Uluslararası İlişkiler: Kimin Bilimi? »
By Editorden on Nis 24, 2012 in Dış Politika | 1 Comment
“… Tarih, hukuk, siyaset bilimi, ekonomi ve hatta son dönemlerde sosyolojinin de dahil edilebiliyor olması ile uluslararası ilişkiler bilinen en disiplinlerarası çalışma alanı halindedir. Bu kadar ortak noktayı bir araya getiren bir bilim olarak, bu alanda da ilk gelenin kurallarını dayatma çabası mevcuttur. Bilim demişken, burada uluslararası ilişkileri bilim olarak tanımlarken, kendi bilim tanımımı belirtmekte fayda görüyorum. Varlık sebebi, dünyanın gördüğü en büyük felaketlerden birinin bir daha yaşanmaması üzerine araştırma yapmak olması itibari ile uluslararası ilişkiler, bir disiplinden öte, benim için bir bilimdir. Yöntemin bilimselliği tartışması konusunda ise, genellemelerden mümkün mertebe kaçmak ve her analizin kendi bağlamında tutarlı biçimde yapılması gerektiğine inanmakla birlikte, diğer bilimlerden en büyük farkının, tahmin edebilme ve siyasi aktörlere tavsiye verebilme yetisi olduğuna inanmaktayım. Bunu belirttikten sonra, tam da bu yöntemsel çekişmenin bu alandaki çıkış noktasına yani Amerikan-Britanya ekolü çakışmasına yer verebiliriz …” TAMAMI







Çocuklar uzun süredir 17.03.1981 tarih(tarihe dikkat edin) ve 2429 sayılı “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanun” gereği 23 Nisan hazırlıkları yaptılar. Türkiye’de bilindiği gibi resmi bayram hazırlıkları aylar öncesinden başlar. Çocuklar, gerek resmigeçit törenleri gerek çeşitli gösteriler için olsun bayram gününe kusursuz bir biçimde hazırlanmaları için haftalar öncesinden öğretmenleri eşliğinde stadyumlara götürülür. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Yönergesine göre bu hazırlıklar tören ve gösteri bölümlerinden
1915’te Ermenilerin yaşadıkları kimine göre bir soykırım, kimine göre tehcir, kimine göre büyük felaket… Konu “olayın gerçeği nedir?” niyetiyle incelenmediğinden ne sadece tehcir diyerek buna son verebiliyoruz ne de soykırım olup olmadığı kabul edebiliyoruz. Elimizde en fazla “Büyük Felaket” başlığı kalıyor.



Roman nedir? Tarif dahi edilmesi zor bir kavram. Sanatçının İnsan’a bakışını, toplumla kurduğu ilişkiyi yansıtır sanat eserleri. Bu sebeple sanat her çağda yeniden icad edilir. Ünlü yazar Heinrich Mann’ın dediği gibi:




