
Yani Seyh Said Olayi, bence TCF’yi tasfiye etmek ve muhalefeti susturmak icin Ankara Rejimi tarafindan (tabi Ingiliz destegini de alarak) sahneledikleri bir provokatif olaydi. Seyh Said kendisini olayin icinde gordu. Ne yapacagini sasirmis bir sekilde nefsi mudafa yapti.
Yazan:ali duman Tarih: Kas 9, 2009 | Reply
Sn. Cevdet Akbay;
“…Yani bence asil “Seyh Said Ingiliz ajaniydi” diyenlerin Ingiliz ajanligi meselesini tartismak daha mantikli.”
“…Mustafa Kemal ve Mustafa Ismet, patlamaya hazir olan Kurdleri, Seyh Said Olayi vasitasiyla kontrollu olarak patlatarak hem TCF’yi kapatip Kazim Karabekir basta olmak uzere butun yoneticilerini tasfiye etti, hem de Takrir-i Sukun Kanunu ile diger butun muhalefeti silindirle ezip gectiler.”
özellikle yukarıya aldığım fikirlerinize yürekten katılıyorum, esasen bence cumhuriyet tarihi boyunca çıkartılan TÜM İSYANLAR, sivilceyi önceden patlatmak için bilinçli tahriklerle çıkartılmış ve bastırılmıştır. Misal zaza aleviler ayrı kışkırtılmış, ayrı bastırılmış, kürtler ayrı kışkırtılmış ayrı bastırılmıştır, isyan edenlerin ittifak yapmaları yürütülen ince taktiklerle engellemiş, her biri müstakil olarak çıkarılmış ve bastırılmıştır.
ayrıca ingiliz ajanlığı suçlamasını, bunu yapanlara yapıştırmak doğru bir mantıktır, bunu yazmayı düşünmüştüm, siz benden önce yazmış oldunuz.
burada yazdığım başka yorumlarda Kurtuluş savaşı döneminde ANKARA Hükümetinin yürüttüğü dış politika üzerine yorumlar yaparak, Ankara Hükümetinin tek müteffik SSCB’ye ihanet ederek, İngiltere’ye yaranmaya çalıştığını, İngiltere’nin gözüne girebilmek için mustafa suphileri, çerkez ethemi, yeşilordu’yu tasfiye ettiğini, SSCB toprağı Batum’u işgal ettiğini bu göze girmeler sonucu Londra Konferansına İstanbul hükümetinin yanınsıra davet edilmeye hak kazandığını, konferansa Ankara hükümetininin baş temsilcisi sıfatıyla katılan bekir sıtkı bey, ingiltereye yağcılığı daha ileri noktaya taşıyarak londra gazetelerinde manşetten verilen “misak-i milli sınırlarını tanıyın, isterseniz SSCB’ye savaş açarız” demeçleri verdiğini belirtmiştim.
sizin başka konu hakkında yazdıklarınız ile benim dış politika konusunda yazdıklarım birebir örtüşmektedir.
yani kısacası Ankara hükümeti tamamen İNGİLTERE’nin dümen suyunda hareket etmiş, hatta bu konuda TEK MÜTTEFİK SSCB’ye dahi ihanet etmekten kaçınmamıştır.
selam ve saygılarımla.
Yazan:sülyman Tarih: Oca 4, 2010 | Reply
şeyh saitten önce de osmanlı zamanında kürt ayaklanmaları çıkmadımı ? Güçlü herzaman güçsüzü kullanmadımı ? imparatorluklar böyle kurulmadımı ? Filistin ayaklanıp ( ingiliz oyunu ile ) bağımsızlık alınca ve ihanetinin sonuçlarını görnüce ayaklanmaya ön ayak olan şeyh nasıl bir itirafta bulundu ? Filistin halkı hala ihanetinin bedelini ödemiyormu ? Kürt kardeşlerimizde gün gelir vatanlarından koparlarsa bu ihanetin bedelini büyük israil projesinde doğmamış çocuklarımı ödeyecek ? Bu ülkede kardeşçe beraber yaşamak varken mutlu yarınları kurmak varken nedir bu kavga ?
