Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

CHP’ye oy vermek? »

BENİM PARTİM; HEM KEMALİST

HEM ANTİ-DEMOKRAT

HEM MİLİTARİST

HEM ÇELİŞKİLERİN PARTİSİ

Okan KEMAL

CHP’li olmak ya da CHP’ye oy vermek, oldum olası bu memlekette çağdaşlık ve ilericilik olarak tanımlanır. Hele iktidarda milli görüş kökenli AKP gibi bir parti varsa ve Merkez-Sağ tabir edilen siyasal hareket marjinalleşmişse, o vakit CHP’ye oy vermek, çağdaş bir hayat sürmek isteyen her birey için “farzdır”.  Burada çağdaş olmak, aslında 21.yüzyılın ve küreselleşmenin getirdiği ve talep ettiği bir hayat sürmek Read the rest

Genel Görelilik ve Özel Görelilik Teorileri »

TÜBİTAK‘ın Genel Görelilik ve Özel Görelilik teorileri üzerine hazırladığı CD’ler bu siteye yüklenmiş. Gelecek haftaki Zaman Nedir? tartışmasına daha verimli bir biçimde katılmak ve son derecece öğretici görsellerden istifade etmek isteyenler için :

Özel Görelilik – CD-1

Genel Görelilik -CD-2

Deniz senin neyine vesayet? »

Havva Yılmaz

Bu yazıya ilham veren sözler bundan iki yıl önce, 10 Mart 2008 tarihinde, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği toplantısında dile getirildi. Toplantının hangi amaçla organize edildiğine dair elimizde hala bir bilgi yok, ancak toplantının içeriğine dair bir video internet sitelerinde mevcudiyetini koruyor. Kısaca hatırlarsak, aralarında CHP milletvekili Necla Arat’ın da bulunduğu bir grup akademisyen ‘teyze’nin başörtüsü ve başörtülü kadınlar hakkında öfkelerini dile getirdikleri bir çeşit nefret ayini şeklinde geçen toplantıda, “Parıl parıl saten başörtülerini takıp yanımdan başları dimdik geçmelerini hazmedemiyorum” Read the rest

DUYURU: İngiliz İslam düşünürü Tim Winter (Abdul Hakim Murad) »

Britanyalı İslam düşünürü Tim Winter‘dan “Çağdaş Meselelere İslami Çözümler”

 Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Tim Winter, 26 Ağustos 2010 Perşembe, 18.00-19.30

 Cambridge Üniversitesi İslâm Araştırmaları kürsüsünden İngiliz İslam düşünürü Tim Winter (Abdul Hakim Murad), Ramazanİstanbul etkinlikleri çerçevesinde “Çağdaş Meselelere  İslâmi Çözümler” başlıklı bir konferans verecek. İBB Kültür A.Ş. ve 2010 AKB Ajansı işbirliğiyle düzenlenen etkinlik,  26 Ağustos Perşembe günü saat 18.00’de Read the rest

Bu Utancı Reddediyoruz! »

19 Ocak 2007 tarihinde bu ülke “Oysa biz yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip insanlardık’ diyen bir aydınını kaybetti.  Onun kalleşçe arkadan kurşunlanan bedeni kaldırım üzerinde  yatarken biz çok utandık.
 
Hrant, göstere göstere gelen ölümünü Agos gazetesinde adeta ilan etmişti. O, bu ülkede “biliyorum ki güvercinlere dokunulmaz” derken, bu ülkede güvercinlere daima dokunulduğunu, onların düpedüz zindanlarda, faili meçhullerde, gözaltında, darbe işkencehanelerinde, yani devlete yakın mesafelerde yok edildiğini biliyorduk. Güvercinlerini yok edebilen bir ülkenin insanları olarak,  cenazesinde havaya uçurulan şahit güvercinlerden bile utandık.
 
