Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Zarif Bir Yakarış / Cahit Zarifoğlu »

zarifoglu
Nihayet nefsi onu, kardeşini öldürmeye itti ve onu öldürdü: bu yüzden de kaybedenlerden oldu. (
Maide 31)

 Yazıya başlamak için seçtiğim surenin nedenini Zarifoğlu okumuş olanlar çok iyi anlamışlardır. Zarifoğlu, adının baş harflerinin acz tuttuğunu söylüyordu bir mısrasında. Ne dehşetengiz bir anlatım. Başlığı da bu yüzden zarif bir yakarış olarak seçmeyi uygun gördüm. Kronolojik biyografisini anlatmaktansa mısralarını, cümlelerini, kitaplarının muhtevalarını yazmayı daha faydalı buluyorum. Daha evvel de bir yazımda belirttiğim gibi entelektüellere ilmihal okumayı öğütleyen bir münevverden bahsediyoruz. İkinci Yeni içerisine genelde katık edilen fakat dili ne Sezai Karakoç ne Ece Ayhan, Turgut Uyar, Cemal Süreya’ya benzeyen bir şair-i maderzat.( Akif İnan’dan alıntıdır, anadan doğma şair) Farklı farklı saptamalar olsa bile son derece kendine ait bir şiir yazdığı kanaatindeyim. Kullandığı imgeler, yaptığı metaforlar Read the rest

Şostakoviç / Viyolonsel ve piyano için sonat »

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=_EACDwA_iOg&w=300&h=225]

Paris cinayetleri konusunda Karayılan (kısmen) haklı olabilir! »

Murat Karayılan Fırat Haber Ajansı kanalıyla iç hesaplaşma iddialarını yalanlamış. Burada haklı olabilir. Ömer Güney’in « pat » diye yakalanması Fransa’da çok sevilen bir psikolojik harp yöntemini hatırlattı. Nedir? Bir olaya, soruşturmaya vs yön vermek, seçim öncesi kamuoyu oluşturmak gerektiği zaman psikolojik olarak kırılgan insanları kukla gibi kullanıyorlar. İstediklerini yaptırdıktan sonra kullanılmış mendil gibi fırlatıp atıyorlar. Son örneğini Sarkozy zamanında Muhammed Merah’ın yargısız infazı sırasında gördük. Aklî dengesi yerinde olmayan alkolik bir genci El Kaide’nin Toulouse şubesi(!) yaptılar. Hür ve süper dürüst(!) fransız basını da bu suça ortak oldu.

Peki iç hesaplaşma değilse neden PKK’dan bazı isimlerin ipi çekildi? Çünkü Murat Karayılan’ın oksijen Read the rest

Uranyum ve Altın için İnsan Öldüren Uygar(!) Batı Geliyor! »

“… Altını bir izleyelim. Bir dünya devletin New York Federal Rezervi’nde altın külçeleri vardır. Bunlar arasında en önemlisi Almanya’dır. Kısa süre önce Berlin, altınını altın olarak geri istemeye başladı. 374 ton Fransa Bankası’ndan ve New York Rezervi’nin bin 500 tonunun 300’ünü istedi. Öyleyse Fransızlar ve Amerikalılar haddi zatında ne dediklerini tahmin edelim: Hiç altınımız kalmayacak! Evet, en azından şimdilik. Fransa’daki Alman altınının geri gelmesi 5 yıl sürecek. New York’tan ise en az 7 yıl alır. İşin yekununda: Paris ve Washington/New York’un hangi yolla olursa olsun bir şekilde altın olarak altın bulması gerekiyor. İşte Mali’nin olaya cuk diye girdiği yer burasıdır. Gana’nın yanında Mali, dünya altın üretiminin yüzde 8’ini elinde tutuyor. Öyleyse eğer altına altın olarak büyük bir ihtiyacınız varsa Mali’yi kontrol etmelisiniz. Maazallah tüm bu altının Çin’in ellerine düştüğünü bir tasavvur edin! […]

Herkesin bildiği gibi Nijer, dünyanın dördüncü-büyük uranyum üreticisidir. En büyük müşterisi de… Sürpriz! Fransa’dır. Fransa’da elektrik üretiminin yarısı [DD’nin düzeltmesi: Gerçekte %80] nükleer enerjiden gelir. İşe bakın ki Nijer’deki uranyum madenleri ülkenin kuzeybatısına, Hava Dağları’nın batı yamaçlarına toplanmıştır. Burası da Mali sınırına çok yakın ve hem de Fransızların bombaladığı bölgelerden biridir. [DD: Mali’de de uranyum var, güney batıda, Gine sınırına yakın olan Falea’da.] Uranyum meselesi çok yakından birbirini izleyen Tuareg isyanlarıyla da ilişkilidir. Şu akılda tutulmalıdır ki Tuaregler için Sahel’de sınır yoktur. Nijer’deki tüm yakın Tuareg isyanları uranyum bölgesinde, Mali sınırına yakın Agadez’de meydana geldi. Yani Fransız çıkarları açısından Tuareglerin bu uranyum madenlerini kontrol ettiğini ve maazallah Çin’e sattıklarını bir düşünün. Nihayetinde Pekin halihazırda bölgededir….” (Pepe Escobar, Oğuz Eser’in Tercümesi, TimeTurk.Com)

… Bu konudaki makaleler…

  1. (sakın!) Kurtarma operasyonu – Cezayir şike mi yaptı?
  2. Video: Mali ordusu tatbikatta, şaka değil gerçek!
  3. Mali: Fransa para etmeyen “değerler” için savaşır mı?
  4. Tombuktu’da çocuk öldürmenin Paris’teki faydaları

 

… Bu konuda e-kitap …

Amerika Tedavi Edilebilir mi?

Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?
Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.

Daha fazla okumak için:

  1. Libya: Kâfirin silahıyla mücahid olunur mu?
  2. Onlar Ahmet Davutoğlu’dan özür dileyecekler
  3. Libya: ABD ve AB, NATO Müdahalesini Haklı Çıkarmak İçin İç Savaşı Teşvik mi Ediyor?
  4. Kaddafi’ye dost kazığı

Samir, Furkan, Ahmed… İsrail öldür çocuklarımızı nasılsa biz uyuyoruz! »

Geçtiğimiz hafta Mehmet Ali Birand’ın ölümü sonrası herkes Birand (Allah rahmet eylesin) ile ilgili, Birand’ın gazeteciğilini öven cümleler paylaşıyordu. MOSTAR Dergisi editörü kıymetli Sadık Şanlı, Birand ile ilgili şunları yazmıştı: “32. Gün’ün jeneriğinde İsrailli askerlerin bir Filistinli’nin kollarını taşla kırdıkları görüntü nasıl da mıh gibi çakılmış çocuk zihnime…” Sadık ile hemen hemen aynı yaştayız, aynı sahne benim de zihnime mıh gibi çakılmış, hatırlamayı bir kenara bırakın, hiç unutmadım!

Geçtiğimiz hafta aktif olarak kullandığım sosyal ağ Twitter’de Ortadoğu’dan her gün verdiğim haberler arasında bir twit olarak yazdım 16 yaşındaki Samir’in İsrail askerlerince öldürülüşünü, pek kimseden rağbet görmedi bu çocuğun katledilişi. Normalde İsrail, Gazze’yi vurur, paylaştığım anlık haberler sosyal ağ diliyle 20 ve üzeri RT alırdı ancak Samir’in Müslümanlar nezdinde bu kadar değeri olmadı.

İsrail gazetesi Haaretz’in yazarı Gideon Levy, İsrail askerinin yakın mesafeden başından vurup öldürdüğü (Furkan gibi) 16 yaşındaki Samir’in hikâyesini yazmış. Diyor ki: “Samir katledildi. Hiç kimseye tehlike oluşturmayan bir lise öğrencisiydi. Kaçarken onu vuran İsrail askerleri asla adalet önüne çıkmayacak… Gerçek bir demokraside Samir’in ölümü Read the rest

BELGESEL: Ahmet Tevfik İleri »


 

… Kemalizm üzerine e-kitap okumak için…
 

Kendi ülkesini işgal eden ordu

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler. İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek KORKU PROPAGANDASI yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz. 

Tarih şaşırmaktır

Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… Buradan indirebilirsiniz.

(sakın!) Kurtarma operasyonu – Cezayir şike mi yaptı? »

cezayir-fransa-mali-uranyum-280 insan öldü, çoğu Avrupa vatandaşı. Cezayir devlet televizyonunda yayınlanan görüntülerde yüzlerce mermi ile taranmış bir minibüs, roketle vurulmuş, paramparça araçlar… Garip bir kurtarma harekâtı. Sakın kimseyi kurtarMA! Türkiye’yi hatırlattı bir an: 2000 yılının sonunda, 19 Aralık günü 20 cezaevine birden yapılan, 2’si asker 30’u tutuklu 32 kişinin öldüğü “hayata dönüş operasyonu” gibi. Cezayir devleti de hiç kimsenin sağ kalmasını istememiş sanki?

Ama İngiliz ve Fransız gazeteciler dut yemiş bülbül gibiler. Tuhaflıklar saymakla bitmez. Cezayir’de daha önceki rehin alma olaylarında Fransa’dan yardım istenmiş, GIGN denilen özel jandarma ekipleri müdahale etmişti. Bu kez Cezayir adeta tanık susturur gibi herkesi ödürerek meseleyi halletti(!).  Cevapsız kalan 8 soru var : Read the rest

Suzan Nûr Başarslan’ın tavsiye ettiği kitaplar »

kitapSunuş: Özelden bize erişen ya da yazarlarımıza sosyal medyadan ulaşan genç okurlar kendilerini yetiştirmek istediklerini ama kitap seçmekte zorlandıklarını söylüyorlar. Gerçekten de siyaset, edebiyat, sanat, felsefe üzerine okunacak çok kitap var, düşünce dünyasına yeni ayak basmış bir insanın kendine yön vermesi kolay değil. Bu konuda bize güvenip yardım isteyenlere öncelikle teşekkür etmek isteriz. Nasip olursa birden fazla okuma listesi yayınlamak arzusundayız. Her liste ister istemez yazarımızın birikimi yanında zevklerini, önceliklerini hatta gelecekteki projelerini yansıtacaktır. İlk liste Suzan Nûr Başarslan’ın. Kendisini edebî yazılarından, Bela adlı romanından, öykülerinden, Bay Öteki’nden ve KırkıkncıKapı sitesinden de tanıyorsunuz. Burada ismi geçen eserleri tanıtan çok sayıda makale yayınlandı sitemizde ve bu kitap tanıtımlarını 4 e-kitapta birleştirdik. Yine Suzan Nûr Başarslan’ın önemli katkılarıyla gerçekleşen bu4 e-kitabı da  listenin sonuna ekledik, indirebilir, dostlarınızla paylaşabilirsiniz. (MY)

Mutlaka okunması gereken 50 + 1 yazar (Suzan Nûr Başarslan)

Öncelikle belirtmeliyim ki eminim okunması gerekip de unuttuklarım var. Şimdilik bunlar aklıma gelenler. Bazı yazarlarda ne yazacağımı şaşırdım. Türk yazarları özellikle almadım. Başka bir zaman da onu listeleyeceğim inşallah. Eklemek istediğiniz eserler varsa mutlaka yorum kısmına not düşün ki listemiz büyüsün. Seçtiğim kitaplar özellikle edebiyatla ilgilenen okura sesleniyor. İyi okumalar dilerim.

1-Antenio Tabucchi- Requiem

2-Andre Gide-  Vatikan’ın Zindanları, Dar Kapı

3-Ali Şeriati- insanın Dört Zindanı

4-Albert Camus- Yabancı Read the rest

Başörtülü Anne Yoksa Gelecek de Yok! »

“Başörtülü aday yoksa oy da yok” ya da “kamuda tesettür” gibi tartışmalar dindarlar açısından esas mecrasını bulmak zorunda. Bu slogan gibi sözlerin amaçladığı özgürlüklerin en kısa sürede hayata geçirilmesini dileriz; ki birbirimize kızmadan, öfkelenmeden, hızla içine girip debelendiğimiz modern yaşamda A. Bulaç’ın ifadesiyle “kadın-erkek ilişkilerinin temelini oluşturan fıtri düzenin alt üst olması” meselesini konuşabilelim. İki konu arasında doğrudan bir bağlantı yok diyenler olabilir; ama bence var. Başörtülü kadınların yasaklar yüzünden ayrımcılığa maruz kalmaları sürdükçe, kadının aile ve toplum açısından rolü ve önemi konusunda Müslüman’ca bir bakış denemesiyle söylenen her şey, bir kısmı modernist/feminist/liberal, bir kısmı oryantalist imajlarla bezeli şiddetli itirazlarla Read the rest

Mali ordusu tatbikatta, şaka değil gerçek! »

Fransa’yı beslemekten askerlerine mermi bile alamayan Mali ordusu ancak böyle tatbikat yapabiliyor