Yazan:izzet Tarih: Oca 6, 2010 | Reply
arkadaşlar şu dünyada hiç bir şey tek taraflı olmaz. elbet bir yerlerde bir hata vardır ama isyan her koşulda yanlıştır. İslama göre kendi devletine isyan doğru mudur? ha diyorsanız o şeyh Said’in devleti değil o zamanda zaten asılması çok doğal anlatabildim mi? din tabiki de baş tacımız ama birbirimizi kırarken de dini savunma komik olur.
Yazan:Cengiz Tarih: Oca 6, 2010 | Reply
Tarih bu, tam tespit imkansız.
İsyan deniyor hep.
Ne kadar doğru bir kavram bu?
Bir direniş hareketi olduğu kesin.
İsyan demek onu peşinen damgalamak değil mi?
Bence “hareket” daha nesnel bir kavram, bu kullanılabilir.
Bu bir örnek yalnızca.
Tarihteki birçok olaya birilerinin yakıştırdığı nitelemeleri benimsemişçesine kullanmak bence sakıncalı.
Yine örneğin o dönemin mahkemelerine mahkeme demek ne kadar doğru?
İdam deniyor. İdam mı onlar?
Bir öldürme var da, idam denilmeli mi?
v.b.
Bir ayrıntı değil bence bu.
Yazan:ömer deniz Tarih: Oca 6, 2010 | Reply
Cıwan Haco derki;
Dêrsim welatê ma yo
Palo welatê ma yo
Sêx seîd sêxê ma yo
Reberê welatê ma yo
EDiTÖR: Ömer Bey Türkçesini de yazar misinz?
Yazan:izzet Tarih: Oca 8, 2010 | Reply
bu yazının doğruluğu ne kadardır yada şeyh said in direniş yaptığını nereden bilelim geçmişle uğraşmayalım da gelecek nasıl güzel olur ona bakalım
Yazan:ömer deniz Tarih: Oca 10, 2010 | Reply
Dersim vatanımızdır.
Palu vatanımızdır.
Şeh Said şeyhimizdir.
Vatanımızın yol göstericisidir.
Türkçesi bu şekilde. Fakat vatan kılasik anlamda vatan anlamında değil, hayat kaynağı, ev, köklerin yaşam ortamı, varoluş kaynağı ve bildiğimiz vatan anlamlarının tümünü birlekte taşır kürtçede.
Yazan:Cengiz Tarih: Oca 10, 2010 | Reply
Ordunun dizginini kapan, onu dilediği şekilde kullanır.
Böyledir hep.
Sen kap, sen kullan.
Yazan:pusat Tarih: Tem 10, 2010 | Reply
ben erzurumlu kürdüm şeyh said tersine ingiliz elçilerinin yüzüne tükürmüştür de korkma müslüman göğsün imanla dolsun iltica islam ise başımın tacı olsun şeyh said in dava sı islam ve Allah yolunda gitmekti yalan yanlış kemalist bilgilerle avutmayın kendinizi
Yazan:bsm Tarih: Tem 11, 2010 | Reply
“Ajan”testi yani “kim ajan/kim ajan değil”meselesi,günümüzün komplo teorileri üzerine kurulan iftira jargonundan yeterince anlaşılabilir.
Konuya geçmeden önce,Kemalistler tarafından sıradan bir dil haline gelen şu “ajan/işbirlikçi”suçlamasına kimlerin hangi nedenlerden ötürü maruz kalabileceğine bakmakta yarar var.
Tabii bu paranoyak ajan takıntısı,ajan olma potansiyeli taşıdığı varsayılan kişilerin her zaman bir tek devlete ajanlık yapıldığıyla sınırlı kalmıyor.Duruma göre ABD(CIA,FBA vs)bazen İsrail(MOSSAD),bazen AB,kimi zaman da hepsini içine alan “Emperyalist güçler”dir.İngiliz Ajanlığıysa bunların en revaçta,en moda olanıdır.Soğuk savaş döneminde bu listeye Moskova da dahildi…KGB yanlısı bir hayli Gomonizm yanlısı türetilmişti bir zamanlar.Dedik ya duruma,yer ve zamana göre değişir diye.