Rakel Dink bir bebekten Read the rest

Genel Görelilik Teorisi »

Biliyorsunuz Zaman Nedir? konulu bir yazı dizisine başladık bu yaz. Yakında Genel Görelilik teorisinin felsefî sonuçları ile ilgili bir çeviri yayınlayacağız. Bilgilerini tazelemek isteyenler için Tübitak sitesinde güzel bir belge var, sadece 8 sayfa. Önümüzdeki hafta için hazırlık mahiyetinde okunabilir.

… Bu konu ilginizi çektiyse …

Maymunist imanla nereye kadar?

Evrim ve Big Bang gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları “filanca solucanın bölünmesi” veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir… Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? BİLİM DIŞINDA bir insanlık yoksa Aşk yoksa, Sanat yoksa, Güzellik yoksa ve Adalet yoksa Hayat‘ın anlamı nedir? Aşık olmak hormonal bir abartıysa, iyilik enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz? Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz? Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) BİLİM DIŞINDA, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…  Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri ve evrimciliğin etimolojik değeri … Derin Düşünce’nin yorumcuları tarafından konuşuldu. Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. Buradan indirebilirsiniz.

Bir pozitivizm eleştirisi

Hayatta en kötü mürşit ilim ve fen olmasın sakın? Eğer Atatürk bir kaç yıl daha yaşasaydı o meşhur sözünü geri alır mıydı acaba?… Ateşi keşfetmeden önceki insanlık ile bugünkü “uygarlığımızı”  karşılaştırdığımızda hiç  yol almadığımız söylenebilir. Bundan 200 bin yıl önce komşusunun yiyeceğini çalmak için başına taşla vuran neandertal insani ile 2003 yılında Irak in petrolünü çalmak için bir milyon ıraklı sivili öldüren (veya buna seyirci kalan) homo economicus ayni uygarlık seviyesinde. Aralarındaki tek fark kullandıkları silahların teknolojik üstünlüğü.  Teknoloji ve bu teknolojinin uygulanmasını mümkün kılan bilimsel buluşlar sıradan insanlar kadar bilim adamlarının da gözlerini kamaştırdı. Bugün karşımıza kâh bilimci (scientist), kâh deneyci (ampirist) olarak  çıkan ahlâkî-felsefî bir duruş var. Bu duruş eğitim sistemimize ve resmî ideolojimize öyle derinden işlemiş ki sorgulanması dahi çok sayıda insanı öfkelendirebiliyor, rejimin savunma mekanizmalarını harekete geçirebiliyor.  Bilim ve teknolojinin insanlığa otomatik olarak barış getireceğinden şüphe etmek neredeyse bir suç. Buna cüret edenler gericilikle, bağnazlıkla suçlanabiliyor.  Pozitivizm ve “modern” yaşam üzerine yazılmış makalelerimizin bir derlemesini 75 sayfalık bir kitap halinde sunuyoruz. PDF formatındaki bu kitabı buradan indirebilirsiniz. 

Zaman Nedir?

“…Geçip gitmiş olmasa “geçmiş” zaman olmayacak. Bir şey gelecek olmasa gelecek zaman da olmayacak. Peki nasıl oluyor da geçmiş ve gelecek var olabiliyor? Geçmiş artık yok. Gelecek ise henüz gelmedi. Şimdiki zaman sürekli var ise bu sonsuzluk olmaz mı? ”  diyordu Aziz Augustinus. Zira kelimeler yetmiyordu. “Zaman Nedir?” sorusuna cevap verebilmek için kelimelerin ve mantığın gücünün yetmediğı sınırlarda Sanat’tan istifade etmek gerekliydi : Sinema, Resim ve Fotoğraf sanatı imdadımıza koştu. Ama felsefeyi dışlamadık: Kant, Bergson, Heidegger, Hegel, Husserl, Aristoteles… Bilimin Zaman’a bakışına gelince elbette Newton’dan Einstein’a uzandık. Bilimsel zamandan başka, daha insanî ve MUTLAK bir Zaman aradık. Delâilü’l-İ’câz, Mesnevî, Makasıt-ül Felasife , Telhis-u Kitab’in Nefs ve Fütuhat-ı Mekiyye gibi eserler Zaman-İnsan ilişkisine bambaşka perspektifler açtı. Zaman’ın kitabını buradan indirebilirsiniz.

