Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Tchaikovsky Andante Cantabile »

Unutulan PKK ve Uyuşturucu Boyutu »

Avrupa Birliği Polis Teşkilatı (EUROPOL) tarafından yayınlanan “Avrupa Birliği’nde Terörizmin Durumu” başlıklı raporda, Avrupa’da gerçekleştirilen saldırıların büyük çoğunluğunun ayrılıkçı nitelik taşıdığı belirtilerek, uyuşturucu, insan kaçakçılığı, sahtecilik, haraç gibi organize suç faaliyetlerinden elde ettiği milyonlarca doları silah alımında kullanan PKK’nın, gerçekleştirdiği ayrılıkçı saldırılarla Avrupa Birliği’nin güvenliğini tehdit ettiğine dikkat çekilmişti.

 Rapora göre, 2007 yılında gerçekleştirilen 583 saldırıdan 532’si ayrılıkçı niteliğe sahip. Ayrılıkçı saldırılarda 264 eylemle İspanya başı çekerken, Fransa 253 eylemle ikinci sırada yer aldı. Üçüncü sırada yer alan Almanya’da gerçekleştirilen ayrılıkçı eylemlerin tamamının arkasında yasaklı PKK terör örgütü var.

 

… Bu konu ilginizi çekiyorsa…

 

Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler

Etnik kökenimiz benliğimizin bir parçası, rengarenk insanlığımızın gerçek bir rengi. Ancak bu renk üzerinden yapılan bir baskı, bu renk “yüzünden” çekilen büyük bir acı sonucu diğer bütün renkler silinebiliyor. Bir başka deyişle IZDIRAPLAR ÜZERİNE YAPAY BİR KİMLİK İNŞA EDİLİYOR. Bir halka yapılabilecek en büyük kötülük bu belki de. Sadece Türk ya da sadece Kürt olmaya mahkûm edilen insanlar giderek insanlıklarını perdeliyorlar. Böylesi halklar ırkçılığa, her türlü şiddet çağrısına kucak açıyorlar. Zira duydukları kin ve nefret onları bıçak gibi bilerken bir yandan da tektipleşiyor, şeyleşiyor. Kürt aydınları kadar Türk aydınlarına da büyük iş düşüyor. İnsan olmadan “Türk” ya da “Kürt” olmanın imkânsızlığını halklarına anlatmak. Okuyacağınız bu kitap aydınların dikkatini tam da bu noktaya çekmek için hazırlandı: Asimilasyon  ile şiddet kıskacı içindeki Kürt halkına… Buradan indirebilirsiniz.

Yeni bir İstiklal Marşı lazım mı abi? »

Bu yenisi

Bu da eskisi

Hangisi daha güzel?

John Williams »

Şaka gibi adam: Kandil’e Türk bayrağı dikilsin »

TBMM’deki MHP Grubu’nda konuşan Bahçeli, hükümetin güvenlik güçlerini harekete geçirerek bir daha indirilmemek üzere Türk bayrağının PKK kamplarının bulunduğu Kandil’e dikilmesi gerektiğini söyledi.

 

 

… Bu konuda okumak için…

Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?

 İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “ötekine” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “zayıf” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. Buradan indirin. 

HD Adam Hurst: Unseen »

YAKINDA: Liberalizm Demokrasiyi Susturunca… »

“…Ekonomik kriz sürüyor ve ABD, Fransa, Almanya gibi “batamayacak kadar büyük” devletler dahi zorlanmakta.Halk için kurulmuş, halkın vergisiyle yaşayan batılı ulus-devletler finans sektörünün emrine girmiş gibiler. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemiyor insanlar, protesto ediyorlar. Ama batılı ulus-devletler ısrarla hatta bazen polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.Ne oldu? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkları finans sektörünün kölesi yaptı?

 Endüstri devriminden bu yana gelişen teknoloji ve hızlanan ticarî ilişkiler sermaye birikimini de hızlandırıyor ve para artık o eski para değil. Adam Smith parayı bir kolaylaştırıcı olarak görüyordu, para için “dişli çarkların arasındaki yağ gibi” diyordu. Bugün ise batıda parayı yöneten bir azınlık hiç bir reel değer üretmeden insanları tahakküm altına almakta. Borçlanan insanlar, fabrikalar, hatta devletler bütün bütün yutulmaktalar…”

 

 

… Yeni makaleyi beklerken…

Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.

Türk basını Hukuk’un Üstündedir(13):İnsan kanı içer! »

Eylülde en çok okunan kitaplar »

Geçtiğimiz eylül ayında kitaplığımızdan 9.648 e-kitap indirildi. İlk 10’a giren kitaplar toplam indirmenin %55’ini teşkil ettiler: 

  1. Derin MAЯҖ
  2. Türkiye bölünür mü?
  3. Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler
  4. Liberalizmin Kara Kitabı
  5. Kendi ülkesini işgal eden ordu
  6. Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu
  7. Tarih şaşırmaktır
  8. İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında
  9. Zaman Nedir?
  10. Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?

Kart siviller rahatsız! »

“CHP amigoları, meclisin de tatilde olmasından sıkılarak, son günlerde o bitmez tükenmez soruyu, “CHP niçin kazanamıyor” sorusunu gene gündeme getirdiler. […] Herhangi bir sosyologa sorsalar anlatırdı ama o zaman da laf bitecek… “Partinin bir ideolojisi yokmuş”, o yüzden kazanamıyormuş. […] Halk, CHP’nin bir ideolojisi olup olmadığını CHP yöneticilerinden ve basın amigolarından çok daha iyi biliyor. Onun için de iktidara getirmiyor zaten. Amigolar her türlü bahaneyi arayıp buluyorlar ama “halkın bürokrasiye gösterdiği derin ve köklü tepkiyi” bir türlü göremiyorlar, görmek istemiyorlar. Onlara sorarsanız ya halk cahil ve kandırılmış, ya çıkarcı, ya da düpedüz ayı sürüsü. Bu sürüyü bir türlü “bilinçlendiremeyen”, “adam edemeyen” CHP de kaybediyor. Ama iletişim bozukluğu, ama örgüt tembelliği, temel sorun bu.
Hele bir “solcu” olabilse CHP, o ideoloji eksikliği de giderilecek.”
  TAMAMI

 

… Bu konu ilginizi çekiyorsa…

 

Tarih şaşırmaktır

Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… Buradan indirebilirsiniz. 

 

  Kadın hakları ve Kemalizm

 “Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi” gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. “İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?” diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi “çağdaş Türk kadını’nın sesi” Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  “Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak”  Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  “Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış

  Türk Solu 

Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm Eleştirisi gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı buradan indirebilir ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi.

 

Kendi ülkesini işgal eden ordu

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek  KORKU PROPAGANDASI yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.

 

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.