Dikkat Kitap: “Çapulcular” ne istiyor? »
By admin on Tem 17, 2013 in darbe, Demokrasi, devrim, Dikkat Kitap, Özgürlükler, şiddet, Sivil itaatsizlik | 11 Comments
Genel seçimler yaklaşırken başladı Taksim Gezi Parkı olayları. İnsanlar öldü, yaralananlar, tutuklananlar oldu. Taksim’deki sanat galerileri bile yağmalandı. Maddî zarar büyük: Yakılan otobüsler, özel araçlar, iş yerleri. Ancak hâlâ isyancıların ne istediğini bilmiyoruz. Taksim Dayanışma Grubu’ndan çelişkili açıklamalar geliyor. Polisi ya da göstericileri suçlamadan önce şunu bilmek gerekiyor: “Çapulcular” ne istiyor? Daha fazla demokrasi? Sosyalizm? Devrim? Darbe? Elinizdeki e-kitap bu sorulara cevap arıyor.
Kitabımız bir göstericinin izlenimleriyle başlıyor. Muhalif fikirlerin yanı sıra sivil itaatsizlik üzerine yazılmış iki makaleyi de çalışmamıza dahil ettik. Böylece ikinci bir soru çıktı ortaya : Gezi Parkı isyanı ile Gandhi ya da Martin Luther King gibi sivil hareketlerin arasındaki benzerlik / fark nedir? Buradan indirebilirsiniz.





“… Dinler, aslında bir süzgeçten, bir filtreden geçerek insan hayatına nüfûs ederler. Dinlerin yeryüzü hayatları Allah’ın Nebî’si (SAV) ve o Nebi’ye tabi velilerin ilmeklerini açmak süretiyle insanı eğiten bir mektep haline gelirler. Yoksa dinlerin getirdiği esaslar âfakta, muallâkta, havada asılı duran şeyler değildirler. İslâm dininde ârifler dediğimiz Allah dostları dini öyle bir süzgeçten öyle bir filtreden geçirmişlerdir ki onların elinden aldığınız zaman bu din estetize edilmiş bir İslâm olmaktadır. Bu İslâm, hususi mânâda “Bu İslâm” yani sûfilerin süzgeçinden geçen İslâm tarihsel olarak bu toprakların tecrübe ettiği İslâm’dır. Ve işte bu İslâm anlayışının neticesidir ki kutsal kitabımızda geçen bir ayet, Peygamberimiz’e (SAV) ait bir söz, bir kelâm-i kibar, bir Allah dostunun sözü taşa, mermere, kâğıda hak edilmek, işlenmek ve nakşedilmek suretiyle ortaya bir sanat eseri çıkmıştır …” (Mahmut Erol Kılıç[1])


Yürüyen merdivenlere ters çıkan, İzmir’i Güney’in incisi yapan, Mersin’i Güneydoğu Anadolu bölgesinin bir şehri olduğunu söyleyen, Fenerbahçe’nin efsane forveti Lefter’i ‘kaleci’ yapan, son referandumda ‘oy’ kullanmayan, Tunceli’de “biz sayın başbakan gibi, söz verip sözünün arkasında duran bir insan değiliz.” sözlerini ağzından kaçırıveren, İzmir’de ‘Başkan Haliç’i temizleyecek ve İzmirliler Haliç’te yüzecek’ sözlerini söyleyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu destan (!) yazmaya devam ediyor…



Kendi ülkesini işgal eden ordu
“… Tabi ki de iftar sofralarının abartılı bir şekilde hazırlanmaması gerekiyor. Beş yıldızlı otellerde yapılanları tenkit edebilirsiniz. Fakat tenkit ederken bunu yine İslam dairesi içerisinde kalarak yapmanız gerekiyor. Kalkıp ‘bu kapitalist bir uygulamadır’ derseniz ideolojik olur. Çünkü beş yıldızlı otelde iftar vermekte olan gurubun fakir aileler için binlerce kumanya dağıttığını ve hayır işleri yaptığını da görmezlikten gelmiş olursunuz. Bu kapitalist bir uygulama olmamaktadır. Kapitalist mekanizmasını iyi bilmeniz gerekiyor. 