Doğrusu bu iddialarla yatıp kalkarak “hastalık hastası”olmuş tipler için gayet de geçerli bir kamufşlaj malzemesidir bu.Zira anti-emperyalizm sloganıyla dillendirilen bu söylem öyle bir vurucu etkiye sahiptir ki;solculuk taslayanlara,vatansever geçinenlere,demokrat takılanlara hatta burnundan kıl aldırmayan milliyetçilere bire bir gelir.Gayrı hiçbir itiraz kabul edilemez!Sonuçta küresel güçlere,emperyalistlere,mandacılara vs.”başkaldırılmıştır”,itiraz etmek kimin haddine düşebilir ki?
Peki bu her yanından “bağımsızlık”nidaları akan,hem solculara hem vatanseverlere hem de milliyetçilere…hepsine birden ilham kaynağı olmuş bu “dik duruş”lu ideoloji nereden beslenir?Yaslandığı kaynaklar nelerdir?
Ekrem beyin de işaret ettiği gibi,uyduruk komplo terolerinin bolca geçtiği dandik kitaplar fazlasıyla yetiyor.Ergün Poyraz’ların,Doğu Perinçek’lerin,Soner Yalçın’ların,Turgut Özakman’ların ve dahi diğer ulusalcı tayfalarının başını çektiği yazar/çizer gurubu ne güne duruyor ki.Tabii resmi ideolojinin kitlelere tarih diye belletiği hikayeler de cabası.Kısacası casus tesbitinde uzmanlaşmış bu kadronun kurguladığı komplo teorileri “kaynak”olarak yetiyor da artıyor;doğru mudur yanlış mıdır diye tereddüt etmeksizin her yazılana Allah kelamı gibi inanmaya hazır ezberciler de olduktan sonra…Her neyse,geçilen bunca ezberci/öğütücü eğitim sistemi,bu denli bilgi ve enfomasyon kirliliği içinde sağlıklı düşünebilmek/sorgulayabilmek hiç de kolay değil.Zaten sorun de burada başlıyor.Bilgi,tarih diye her türlü bilgi kirliliği hap niyetine yutulursa olacağı budur…Neticede,ortalıkta böyle casus iddiları uçuşmaya başlar.
Konuya dönelim.Yaratılan bu ajan hassasiyeti(paranoyası)sonucu kimler potansiyel ajan kabul ediliyor bir bakalım.Kimler değil ki?Kendi yandaş partileri iktidara gelemeyince en başta bugünkü iktidardır.Başbakandır,bakanlardır,kabine üyeleridir.Taraf gazetesidir;Ahmet Altan’dır,Yıdırım Türkerdir,Mustafa Akyoldur,Mehmet Yılmazdır,Ekrem Senaidir,Özlem Yağızdır,Cemile Bayraktardır,Çuvaldızdır…İnsan haklarını diline alanlardır.Kürt sorununa,Alevi sorununa,Azınlık haklarına duyarlı aydınlardır.Fethullah Gülen ve cemaatidir.Diğer STK’lardır…Say say bitmez.Statukocu zihniyete muhalif hemen hemen herkestir,her kuruluştur.
Şimdi,bu kokuşmuş düzenle aynı paralelde olmayanların tamamı ajan/işbirlikçi/vatan haini ilan edilebiliyorsa varın Şeyh Said’i siz düşünün!Adam hem Kürt,hem müslüman…Üstelik bir de “şeyh”gibi itici bir ünvana sahip.Bunlar yetmiyormuş gibi bir de hilafeti falan savunuyormuş.E daha ne olsun?Bütün bunlar İngiliz Casusu olduğuna yeterli delil değil midir:)
Yahu demokrasi talebinde bulunanların ajan ketegorisinde sayıdığı bir tımarhanede Şeyh Said’e nası bir ünvan yakıştırılması bekleniyor?
