Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Ada’nın Sıkıcı Siyaseti »

Süleyman Bilgesoy

İngiltere’de siyasi hayat Türkiye’dekine göre oldukça sönüktür; bizde gündemde zor yer bulabilen ya da gündeme bir anda çıkıp bir solukta tüketilen, akabinde hemen unutulan bir konu burada günlerce tartışılabilir. O yüzden özel bir ilginiz yoksa İngiliz politik hayatını takip etmek de oldukça sıkıcıdır.

 Ama buna rağmen inatla takip ederseniz bazı pratiklerin Türkiye’den biri için oldukça şaşırtıcı olduğunu görürsünüz. Örneğin geçtiğimiz genel seçimlerde Read the rest

YAKINDA: Bilim ve Hukuk çelişir mi? »

İnsan’ı mükemmel yapan şey özgür iradesidir. Onu iltifata ve yergiye layık kılan şey budur. (Descartes, Felsefe ilkeleri, Bölüm 1, Madde 37)

Şayet insanların davranışları Read the rest

Kemalizmin Zararları(5):Bağımlılık Yapar »

Hürriyet Video’larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!

Son 90 günde en çok okunanlar »

  1. Neye “evet”, Niye “hayır” ?
  2. Çirkin Cumhuriyet ve Mânâ’sız Maneviyat
  3. Atatürk İngiliz valisi olmak istedi mi?
  4. Ali Bulaç Hiç Melek Görmüş Müdür?
  5. DUYURU: Hanefi Avcı ve “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabını tekzip ediyoruz
  6. Kemalizmin Zararları (1) Adamı çıldırtır!
  7. ANKET: 12 Eylülde Anayasa değişikliğine ne diyeceksiniz?
  8. Güneydoğu’daki en acı kaybımız: Masumiyetimiz!
  9. Kılıçdaroğlu kimsenin önünde eğilmez!
  10. Türk ordusu neden (artık) darbe yapamıyor? (Darbe Tekniği – Curzio Malaparte)

Gözden kaçmasın: Yeni bir site »

Yorumlarından tanıdığınız Beşir Eymen Replikler adlı yeni bir site açtı. Bütün ekibe başarılar diliyoruz. Dost ve akrabalara duyurulur.

Bahçeli 1, Kahpe Bizans 0! »

Tarihini Cüneyt Arkın filmlerinden öğrenen Devlet Bahçeli ve saz arkadaşları harabe halindeki bir kiliseyi kuşatma altına almışlar. Etraftaki çocuklara elle köpek işareti yapmayı öğretmişler. Sonra Bizans hayaletlerine karşı kahramanca dövüşerek kiliseyi fethetmişler. Mehter filan, komple ekip oradaymış. Hepsi bitince de gidip namaz kılmışlar. Aferin Devlet Bahçeli. Sıra Brüksel Kal’asını fethetmeye geldi. Ordular ilk hedefiniz Belçikadır, ileri!

 

 

 

 

 

 

 

… Bu makale ilginizi çektiyse…

Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?

 İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “ötekine” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “zayıf” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. Buradan indirin. 

 

Türkiye bölünür mü?

“Bebek katili! Vatan haini!…” PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  “Kürtler ve Türkler kardeştir” diyenlerin kaçı “sen benim kardeşimsin”  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirin.

 

Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu

Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini hukuk yerine ırkımıza ya da inançlarımıza göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları “ne mutlu Türk’üm” demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın ulus-devlet modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! Kitabı buradan indirin.

 

Türkiye-ABD ilişkilerinin değişen boyutu »

Türkiye- ABD ilişkilerinin gerildiği günler geçiriyoruz. Tüm Batı Türkiye’nin neden ekseninin kaydığını tartışırken bunu mevcut hükümete ya da Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi üyeliğe kabul etmemesine bağlayanların sayısı çoğunlukta. Ancak Türkiye ile ABD arasındaki ilişkinin çıkarlarının farklılaşması nedeniyle boyut değiştirdiği gerçeği gözlerden kaçıyor/kaçırılıyor. Son günlerde yaşanan bir kaç gelişmeyi masaya koyduğumuzda konuyla ilgili bazı ipuçları elde edebiliriz.

 1- ABD’nin Mavi Marmara Vetosu

 ABD’nin Mavi Marmara baskınına gösterdiği tepki Türkiye’nin beklentilerini karşılamaktan çok uzaktı. 27 Eylül 2010’da Birleşmiş Milletler’in “Gerçekleri Araştırma Komisyonu”nun 27 Eylül 2010’da açıkladığı raporda İsrail taammüden adam öldürmekle suçlanıyor ve açık bir şekilde olaydan sorumlu tutuluyordu (1). Bu rapor Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nda kabul edildi. Ancak oylamada tek bir ülke karşı oy Read the rest

Şeriat Nerede? 28 Şubat’ın Post’unun Altında »

Türkiye Darbeler Tarihi yazı dizisinin, 28 Şubat Post-Modern Darbesi, bizzat yaşadığım ve halen yaşamakta olmamdan kaynaklı olarak, bu dizi içerisinde, benim için belki de en zorudur.