Devlet Kuranların Millet Kurgusu(4):Milleti Kıracaklardı, 12 Mart Muhtırası »

Önceki bölümler:

 Türkiye’nin darbeler tarihini yazmaya çalıştığım, ‘ Devlet Kuranların, Millet Kurgusu ‘ başlıklı yazı dizisinde, önce 27 Mayıs Darbesini ele almış, bu darbenin öncesi ve sonrası gelişmelerini kronolojik olarak işlemiştim. Bu dizinin arasına ‘ Devlet Kurabilirsiniz, Millet Kurgulayamazsınız ‘ başlığıyla anayasalarımızın tarihi seyrini eklemiştim. Bu başlıkta kronolojik olarak ilerlediğimiz yakın tarihimizin bir başka anti-demokratik girişimi olan ‘ 12 Mart Muhtıra’sını ele almaya çalışacağım.

   12 Mart 1971 Muhtırası- Darbesi (?) çok girift bir hadisedir. Öyle ki, Demokrat Parti iktidarına 27 Mayıs Darbesi ile son verilmiştir. Milletin seçimi olan başbakanı asmaktan çekinmeyen zihniyet Read the rest

Pakistan’a yardım… Hemen! »

Günlerdir yağan şiddetli muson yağmurlarıyla topraklarının beşte biri sular altında kalmış olan Pakistan’da Anne babalar çaresiz. Çocuklar aç. Bebekler zayıf. İnsanlar perişan. Pakistan halkı bu kötü gününde yardım bekliyor ve bol bol dua… Yardım etmek için: Read the rest

İslâm ve İslâmcılık: Necmettin Erbakan Peygamber midir? »

Tarihe mal olmuş polemikler vardır: Victor Hugo’nun IIIcü Napolyon’u hicveden şiirleri, Emile Zola’nın Dreyfus’u savunmak için yazdığı « J’Accuse…! » bunlara güzel örneklerdir. Kullanılan dil ne kadar sert, ne kadar acımasız olursa olsun insanların birbirlerine yumruk yerine kelimelerle “vurması” elbette tercih edilir bir durumdur. Umulur ki polemik sırasında sıkılan yumruklar gevşer, sert ifadeler, siyahlar ve beyazlar yerlerini daha “gri” sözlere bırakır. Read the rest

Cemil Çiçek, Sünnet’i bırak farzlara bak! »

Cemil Bey bunu hep yapıyor, çünkü cezasız kalıyor. Irkçılık yapmayı, Ermenileri, Kürtleri hedef göstermeyi seviyor. Belki de komik buluyor bunu. Başörtüsü yasaklarına karşı aktif biçimde mücadele eden Platform Haber‘den tanıdığımız Beytullah Önce kendisine gerektiği gibi bir cevap vermiş, Henüz Özgür Olamadık mail grubundan elimize ulaştı, zihnine, klavyesine sağlık:

“başbakan yardımcısı cemil çiçek, pkk militanlarının sünnetsizliği iddiasını ortaya atıp, böylece konuyu ermeni meselesiyle sıkı sıkıya ilişkili bir hale getirmeye çalışmış. iddia yeni değil ama ara sıra gündeme getirilir durulur…

madem sayın çiçek sünnete bu kadar önem veriyor, o halde daha da önemli ve öncelikli olan farzları kendisine hatırlatmak bize vacip oldu.

  •  İslam, zulmü yasak eder, adaleti ve hakkaniyeti emreder. Peki yıllardır Read the rest