Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Uzaklarda bir yer: Çobanköy »

20080706_derin_dusunce_org_ardahan2.jpgSunuş: Türkiye’yi yönetenler ve onlara akıl veren “aydınların” en büyük zayıflığı kanaatimzce halktan, günlük hayattan kopuk yaşamaları. Bunun için Kürtler hakkında yazmadan önce Güneydoğu’ya ve Kuzey Irak’a giden Mustafa Akyol‘u, “göbeğini kaşıyan halk” hakkında ahkâm kesmeden Anadolu turuna çıkan Taraf gazetesi yazarlarını takdir ediyoruz. Düşünen ve konuşan insanların birinci kalitesi gözlemek ve dinlemek olmalı bizce.

Halkın günlük yaşamından kopuk yaşayan Batman Kostümlü komikler TSK’nın 27 Nisan muhtırasıyla yapamadığı darbeyi demokrasimize indirme çabasında. 1930 model ideolojilerini, tarif bile edemedikleri ilkelerini bir kez daha elimizin tersiyle kenara itiyoruz ve içimizden birine, Ardahan’ın Göle ilçesine bağlı Çobanköy’de öğretmenlik yapmakta olan Hakan Büyükcan’a kulak veriyoruz.

Hakan Bey ileride başka konular için yazacak ama bu sefer bizi kırmadı, demli bir çay tadında, ana babaya yazılmış,  “selam eder ellerinden öperim” diye biten mektupların sıcaklığında bir yazı kaleme aldı Derin Düşünce okurları için.

MY

Uzaklarda bir köy: Çobanköy

Hakan Büyükcan

Herkese Doğu’nun köylerinin birinden merhaba! Bendeniz o köyde öğretmenim… Read the rest

Derin Düşünce’lerimizdeki hanımeli kokusu »

20080705_derin_dusunce_org_hanimeli.jpg Yazarlarımızdan Kamer Hanım’ın sadece 10 gün önce yaptığı birlikte düşünme ve paylaşma çağrısına hanım okuyucularımız hep bir ağızdan “biz de varız!” diyerek yanıt verdiler.

Yeni konuk yazarlarımızdan Cahide Günay Kadın oldukları için mi yalnızlar? diye sordu. “Kadınlar… Günümüzün Don Kişotları” diyerek söze başlayan Suzan Başarslan 21 Gram, Paramparça Aşklar ve Köpekler, Babel filmlerinin yönetmeni Alejandro González Inárritu‘nun metaforları ile Türkiye’ye bakan “Filmler, Çağrışımlar ” adlı yazısı ile ikinci kez seslendi Derin Düşünce okurlarına.

Zühre Meryem Kaya ise “TV’de Ben Böyle Şey Gördüm !” ile ilgi çekici bir yazı dizisine başladı bugün.

Hanımların ellerinin değdiği her yer, her şey gibi Derin Düşünce Fikir Platformu da daha güzel bir site oldu sizin sayesinde. Bu hızlı başlangıç şüphesiz gelecek güzel günlerin, verimli ortaklıkların habercisi.

Yazıları yayına hazırlanmakta olan yeni yazarlarımızın sürprizleriyle yola devam edeceğiz. Kamer Yalçın‘ın koordinasyonunda başlattığımız bu harekette bize eşlik eden bütün hanım yazarlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz.

Not: Bize gönderilen bütün mesajlara, bütün makalelere yanıt verdik. Eğer bize yazdığınız günü takiben bir hafta içinde cevap alamadıysanız bir iletişim sorunu olduğundan emin olabilirsiniz. Yeniden yazın mutlaka.

Selam, saygı ve muhabbetle

… Bu makale ilginizi çekitiyse…

Kadınlar… Günümüzün Don Kişotları

Suzan Başarslan’ın dediği gibi “kadına dair söylenmesi gereken ne  kadar söz varsa erkeğin söylediği” bir dünya bu. Sadece söz mü? Yaşama hakkı bile. Bugün Çin’de ve Hindistan’da yüzbinlerce kız bebek daha doğmadan ultrason ile ana karnında görülüp yok ediliyor. Erkeklerin güç mücadelesinde kadınlar eziliyor. Cumartesi anası oluyor, cezaevlerinin önünde sıra bekleyen, şehit tabutlarının üzerinde ağlayan oluyor.  Şampuan veya otomobil satarken bedenini kullandıran, arka planda, silik, soyunan, tüketen, “figüran”… Kadınlara özne olma hakkını vermeyen erkekler mi yoksa bu hakkı alamayan kadınlar mı? Kadınlıklarını kaybetmeden, erkekleşmeden var olabilecek mi birgün kadınlar? 96 sayfalık bu kitapta Kadın’a ait kavgaları ve Kadın’ın kimlik arayışını sorguluyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

 

 Kadın hakları ve Kemalizm

 “Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi” gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. “İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?” diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi “çağdaş Türk kadını’nın sesi” Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  “Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak”  Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  “Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış

 

 

Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?

Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları derinlemesine irdelemesi ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini eğlendirebilmesi… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda “gazeteci gibi” gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…

Buradan indirebilirsiniz.

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

 Derin Düşünce nedir?

Sitemizde siyasetten tarihe, kadın haklarından felsefeye, sanattan bilime kadar bir çok konudan bahsediyoruz. Ama zaman zaman da kendimizden söz ediyoruz. Derin Düşünce nedir?  Sitenin geçmişi, geleceği, ortak projeler, yazar olmak isteyenlere öneriler, okunma istatistikleri… Derin Düşünce’nin bir kimliği, tarihi ve kendine has “yaşam” tarzı var. Eğer aramıza yeni katıldıysanız bu kitap “yöre halkına” kaynaşmanızı kolaylaştıracaktır :)

 Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.

Maymunist imanla nereye kadar?

Evrim ve Big Bang gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları “filanca solucanın bölünmesi” veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir… Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? BİLİM DIŞINDA bir insanlık yoksa Aşk yoksa, Sanat yoksa, Güzellik yoksa ve Adalet yoksa Hayat‘ın anlamı nedir? Aşık olmak hormonal bir abartıysa, iyilik enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz? Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz? Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) BİLİM DIŞINDA, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…  Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri ve evrimciliğin etimolojik değeri … Derin Düşünce’nin yorumcuları tarafından konuşuldu. Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. Buradan indirebilirsiniz.

Nabi Yağcı: “Türkiye kriz değil devrim yaşıyor” »

20080705_nese_duzel.jpgNeşe Düzel röportajı:

Nabi Yağcı: “Türkiye kriz değil devrim yaşıyor”  “Türkiye bugün gecikmiş Rönesans’ını yaşıyor. Bu devrim travma yaratıyor. Şeriat mı gelecek deniyor. Bu muazzam değişim 20 yıl önce olsaydı o zaman da komüizm mi gelecek derlerdi.”

“Sol, devletin tarafında olmaz. Eee, ilerleyemezseniz gerilersiniz ve bildik sopalara sarılırsınız tabii. Bildik sopalar da işçi sınıfıyla devrim, içi milliyetçilikle doldurulmuş anti emperyalizm ve devletçiliktir işte.”

“Sol düzeni değiştirme kavgasının dışında duruyor. Bu kavgayı, beğenelim beğenmeyelim AKP yapıyor. Zaten devlet de AKP’nin üstüne gidiyor, solun değil. Çünkü sol devlet için artık tehdit olmaktan çıktı.” Read the rest

TV’de Ben Böyle Şey Gördüm! (1) »

Yazar: 20080705_derin_dusunce_org_tv1.jpgZühre Meryem Kaya

Çocukluğumun kumandasız hatta siyah beyaz televizyon günlerinden hatırladığım -TRT günlerinden- yayının şimdiki gibi sabahlara kadar devam etmediği… Erkenden biterdi yayın. Bizde ailece İstiklal Marşı’nı izleyip o sevimsiz çınlama sesini duyana kadar ekran karşısında kalırdık. “Sadece bizim ev böyleydi.” diyeceğim ama hangi akrabamıza, tanıdığa bir dosta misafirliğe gitsek bu defa daha kalabalık bir kitle ile kapanışı izliyorduk.   Read the rest

‘Sekiz’ olma hali »

20080704_derin_dusunce_org_8_olmus_demokrat_solcu.jpgBu sitenin bazı yorumcularında da gözlemlediğim olguyu Sivilay Abla -biraz kibar davranıp ‘kıvırtmak’ yerine ‘sekiz olmak’ dese de- çok güzel tanımlamış:

Soru: Sevgili Sivilay Abla, Bir tarafta Ergenekon tutuklamaları, bir tarafta darbe günlükleri, diğer tarafta AKP’nin kapatılması. Şimdi size soruyorum. Nasıl bir pozisyon almalıyız ki gerek Ergenekon davası, gerek AKP’nin kapatılmasıyla ilgili tek bir açıklama yapmadan hem demokrat kalıp hem de AKP’nin ekmeğine yağ sürmeden, hem Atatürkçü ve CHP’lilerle arayı açmadan, diğer taraftan laik kazanımlarımızı zedelemeden, hem de solu küstürmeden aynı zamanda parti kapatılmasına da destek veriyormuş izlenimi yaratmadan ama AKP’yle de yan yana düşmeden ve AKP’li gibi gözükmek gibi yanlış anlaşılmalara fırsat vermeden, ayrıca… (Sorunun aynı şekilde devam eden sekiz satırı çıkarıldı. Sivilay)

Ayrıca bu pozisyondan bir sol çıkar mı? Çıkarsa nasıl çıkar? (Sencer) Read the rest

Ergenekon Failleri, Madımak Katilleri »