   O Günlere Dönelim

Dönemin Refah Partisi 1995 Genel Seçimlerinden birinci parti olarak çıkar. 1996 yılında DYP-ANAP koalisyon hükümetinin güven oyu Anayasa Mahkemesince geçersiz sayıldığından, dağılmıştır. Bunun üzerine TBMM’de birinci parti durumunda olan RP ile ikinci parti durumunda olan DYP, Refah-Yol Hükümetini kurmuştur.

Hükümet kurulduktan bir süre sonra hem RP’li ağızların ‘ yanlış, çarpıtılmaya müsait, şımarık ‘ söylemleri, mevcut ‘ şeriat geliyor ‘ ürküntüsü halinde, paranoyakça yaşayanların askere yüz dönmesine mahal vermiştir.

   Bazı Olaylar;

  •  Ekim 1996; Erbakan’ın, Mısır, Libya ve Nijerya’yı ziyareti.
  •  Kasım 1996; Susurluk Kazasıyla ortaya çıkan polis-mafya-siyasetçi üçleminde RP içerisinden ‘ fasa fiso ‘ denmesi.
  •  Kasım 1996; Kayseri’nin RP’li Belediye Başkanı Şükrü Karatepe’nin ‘ laik düzeni ‘ eleştirmesi ve alternatifler üzerinde yönlendirmesi. (Karatepe bu konuşma nedeniyle hem 1 yıl hapis, hem de para cezasına çarptırılır)
  •  11 Ocak 1997; Erbakan’ın tarikat liderleri ve şeyhlere iftar daveti vermesi.

   Tüm bu gelişmelerden sonra;

  •  22 Ocak 1997;  yüksek rütbeli subaylar ‘ irtica ‘ endişesine karşı toplanır.
  •  30 Ocak 1997; Sincan Belediyesi Kudüs Gecesi düzenler. İran büyükelçisinin davetli olduğu gecede  gösterilen ‘ cihad oyunu ‘ büyük tepki alır.
  •  5 Şubat 1997; Sincan’dan askerler 20 tank ve 15 zırhlı araçla geçiş yapar.
  •  5 Şubat 1997; daha sonra başörtüsü yasağı mağduru kadınlara; ‘ Arabistan’a gidin ‘ diyecek olan Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan’a birkaç mektup gönderir.
  •  Tam bu dönem, dönemin  Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya; ‘ irtica PKK’dan daha tehlikeli ‘ der.
  •  11 Şubat’ta ‘ Şeriat’a Karşı Kadın Yürüyüşü ‘  gerçekleşir. (Kadınlar, kadınlar aleyhine yürür)

   Tüm bu gelişmelerden- geliştirmelerden sonra 28 Şubat 1997 günü, 9 saat süren MGK toplantısı yapıldı. MGK sert ve vurgulu bir biçimde ‘ laikliğin ‘ Türkiye’de hukukun ve demokrasinin teminatı olduğunun Read the rest

Zorunlu askerlik kaldırılsın! »

ZORLA ASKERLİK OLMAZ!

Genel seçimlere kadar hem yeterince vakit var hem de gündem hükümete baskı yapmak için müsait: Tek tip askerlik projeleri tökezledi, yeni bir anayasa gündemde, terörün askerî önlemlerle çözülmeyeceğini herkes anladı. Hangi partiye oy verdiğinizi, referandumu filan bir kenara bırakın, zorunlu askerlik yükünden kurtulmak istiyorsanız bunu konuşmanın tam zamanı.

Elbette Türkiye yabancı bir ordunun saldırısına uğrasa “bırak ya, sen mi kurtaracaksın memleketi” demenin alemi yok, kadın-erkek, genç-yaşlı demeden herkes vatanı savunmalıdır. Ama mesele bu değil. Mesele yeteneğine, zekâsına, fiziksel ve psikolojik direncine bakmadan belli bir yaşa gelen bütün erkeklerin askere alınması. Böylesine adeta sokaktan toplanmış bir grup insana en önemli şeyi emanet ediyoruz: Vatanımızın güvenliğini, hayatımızı, sevdiklerimizin hayatını…

Zorunlu askerlik hizmeti aslında askerlik mesleğine yapılmış bir hakarettir. Neden? Mühendis olmak için 4 sene okumak gerekiyor. Herkes polis, manken ya da basketbolcu olamaz Bir seçme var başta. Herkes bu meslekleri yapamıyor. Seçildiniz, yetmiyor, yıllar süren eğitimi var. Ama asker? Sanki çok önemsiz ve kolay bir meslek. Herkes asker olabiliyor. Uzun-kısa, akıllı-aptal, çevik-hantal, istekli-isteksiz fark etmez. Read the rest

DUYURU: Sponsor aile olun, yetimlere sahip çıkın… »

“…Dünya üzerinde savaşlar, doğal afetler, yokluklar ve sağlık problemleri nedeniyle her gün binlerce çocuk yetim kalmakta. Sadece Irak’ta devam eden savaş boyunca yaklaşık 5 milyon çocuk yetim kaldı. Afrika’da iç çatışmalar, yokluk ve yeterli sağlık hizmetlerinin olmaması yetimliğin oluşmasındaki en büyük etkendir. Pakistan, Açe, Bangladeş gibi bölgelerdeki afetlerin oluşturduğu yıkımlar da hem yetimleri arttırmakta hem de yetimlerin yaşam koşullarını zorlaştırmaktadır. Yetimler için en büyük tehditleri insan tacirleri, organ kaçakçılığı ve fuhuş mafyası oluşturmaktadır…” TAMAMI