Yazan:Tayfun Tarih: Tem 13, 2010 | Reply
Bugüne kadar bu kendini üstün zanneden zihniyet, kime ne iftira attıysa, eninde sonunda iftira attığı şeyi kendilerinin yağtığı ortaya çıktı. Siyonistlerle bağlantıları biraz deşifre olunca kamuoyundaki siyonizm karşıtı algıyı AKP’ye karşı kullanmakta gecikmediler. Musa’nın Çocukları denen saçma sapan kitap da o dönemde çıktı. Eğer resmi tarihimizi yazıp, kamuoyunun algılarını kontrol etmek isteyen bu rejim militanları birilerini İngiltere’ye yardımcı olmakla suçluyorlarsa, kesinlikle İngiltere’ye yardım eden bunlardır. Artık, bunların yaptığı her suçlama bana bir suç itirafı gibi gelmeye başladı.
Benim memleketimde de, Türkiye’nin, batı ve doğu Anadolu’nun birçok şehrinde de CHP’nin temsilcileri kendilerine verilen savaş hali yetkilerini fazlasıyla kullanarak işgal güçlerinin yapamayacağı zulümler yaptılar halka. Benim memleketim oldukça milliyetçi olmasına, dünya savaşında işgal kuvvetlerine karşı mücadelesiyle ün yapmasına rağmen, CHP’nin bu şehirdeki temsilcisi elindeki silahların ve otoritenin de kendine verdiği güvenle, serserilikler yaptı, masum insanları öldürdü, kadınlara tecavüz etti, çaldı, çırptı, bölgedeki haydutlarla işbirliği yaparak bu bölgede terör estirdi, kendisine verilen aşırı yetkileri kötüye kullandı. Sonra, halk biraz bilinçlenip tepki verince de, bu tepkiyi veren kanaat önderleri öldürüldü. Öldürülenler arasında benim de akrabam var. Hesabını vermeye gelince de, her zamanki yalanları söylediler yine: ”gericiydi bunlar”
Halbuki mesele ne gericilikti, ne islam davasıydı, ne hilafetti… İnsanlar canlarını, mallarını, namuslarını bu CHP haydutlarından korumak için mücadele ettiler. Ölenlerin yakınları korkularından bir asıra yakındır ses çıkaramıyorlar. Türkiye’nin en batısındaki şehirlerde dahi terör estirdi bunlar. Bunların derdi ne Türk-Kürt meselesi, ne islam… Tek dertleri var: GÜÇ, DAHA FAZLA GÜÇ!!! Bunu elde etmek için de PKK ile bile işbirliği yapmaktan geri durmayacaklarına süphe yok. İşte kanıtı:
http://www.metacafe.com/watch/2036066/ulusalci_kemalist_yal_n_k_k_kimdir/
Terörü BDP sıralarından önce CHP sıralarında aramak lazım.
http://www.metacafe.com/watch/yt-cLLChbb3bFs/kemal_k_l_daro_lu_yal_n_k_k_savundu/
Yazan:ABDULCEMİL Tarih: Nis 6, 2012 | Reply
DAHA NELER KAFİR KENDİNİ CENNETE MÜSLÜMANI CEHENNEMDE GÖRÜRMÜŞ YA İŞTE BUDA BÖYLE BİŞEY.ŞÖYLE Bİ GÖZÜNÜZÜ YUMUN EGER MÜSLÜMAN İSENİZ KURANIN YASAKLADIKLARINI HATIRLAYIP BUNA GÖRE KARAR VERİN ELİNDE İÇKİ ŞİŞESİYLE İADAM HABERLERİNİ KUTLAYANLARMI KAZANIR YOKSA İDAM SEHPASINA ÇIKMADAN NAMAZ KILMIŞ ABDESTLİ OLARAK YAŞAMA HAKI ELINDEN ALINAN KİŞİMİ KAZANIR KİMİN İNGİLİZ İTİ OLDUGU BUZAMANLARDA HERKES TARAFINDAN BİLİNİRR