20080704_derin_dudunce_org_madimak2.jpgGeçtiğimiz haftaiçi bir yandan Madımak katliamının 15.yılı anılırken bir yandan da cumhuriyet tarihinin belki de en önemli davasında çok kritik gelişmeler yaşandı.Ergenekon soruşturmasında yaşananlar “sonuna kadar” gidilebileceği yönündeki umutları tazeledi.Fakat 1 Temmuz sabahından itibaren bu olumlu süreç başlarken,hemen arkasından gelen 2 Temmuz da,Madımak katliamının anılması yine büyük oranda egemen zihniyetin arzuladığı yönde gerçekleşti.Geçen hafta aslında çok da ümitvar ol(a)madan “Madımak’ı devletin diliyle anmayalım” diye çağrı yapmıştım.Kara gün 2 Temmuz’un 15.yılı,istisnai değerli konuşmalar dışında,yine devlet diliyle anıldı,yine 35 insanımızın diri diri yakıldığı bu kara gün,bir gün önce gözaltına alınanların zihniyetiyle,Ergenekon çetesinin egemen söylemiyle anıldı…Neredeyse bazı kimseler Madımak katliamıyla,çete soruşturması gereği gözaltına alınanları aynı “haksızlık” ekseninde andı.Buna bizzat şahit oldum.Katliamı sözde anmaya gelmiş bu ya ahmak ya alçak zihniyet öyle bir kurgu kuruyor ki;Ortada “gerici-şeriatçı” bir yapı var,bu gerici yapı Madımak’ı yakıyor,Alevileri katlediyor,Ergenekon çetesi bağlamında gözaltına almaları yapan da aynı yapı.Sudan bahanelerle “vatansever” insanlar gözaltına alınıyor.Dün Madımak’ı yakanlar bugün de “Ergenekon tertibi”ni yapıyor…Utanmadan bunları bangır bangır söyleyerek katliamı sözde anmaya gelenler vardı orda.Böyle sapkınca ve alçakça sözler duydum ve açıkçası midem bulandı…Türkiye Alevi toplumu bunları haketmiyor,Aleviler bu acının,bu katliamın bu derece istismar edilmesine daha fazla dayanamazlar,dayanamalılar… Read the rest

Filmler, Çağrışımlar »

20080704_derin_dusunce_org_21_gram.jpg

Türkiye olarak, Alejandro González Inárritu‘nun filmlerinden birindeyiz sanki. Inarrittyu’yu 21 Gram, Paramparça Aşklar ve Köpekler, Babel filmlerinden hatırlarsınız. Tüm bu filmlerde dikkatimi çeken en önemli noktalardan biri, birbirinden bağımsızmış gibi duran tüm parçaların aslında bütünü oluşturduğu ve birbirinden farklı insanların bir şekilde bir kazayla ortak bir anı paylaşmalarıdır. Birbirlerinden farklıdırlar, hayatları farklı, yaşam kültürleri farklı, zevkleri farklı ve hatta dilleri ve dinleri farklı ama bir şekilde aynı ana/olaya tanıklık ederler ve o anın/olayın parçalarından birini oluştururlar. O ortak andan sonra asla aynı insan olamazlar, büyük bir kırılma yaşamışlardır ve alakasız gibi duran küçük bir ayrıntı, yaşam parçası, Read the rest

Hüseyin Şahin’in CHP’de uğradığı saldırı ile ilgili basın açıklaması »

BASINA VE KAMUOYUNA YAZILI BASIN AÇIKLAMAM

CHP’Lİ BAZI İLÇE BAŞKANLARI GAZİEMİR’DE SALDIRIYA UĞRADIĞIM OLAYI
KAPATMAK İSTİYOR BAZI KÖŞE YAZARLARI DA İÇKİ MASALARINDA OLUŞTURULAN YALAN SENORYOLARLA YALAN HABERLER YAPMAKTADIR.

Şahsımı hedef alan yalan yayınlarla ve CHP Gaziemir ilçe teşkilatında
uğradığım saldırı olayının kapatılmaya çalışılması
girişimleriyle ilgili basını ve kamuoyunu bilgilendirme gereksinimim
doğduğu için sizlerle bu yazılı basın açıklamasını paylaşıyorum. Read the rest

Apoletli çeteler için zor günler »

Yasemin Çongar

yasemin_congar.jpgDün Türkiye’de bir ilk gerçekleşti.
“Dokunulmazlar”a da dokunulabileceğini düşündüren bir adım atıldı.
Bu ülkede işlerin artık eskisi gibi yürümeyebileceği yönünde bir umut doğdu.
Dün, dört yıldızlı generallerin suçla ceza arasındaki diyalektiği donduracak kudrette olmadığını belki de ilk kez hissettik.
Ergenekon Soruşturması’nı yürüten Savcı Zekeriya Öz, Read the rest

Terörist evlatlarımız ve Anzak leşlerimiz(!) »

20080703_derin_dusunce_org_terorist_lesi.jpg30 yaşlarında genç bir kadın olan B birden yanık et kokusuyla irkildi. Hiç bir acı duymadığı halde bacağının feci halde yandığını gördü. (1) Bu bayan B’nin ilk acile gidişi olmayacaktı. Daha önce de bir kaç kez bazı kemikleri kırılmış ama hiç ızdırap duymamıştı. Nadir bir genetik hastalık sebebiyle B hiç bir fiziksel acı duymuyordu.

Bayan B’nin fiziksel acıyla tanışması kelimeler “sayesinde”, bir haberi duymasıyla Read the rest